İnsan Hakları / Aile

Avrupa’da eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine ilişkin sosyal tutumlar

8 Mayıs 2018
Haber: Kaos GL

Maya Saat, Judit Takacs, Ivett Szalma ve Tamas Bartus’un Avrupa’da eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine ilişkin sosyal tutumlar makalesini KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

Judit Takacs (1) – Ivett Szalma (2) – Tamas Bartusm (3)

Bu makale “Springer Science+Business Media New York” tarafından 7 Mayıs 2014’te alınmış, 30 Aralık 2015’te gözden geçirilmiş, 4 Ocak 2016’da kabul edilmiş, 16 Şubat 2016’da online olarak yayınlanmıştır.

Çeviren Maya Saat (4)

Nisan 2017

Öz

28 Avrupa ülkesinde eşcinsel evlat edinmedeki sosyal tutumları inceleyerek evlat edinmenin bu belirli türünün sosyal kabullenme ve reddinin düzeyini belirleyen birey ve ülke düzeyi faktörlerin altını çizdik. Bu makale Avrupa’daki lezbiyen kadınların, gey erkeklerin ve onların evlat edinme pratiklerinin sosyal kabulündeki literatüre katkı sunmakta ve eşcinsel ebeveynlik haklarındaki sosyal tutumun daha önce araştırılmamış birçok yönüne dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın deneysel temeli 2008-2010’da oluşturulan “European Values Study”nin (Avrupa Değerleri Çalışması) dördüncü dizisinden oluşmaktadır. Düzenli lojistik regresyon kullanarak “Eşcinsel çiftler evlat edinebilmeli” ifadesine katılım seviyesine birey ve ülke düzeyi birçok niteliğin etkisini inceledik. Geleneksel aile oluşum pratikleriyle bağlantılı olan, “eşcinselliğin haklı kılınması” ve eşcinsel komşuların tercih edilmemesi gibi bazı bireysel tutumların yanı sıra eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine karşı sosyal tutumlar ve eşcinsel evlat edinme pratiklerine izin veren yasaların varlığı arasında güçlü bağlantılar tespit ettik. Bulgularımız, eşcinsel çiftlerin evlat edinmesinin potansiyel açıklayıcı bağlamındaki cinsellik temelli dar bir çerçeveden aile ve ebeveynlik pratiklerinin farklı ve mümkün çok daha geniş bir bağlamına bir dönüşüm olduğunu gösterdi.     

Anahtar kelimeler: Eşcinsel evlat edinme, eşcinsellik, sosyal tutumlar, Avrupa Değerleri Çalışması

Giriş

Çoğu Avrupa ülkesinde eşcinsel ebeveynlik meseleleri genelde gey ve lezbiyenlerin, özelde ise eşcinsel evliliklerin ve kayıtlı partnerlik meselelerinin kabulünden daha kuvvetli bir direnişe meydan okumaya eğilimdedir. 2003 yılında 25 Avrupa ülkesinde (15.000’den fazla katılımcı ile) oluşturulan büyük ölçekli Avrupa kamuoyu araştırmasının sonuçlarına göre sadece %38 eşcinsel çiftlerin evlat edinmesini desteklerken, %53 eşcinsel evliliklerin yasallaşmasının lehine oy kullanmıştır (EOS Gallup, 2003). 2006’da 27 Avrupa ülkesinde oluşturulan Euro barometre kamuoyu anketinin de benzer sonuçları vardır: “eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine izin verilmeli” önermesi katılımcıların (29.000’dan fazla)  sadece %32’si tarafından desteklenirken   “eşcinsel evliliklere Avrupa genelinde izin verilmeli” önermesi katılımcıların %44’ü tarafından desteklendi (Avrupa Komisyonu, 2006). Bu sonuçlar Avrupa kamuoyunun “eşcinsel çiftlerin evlenmesine” “eşcinsel çiftlerin evlat edinmesinden” daha hoşgörülü olma eğilimlinde olduğunu gösterir.

Eşcinsel evlilik, kayıtlı partnerlik ve eşcinsel çiftlerin ortak evlat edinme hakkına ilişkin Avrupa’nın yasal durumu oldukça çeşitlidir: Tablo 1, bu yasal kurumlardan en az birinin olduğu 22 Avrupa ülkesindeki konuya ilişkin yasaların tanınmalarını özetler. Eşcinsel evlilik ve eşcinsel çiftlerin ortak evlat edinmesi ilk defa Avrupa’da 2001 yılında Hollanda’da evlilik kurumu karşı-cinsel çiftlere olduğu gibi eşcinsel çiftlere eşit olarak açıldığı zaman mümkün olmuştur. Bu yasal çerçeve evli eşcinsel çiftlere otomatik olarak Hollanda’da ortak evlat edinme hakkını sağlamıştır (ve daha önce 1998’de tanınan eşcinsel kayıtlı partnerlik kapsamına girmiş olan eşcinsel çiftler, kayıtlı partnerliklerinin yasal statüsünü kolayca evliliğe yükseltebilmişlerdir). Fakat örneğin Portekiz’de 2010’daki eşcinsel evliliğin tanınması eşcinsel ebeveynlik haklarının hemen genişlemesine öncülük etmemiştir.

