Kültür Sanat

Büyüme ve keşif hikâyesi: Prenses Cyd

Cuma, 16 Mart 2018

Prenses Cyd, kendini keşfetmeye başladığın o dönemden bu keşfin heyecanına bilet kesiyor.

Yönetmen koltuğuna Stephen Cone'un oturduğu Prenses Cyd (Princess Cyd, 2017), bir büyüme ve kendini keşif filmi. Film; Cyd(ney)’in, babasıyla yaşadığı problemler çözümsüz bir hâl almaya başlayınca bu iletişim(sizliğe) bir küçük ara vermek üzere uzun yıllardır görüşmediği yazar teyzesi Spence’in yanına tatile çıkmasıyla başlıyor.

Cyd’in, küçüklüğünde yaşadığı (etkisi hâlen süren) ve filmde sesiyle karşılaştığımız babasının yanı sıra yıllar sonra bir araya geldiği teyzesinin de sık sık hatırlattığı ailevi bir travması var. Bu travmayı, filmde en hafif hâliyle görüyoruz.

Bir yazar olan teyzesi ve kitap okumaktan “hoşlanmayan” Cyd’in birbirlerini tanıma çabası, kimi zaman gülümseterek kimi zaman da düşündürerek ekranda beliriyor. Seyirciye bir taraf seçtirme çabası olmayan film, genel seyirde “turuncu” hisler bıraktırıyor.

Cyd’in ilk defa geldiği Chicago’da ilk kayboluşunun güzel tanışı Katie’yi bir süre sonra sık sık görmeye başlıyoruz. Büyümenin ve kendini keşfe başlamanın muhasebesi, o turuncuyu çok da acılaştırmadan ilerliyor. Kendini tanımaya çalışan Cyd’in de, kendini tanımada herhangi bir evrede olup olmadığını bilmediğimiz Katie’nin arasındaki ilişki birbirini tanımayla eş zamanlı ilerliyor.

Karakterlerin cevabını bilmedikleri sorularla karşılaştıkları, bazen bu sorulara minik cevapları sonraki sahnelerde verdikleri bazen de verme kaygısı gütmediklerini hissettirdikleri bu filmi; karşılaşmaların açtığı yollarda “büyük sözler” vermemenin iddiasız penceresinden izliyoruz.