Seyhan Arman’a jüri özel ödülü: Yaşasın tiyatro! | Kaos GL Haber Portalı

Kültür Sanat

Seyhan Arman’a jüri özel ödülü: Yaşasın tiyatro!

1 Mayıs 2018
Haber: Kaos GL

Seyhan Arman, Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri'nde “Jüri Özel Ödülü” aldı. Arman ödül konuşmasında, “Tiyatro, içine düştüğüm nehirde kurtulmamı sağlayan bir dal parçası oldu” dedi.

“Küründen Kabare”, tiyatro oyunu ile ayakta alkışlanan sinema ve tiyatro oyuncusu Seyhan Arman, bu yıl altıncısı düzenlenen Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri'nde “Jüri Özel Ödülü” aldı.

Arman, geçtiğimiz günlerde Üstün Akmen Teşvik Ödülü’nün de sahibi olmuştu.

Yaşasın tiyatro!

Fulya Sanat Merkezi’nde dün akşam (30 Nisan) düzenlenen ödül töreninde konuşma yapan Seyhan Arman şunları söyledi:

“Maalesef hayatta bazı insanlar görünmez oluyorlar ve görünmez olmak durumunda kalıyorlar. Benim bu hayatta görünür olmamı sağlayan tiyatro oldu. Tiyatro, içine düştüğüm nehirde kurtulmamı sağlayan bir dal parçası oldu benim için. O yüzden tiyatroya minnetim büyük. Tiyatroya aşkım çok büyük ve bugün burada tiyatro adına bir ödül almaktan çok mutluyum, çok gururluyum çok onurluyum. Yaşasın tiyatro!”

Emek ve Başarı Ödülleri

Yeni Tiyatro Dergisi, tiyatromuza ulusal ve uluslararası düzeyde kazandırdıkları değerli katkılar nedeniyle her yıl tiyatro emekçilerine ödül veriyor.

Yeni Tiyatro Dergisi şu an Türkiye’de “aylık” olarak çıkan hakemli “tek” sahne sanatları dergisi. Sahne sanatlarında başta tiyatro sanatı ve bilimi olmak üzere operaya, baleye çağdaş dansa yer verip bu alanlarda görünürlük yarattığı gibi, pek çok akademisyenin, yazarın ve eleştirmenin yazma motivasyonunu destekleyerek, bu alana yeni yazarlar ve eleştirmenler kazandırdı.

Küründen Kabare hakkında

Küçük yaşlarda, okulda aslında başarılı da bir öğrenciyken kendisindeki farklılığı ağabeyi, babası ve çevresindekiler fark edip psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamaya başlayınca çaresiz ailesinin yanından Ankara’ya, ordan da İstanbul’a kaçan Serpil, şimdi 30’lu yaşlarında… “Yirmi bin dolara mal ettiği kadınlığıyla” bir trans bireydir.

Bir yandan, sonunda bulduğu “en iyi seçenek”le telefonda devre mülk tatil satmaya, bunu yapabilmek için her telefonla müşterisinin, patronunun kısacası “diğerleri”nin beklentisini karşılamaya çalışırken, bir yandan da alay edilen çocukluğundan, yıllardır görmediği ailesine, seks işçiliği, radyo DJ’liği yaptığı zamanlardan, ilk uzun ilişki serüvenine, Sarı Sinan’ın adamlarından canını kurtarmak için kendine Diyarbakırlı Deli Serpil lakabını yapıştırıvermesinden, ilk “çark”a çıkma deneyimine, bu toplumda bir transseksüel olarak yaşamanın hikâyesini içerden bir bakışla seyirciyle paylaşır.

Serpil, herkes ya da herhangi biri gibi şu sıralar gerçekten bir call center’da çalışmakta mıdır yoksa alışık olunduğu üzere çoktan bir trans cinayetine kurban mı gitmiştir? Muammadır. Herkesin her gün daha fazla para kazanmak ya da işten kovulmamak, birine kendini beğendirmek ya da onaylanmak, iyi geçinmek, aman başını belaya sokmamak için şekilden şekle girdiği bir dünyada Serpil “kendi gibi olmak”tan başka bir “tercih” yapmamıştır... Geriye kalan ya da yaşamaya zorlandığı hayatsa, herkes gibi, onun için de; içinde toplumsal ahlaktan ezberlenmiş ön yargılara, ekonomik zorluklardan, aile hayatına pek çok denklemi barındıran maruz bırakılmış bir zorluklar ve zorunluluklar silsilesidir aslında.