Eşcinsel çiftlerin evlat edinmesini de içine alan eşcinsel ebeveynlik sorunu, bireylerin, çiftlerin ve onlar tarafından yetiştirilmiş çocukların hayatları için ciddi pratik sonuçları olabilen sosyal ve aile politikası uygulamalarına yansıyan, aile ve akrabalık ilişkilerinin sosyal tanımından ayrılamaz. Birçok yerde eşcinsel ebeveynlik haklarına karşı ifade edilen sert karşıtlığın temel nedenlerinden biri buna izin verilmesidir, örneğin eşcinsel çiftlerin evlat edinmesi (daha) yeni aile tiplerini içine alan geniş bir aile tanımının kabulü anlamına gelecektir (Takacs & Szalma, 2013a, 2014). Ayrıca birinin cinsel yönelimi (muhtemel olarak) özel bir sorun olarak addedilebilirken partnerlik ilişkileri ve hatta aile ilişkileri sosyal alana aittir, bu yüzden eşcinsel ebeveynlik pratiklerinin sosyal görünürlüğü potansiyel olarak bireyin cinsel yöneliminden daha yüksektir ve dolayısıyla daha yüksek sosyal ret düzeylerine sebep olabilmektedir.

Hukuki açıdan ortak evlat edinme (partnerlerin her ikisiyle de ilişkili olmayan bir çocuk evlat edinmeleri durumu) ve ikinci ebeveynin evlat edinmesi (çocuğun zaten hane halkından olduğu, genellikle biyolojik olarak bir partnerle ilişkisinin olduğu ve diğer partner tarafından evlat edinildiği durum) arasında teorik bir mücadele olabilir. Eşcinsel partnerlerin ortak evlat edinmesi durumundaki fikir çocuğa harika bir hayat verebilecek ideal evli heteroseksüel çiftlerin olduğudur – fakat çocuk için iki ya da sadece bir yasal ebeveyne sahip olmanın daha iyi olup olmadığının tek soru olduğu ikinci ebeveynin evlat edinmesi durumunda bu sorun yoktur (Wintemute’tan aktaran Takacs, 2007, p.80).

Tablo 1 22 Avrupa ülkesindeki eşcinsel evlilik, kayıtlı partnerlik ve ortak evlat edinmenin başlangıcı (1989-2014)

Ülkeler

Eşcinsel evlilik

Kayıtlı partnerlik

Eşcinsel çiftlerin evlat edinmesi

Avusturya

-

2010

2013a

Belçika

2003

2000

2006

Hırvatistan

 

2014b

 

Çek Cumhuriyeti

-

2006

-

Danimarka

2012

1989

2007/2009c

Estonya

 

(2016)d

 

Finlandiya

(2017)

2002

2009

Fransa

2013

1999(PACS)

2013

Almanya

 

2001

2004f

Macaristan

-

2009g

-

İzlanda

2010

1996

2006

İrlanda

(2015)

2010/2011

-

Lüksemburg

2014/2015

2004

2014/2015

Malta

 

2014j

2014

Hollanda

2001

1998

2001

Norveç

2008/2009k

1993

2009

Portekiz

2010

-

-

Slovenya

-

2005

2011m

İspanya

2005

-

2005

İsveç

2009

1994

2003

İsviçre

-

2004

-

Birleşik Krallık

2013

2005

2002/2008n

 

a Sadece ikinci ebeveynin (veya üvey ebeveynin) evlat edinmesi, örneğin eşinin biyolojik çocuğunu veya çocuklarını evlat edinmek mümkündür.

b Hırvatistan Parlamentosu Temmuz 2014’te eşcinsel kayıtlı partnerlikteki bir yasayı, yeni bir eş vesayet kurumunun oluşturulmasını içine alan Hayat Ortaklığı Yasası’nı kabul etmiştir, ikinci ebeveynin (veya üvey ebeveynin) evlat edinmesine benzerdir.(http://news.err.ee/v/main_news/f238f529-5b94-4f66-b7bead5d21566cc5-2014-07-15)

c Önce sadece ikinci ebeveynin evlat edinmesi ile başlamış, daha sonra eşcinsel çiftlerin ortak evlat edinme hakkının başlaması ile takip edilmiştir.

d Estonya Parlamentosu Ekim 2014’te, Ocak 2016’da etkisi gösterecek Beraber Yaşama Yasası’nı (her iki eşin de cinsiyetine bakmaksızın, birlikte yaşama, noterde ilişkilerini kayıt altına alma ve evliliğin verdiği finansal faydalara sahip olma hakkına izin veren) kabul etmiştir. (http://news.err.ee/v/main_news/f238f529-5b94-4f66-b7be-ad5d21566cc5-2014-10-09)

e Eşcinsel evlilik tasarısı Aralık 2014’te Finlandiya Parlamentosu tarafından onaylanmış ve eşcinsel evlilik Mart 2017’de yürürlüğe girecektir. Sadece ikinci ebeveynin (veya üvey ebeveynin) evlat edinmesi, örneğin eşinin biyolojik çocuğunu veya çocuklarını evlat edinmek mümkündür.

f Sadece ikinci ebeveynin (veya üvey ebeveynin) evlat edinmesi, örneğin eşinin biyolojik çocuğunu veya çocuklarını evlat edinmek mümkündür.

g Macaristan’da eşcinsel ve karşı-cinsel çiftler için kayıtlı partnerliğin yasal kurumu zaten 2017’de başlamıştır, fakat sadece eşcinsel kayıtlı partnerlik Temmuz 2009’da işleme girmiştir.

h İrlanda Cumhuriyeti’nde 2011’den beri yürürlükte olan eşcinsel kayıtlı partnerliğin yasal kurumunu 2010’da tanınmıştır. 22 Mayıs 2015 referandumunda İrlandalı seçmenler herkes için evlilik eşitliğini tanıyan yasal düzenlemeyi kuvvetli bir çoğunlukla desteklemiştir (“Evlilik cinsiyetlerine göre ayrılmaksızın iki kişi tarafından kanunlara uygun olarak gerçekleştirilebilir”).

i Parlamento Haziran 2014’te, Ocak 2015’te yürüklüğe girecek olan ortak evlat edinme haklarını içeren eşcinsel evlilik yasasını kabul etmiştir.

