Cinsiyet geçişinde “kısırlaştırma” şartı kalktı, ameliyat duruyor | Kaos GL Haber Portalı

İnsan Hakları / Sağlık

Cinsiyet geçişinde “kısırlaştırma” şartı kalktı, ameliyat duruyor

20 Mart 2018

AYM, “cinsiyet değiştirme ameliyatı izni” için “üreme yeteneğinden yoksun kalma” şartını kaldırdı. Nüfus kayıtlarında değişiklik için ameliyat şartında ise “Kamu düzeni için gerekli, süreç devlet denetiminde olmalı” dedi. Başkanvekili Yıldırım itiraz etti: “Transseksüeller temel hakları arasında seçime zorlanıyor. Transseksüeller, toplum veya devlet tarafından düzeltilmesi gereken ‘bozuk’ bedenlere ve ruhları sahip bir tür ‘acaib el-mahlukat ve garaib el-mevcudat’ değildir.”

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) cinsiyet geçiş sürecini düzenleyen Medeni Kanun Madde 40’a ilişkin iki ayrı kararı bugün (20 Mart) Resmi Gazete’de yayınlandı. 29 Kasım’da verilen iki karar da cinsiyet geçiş sürecine ilişkin önemli düzenlemeleri içeriyor.

AYM, Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin başvurusu üzerine Madde 40’ta yer alan “…ve üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği talebini değerlendirdi.

Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, “üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun olma” şartının eşitsizliğe yol açtığını belirtti.

AYM: “Ameliyat olduğunda zaten üreme yeteneğinden yoksun kalacak”

AYM, cinsiyet geçiş izni verilebilmesi için “üreme yeteneğinden yoksun olma” şartının kişilerin “maddi ve manevi varlığını geliştirme ve özel hayata saygı hakkına” sınırlandırma getirdiğini belirtti. AYM, kararında; “üreme yeteneği bulunan transseksüel kişinin tıbbi yöntemlere uygun şekilde cinsiyet değiştirme ameliyatı olduğunda bu ameliyatın doğal sonucu olarak üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun kalacağı kuşkusuzdur” da dedi.

“Cinsiyet değiştirme ameliyatı öncesi üreme yeteneğinden yoksun kalmak için bir tıbbi müdahaleye maruz kalmak bedensel ve ruhsal yönden gerekli olmayan bir müdahaledir” diyen AYM, bu şartı “ölçüsüz bir sınırlama” olarak niteledi.

AYM, bu gerekçelerle Mahkeme’den “cinsiyet geçiş ameliyatı izni” alırken “üreme yeteneğinden yoksun kalma” şartını iptal etti.

“Cinsiyet değiştirme devlet denetiminde olmalıdır”

Öte yandan Anayasa Mahkemesi, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Medeni Kanun Madde 40’ın “Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbi yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmi sağlık raporuyla doğrulanması halinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir” diyen 2. fıkranın iptal edilmesine ilişkin başvurusunda “Anayasa’ya uygundur” kararı verdi. Fıkranın iptal edilmemesine karar verdi.

Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi itirazında, transların “sırf cinsel organ ameliyatı olmamaları” sebebiyle ait olmadıkları kimliği taşımaya zorlamalarının maddi ve manevi varlığın korunmasına aykırı olduğunu belirtmişti.

Mahkeme’nin başvurusunu değerlendiren AYM, “kişilerin cinsel tercihleri, özel hayatları ve maddi, manevi varlıklarının” korunması gerektiğini belirtti. Ancak, “cinsiyet değiştirme ameliyatlarının geri dönüşsüz olduğunu” söyleyerek “devletin denetimine tabi olmalıdır” kararı verdi. İtiraz edilen kuralla getirilen sınırlama ile “cinsiyet geçiş ameliyatı” olmadan nüfus sicilinde değişikliği yapılamadığını hatırlatan AYM, bu kuralla transların ameliyat olup olmama yönünde seçim hakkına ve özel hayata saygı hakkına müdahale olmadığını savundu. Nüfus kaydındaki değişiklik için ameliyat şartının “nüfus kayıtlarının kalıcı ve tereddütsüz olması ve kamu düzeninin korunması” için gerekli olduğunu söyledi.

“Kural kalkarsa toplum düzenine olumsuz yansır”

AYM, transların ameliyat olmadan nüfus kayıtlarındaki cinsiyet hanesini değiştirebilmeleri durumunda “kadınların erkeklere göre daha az pirim ödeyerek erken yaşta emekli olabilmesi” gibi “kadınları koruyucu pozitif ayrımcılık içeren” ilkelerle çatışacağını da öne sürdü. Ameliyat şartının kaldırılması durumunda, “hukuk düzeni bakımından sorun yaratır, toplum düzenine olumsuz yansır” dedi. “Ölçüsüz bir sınırlama” olmadığını savunarak, kararın iptali talebini reddetti.

Karşı oy: “Zorunlu tıbbi müdahale işkence olarak nitelendirilebilir”

Bu karara karşı oy kullanan AYM Başkanvekili Engin Yıldırım ise; Birleşmiş Milletler’in işkence konusundaki özel raportörünün “cinsiyet kimliğiyle ilgili tıbbi müdahalelerin işkence ve aşağılayıcı muamele olarak nitelendirilebileceği” görüşünü hatırlatarak; uluslararası hukuk ve sözleşmeler açısından cinsiyet kimliğinin kendi kaderini tayin hakkı veya kendini belirleme hakkının en temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

“Translar temel hakları arasında seçime zorlanıyor”

Yıldırım, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin transların hukuk önünde tercih ettikleri cinsiyet ile tanınmaları için ön koşul olarak tıbbi süreçlerden geçme zorunluluğunu sona erdirme çağrısını da hatırlatarak şöyle devam etti:

“İncelediğimiz kural, cinsiyeti tamamen biyolojik bir temelden hareketle tanımlamakta ve bunun bir yansıması olarak transseksüel bireylerin kendileriyle özdeşleştirdikleri cinsiyetin hukuk düzeni tarafından kabul edilebilmesi için cinsiyet değiştirme ameliyatı yaptırmalarını zorunlu tutmaktadır.

“Transseksüel kişilerin hissettikleri cinsiyete kavuşmak için cinsiyet değiştirme ameliyatına zorlanması onları temel hakları arasında seçim yapmaya mecbur bırakmaktadır. Transseksüel insan kamu düzeni adına kendisi açısından iki olumsuz durumdan birini tercih etmek durumunda kalmaktadır. Ya kendisinin hissettiği cinsiyetin hukuken tanınmamasına razı olacak ya da kendi fiziksel ve bedensel bütünlüğüne müdahaleye katlanacaktır.”

“Transseksüel kişinin kendini ait hissettiği cinsiyetin hukuk düzeni tarafından tanınması için ameliyat olmak zorunda bırakılması, ona bedensel ve ruhsal olarak fiziksel ve psikolojik bir yük getirmektedir.”

“Translar, toplum veya devlet tarafından düzeltilmesi gereken insanlar değildir!”

Yıldırım, vücut bütünlüğüne müdahaleyi gerektiren tıbbi uygulamalarda bireyin arzusunun temel alınması gerektiğini vurguladı. Transların “toplum veya devlet tarafından düzeltilmesi gereken ‘bozuk’ bedenlere ve ruhları sahip bir tür ‘acaib el-mahlukat ve garaib el-mevcudat” olmadığını hatırlattı. Çoğunluğun görüşüne katılmadığını belirtti.