İnsan Hakları / Sosyal Hizmet

31 Baro: “LGBTİ çocuklara özgü hizmetler planlanmalıdır”

3 Nisan 2018

Diyarbakır Barosu ev sahipliğinde 31 baro çocuk hakları için bir araya geldi. Sonuç bildirgesinde “LGBTİ çocuklara özgü hizmet ve kurum” talebi de yer aldı. Kaos GL’den Güner, “LGBTİ çocuklara özgü hizmet talebi doğru olsa da; özel kurum talebi tecrit ve damgalanma ile sonuçlanabilir” diye uyardı.

Diyarbakır Barosu ev sahipliğinde baroların Çocuk Hakları Komisyonları çocuk hakları ile ilgili çalıştay düzenledi. 31 Mart-1 Nisan tarihleri arasında yapılan çalıştaya 31 baro temsilcisi katıldı.

Toplantıda, çocuk hakları ile ilgili adalet ve koruma sistemi içerisinde karşılaşılan sorunlar tartışıldı.

Toplantının sonuç bildirgesinde LGBTİ çocuklar da yer aldı:

“Bakım hizmetine ihtiyaç duyan veya herhangi bir kurumdan hizmet alma ihtiyacı olan LGBTİ çocuklara özgü kurumların bulunmaması, korunmalarını güçleştirmekte, bulundukları kuruluşlarda onları risklere karşı korumasız kılmaktadır.

“LGBTİ çocuklara özgü hizmetler planlanmalıdır.”

“LGBTİ çocuklara özgü kurum talebi tecritle sonuçlanabilir”

Kaos GL Derneği Genel Koordinatörü Umut Güner, baroların bu çalışmasının sevindirici ancak eksik olduğunu vurguladı. Güner, KaosGL.org’a yaptığı açıklamada “LGBTİ çocuklara özgü kurumlar” talebinin tehlikesine dikkat çekti:

“LGBTİ çocuklara özgü ya da özel kurum talebi çocukların tecrit edileceği ve ‘bazı çocukların’ damgalanacağına işaret ediyor. Ve LGBTİ çocukların sosyal hizmet ve sosyal destek mekanizmalarına erişimlerini merkeze almayan çocukların kendisini kriminalize eden bir talep. LGBTİ çocuklara özgü hizmetlerin geliştirilmesi talebi kısmen doğru olsa da aslında var olan bütün hizmetlerin LGBTİ çocukları kapsayacak şekilde genişletilmesi ve öncelikli olarak kurum personelinin kendi ayrımcı tutum, davranış ve bilgisini gözden geçirmesi gerekiyor. Bunun yanında LGBTİ çocuklara yönelik “özgü” hizmetler ve kurumlardan önce var olan personelin LGBTİ çocuklara ayrımcılık yapmayacağı şekilde insan hakları eğitimleri verilmesi ve LGBTİ’lerin insan haklarına meslek içi eğitimlerde yer verilmesi gerekiyor.”

Güner; cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliği ataması yapmamanın, bütün çocukları heteroseksüel varsaymamanın önemine dikkat çekerek şöyle devam etti:

“Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının en bariz görünür olduğu alanlardan birinin ‘araya mesafe koymak’ üzerinden şekillendiğini unutmamak gerekiyor. ‘Özgü hizmetler’ ile ‘özgü kurumlar’ arasındaki fark hayati bir mesele.”

İnsan Hakları Yüksek Komiseri: LGBTİ çocukları güçlendirmek hükümetlerin görevidir

Türkiye'nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi'nin İnsan Hakları Yüksek Komiseri Nils Muižnieks, 2 Ekim 2014 tarihinde yayımladığı İnsan Hakları Yorumu'nda eşcinsel, biseksüel, trans ve interseks çocukların durumuna odaklandı. Kaos GL Derneği’nin Türkçe'ye çevirdiği bu metinde “çocukları güçlendirme ve koruma” başlığında şu ifadeler yer alıyor:

“Geleceğe dönük vizyon, bugünün gerçekliği olmalıdır. LGBTİ çocukları korumak ve güçlendirmek zaten hükümetlerin görevidir. Çocukların görüşlerine saygı gösterme ve çocukların çıkarlarını koruma BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde açıkça vurgulanmıştır. İnsan hakları, hiçbir ayrımcılık olmadan, LGBTİ çocukları da eşit şekilde kapsamaktadır. LGBTİ çocuklar hayatın tüm alanlarında katılımcılık haklarını kullanabilmelidirler. Bilgiye erişim, katılımı ve karar vermeyi mümkün kılan temel koşuldur. Aynı zamanda LGBTİ çocuklar evde, okullarda, internette, sporda ve kamuya açık alanlarda şiddete ve zorbalığa karşı korunmalıdırlar. Çocuk koruma hizmetleri, çocuklarla ilgili sorunlara bakan yetkililer ve polis, LGBTİ çocuklara da yardımcı olabilmek adına özel çaba sarf etmelidirler. Hükümetler, LGBTİ çocukların güvenliğini ve eşitliğini iyileştirmek için gereken adımları sistematik olarak atmalıdırlar.”