j Sivil Birlik tasarısı ilk 2013’te tanınmış, 2014’te yasal olarak kabul edilmiş ve ilk eşcinsel sivil birlik Haziran 2014’te gerçekleşmiştir.

k Norveç Parlamentosu, Ocak 2009’da yürürlüğe girecek olan cinsiyet ayrımı gözetmeyen evlilik yasasını Haziran 2008’de kabul etmiştir.

l Portekiz Parlamentosu Mayıs 2013’te eşcinsel çiftler için ikinci ebeveynin (veya üvey ebeveyn) evlat edinme hakkını tanımak için “ortak ebeveyn” tasarısını kabul etmiştir fakat bu öneri Mart 2014’te reddedilmiştir.

m Sadece ikinci ebeveynin (veya üvey ebeveynin) evlat edinmesi, örneğin eşinin biyolojik çocuğunu veya çocuklarını evlat edinmek mümkündür. Yeni yasal bir tanınma olmadığı için bu özel bir durumdur. Fakat 2011’de Sloven yasal uzmanlar eski evlat edinme yasasını (evlat edinen ebeveynlerin cinsiyetine özel bir referans olmadan aslen 1976’da tanınmış yasa) ikinci ebeveynin evlat edinmesinin aslında yasal olduğunu göstermek için başarılı bir şekilde kullanmışlardır.

(http://www.b92.net/eng/news/globearticle.php?yyyy=2006&mm=07&dd=25&nav_category=123&nav_id=35807–2006-07-25)

n Evlat edinme ve Çocuklar Yasası - England & Wales 2002; Scotland 2008

 

Evlat edinme pratiğinin homofobik ya da açıkça “genderfobik” (Wilchins, 2004) damgalamayla alevlenmiş olduğu bugün, geçmişteki ırklar arası evlat edinmeye karşı kullanılan argümanlara benzer olarak eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine karşı argümanlarda çift damgalama yaklaşımı sıklıkla kullanılır. Eşcinsel evlat edinme haklarının karşıtlarından çoğu, çocuklara yönelik olmayan fakat homofobik bir toplumda onların ebeveynlerini hedef gösteren önyargı ve ayrımcılığın paylaşılmasıyla çocukların nasıl eziyet görebileceği hakkında endişelenirken, kurbanı suçlama stratejisine başvurmaktadır (Stacey &Biblarz, 2001). Tersine, eşcinsel evlat edinme haklarının destekçileri eşcinsel ebeveynler tarafından yetiştirilmiş çocukların potansiyel eziyetlerinin, onları eşcinsel ebeveynlerin bakımından alıkoyarak değil, önyargılara karşı mücadele edilerek daha iyi bir şekilde çözülebileceğini ileri sürmektelerdir. Ayrıca eşcinsel çiftlerin evlat edinmesinin potansiyel yararları vardır: evlat edinme sürecine başlamak için çift ve aile ilişkilerinin meşruluğu için toplum onayına bağımlı kalmamaya hazır oldukları zaman eşcinsel çiftler “evlat edinen aileleri, çocukların öğrenmesi için kritik bir değeri olan, ‘gerçek’ aile olarak görme zihniyetine sahiplerdir”(Boyer, 2007) .

Gey ve lezbiyenlerin evlat edinme haklarına ilişkin kamu tutumları hakkında daha önce yapılmış Kuzey Amerika çalışması pek fazla yoktur ve onlar da dindarlık ve siyasi görüşle birlikte katılımcıların cinsiyet, yaş ve eğitim seviyesi gibi demografik değişkenleri içeren sadece çok az sayıda davranışsal öngörücülere derinlemesine odaklanmışlardır (Herek, 2002; Schwartz, 2010). Sex-Role Egalitarianism Scale (Cinsiyet Rolü Eşitlik Ölçeği) ile ölçülmüş cinsiyet rolüne ilişkin inançlar (Spivey, 2006), cinsiyetçilik ve eşcinselliğin etiyolojisi hakkındaki inançlar (mesela eşcinselliğe bir yandan biyolojik faktörler diğer yandan sosyal öğrenme ya da özgür seçim nedeniyle inanılmış olup olmadığı) gibi gey ve lezbiyenlerin evlat edinmesindeki tutumların kesin belirleyicilerini ortaya çıkarmak için evlat edinme uzmanları ve öğrencilerin temsil edici olmayan örnekleminin kullanıldığı çalışmalar vardır (Rye & Meaney, 2010). 

Önceki karşılaştırmalı Avrupa bulguları, katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi, dini altyapı ve siyasi yönelim gibi özelliklerinin “eşcinsel evlat edinmeye” olan desteklerini belirlediğini göstermiştir: kadınlar, genç insanlar, yüksek eğitimliler, dini altyapısı olmayanlar ve sol görüşlü politik yönelimi olanlar diğerlerinden daha destekleyici olmaya eğilimlilerdir. Ayrıca destekleyici tutumların düzeyi mevcut ulusal yasa ile uygunlukta farklılaşır: ilgili kamuoyundan sağlam destek alarak kanunlarını zaten uyarlamış veya bunu yapma aşamasında olan ülkeler (EOS Gallup, 2003). Üstelik eşcinselliğin en az reddi eşcinsel çiftlerin evlenmesine ve evlat edinmesine izin veren yasaları olan ülkelerde bulunmuştur (van den Akker, van der Ploeg, & Scheepers, 2013). Homofobinin farklı davranışsal boyutlarının karşılaştırılabildiği dünya çapında gey ve lezbiyen haklarının gelişmesine öncülük eden Hollanda’da eşcinsel evlat edinme gibi belirli gey ve lezbiyen haklarındaki meseleyle karşılaştırıldığında genel kabul meselesi sonuçlarının kamu desteğinin en yüksek düzeyini gösterdiği ortaya konulmuştur (Keuzenkamp, 2011).

