Kültür Sanat

kADIN YAZIsı’ndan: Birbirimizin hikayesiyle güçlenmek

20 Mart 2018

Yayıncılık dünyası kADIN YAZIsı kapsamında feminist perspektifle tartışmaya açıldı.

kADIN YAZIsı edebiyat günleri etkinliği; 9-18 Mart tarihleri arasında Balat'tan Pera Müzesi'ne, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden (MSGSÜ) İsveç Araştırma Enstitüsü'ne kadar çeşitli yer ve mekanlarda yapıldı.

Toplumsal cinsiyet ve edebiyatın paneller, yuvarlak masa toplantıları, forumlar, söyleşiler, okumalar, atölyeler, performanslar ve sergiler ile ele alındığı etkinlikte 'kadın' yazarların sınırsız çeşitliliğine odaklanıldı.

kADIN YAZIsı festivali, MSGSÜ Kadın Araştırmaları ve Uygulama Merkezi, İsveç Başkonsolosluğu ile Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı tarafından gerçekleştirildi.

16 Mart Cuma günü Kadın Eserleri Kütüphanesi'nde kadın odaklı blog, feminist yayınevleri, kadın, queer ve feminist yayınlar çıkaran yayınevleri, dergiler, yayıncılar birliği ve sendikalarından kadın temsilcilerle “Yayıncılık” başlıklı bir forum gerçekleştirildi.

Forumda Türkiye’deki yayıncılık politikalarından, üretim ve denetleme konusundan bahsedildi. Katılımcı yayınevlerinin kendi politikalarından, ülkedeki normatif ve tekelleşmiş genel yayıncılık algısı ile yürütücülüğü karşısında yaşanan zorluklardan, 'kadın' yayıncı olma deneyimlerinden söz edildi.

“Büyük şehirler harici yerlerde kitaba erişim zayıf”

Türkiye Yayıncılar Birliği'nden Yonca Cingöz, yayıncılığa dair genel bilgiler vererek konuşmasına başladı. Küçük ve orta ölçekte yayın alanlarının Türkiye'de hegemonyası olduğunu belirten Cingöz, yönetim kademelerinde daha çok erkeklerin olduğunu ama kadın görünürlüğünün de fazla olduğuna dikkat çekti. Devletin yayıncılığa desteğinin zayıf olmasının yanında ülkedeki yayıncılık sektöründe sansür ve otosansürün varlığına dikkat çekti. Özellikle “müstehcenlik” konusunda fiili bir sansürün olduğunu belirterek bunu örneklendirdi. Telif ve editöryel konulardaki sıkıntıları dile getirerek “editöryel ve üst kurulun kopmuş bağı onarılmalı, böylece editöryel değer artırılır” dedi.

“Kadın ve feminist bir yayıncı olarak...”

Sel Yayıncılık'tan Öykü Özçinik, “yayınevinde kadın çalışan olmak” odaklı bir konuşma yaptı. Yayıncılıkta kadın çalışanların cinsiyetçi lakaplarla anıldığının altını çizdi. Türkiye'deki yayıncılık sektöründe kadın yönetici azlığının, yayıncılık dünyasının cinsiyetçi olmasına neden olduğunu belirtti. Bağımsız, küçük kadın yayınevlerinin açılmasının piyasanın tektipleştirilmesinin de etkisiyle zorlaştırıldığını söyleyen Özçinik, yayıncılık dünyasında yöneticilik pozisyonunda olmasa da çalışan olarak neden daha çok kadın olduğunu ve bunun sektöre olan etkisini tartıştı.

Metis Yayınları'ndan Müge Gürsoy Sökmen ise yayıncılık dünyasının 80'lerde kadınlara bakışı üzerine kendi deneyimini paylaşarak konuşmasına başladı ve yayıncılık dünyasında kadınlara yönelik şiddete dair tanıklığını paylaştı. Feminist bir yayıncı olarak çalıştığı yayınevinde kurmaya çalıştıkları politikayı örneklendirdi.

