İnsan Hakları / Nefret Suçları

Basına yansıyan nefret saldırılarından bir derleme

Pazartesi, 19 Mart 2018

Homofobi ve transfobi temelli nefret suçlarına ilişkin LGBTİ derneklerinin çalışmaları dışında veri bulunmazken; sadece basına yansıyan saldırılardan derlediğimiz olaylar bile nefretin boyutunu gösteriyor.

2018’in ilk üç ayında LGBTİ’lere dönük nefret saldırıları basına çokça yansıdı. Peki bu saldırılar sonrası neler yaşanıyor? Nefret saldırıları soruşturuluyor mu? Saldırıdan hayatta kalanlar nasıl hissediyor? Saldırıları önlemek için neler yapılabilir?

Bütün bu sorulara ilişkin Türkiye’de işlenen homofobi ve transfobi temelli nefret suçlarını izlemek için bir araştırma yürütüyor. Her yıl araştırma sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıyor. 2017 araştırmasının yayına hazırlandığı süreçte biz de basına yansıyan nefret saldırılarından bir kısmını mercek altına aldık.

Beş cinayet: “Çıplak gördük, eşcinseldiler, öldürdük”

Hürriyet gazetesinin internet sitesinde 26 Ocak’ta yayınlanan bir habere göre faili meçhul üç cinayeti aydınlatmak üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde oluşturulan özel ekip, iki cinayeti daha ortaya çıkardı:

“Keçiören Tepe Mahallesi’nde 20 Mart 2017’de Baran Aslan, Şenlik Mahallesi’nde 2 Haziran’da Serkan Kılıç ve Yenimahalle Batıkent’te Yılmaz Çetinkaya silahla vurularak öldürüldü. Ankara Emniyet Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro’da görevli uzman dedektiflerden oluşan özel ekip, farklı tarihlerde ve adreslerde işlenen 3 cinayetin birbiriyle bağlantılı olduğunu belirledi. Yenimahalle’de bir eve yapılan baskında Yiğit K.G., Ahmet A., Eren E.A. ve Murat K. gözaltına alındı. Şüpheliler, çapraz sorgularında cinayetleri işlediklerini kabul etti.”

Bu üç cinayet için soruşturma devam ederken, şüpheliler, iki kişiyi daha öldürerek Çubuk’ta köy mezarlığına gömdüklerini itiraf ettiler. Köy mezarlığında yapılan kazıda iki biri bıçakla diğeri silahla öldürülmüş iki erkeğe ait ceset bulundu.

Şüphelilerin itirafları cinayetlerin nefret cinayeti olduğunu ortaya koyuyor. Şüpheliler, mezarlığa gömdükleri iki kişiyi “tanımadıklarını, işyerinde ikisini çıplak görünce eşcinsel oldukları” gerekçesiyle öldürdüklerini söylediler.

Şüpheliler ayrıca, Baran Aslan’ı gazinoda çıkan tartışma yüzünden, Serkan Kılıç’ı aralarında önceden husumet olduğu için; parkta yanlarına gelen Yılmaz Çetinkaya’yı da tartışma yüzünden öldürdüklerini anlattı.

“Uygunsuz durumda gördük” savunması

Geçtiğimiz günlerde yine Hürriyet gazetesinde yayınlanan bir başka haberde de İstanbul’da bir nefret cinayetinin ayrıntıları açığa çıktı. Habere göre, 24 yaşındaki G.A., İstanbul Sefaköy’de öldürüldü. 44 yaşındaki M.A.’nın cinayet faili olduğu iddia edilirken; M.A.’nın da G.A..’yı öldüren üç kişinin saldırısına uğradığı açığa çıktı.

Polis, olayın gerçekleştiği yerden 3 kişinin uzaklaştığı kamera görüntüsüne ulaştı. Kamera görüntülerinden 18 yaşından küçük üç kişiye ulaşıldı. Ulaşılan üç kişi sorgularında, “G.A. ve M.A’yı ağaçların altında uygunsuz durumda görmeleri” nedeniyle aralarında tartışma çıktığı ve olayı gerçekleştirdiklerini söylediler.

