Kültür Sanat

Üvey aşklar, üvey sevişmeler

Çarşamba, 11 Nisan 2018
Haber: Kaos GL

Mehmet Bilal’in “erkeklere arzu duyan erkekleri, cinsiyet kimliklerinin dışına çıkan bedenleri” anlattığı öykü kitabı Üvey ikinci baskısını yaptı.

Türkçe edebiyatta eşcinselliğin, eşcinsellerin hikayesini anlatan sınırlı sayıdaki eserden Üçüncü Tekil Şahıs ile beğeni toplayan Mehmet Bilal’in öykü kitabı “Üvey” yeni baskısını yaptı.

Kitabın ikinci baskısı Notabene Yayınları’ndan çıktı.

Arka sokakların dili

“Şimdi geri dönemeyeceği bir başka kapının daha kolunu çevirmek üzereydi. Daha önce hiç yaşamadığı zevklerden zevk aldığını fark ettiği o dehşete düşüren an. İçindeki gerçek isteklere, kaçtığı, sakladığı, saklandığı, görmezden geldiği arzulara teslim olma ânı. Ürküten, irkilten, tiksindiren o şehvetin kendinde de olduğu gerçeğine yenilme ânı…”

Notabene’den Ayşe Akaltun kitabı şöyle tanıtıyor:

“Mehmet Bilâl bu kitaptaki öyküleriyle çevrilen kapı kollarını, kapıların arkasında karşılaşılan tutkuları, kapanmamış hesapları, tedirginlik duyarak takip edilen yolları, erkeklere arzu duyan erkekleri, cinsiyet kimliklerinin dışına çıkan bedenleri anlatıyor okura.

“Bedenlerimizde, kalplerimizde, zihinlerimizde yer alan arka sokakların dilini açığa çıkartıp, bazen sert, bazen tekinsiz, bazen bir gülümsemeyle o sokaklarda ilerlememizi istiyor. Çıplak ve içten, sert ve kopkoyu bir dille...

“Üvey olmayı hayatın her alanı için tanımlıyor bu öykülerinde Mehmet Bilâl.

“Üvey aşklardan, üvey ailelerden, üvey arkadaşlardan, üvey sevişmelerden, üvey sokaklardan, üvey mezarlıklardan bahsediyor yazdıklarında. Ve bedenlerimizin tekinsiz koridorlarında gezinirken, üvey hisseden herkesin, üveyleştirmek için yeni birilerini bulma çabasıyla da yüzleştiriyor bizi.”

Mehmet Bilal ile Kaos GL özel röportajından: “Adını anmaktan öcü gibi kaçılan canlı türü: Eşcinsel!”

Mehmet Bilal geçtiğimiz ay KaosGL.org’a verdiği röportajda edebiyatımızda eşcinsellerin nasıl yer aldığını şöyle anlatmıştı:

“Bugün baktığımda 2000’lerin başında ne büyük bir bereket olduğunu görüyorum. Şimdi böyle bir manzara ne yazık ki yok. 2012 yılında “Eşcinsellik hakkında kitap okumak veya yazmak isteyenler için kılavuz!” başlığı altında Milliyet Sanat’a bir yazı yazmıştım. Biraz da tepki tonu olan bir yazıydı ve sonunda eşcinselleri veya eşcinselliği doğrudan veya örtük ele alan, bizden ve dışardan, eski ve yeni, edebi ya da “hafif” kitaplardan kişisel bir okuma listesi eklemiştim. Başta da belirtmeye çalıştığım gibi bu alanda da ne kadar fakirleştiğimizi, ürün sayısının çok azaldığını üzülerek söylemeliyim.”