“Kadınlar birbirlerinin hikayeleriyle güçleniyor”

Güldünya Yayınları'ndan ayşe düzkan, feminist bir yayınevi olarak nasıl bir politika izlediklerini, Türkiye'de bu politikanın nasıl karşılandığını ve çalışanlar arasında nasıl bir strateji belirlediklerini paylaştı. Batı ve akademi eksenli olmayan ama edebiyattan feminizmi öğrenme esaslı bir politikayla yayınevinden işler çıkardıklarını; farklı türler deneme amacı taşıdıklarını belirtti. Anadolu'dan çok fazla feminist takipçi bulundururlarken erkek okurlarının yok denecek kadar az olduğunu sözlerine ekledi. Yayıncılığa dair kendi deneyimleri üzerinden “insanların emeğine yabancılaşmadığı” ve “daha az parayla çalışırım” yanılgıları üzerine toplumsal cinsiyet eksenli sorunlardan bahsetti.

Ankara'da bulunan diğer feminist yayınevi Ayizi Yayınları'ndan Aksu Bora ise İstanbul merkezli olmayan bir feminist yayınevi yürütücülüğü yapmanın öneminden bahsederken feminist bir yayınevi olarak “kadınlar okur, erkekler yazar” klişesini ortadan kaldırma amacı taşıdıklarını belirtti. Ayizi Yayınları'nın içeriğinden detaylıca bahseden Bora, yayıncılığı bir örgütlenme alanı olarak görüp Ayizi'nde bu paralelde çalışmalar yaptıklarını belirtti.

“Kadınlar ve LGBTİ’lerden sadece kendi kimlikleri hakkında yazması bekleniyor”

Kaos GL Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Aylime Aslı Demir, derginin başlangıç tarihinden, yayın politikasından ve Ankara'daki yasaklardan bahsetti. Demir, Kaos GL dergisinin aynı zamanda bir toplumsal hareketin dergisi olduğunu hatırlattı ve şöyle dedi:

“Kaos GL dergisi aynı zaman bir toplumsal hareketin dergisi olduğu için hareketin örgütlenmesine paralel olarak farklı dönüşümler geçirdi. İlk dönemlerde daha içe kapalı ve aslında deneyim paylaşım platformu oldu. Hareket değiştikçe Kaos GL dergisi de değişti. Bazen de hareketin gündemine belli tartışmaları sokma misyonunu üstlendi. Yine 2014 yılında KaosQueer+ ın yayın hayatına başlaması da hem hareketin akademi ile ilişkisinin gelişmesinin hem de akademiye daha fazla eğilme arzusunun bir sonucu.”

Demir, yayıncılık alanında çalışan kişilerin akıllarına LGBTİ’ler ya da kadınların gelmediğini belirterek, “LGBTİ’ler ve kadınlar sadece belli gün ve haftalarda sadece kimliklerini ilgilendiren konularda yazabilirmiş gibi bir algı var. Yayıncılar, LGBTİ’ler ve kadınları ‘sadece kendi kimlikleri üzerine konuşmakla’ eleştirirken bir yandan da onlara kendi yayınlarında başka konularda alan açmıyor, sadece kendi kimliklerinden bahsetmelerini bekliyor.”

“Bekleme Yapma Orhan!”

“Gündelik müslüman kadın hikayeleri”ni merkeze alan Reçel Blog'dan Meryem Sehra İnce, Reçel Blog'un açılma hikayesini paylaşarak konuşmasına başladı. Reçel blog'un içerik ve gündemleri üzerine detaylıca konuşan İnce, özellikle bazı erkek okurların yazılar ve blog üzerine tepkilerini paylaşarak blog yayıncılığı dünyasındaki cinsiyetçiliğe, kadın yazarların cinsellikleri üzerine yazdığı yazılara karşı paylaşılan yorumlardaki “erkeklemelere” dikkat çekti. “Orhan” kullanıcı isimli blog takipçisinin bloğa, yazarlara ve kadınlara karşı cinsiyetçi ve kadın düşmanı tepkilerine yönelik kadınların “Bekleme Yapma Orhan!” diyerek erkek hegemonyasına karşı oluşturdukları kadın dayanışmasından bahsetti.

Forum, konuşmalardan sonra gelen soru-cevap ve tartışmalarla sona erdi.