Bu makale lezbiyen kadınların, gey erkeklerin ve onların evlat edinme pratiklerinin sosyal kabulündeki literatüre katkı sunmakta ve eşcinsel ebeveynlik haklarındaki sosyal tutumun daha önce çalışılmamış yönlerine dikkat çekmektedir. Homofobik tutum rollerinin geleneksel heteronormatif (çoğunluğun kendini meşru ve normal kılmasına ilişkin) aile oluşum süreçlerinin mutlakıyetlerini sorgulayan bu evlat edinme pratiklerindeki fikirlere potansiyel olarak şekil verebildiğinin farkında olarak, çalışmamızda eşcinsel çiftlerin evlat edinmesi hakkındaki Avrupa sosyal tutumlarının belirleyicilerine ağırlık verdik. Makale genelinde tutumları “bireysel beğeni veya nefretin öznel ifadelerinden ziyade öngörücü değerlendirmeler ya da sosyal düzenin normatif açıklamaları” (Voas, 2013) olarak gören sosyolojik bir bakış açısına başvurduk.

Yöntem

Örneklem

Bu çalışmanın deneysel temeli 1981’den beri 9 yılda bir yürütülmüş, geniş ölçekli uzun periyodik anket araştırma programı olan European Values Study’nin (EVS) (Avrupa Değerleri Çalışması) 2008 veri setidir. EVS standart anketlere başvurarak Avrupa’daki vatandaşların görüşlerinin, değerlerinin, tutumlarının, tercihlerinin, inançlarının ve fikirlerinin iç yüzünü vermektedir. Örneklem 18 yaşı ve üstü nüfusu temsil etmesi için planlanmıştır. Katılımcılar çok kademeli rastgele örneklem yöntemi kullanılarak seçilmiştir. 2008 ve 2010 yılları arasında standart anketlerle yüz yüze görüşmeler yürütülmüştür.

Bu çalışma 28 Avrupa ülkesinde toplanmış verileri incelemiştir: özellikle homofobiye ilişkin tavırlarla ilgili önceki çalışmamızda olan Batı Avrupa ülkelerine ve Avrupa Birliğine üye devletlere temel olarak eğilmek istediğimizden, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Hırvatistan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İzlanda, İtalya, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya Federasyonu, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, İsveç, İsviçre, Ukrayna ve Birleşik Krallık (Takacs, 2015; Takacs & Szalma, 2011, 2013b). İki Avrupa ülkesi, İspanya ve Macaristan’daki eşcinsel evlat edinme ile ilgili anket sorularının cümle yapısı farklı olduğu için bu iki ülke çalışmamızın dışında olmak zorundaydı. Ülkelerin çoğunda katılımcılardan “Eşcinsel çiftler evlat edinebilmeli” ifadesini değerlendirmeleri istenmiştir. Fakat bunun aksine İspanya ve Macaristan’ın EVS anketlerinde “Eşcinsel çiftler evlat edinememeli” ifadesi vardı. Anket metodolojisi (Holleman, 1999; Rugg, 1941) literatüründe iyi bilinen “cümle yapısı etkisinden” dolayı (anket katılımcıları ifadelere katılmayı katılmamaya tercih ederler) Macar ve İspanyol verileri diğer EVS verileriyle karşılaştırılabilir değildi bu yüzden bu iki ülke bizim analizimizden çıkarılmak zorundaydı. Tablo 2, 28 Avrupa toplumundaki bağımsız değişkenlerimizin ortalama değerlerini göstermektedir.

EVS veri setinde incelenmiş 28 ülkede 38.192 durum vardır. Eksik değerler yüzünden analizimizin örnekleminde 24.319 katılımcı bulunmaktadır. Tam cevap veren katılımcıların sayısı 599 (İzlanda) ve 1341 (Belçika) arasında sıralanmıştır. Analiz örnekleminde olma olasılığı Belçika ve Norveç’te yaklaşık %90 ve Litvanya’da %40 civarındaydı. Cevapsızlık eğilimlerini azaltma stratejimizle birlikte cevapsızların detaylı analizinin sonuçlarını aşağıda vereceğiz.

Ölçekler

Bu çalışmanın bağımlı değişkenleri 1-5 ölçeğinde “Eşcinsel çiftler evlat edinebilmeli” ifadesinin katılım düzeyini ölçmüştür. EVS veri setinde beş puanı kesinlikle katılmama (eşcinsel çiftlerin evlat edinmesindeki kabulün düşük bir düzeyini işaret eden) anlamına gelirken bir puanı kesinlikle katılma (gey ve lezbiyen çiftlerin evlat edinmesinin sosyal kabulünün yüksek bir düzeyeni işaret eden) anlamına gelmektedir.

