Medya

Haydar Dümen hâlâ eşcinselliğin hastalık olduğunu sanıyor

Çarşamba, 4 Nisan 2018

Tarihte bugünün haberi 34 yıl öncesinin Tan gazetesinden.

Eser: Henri de Toulouse-Lautrec

Tarihte bugünün haberi 1984 yılı Tan gazetesinden. “Görülmemiş olay” başlıklı haber “Meral hanım âşık olduğu Emel hanımı kıskandığı için döverek hastanelik etti” cümleleri ile başlıyor.

Haberde Dr. Haydar Dümen’den de demeç alınmış. Dümen, “seviciliğin yani tıbbi tabiriyle lezbiyenliğin bir hastalık” olduğunu öne sürüyor.

Haydar Dümen’in 34 yıl öncesinden bilim dışı yorumu

Haydar Dümen 1984 tarihinde gazeteye bu demeci verdiği zaman biliminsanları eşcinselliği hastalık kategorisinden çoktan çıkarmıştı. 1973 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği tüm zihinsel ve ruhsal hastalıkları içeren resmi el kitabından “eşcinsellik” terimini çıkartarak onaylamış yani eşcinselliğin hastalık olmadığını dolayısıyla da tedavi edilemeyeceğini duyurmuştu. Hatta eşcinselleri “heteroseksüel yapma” olarak tanımlanabilecek onarım ve dönüştürme tedavilerinin hem eşcinseller hem de bu tedavileri uygulamak zorunda kalan hekimlerde olumsuz etkilere neden olduğu bilinmekteydi. Bu durumda Dümen’in o tarihteki demeci bilimdışı bir yorumdu.

Dümen ısrarcı: “Eşcinsellik hastalık”

Peki, Dr. Haydar Dümen aradan geçen 34 yılda eşcinselliğin hastalık olduğu görüşünü değiştirmiş mi? Haydar Dümen’in web sayfasında “Erkek eşcinselliği” başlıklı makalesinde “cinsel kimlik oturmuşsa, yani 17-18 yaşlarda ilişkiler başlamış, bu bir kaç yıl sürmüşse ve de kuşkusuz anal zevklenmenin yanında, psikolojik olarak da kendi cinsine yönelme varsa, tedavide fazla birşey yapamıyoruz” diyor. Dümen erkek “erkek eşcinsellerin” hiçbir deneme yapmaması durumunda bu “sorunun” bir “tedavisi” olacağını iddia ediyor. Ve eşcinselliğin Dümen’in ifadesi ile “sorunun” bireysel değil, ailesel ve de toplumsal olduğunu ileri sürüyor.

“Seviciliğin nedenleri”

Dümen’in lezbiyenler hakkındaki bilim dışı yorumu ise şöyle: “Seviciliğin nedenleri, aile düzenine, kişinin yetişmiş olduğu çevreye, gerçekleştirilmemiş isteklere, yoksulluğa, çocukluktaki cinsel isteklere ve hatta alkolizme dek dayanan bir nörozdur.”