Üstün Akmen Teşvik Ödülü, Seyhan Arman’ın! | Kaos GL Haber Portalı

Kültür Sanat

Üstün Akmen Teşvik Ödülü, Seyhan Arman’ın!

24 Nisan 2018

Trans kadın oyuncu Seyhan Arman, Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri’nde Teşvik Ödülü’nün sahibi oldu.

Trans kadın oyuncu Seyhan Arman, son bir yıldır sahnelenen tek kişilik oyunu“Küründen Kabare” ile Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri’nde Teşvik Ödülü’nün sahibi oldu.

Sahnede transları görünür kılmak için

kaosGL.org’a konuşan Arman, “Seyirci beni sahiplendi” dedi:

“Bu oyunu çıkarmak 2 yıllık bir süreç gerektirdi. Yaklaşık 1,5 yıl yazımı sürdü, ardından provalarla ilk kez geçtiğimiz yıl Nisan ayında sahneledik. Binlerce oyuncunun sayısız oyun sahnelediği tiyatro sezonunda özel ödüle aday gösterilmek ve kazanmak müthiş bir mutluluk verdi.”

“Bu oyunun hazırlığında hedeflerimden biri Seyhan Arman olarak sahnede kendimi var etmekken diğeri de transları görünür kılmaktı. Sağ olsun, seyircilerim beni can-ı gönülden sahiplendi. Bu akşam sezonun son oyununu oynayacağım içimde büyük bir heyecanla.”

Seyhan Arman ayrıca Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri'nde “en iyi kadın oyuncu” ödülüne aday gösterildi. Kazananlar 30 Nisan Pazartesi günü açıklanacak.  

Küründen Kabare hakkında

Küçük yaşlarda, okulda aslında başarılı da bir öğrenciyken kendisindeki farklılığı ağabeyi, babası ve çevresindekiler fark edip psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamaya başlayınca çaresiz ailesinin yanından Ankara’ya, ordan da İstanbul’a kaçan Serpil, şimdi 30’lu yaşlarında… “Yirmi bin dolara mal ettiği kadınlığıyla” bir trans bireydir.

Bir yandan, sonunda bulduğu “en iyi seçenek”le telefonda devre mülk tatil satmaya, bunu yapabilmek için her telefonla müşterisinin, patronunun kısacası “diğerleri”nin beklentisini karşılamaya çalışırken, bir yandan da alay edilen çocukluğundan, yıllardır görmediği ailesine, seks işçiliği, radyo DJ’liği yaptığı zamanlardan, ilk uzun ilişki serüvenine, Sarı Sinan’ın adamlarından canını kurtarmak için kendine Diyarbakırlı Deli Serpil lakabını yapıştırıvermesinden, ilk “çark”a çıkma deneyimine, bu toplumda bir transseksüel olarak yaşamanın hikâyesini içerden bir bakışla seyirciyle paylaşır.

Serpil, herkes ya da herhangi biri gibi şu sıralar gerçekten bir call center’da çalışmakta mıdır yoksa alışık olunduğu üzere çoktan bir trans cinayetine kurban mı gitmiştir? Muammadır. Herkesin her gün daha fazla para kazanmak ya da işten kovulmamak, birine kendini beğendirmek ya da onaylanmak, iyi geçinmek, aman başını belaya sokmamak için şekilden şekle girdiği bir dünyada Serpil “kendi gibi olmak”tan başka bir “tercih” yapmamıştır... Geriye kalan ya da yaşamaya zorlandığı hayatsa, herkes gibi, onun için de; içinde toplumsal ahlaktan ezberlenmiş ön yargılara, ekonomik zorluklardan, aile hayatına pek çok denklemi barındıran maruz bırakılmış bir zorluklar ve zorunluluklar silsilesidir aslında.