Bağımsız değişkenlerimizin altında yatan ifade EVS anketinin “aile yaşamı ve evlilik” seçeneğinde görülmüştür. İfade, (geleneksel) aile oluşumu pratikleri hakkındaki sonraki 6 sorudan önce gelmiştir: (1) Biri bir çocuğun mutlu bir şekilde büyümesi için bir anne ve bir baba ile bir eve ihtiyacı olduğunu söylerse katılır mısınız katılmaz mısınız? (2) Bir kadının kişisel tatmini için çocuklarının olmasının zorunlu olduğunu düşünüyor musunuz ya da bu gerekli değil mi? (3) Şu ifadeye katılıyor musunuz katılmıyor musunuz: Evlilik çağdışı bir uygulamadır? (4) Bir kadın bekar bir ebeveyn olarak çocuk sahibi olmak isterse ama bir erkekle sabit bir ilişkisi olsun istemezse bunu uygun mu bulursunuz uygunsuz mu bulursunuz? (5) Bir erkeğin kişisel tatmini için çocuklarının olmasının zorunlu olduğu ifadesine katılır mısınız katılmaz mısınız; ve (6) Mutlu olmak için evliliğin veya uzun süreli bir ilişkinin gerekli olduğu ifadesine katılır mısınız katılmaz mısınız? Eşcinsel çiftlerin evlat edinmesiyle ilgili soru yöneltmek, 2003’ten beri yapılan geniş ölçekli uluslarası anket çalışmalarında gittikçe yaygınlaşan bir pratik olan heteronormatif olmayan aile pratiklerinin kabulü yansıtmaktadır (Takacs, 2015). Dolayısıyla eşcinsel evlat edinme sorularına verilen yanıtların aile yaşamına yönelik tutumlar tarafından şekillenmesi muhtemeldir. Aileye ilişkin tavırların açıklayıcı değişkenler olarak alınması bir yanıt dizisi probleminin olası varlığını kontrol etmek içindir. Anket araştırma metodolojisinde belgelenmiş bir olguya göre belli bir maddeye verilen yanıtlar soruların dizilişine bağlıdır (Zaller & Feldman, 1992) ve önceki maddeye verilen yanıtlar sonrakileri etkilemektedir: bu yanıt dizisi problemidir (Weisberg, 2005).

 

Tablo 2 Ülkelere göre “Eşcinsel çiftler evlat edinebilmeli” ifadesine katılım

 

 

N

M

SD

İzlanda

778

3.90

0.96

Hollanda

1524

3.41

1.17

İsveç

1063

3.21

1.43

Danimarka

1498

2.97

1.41

Belçika

1498

2.97

1.48

Norveç

1082

2.91

1.55

Finlandiya

1052

2.89

1.42

Birleşik Krallık

1464

2.80

1.21

Çek Cumhuriyeti

1726

2.76

1.20

Fransa

1478

2.72

1.46

Almanya

1950

2.70

1.34

Avusturya

1436

2.60

1.36

İsviçre

1208

2.58

1.34

Bulgaristan

1346

2.27

1.06

İtalya

1457

2.24

1.04

Slovakya

1320

2.21

1.11

Rusya

1262

2.19

1.19

Portekiz

1480

2.18

1.15

Romanya

1400

2.14

1.20

Estonya

1456

2.11

1.09

Hırvatistan

1479

1.93

0.98

Letonya

1405

1.92

1.02

Litvanya

1336

1.88

0.93

Ukrayna

1294

1.84

1.17

Polonya

1466

1.80

0.99

Slovakya

1362

1.77

1.06

Yunanistan

1462

1.67

0.92

Kıbrıs

945

1.65

1.05

             

Aileye ilişkin tutumlardaki değişkenler ile birlikte üç açıklayıcı değişkenler dizisi daha kullandık. İlk dizi ülke düzeyi özellikleri içermekteydi. Vitali, Billari, Prskawetz ve Tesla (2009) ve Sobotka’nın (2013) başvurduğu refah ve doğurganlık rejimine dayalı kategorizasyonun bir birleşimini kullanarak 28 ülkeyi 7 ülke grubu kategorisine ayırdık:  Liberal Refah ülkeleri (Belçika, Fransa, Hollanda, Birleşik Krallık), Sosyal Demokrat Refah ülkeleri (Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Norveç, İsveç), Muhafazakar Refah ülkeleri (Avusturya, Almanya, İsviçre), Güney Avrupalı Aileci Refah ülkeleri (Kıbrıs, Yunanistan, İtalya, Portekiz), Orta Avrupalı Post-Sosyalist ülkeler (Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya), Güneybatı Avrupa ülkeleri (Bulgaristan, Hırvatistan, Romanya) ve Doğu Avrupa ülkeleri (Rusya Federasyonu, Ukrayna). Ayrıca AVS veri tabanında olmayan dışarıdan iki ülke düzeyi indikatör kullandık. Bunlardan biri 2010’dan beri İnsan Gelişim Raporlarında kullanılan “Gender Inequality Index’tir” (Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği İndeksi). Gender Inequality Index (GII) kadınların üç boyuttaki dezavantajlarını göstererek belirli bir ülkedeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ölçmektedir: üreme sağlığı, yetkilendirme ve iş piyasası. GII değerleri 0’dan (bir ülkede erkeklerin ve kadınların eşit olarak yaşadığını gösteren) 1’e (tüm ölçüm boyutlarında kadınların yetersiz bir şekilde yaşadığını gösteren) sıralanabilir. Diğer ülke düzeyi indikatör ise “Institutionalization of Adoption by Same-Sex Couples” (Eşcinsel Çiftlerin Evlat Edinmesinin Kurumsallaşması) değişkenidir. Bu değişken ikiye bölünmüştür: 0 değeri kanunlarda tanınmamış evlat edinme pratiklerinin bu biçimlerini gösterirken 1 değeri eşcinsel çiftlerin ortak evlat edinmesinin veya ikinci ebeveynin evlat edinmesinin belirli bir ülkede yasal bir tercih olduğunun göstergesidir.

