İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

TMMOB’lu öğrenciler toplumsal cinsiyet ve ayrımcılığı tartıştı

Pazartesi, 7 Mayıs 2018
Haber: Kaos GL

TMMOB İzmir’den öğrenciler düzenledikleri “Toplumcu Mühendislik, Mimarlık ve Şehir Planlama Haftası”nda toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığı, LGBTİ çalışanların yaşadıklarını tartıştı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nden (TMMOB) öğrenciler “Toplumcu Mühendislik, Mimarlık ve Şehir Planlama Haftası” düzenledi.

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Öğrencileri’nin 5-6 Mayıs’ta İzmir Tepekulu Kongre Merkezi’nde düzenlediği etkinlikte toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık da tartışıldı.

Toplumsal cinsiyet oturumunda Maden Mühendisi Nedret Durukan ve Kaos GL Medya ve İletişim Program Koordinatörü Yıldız Tar konuştu.

“Renkler ve oyuncakların cinsiyeti yok”

Nedret Durukan, toplumsal cinsiyeti kavramını açıklayarak başladığı konuşmasında; “Hayatın her alanında yaşadığımız ayrımcılık eğitim ve meslek hayatına da taşınıyor” dedi. Durukan, çocuk yaşlarda renklere ve oyuncaklara cinsiyet atanması ile başlayan ayrımcılıktan bahsetti:

“Renklerin ve oyuncakların cinsiyeti yok. Renk ve oyuncaklar bunu bilmiyor. Biz dediğimiz, cinsiyet atfettiğimiz için cinsiyetleri oluyor. Bunun doğa ve genler ile bir ilişkisi yok. Cinsiyetçilik hayatın her alanında var.”

Durukan “erkeklik” ile “insanlık” arasında kurulan ilişkiye de değindi. “Toplumsal cinsiyet hem kadınların hem de çeşitli cinsel yönelimlerin toplumdaki yerini belirliyor. Sadece kadınlardan değil; cinsel yönelim çeşitliliğinden de nefret edilen bir toplumsal yapı var” dedi.

Durukan konuşmasının devamında Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkı mücadelesinin arka planını aktardı. “Tarihi erkekler yazıyor” dedi. Mühendislikte kadınların maruz bırakıldığı ayrımcılığa karşı kadın dayanışmasının öneminden bahsetti.

Lavanta tavan

Yıldız Tar ise konuşmasına Arkadaş Z. Özger’i anarak başladı. “Zeki Müren’i nasıl seveceğiz” diye sordu. Ayrımcılığın doğumun öncesinden ölümden sonrasına uzanan sistematik bir sorun olduğunu hatırlatan Tar, Kaos GL Derneği’nin özel sektör ve kamu sektörü çalışanı LGBTİ’ler araştırması sonuçlarını paylaştı.

Yıldız Tar, LGBTİ+ çalışanlar için kullanılan “lavanta tavan” kavramından bahsetti. LGBTİ+ çalışanların terfi edebilecekleri ya da inisiyatif kullanabilecekleri sınırın belirlendiğini hatırlattı. Çalışma hayatında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına ilişkin herhangi bir yasal mevzuat olmadığı gibi şirketlerin iç yönetmeliklerinde de yer almadığını vurguladı:

“İş görüşmesinden terfi etmeye; sosyal-kültürel etkinliklere katılımdan ‘daha fazla çalışmak zorunda bırakılmak ya da hissettirilmesine’ çalışma hayatı LGBTİ’ler için ip üstünde cambaz misali bir durum yaratıyor.”

Özel sektör araştırması

Kaos GL Derneği, LGBTİ çalışanların Türkiye’nin özel sektör istihdamındaki durumunu anlamak ve emek gücüne tam, eşit ve özgür katılımlarının sağlanma çabalarına katkı sunmak amacıyla hazırlanacak 2018 raporu için anket çalışmasına başladı. Çalışma bu yıl Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Merkezi ile birlikte yürütülüyor.

24 sorudan oluşan anket LGBTİ çalışanlar için gizliliği önemsiyor. Ad veya şirket adı talep etmeyen anket LGBTİ çalışanların ve toplumsal cinsiyet eşitliğinden yana tutum alan şirketlerin özel ve öncelikli gereksinimlerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak.

Bu bilgiler analiz edildikten sonra, ABD ve Almanya’daki benzer örnekler ile karşılaştırılarak bir durum değerlendirme raporu hazırlanacak.

Karşılaştırmalı rapor, özel sektörün ve sivil toplumun farkındalık artırma ve kapasite geliştirme etkinliklerine bilgi zemini oluşturacak; LGBTİ çalışanları kapsayan özel istihdam ve toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının geliştirilmesi için harcanan çabalara destek olacak.

Ankete katılmak için tıklayınız

Çalışanlar kimliğini gizlemek zorunda kalıyor

Kaos GL Derneği’nin, “Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İntersekslerin Durumu 2017 Raporu” geçtiğimiz günlerde yayınlandı.

LGBTİ çalışanların yalnızca yüzde 17’sinin tamamen açık olduğunu ve yüzde 65’inin iş yerinde ayrımcılığa uğradığını veya bunu önlemek üzere kimliğini gizlemek zorunda bırakıldığını ortaya koyan raporda istatistiklerin dışında, LGBTİ çalışanların anlatıları da yer alıyor.

2017 raporuna ulaşmak için tıklayınız

Kamu çalışanı LGBTİ’ler araştırması

Kaos GL Derneği, lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTİ) çalışanların Türkiye'nin kamu sektörü istihdamındaki durumunu anlamak için anket çalışması yürütüyor. İlki 2016 yılında yapılan “Türkiye’de Kamu Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İntersekslerin Durumu” isimli araştırması ile LGBTİ kamu çalışanlarının sorunlarının ve öncelikli gereksinimlerinin daha iyi anlaşılması bekleniyor.

Çalışma bu yıl Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Merkezi ile birlikte yürütülüyor.

Bilgiler analiz edildikten sonra bir durum değerlendirme raporu hazırlanacak. Söz konusu rapor, kamu sektörünün ve sivil toplumun farkındalık artırma ve kapasite geliştirme etkinliklerine bilgi zemini oluşturacak; LGBTİ çalışanları kapsayan istihdam ve toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının geliştirilmesi için harcanan çabalara destek olacak.

Bu araştırma için anket çalışmasına katılanların kişisel verileri koruma altında. Katılımcılardan ad veya şirket adı talep edilmiyor, IP adresleri görülmüyor ve kaydedilmiyor.

Ankete katılmak için tıklayınız.

“Kamu çalışanı LGBTİ’lerin yüzde 52’si ayrımcılık yaşamamak için kimliğini gizliyor”

Araştırmanın 2017 raporuna göre, ankete katılan 80 kişiden 36’sı yani yüzde 45’i, işyerinde cinsel kimliği konusunda “tamamen kapalı oldukları” yanıtını verdi. Bu bulgular, kamu sektöründe cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim bakımından açık davranabilme oranının çok düşük olduğunu gösteriyor.

Kamu çalışanı LGBTİ’lerin yüzde 19’unun işyerinde doğrudan ayrımcılık yaşadığını belirten raporda, katılımcıların yüzde 52’sinin işyerinde ayrımcılık veya nefret suçu ile karşılaşmamasını cinsel kimliğini gizlemesine bağladığı anlaşılıyor. Araştırma katılımcıların yalnızca yüzde 16’sının ayrımcılıkla karşılamadığını ortaya koyuyor.

2017 raporuna ulaşmak için tıklayınız.