Gasp ve şantaj

Milliyet gazetesinde yer alan bir başka haber ise, Ankara’da yaşanan seri gasp olaylarını açığa çıkardı. Habere göre, Ankara'da 2017 Aralık ayında bir LGBTİ+ arkadaşlık sitesi üzerinden tanıştıkları çok sayıda kişiyi ilişki vaadiyle randevu yerine getiren, ardından da gasp ederek ortadan kaybolan şebeke çökertilmiş, şüphelilerin arkadaşlık sitesinden kendilerine hedef seçtikleri kişileri tuzağa düşürdükleri belirlenmişti.

Aynı site üzerinden bu sefer de tanıştığı iki site üyesiyle önce birlikte olan daha sonra ise gasp eden Murat G., Gasp Bürosu'nca kurulan özel ekiplerce üçüncü eylemini gerçekleştirmek üzereyken yakalandı. Şüphelinin mağdurlara ait cep telefonlarında bulunan özel görüntüleri ailelerine göndermekle tehdit ettiği, görüntüleri silme karşılığında ise bin lira para istediği ortaya çıktı.

Adana’da trans kadına bıçaklı saldırı

Adana'da yaşayan 39 yaşındaki trans kadın Cansu C. 12 Mart’ta yolda yürüdüğü sırada kimliği belirsiz bir kişinin bıçaklı saldırısına uğradı. Yaralanan Cansu C. hastanede tedaviye alındı. Doğan Haber Ajansı’nın aktardığına göre saldırı, sabaha karşı saat 05.00 sularında Cansu C., arkadan yaklaşan kimliği belirsiz bir kişi tarafından kalçasından bıçaklandı. Saldırgan olay yerinden kaçarken Cansu C. bıçak darbesiyle yere yığıldı. Yoldan geçen bir yurttaşın haber vermesi üzerine olay yerine polis ve ambulans sevk edildi. Ambulansla Adana Şehir Hastanesi'ne kaldırılan Cansu C.'nin sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Çevredeki iş yerlerinin güvenlik kameralarını incelemeye alan polis, saldırganı yakalamak için çalışma başlattı.

Öte yandan İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nden trans aktivist Kıvılcım Arat da, 12 Mart günü sabaha karşı yaşadığı evde saldırıya uğradı. Arat’a kesici bir aletle saldıran kişi, Arat’ın telefonunu ve parasını da gasp etti. Arat, saldırı sonucu sol bileği ve sırtından yaralandı.

Ankara’da iki transfobik saldırı

Pembe Hayat’ın aktardıklarına göre; trans kadın Sıla Ankara’da 12 Mart akşam saatlerinde Bağlar caddesi üzerinde aracıyla durduğu sırada saldırıya uğradı. Aracının ön camına şişe fırlatarak trans kadın Sıla’nın aracının camını kıran saldırgan, olay yerinden uzaklaştı. Polis ve Olay Yeri İnceleme ekiplerinin olay yerine intikalinin ardından gerekli tutanaklar tutularak arama çalışmaları başlatıldı.

15 Mart’ta ise sabah saatlerinde aracına benzin doldurmaya giden trans kadını, bir grup polis darp etti. Gece saatlerinde benzini bitince aracını Polis Evi’nin karşısına park eden trans kadın, sabah 8 sularında aracını petrol ofisine götürmek için tekrar gittiği sırada bir polis durdurdu. Ardından aracıyla ilgili evrakları kontrol eden polis, bu esnada benzin alıp gelen trans kadını polis aracına kilitledi. Tepki gösteren trans kadına hakaret etmeye başlayan polis memuru, çağırdığı polis memurları ile birlikte trans kadını darp etmeye başladı. Darp raporu aldıktan sonra ifade veren trans kadın, polis memurlarından şikayetçi oldu.

Nefret suçları en çok okul ve evde yaşanıyor

Kaos GL’nin 2016 Nefret Suçları Raporu’na göre; 169 yanıtlayan 390 ihlal bildirdi. Mağdurların çoğu kolluk kuvvetlerinden korkarken; bildirilen cinayet teşebbüslerinin çoğu LGBTİ’lerin tanıdıkları tarafından gerçekleşti. Rapora göre 2016 yılındaki vakalar İstanbul ve Ankara’da yoğunluk gösteriyor.

2016 yılında da homofobi veya transfobiye dayalı nefret suçlarının büyük kısmı okulda, evde, evin civarında, toplu taşıma araçlarında veya duraklarında, kafe ve barlarda, sokakta veya diğer kamusal alanlarda işlendi. Yani homofobi ve transfobi, insan hakları olduğu kadar bir kamu düzeni meselesi olmayı sürdürdü.