 

Tablo 3 28 Avrupa ülkesinde eşcinselliğin “meşrulaşması”

 

N

M

SD

İzlanda

788

4.26

1.15

İsveç

1063

3.98

1.40

Hollanda

1524

3.90

1.26

Danimarka

1453

3.77

1.37

Norveç

1082

3.74

1.39

Finlandiya

1052

3.48

1.49

İsviçre

1208

3.38

1.45

Belçika

1498

3.18

1.29

Fransa

1478

3.10

1.38

Almanya

1950

3.09

1.35

Avusturya

1436

2.99

1.46

Birleşik Krallık

1464

2.97

1.46

Çek Cumhuriyeti

1726

2.71

1.43

Slovakya

1362

2.69

1.35

Slovenya

1320

2.34

1.51

Portekiz

1480

2.26

1.24

İtalya

1457

2.24

1.42

Yunanistan

1462

2.23

1.29

Polonya

1466

1.86

1.11

Bulgaristan

1346

1.83

1.12

Hırvatistan

1479

1.69

1.16

Letonya

1405

1.66

1.01

Estonya

1456

1.62

0.98

Rusya

1262

1.60

0.10

Kıbrıs

945

1.55

0.93

Romanya

1400

1.55

0.94

Litvanya

1336

1.47

0.87

Ukrayna

1294

1.30

0.74

 

 

 

Tablo 4 Bireysel düzeydeki bağımsız değişkenlerin tanımı

Değişken

Ölçek sıralaması

%

N

Cinsiyet

Erkek

Kadın

44.1

55.9

16.848

21.338

Yaş grubu

18-30

30-45

45-60

60+

18.1

24.9

27.3

29.7

6901

9525

10.410

11.356

Eğitim seviyesi

Ortaokuldan düşük

Ortaokul

Yükseköğretim

29.1

46.5

24.4

11.135

17.750

9307

Yerleşim yerinin büyüklüğü

5000’nin altında

5000-100.000

100.000’nin üstünde

34.3

40.0

25.7

13.085

15.289

9818

Mezhep aidiyeti

Evet

Hayır

71.6

28.4

10.842

27.350

Dini hizmetlere katılım

Sık katılım (haftada en az bir kez)

Sık olmayan katılım

Neredeyse hiç katılmama

27.2

23.2

49.7

10.257

8785

18.782

Evlilik durumu

Evli

Bekar

47.3

52.7

20.139

18.053

Çocuk sahibi olma

Çocuksuz

Çocuk sahibi

26.1

73.9

9954

28.238

Eşcinsel komşular

Beğenmeme

Beğenme

69.7

30.3

11.158

25.712

Demokrasiden memnuniyet

Hiç memnun değil

Çok memnun değil

Oldukça memnun

Çok memnun

13.1

41.0

41.5

4.4

4757

14.821

15.010

1604

Siyasi görüş

Sola yönelim

Sola yönelim ama çok fazla değil

Nötr

Sağa yönelim ama çok fazla değil

Sağa yönelim

8.7

20.1

43.5

19.9

7.8

2642

6107

13.224

6062

2382

 

 

Tablo 4’ün devamı

Değişken

Ölçek sıralaması

%

N

“Eşcinselliğin meşrulaşması”

Aileye ilişkin tutumlar

Sürekli değişken

 

 

“Çocuklar mutlu bir şekilde yetişmek için her iki ebeveyne de ihtiyaç duyarlar”

Evet

Hayır

19.0

81.0

7063

30.133

Kadınların kişisel tatminleri çocuk sahibi olmalarını gerektirir

Evet

Hayır

53.2

46.8

19.096

16.801

Evlilik çağdışıdır

Evet

Hayır

77.8

22.2

28.316

8082

Sürekli ilişkisi olmayan annelik kabul edilebilir

Evet

Hayır

33.4

66.6

12.375

24.708

Erkeklerin kişisel tatminleri çocuk sahibi olmalarını gerektirir

Kesinlikle katılıyorum

Katılıyorum

Ne katılıyorum ne katılmıyorum

Katılmıyorum

Kesinlikle katılmıyorum

18.1

29.6

19.2

22.6

10.5

6780

11.112

7200

8478

3932

Uzun süreli ilişki mutlu olmak için gereklidir

Kesinlikle katılıyorum

Katılıyorum

Ne katılıyorum ne katılmıyorum

Katılmıyorum

Kesinlikle katılmıyorum

23.5

36.7

16.3

18.0

5.5

8902

13.899

6165

6812

2096

 

Kaynak European Values Study (EVS) 2008 veri seti

İkinci açıklayıcı değişkenler dizisi ise bireysel düzeydeki tutum ve değerleri ölçmüştür. Bu dizi 1981’den beri dört veri toplama seferinin hepsindeki EVS anketlerinin bir bölümü olan ve eşcinsellik ve homofobiye ilişkin sosyal tutumları ölçen iki değişkeden oluşmuştur: oldukça belirsiz bir şekilde ifade edilmiş genel kabul sorusu şöyledir: Lütfen söyleyin… Eşcinselliğin her zaman meşru olabileceğini mi yoksa asla meşru olamayacağını mı düşünüyorsunuz, ya da ikisinin arasında mısınız?; ve bu düzenlemedeki eşcinselliğe tepkileri ölçen bir diğeri ise şöyledir: “Listede çeşitli gruplardan insanlar vardır (sabıka kaydı olan insanlar, aşırı solcular, alkolikler, aşırı sağcılar, geniş ailelere sahip olanlar, duygusal dengesiz insanlar, Müslümanlar, göçmen sosyal hizmet çalışanları, AIDS’li insanlar, uyuşturucu bağımlıları, eşcinseller, Yahudiler, Çingeneler, Hristiyanlar). Komşularınız olarak istemediklerinizi lütfen ayırır mısınız?” Tablo 3, 28 Avrupa toplumunda “eşcinselliğin meşrulaşmasına” ilişkin değişkenlerin ortalama değerlerini göstermektedir. İki boyutta dindarlığı tespit eden değişkenler de kullandık: dini mezheplere aidiyeti gösteren etkisiz bir değişken ve din hizmetlerine katılımın sıklığını (“haftada birden çok” yanıtından “hiç” yanıtına kadar sıralanmış) ölçen sıralı bir değişken. Ayrıca demokrasiden memnuniyet ve politik görüşler (sol görüş yöneliminden sağ görüş yönelimine sıralanmış) açıklayıcı değişkenlerimizin bu dizisindeydi.

