Gökkuşağı Forumu

Khayef - Bir şarkının hikayesi

13 Mart 2018

Diyelim ki bugünlerde Beyrut’a yolunuz düştü. Bir akşam geç vakitte canınız canlı müzik dinlemek istedi; kendinizi pek de göz önünde olmayan, turistin az, yerlinin çok olduğu bir mekânda buldunuz. Dans etmek için müzisyenlerin arayı sonlandırmasını sabırsızlıkla bekleyen alkollü insanların arasından sigara dumanlarını savuşturarak geçtiniz, içki almak için bara yanaştınız. O esnada müzisyenler sahnedeki yerlerini aldılar. Dans etmek isteyen insanlar onları alkışlarla ve ıslıklarla selamladı. Sazlardan bir iki kopuk ses yükseldi, mekânda bulunan herkes yüzünü sahneye döndü. Sonra çok ağır, neredeyse kasvetli, ilk duyuşta pek bir çekiciliği olmayan bir şarkı başladı. İnsanlar şarkıyı duyar duymaz yerlerinden doğruldular. Hep bir ağızdan, Türkiye’de bir meyhanede “aynı kadeh aynı mey” söyleyenler gibi, ellerini ağızlarının hizasında tutarak şarkıya eşlik ettiler. Siz ise elinizde içkinizle barda durup onları izlediniz – sözleri bilmemeniz bir yana, bu şarkıda insanı bu kadar heyecanlandıracak ne olduğunu da pek anlayamamıştınız.

Bugünlerde Beyrut’ta denk gelme ihtimaliniz bulunan bu parça, Mısır’ın yirminci yüzyılda yaşamış en önemli bestecilerden Muhammed Abdülvahab’ın Khayef Aqoul isimli parçası. Gönlümdekileri sana açmaktan korkarım, der sözleri, çünkü gururlanır ve inat edersin. Ama aşkımı senden saklasam da gözlerim beni ele verir. Ruhun düşlerimde beni ziyaret eder, kavuşmayı vaat ederek beni kandırır, sonra da terk eder.

Abdülvahab’ın kendi sesinden dinlemek için buyrunuz: Muhammed Abdülvahab - Khayef Aqoul

Zamanının sanat otoritelerinden biri olan Muhammed Abdülvahab’ın tanınmak için bu parçaya ihtiyacı yok; zira sayısı bini aşan besteleri arasında Ümmü Gülsüm’ün büyük hiti Enta Omry bulunuyor. 1952 yılında Kral Faruk’un Cemal Abdülnasır tarafından devrilmesiyle birlikte Mısır’da ilan edilen cumhuriyetin ilk milli marşı Neşid-i Hürriyet onun bestesi, müzikal tarzında çekilen ilk Mısır filmlerinde onun parmağı var. Fakat Khayef Aqoul hiçbir zaman için Lübnan’ın Elveda Meyhaneci‘si olmamış. Hatta parçanın yakın zamana kadar “sanat müziği” ilgilileri dışında pek kimse tarafından bilinmediği bile söylenebilir.

Abdülvahab’ın eserlerinden en çok bilineni sayılamayacak bu parçayı Lübnan’a taşıyan, onun yıllar sonra Beyrut’ta bir meyhanede hep bir ağızdan söylenmesine olanak sağlayan isim ise, elbette, Feyruz.

Genç yaşında keşfedilerek bir radyoda şarkı söylemeye başlayan, bu dönemde kendisi gibi radyoda çalışan Rahbani kardeşlerle tanışan ve bu kardeşlerden biriyle evlenen Feyruz’un bu gibi ağır sanat parçalarındansa daha “pop” şarkılar söylemek istediği rivayet edilir. Rivayete göre, bugün Lübnan’ın ve hatta Arap dünyasının kültürel mirası sayılan Feyruz persona’sını yaratmak için bu persona’nın ardındaki insanı demir yumruğuyla yöneten; onu hafif müziklerden uzağa, daha klasik bir tarza doğru yönlendiren kocası Assi Rahbani’dir. Rivayet doğruysa Feyruz’un Khayef Aqoul yorumu da bu persona için düşünülmüş olmalıdır – ciddi, oturaklı, fakat aceleci ve biraz tatsız. Parça böylece, alışılmış Feyruz sound’unun katarında, Lübnan’ın müzik mirasına katılır.

Fotoğraf: Khansa’nın instagram hesabından, Myriam Boulo

Ancak 2018 yılının Beyrut’unda bir gece vakti, bilindik şarkılarla göbek atmak için bekleyen bir kalabalığın Khayef Aqoul‘a hevesle eşlik etmesi yalnızca Feyruz’dan ileri gelmez. Feyruz bu şarkıyı Lübnan’lıların repertuarına sokarak pas vermiştir, golü ise Khansa & Zahzah atacaktır. 

Aşağıdaki videoda izlediğimiz Khansa, 90’lar kuşağından biri, Beyrut’lu bir dansçı ve performans sanatçısı. Son derece tipik bir Ortadoğu oturma odasında, son derece tipik bir ailenin içerisinde oturmakta ve sıkılmakta olan Khansa’nın gender-queer görünümlü iki dansçı tarafından bulunduğu cendereden çıkarılmasını anlatan bu video tek başına bile güzel bir iş sayılırdı. Zahzah’ın kıvrak müziği ve Khansa’nın devlerin altında kalmayan icrasıyla birlikte ise karşımıza yepyeni bir Khayef Aqoul çıkıyor – klasik eserin üstünde yükselmeye çalışmak yerine onun içinde bulunan bir şeyleri ortaya çıkaran, parçayı bu uçlardan tutarak bambaşka bir yere sürükleyen bir yorum. Gönlün söylenemeyen arzularının baki olduğunu bize hatırlatıyor ve beklenmedik bir şekilde, hiç beklenmedik bir şekilde, klasik doğu müziğinin kanonik bir eserini queer arzuların terennümü haline getiriyor. Bir mekân dolusu kıpır kıpır beden bu ağır parçaya keyifle ve arzuyla eşlik ediyor – çünkü gönlün gizlenemeyen arzuları artık yalnızca heteronormatif bir karasevda hikayesi değil. Erkek bedeniyle var olmak isteyen, kıllı göğsüne inciler takan bir oryantal dansçının arzuları da artık bu hikayeye dahil. Gönlümüzdeki gizli arzuları söylemesek de gözlerimiz ele veriyor.

Khansa’nın bu parçada beraber çalıştığı Zahzah dışında pek çok sanatçıyla işbirliği yaptığı ve çeşitli işler ürettiği bilinse de onu yakalamak kolay değil. İşlerini piyasaya sürmekte çok yavaş ve dikkatli davrandığı, sahneye çok sık çıkmadığı söyleniyor. Herhangi bir yerde kendisine denk gelirseniz, canlı performansının izlemeye değer olduğu aklınıza bulunsun. Biz ise şimdilik kendisinden ilham almaya, gönüllerdeki gizli arzular için el çırpmaya devam edelim.

Keşif ve rivayetler için Michèle Paulikevitch’e, güftenin çevirisi için Firas Abu Ghanim’e teşekkürler.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

İLGİLİ VİDEO

KHAYEF - KHANSA X ZAHZAH