Derneğin 2017 yılına ait nefret suçları raporu ise yakında açıklanacak.

Nefret suçları araştırması

LGBTİ'leri hedef alan nefret suçlarına ilişkin LGBTİ derneklerinin raporları ve araştırmaları dışında veri bulunmuyor. 

Kaos GL Derneği, 2018 yılında Türkiye’de işlenen homofobi ve transfobi temelli nefret suçlarını izlemek için bir araştırma yürütüyor. Araştırma, lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve intersekslere (LGBTİ) dönük insan hakları ihlallerinin raporlanması için kullanılacak.

Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler analiz edilerek cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli nefret suçlarına dair 2018 yılı raporu hazırlanacak. Rapor, ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile paylaşılarak Türkiye için her bakımdan yeterli bir nefret suçları mevzuatı ve politikası geliştirilmesi için harcanan çabalara katkıda bulunacak.

Araştırmaya katılmak için buraya tıklayın.

Nefret suçları hakkında

Bütün suçlar nefret motivasyonu taşımadığı gibi, azınlık ya da dezavantajlı kimliklere mensup kişilerin mağduru oldukları suçların hepsi de nefret suçu olmayabilir. Mesela, bir LGBTİ birey öldürüldüğünde bu doğrudan bir nefret suçu mudur? Ya da öldürülenin cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği bu suça nefret suçu diyebilmek için yeterli midir?

Bir suça nefret suçu diyebilmek için pratik olarak iki soru sorulabilir:

1- Suç teşkil eden bir fiil var mı?

2- Nefret saiki mevcut mu?

Bu iki şart bir arada mevcutsa ancak, nefret suçundan bahsedilebilir. Birinci şartın var olup olmadığının tespiti, işlenen fiilin Ceza Kanunu’nda bir yaptırıma bağlanıp bağlanmadığıdır. Fiil, kanun tarafından ceza öngörülen fiillerdense birinci şartımız gerçekleşmiş demektir. İkinci şart yani nefret saikinin tespiti için aynı kolaylık ne yazık ki söz konusu değildir.

En önemli ve genelde kafa karışıklığına yol açan bölüm, nefret saikinin varlığının nasıl tespit edileceği meselesidir. Bir olayda “nefret saiki vardır” diyebilmek için, nefretin duygusunun bizzat varlığını analiz etmek gerekir mi, sorusuna AGİT dokümanlarındaki yaklaşım; nefretin çok yoğun ve özel bir duygusal durum olduğu bunu ve ölçmek, tartmak gibi bir yol yöntemin de aranmaması gerektiği yönündedir.

Mevzuatlarına nefret suçunu dâhil eden ülkelerin yaptıkları yasalar incelendiğinde ise bu konuda iki temel eğilimin ortaya çıktığı görülmektedir. Her iki eğilim de “Nefret saiki mevcut mu?” sorusuna farklı metotlarla cevap aramaktadır.

Kimi ülkeler “düşmanlık modeli” olarak adlandırılan ve failin suçu işlerken nefret duygusu içerisinde olduğunun ispatını zorunlu gören yasaları mevzuatlarına dâhil etmişlerdir. Kimi ülkelerse, “ayrımcı seçim modeli” yani failin suçu işlerken belirli bir kimliğe sahip kişileri hedef aldığı, ancak nefret duygusunun ispatının aranmadığı bir yasal düzenlemeyi benimsemişlerdir.

“Nefret saiki mevcut mu?” sorusuna dönecek olursak;

Düşmanlık modelinin cevabı; fail suçu işlerken nefret duygusu içerisindeyse ‘evet’tir.

Ayrımcı seçim modeli ise nefret duygusunu aramaz; mağdurun kimliğinden dolayı hedef alınmış olmasını nefret saikinin varlığı için yeterli görür.

Nefret suçlarına ilişkin daha fazla bilgi almak isterseniz Kaos GL’nin konu hakkında çevirdiği yayınlar ise şöyle:

Nefret Suçu Yasaları - Pratik Klavuz

Nefret Suçlarını Önleme ve Karşılama - AGİT bölgesindeki STK’lar için kaynak kılavuz

Nefret Suçlarının Kovuşturulması - Pratik Kılavuz

Nefret Suçu Odaklı Veri Toplama ve İzleme Mekanizmaları