Üçüncü açıklayıcı değişkenler dizisi katılımcıların cinsiyeti, yaşı, eğitim seviyesi, yaşadığı yerleşim yerlerinin büyüklüğü, evlilik durumu (evli, bekar) ve çocuksuzluk (çocuk sahibi olma ya da olmama) gibi temel demografik ve sosyolojik özellikleri içermekteydi. Tablo 4, bireysel düzey değişkenlerin tümünün detaylı tanımını sunmaktadır.

Analitik Stratejisi

Bağımlı değişken sıralı bir ölçekte ölçüldüğü için eşcinsel evlat edinmeye karşı sosyal tutumların belirleyicilerini araştırmak için sıralı lojistik regresyon kullanılmıştır. Açıklamayı kolaylaştırmak için, daha yüksek değerlerin eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine daha güçlü desteği göstermesi için orijinal ölçek değiştirilmiştir. Standart hata tahminleri kümelemeye göre ayanmış ve bağımsız incelemeler olarak görülmemiş ülkelerdeki bireyler hesaba dahil edilmiştir. Bu, istatiksel yazılım programı Stata’nın standart bir özelliği olan kümeye göre düzenlenmiş standart hata tahmin edicisi ile elde edilmiştir. Rastgele etkilerin tahmin edicileri sayısal olarak zahmetli olduğundan standart hataların tahmini çok düzeyli modelleme için çekici bir alternatiftir.

Yukarıda bahsedildiği gibi bütün EVS örneklemi 38.192 inceleme içermekteydi fakat cevapsızlar nedeniyle çoklu regresyon analizi için sadece 24.319 durum kullanılabilmiştir. Alt örneklem kullanmadaki temel amaç seçilmiş (ya da rastgele olmayan) örneklem içermesiydi: alt örneklemde olma olasılığı bağımlı değişkenle ilişkiliyse tahminler etkilenmiş olacaktır. Bizim durumumuzda, değişkenlerden herhangi birinde cevapsızlık olasılığı, eşcinselliği destekleyen katılımcılar ve eşcinsel evlat edinmeye karşı olanlar arasında farklılaştıysa etki ortaya çıkmış olabilirdi. Fakat neyse ki örneklemdeki her katılımcı eşcinsel evlat edinme ile ilgili ankete geçerli yanıtlar verdiği için yanıtların seçiciliği deneysel olarak incelebilmiştir. Ayrıca sosyal-demografik arka plan değişkenleri ve mezhep değişkeni bütün örneklemde tamamen incelenmiştir. Böylece bütün EVS örneklemini kullanarak lojistik bir regresyon analizini yürütülmüştür. Bağımlı değişken, sıralı lojistik regresyon analizlerini yürüttüğümüz tahmin örneklemesinde bulunan örnek bir tanımlamaydı. İki model tahmin edilmişti. İlk modelde (A), açıklayıcı değişkenler, sosyal-demografik arka plan değişkenlerinin yanı sıra eşcinsel evlat edinmeyi de içermekteydi. İkinci modelde (B), ilk modele mezhep eklenmiştir. Tahmin sonuçları, tahmin örneklemesi kapsamındaki lojistik regresyonunun parametre tahminlerini içeren Tablo 5’te gösterilmektedir. Katsayıların çoğunluğu belirgindir; demek ki tahmin örneklemesinin, bütün EVS örnekleminin rastgele bir alt örneklemi olmadığına dair güçlü bir kanıt vardır. Daha belirgin olarak, “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum” kategorileri örneklem kapsamı olasılığında pozitif bir etkiye sahip olduğu için eşcinsel evlat edinmeye karşı olumlu tutumu olan katılımcılar tahmin örneklemesinde fazla temsil edilmişti. Üstelik liberal refah devletleri vatandaşları, geniş yerleşim yeri sakinleri, yüksek eğitimliler ve yaşlı erkeklerin tahmin örneklemesinde olma ihtimalleri daha yüksekti.

Regresyon analizi boyunca rastgele olmayan örneklem kullanımından dolayı ortaya çıkabilecek etkileri azaltmak için ağırlıklar kullanılarak sıralı lojistik regresyon modelleri değerlendirildi. Ağırlıklar, Tablo 5’deki B Modeli’nde görüldüğü gibi örnek kapsamının öngörülmüş olasılığının tersi olarak hesaplandı. Bu yöntem örneklem kaybındaki tahminleri düzenlemek için uzun periyodik anketlerdeki ağırlıkları hesaplamanın ortak metoduyla aynıdır.

Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için ayrı iki değişkenli regresyon modellerini değerlendirmeyle başladık. Daha sonra çoklu üç regresyon modelini incelemeye devam ettik. Bu çoklu regresyon modelleri iç içeydi. Model 1, açıklayıcı değişkenler olan ülke düzeyi özellikleri ve aileye ilişkin tutumları içeren esas modeldi. Model 2, Model 1’e bireysel tutum ve değerler eklenerek elde edilmişti. Son olarak Model 3, Model 2’ye demografik ve sosyoekonomik değişkenler eklenerek oluşturulmuştu.

Araştırma Hipotezleri

Önceki araştırmanın bulgularına ve 2008 EVS veri setinin önemli değişkenlerine dayanarak şu hipotezleri oluşturduk:

  1. Beklentimiz bütün ülke düzeyi etkilerin (ülke grubu kategoriler ve Model 1’deki GII ve IASC indikatörleri) anlamlı olmasıydı. Sosyal Demokrat ve Liberal Refah ülkelerinin diğerlerine göre eşcinsel evlat edinmeyi desteklemelerinin daha muhtemel olacağını düşündük. Ayrıca eşcinsel evlat edinme pratiklerinin kurumsallaşmasının ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin düşük olmasının eşcinsel evlat edinmeye karşı desteği arttırmaya katkısı olabileceğini varsaydık.

