İnsan Hakları

Ankara’daki yasaklar Lordlar Kamarası gündemindeydi

Pazartesi, 19 Mart 2018
Haber: Kaos GL

Kaos GL’nin de aralarında olduğu altı dernek, İngiltere'nin kamu yetkilileri ve parlamenterleri ile bir araya geldi.

Aralarında Kaos GL'nin de yer aldığı Batı Balkanlar ve Türkiye LGBTİ Eşit Haklar Derneği (ERA) üyesi 6 dernek, İngiltere'nin en büyük LGBT örgütü Stonewall'ın ev sahipliğinde 15-16 Mart'ta Londra'da gerçekleşen bir dizi etkinlikte İngiltere'nin kamu yetkilileri ve parlamenterleri ile bir araya geldi.

Heyetin ziyaret ettiği kurumlar arasında İngiltere Dışişleri Bakanlığı Türkiye Masası ile Küresel LGBT Hakları için Parlamento Grubu öne çıkanlar oldu.

Kaos GL'yi Murat Köylü'nün temsil ettiği görüşmelerde Batı Balkanlar ve Türkiye'de LGBTİ haklarının yasal-politik açılardan durumu ve dış politikaya yansımaları ele alındı. Kaos GL temsilcisi Köylü; Sırbistan, Karadağ, Makedonya, Arnavutluk gibi ülkelerde görülen olumlu gelişmelere rağmen Türkiye'de kötüye giden durumun popülist politikaların ülkelere olan etkisi ve Avrupa'nın jeopolitik gücünün yerelleşmesi doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.

Ankara’daki yasaklar ve nefret cinayetleri

Türkiye Masası yetkilileri ve Lordlar Kamarası üyeleri ile yaklaşık 2 saat süren görüşmelerde Köylü, Ankara'da sürmekte olan etkinlik yasağı ve hukuki süreç hakkında bilgi verdi. Hükümetin homofobi ve transfobiyi meşrulaştıran tutumunun sokağa yansımasının daha fazla sayıda ve daha gaddarca işlenen nefret suçları olduğunu belirten Köylü, sadece geçtiğimiz hafta iki transın cinayet mağduru olduğunu hatırlattı.

“Devletlerin evrensel insan hakları hukukunu uygulama yükümlülüğü doğrultusunda, İngiltere dahil tüm ülkelerin Türkiye Hükümeti'ni baskıcı ve ihlalci uygulamalarına son vermeye ısrarla çağırması gerekiyor” diyen Köylü şöyle devam etti:

“Mevcut olumsuz politikaların sona ermesi ve nefret suçları ile ayrımcılık dahil ulusal mevzuatta cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin tanınması ve korunması sadece Türkiyeli LGBTİ'lerin sorunu olarak algılanmamalı; bunun diplomatik de bir sorun olduğu tekrar tekrar en üst düzeyden vurgulanmalı. Türk Hükümeti vatandaşlarına olduğu kadar tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler karşısında da sorumlu.”