Gökkuşağı Forumu

soy ağacı, yorgan ve bilumum şubat notları

Cuma, 23 Mart 2018

ekseriyetle neneler sağ kaldığına göre o yıllarda kadınlar herifleri gömüp hayatlarını yaşıyor, uzun ömürlü oluyolarmış demektir.

pasta

bağzı büyüklerimizin doğum gününün kutlanması çok hoş lakin pasta, güsel türkçemize I. cihan harbi öncesi, meyveli ve kremalı tatlı mânâsında girmiş. kuru ve yaş olaraktan ikiye ayrılan pastalar, 1440'larda fransız pastacı ve fırıncıların ayrışmasına falan da sebep olmuş. mum ise, antik çağ'ın icatlarından biriymiş. 1292 yılı vergi listesine göre Paris'te 71 tane mum ustası varmış. pasta üstüne mum dikmek suretiyle icra edilen kutlamalardan hareketle yaptığım araştırmada, bağzı artizlerle foto çektirip, fesbuka koyup, halkın asabını bozmamızı gerektirecek bi veriye rastlamadım. bu vb. lüzumsuzluklardan kaçınalım.

"satılık"

çayı ve kayfeyi şekersiz içen bi insan olarak şeker fabrikalarının satışını doğru bulmaktayım. kullanılmayan şeyleri ihtiyaç sahiplerine dağıtmak lazımdır. yoksam evlerimiz çöp eve döner, belediye basar allak etmeye. pazar günleri piknik yapmak yerine mahallemizde keşif yapalım. trafo binası, park, hazine arazisi, ağaç gölgesi, ahşap bank, sokak lambası, logar kapağı gibi henüz satılmamış lüsumsuz şeylerin üstüne "satılık" yazarak, vatansever yurttaşlar olaraktan devletimize yardımcı olalım.

neneler

biçok arkadaş gibi ben de iki nenemin sağ olduğunu öğrendim, mutluyum. ekseriyetle neneler sağ kaldığına göre o yıllarda kadınlar herifleri gömüp hayatlarını yaşıyor, uzun ömürlü oluyolarmış demektir. sürdürülmesi gereken kıymetli bi gelenek bence.

yastık, yorgan

"gündelik hayatımızın tarihi" diye bi kitap buldum, sevdim, aldım. uygurlar yorgana "yogurkan" diyolarmış. sarınılan üstlük anlamında falanmış. istanbul'dan başlayarak anadolu'ya yayılan yorgancılar trabzon maçka kökenliymiş. yorgancıların piri ise zahidil katan namlı bi muhteremmiş. çarşafın aslı ise farsça "ça derşeb" olup, gece örtüsü demekmiş. sözkonusu tarih kitabında yataa yorgana hallenmemizi gerektirecek bi malûmata rastlamadım. dolayısıyla yatar yatmaz uyumak zorunda değiliz bence. kulak asmayın nurettin’e.

zalımlar

kedim olacak zalımlar çok fena. akşam eve giriyorum, bi "hoşgeldin", bi "naptın?", bi "kaç mannak saydın bugün?"' demiyolar da anca elimdeki poşeti karıştırıp kokluyolar.

soy sop

"soyağacı" şeklinde lansmanı yapılan hizmet çıka çıka kim kimi kimden doğurmuşun resmi tarihi çıktı. nenelerimizin hayatta olduğunu öğrendiğimiz soy şeysinde bi dolu yanlış yunnuş isme de rastladık. iki tane dede ismini aklında tutamayıp uydur kaydır yazan, nenemin ölümünden haberdar olmayıp bi helva kavurmayan devlet, kimin kimi kimden nezman  doğurduğunu ne kaa bilebilir bilemedim. ilaveten, ağaç dediğinin dalları olur. bu ağaçta değil ki emmim, teyzem, kuzenim kardeşim bile yok. en iyisi soy sop hikayelerimizi hala gerçekten hayatta olan büyüklerimizden dinlemek. belki eksik anlatırlar ama öleni kalanı biliriz.

Eser: Antonio Gutierrez

aşırı aşk

şubat’2018 magazin haberlerinde romalı kezban öne çıktı. ülkemizde baskı olmadığını tam tersi "aşırı özgürlük" olduğunu demeçlemiş. her şeyin aşırısı zarar sevgili şekerler. bi "aşırı solcu", bi "aşırı sendikacı" kadar "aşırı özgürlük"ten de kendimizi sakınmalı, her şeyi devletten beklememeli, icabında birbirimizi tutuklayaraktan devletimize yardımcı olmalıyız. ilaveten, bizim kezban, selim'e ilk günkü kadar aşıkmış. kendisine mesaj atın "aşırı aşk"tan sakınsın, hoş değil aşırılık. akşam yemeğinde aşırı yemeyin, karnınız ağrır, uykunuz kaçar.

vergileri aksatmayalım

ceza tevkif evleri müdürü, "artırılmış kapasite ile 208 bin yataklı kodeslerimizde 235 binden fazla tutuklu ve hükümlü kalıyo, ayda ortalama 1000 civarında bir artış var" dedi. tatil köyü lansmanı tadındaki açıklamadan anladığım, tesislere rağbet o kaa artmış ki adli kontrol şartıynan serbest dolaşma çözümü üretmiş turizmciler. yurtdışı yasakı da iç turizme verilen önemi gösteriyo. kıymet bilelim, vergilerimizi aksatmayalım.

çeşnicibaşı 

âdâbımuâşeret kuralları gereği, misafir olduğumuz bi yemekte "elinize sağlık", "ziyade olsun", "kesenize bereket" gibi nezaketli şeyler söylenir. yok "benim annem daa güsel yapıyo", yok "bizde buna davul tozu katarlar", yok "babam eti haymana'dan alırdı", yok "benim çeşnicibaşı bi kolaçan etsin mutfaa" gibi sonradan görme figürleri sergilenmez. bu ve benzeri ayıplı hareketlerden kaçınalım.

kodes cafe ve seren

yalova'da kodes cafe diye bi tükkan yapmışlar, kahve satıyolarmış. müşterisi mahkum, garsonu gardiyan kılığında gezen, demirparmaklı, hücreli, koğuşlu bişeymiş. yalova kaymakamlık olarak kalsaydı keşke, takmazdık. seren'de cafe haberini okumuş olsa gerek, elinde iki bavulla cezaevine gitmiş, resepsiyon falan aranmış, bulamamış, şaşmış da kalmış. günlüğüne yazmış bunları. çıkınca da kitap basar artık, deniz'den neyi eksik... vatandaşı olduğumuz tımarhanede aklınıza, kalbinize mukayet olun annem.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.