 

 

Tablo 5 Tahmin örneklemesi kapsamındaki lojistik regresyonlarının parametre tahminleri

 

Model (A)

Model (B)

Eşcinsel çifter çocuk evlat edinebiliyor olmalı (ref: kesinlikle katılmıyorum)

 

 

Katılmıyorum

0.04 (1.2)

0.04 (1.46)

Ne katlıyorum ne katılmıyorum

0.0024 (0.59)

0.04 (0.96)

Katılıyorum

0.31*** (7.96)

0.33*** (8.42)

Kesinlikle katılıyorum

0.29*** (5.47)

0.32***(5.93)

Ülke tipi (ref: liberal refah)

 

 

Sosyal demokrat refah

-0.64***(11.82)

-0.68***(12.44)

Muhafazakar refah

-0.98***(17.21)

-0.99*** (17.43)

Güney Avrupalı Aileci Refah

-1.28*** (19.37)

-1.31*** (19.78)

Orta Avrupa Post-Sosyalist

-1.32*** (20.367)

-1.32*** (20.34)

Güney Doğu Avrupalı

-1.36*** (17.48)

-1.38*** (17.80)

Doğu Avrupalı

-1.80*** (20.23)

-1.81*** (20.28)

Evlat edinme kurumsallaşmış

-0.65*** (12.63)

-0.63*** (12.37)

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği indeksi

-3.31*** (10.80)

-3.32*** (10.83)

Çocuksuz

0.032 (0.75)

0.03 (0.76)

Evli

0.16*** (4.59)

0.12*** (4.22)

Yerleşim yeri büyüklüğü (ref: 5.000 nüfustan az)

 

 

5.000-100.000 nüfuslu

0.04 (1.56)

0.05 (1.79)

100.000 nüfustan fazla

0.07* (2.26)

0.08* (2.41)

Eğitim düzeyi (ref: ilköğretim)

 

 

Alt ortaöğretim

0.19*** (4.30)

0.20*** (4.5)

Üst ortaöğretim

0.57*** (13.50)

0.58*** (13.67)

Yükseköğretim

0.90*** (18.77)

0.91*** (18.94)

Yaş grubu (ref: 18-30)

 

 

30-45

0.07 (1.69)

0.07 (1.72)

45-60

0.18*** (4.14)

0.18*** (4.14)

60 üstü

0.26*** (6.14)

0.26*** (5.94)

R: Erkek

0.39*** (15.61)

0.40*** (16.05)

Mezhep

 

0.15*** (5.18)

Aleyhtekiler

2.24*** (18.76)

2.12*** (17.56)

N

38.186

38.186

Parantezlerdeki numaralar değerleridir. Temel standart hatalar ülkedeki kümelenme için düzenlendi. *p<.05; **p<.01; ***p<.001

  1. Model 2’de, bireysel düzeydeki benzer faktörlerin- genel olarak gey ve lezbiyenlerin sosyal kabulünü ya da eşcinsel evlilik ve/veya kayıtlı partnerliği ölçme durumunda olduğu gibi- eşcinsel çiftlerin evlat edinmesindeki sosyal tutumu etkileyebileceğini varsaydık. “Eşcinsellik asla meşru olamaz” diye düşünenlerin, eşcinsel komşusu olsun istemeyenlerin, ülkelerindeki demokrasinin işleyişinden memnun olmayanların ve sağ kanat destekçilerinin diğerlerine göre eşcinsel evlat edinmeye ilişkin kabul düzeylerinin daha düşük olacağını düşündük. Dindarlığı göz ününe alarak, bir mezhebe ait olanların ve dini hizmetlere katılım sıklığı daha yüksek olanların diğerlerine göre eşcinsel evlat edinmeyi desteklemelerinin daha az muhtemel olacağını varsaydık.
  2. Model 3’de, bireysel düzeydeki temel demografik özelliklere ilişkin olarak, evli olamayan ve çocuksuz insanların yanı sıra, kadınların, daha genç insanların, eğitim düzeyi daha yüksek olanların ve daha geniş yerleşim yerlerinde yaşayanların diğerlerine göre eşcinsel çiftlerin evlat edinmesini desteklemelerinin daha muhtemel olacağını düşündük.

Bulgular

Eşcinsel evlat edinmeye karşı kabul düzeyinin Avrupa çapında oldukça farklılaştığını ortaya koyduk. Bağımlı değişkenimizin ortalama değerlerine baktığımızda (Tablo 2’de özetlenmiş) eşcinsel evlat edinmeye karşı en yüksek destek düzeyi İzlanda, Hollanda ve İsveç’te ifade edilirken, en düşük destek düzeyi ise Kıbrıs, Yunanistan, Slovakya, Polonya ve Ukrayna’da saptanabilmiştir. ‘Eşcinselliğin meşrulaşması’ değişkeninin (Tablo 3’te özetlenmiş) ortalama değerlerini incelerken İzlanda, İsveç ve Hollanda’nın yine en “hoşgörülü” ülkeler oldukları görülmüştür; bununla birlikte en düşük hoşgörü düzeyi, eşcinsel evlat edinme pratiklerine ve eşcinselliğin genel kabulüne ilişkin farklı algılar gösteren özellikle bazı Güney Avrupa ve post-sosyalist ülkelerde, Ukrayna, Litvanya, Romanya, Kıbrıs, Rusya, Estonya, Letonya, Hırvatistan, Bulgaristan ve Polonya’da saptanmıştır.

Eşcinsel evlat edinme ve açıklayıcı değişkenler arasındaki iki yönlü ilişkiler eşcinsel evlat edinmenin 21 ayrı lojistik regresyonları kullanılarak incelenmiştir. Bu regresyonlardan her biri 21 açıklayıcı değişkenden sadece birini içermekteydi. Bulgular Tablo 6’nın ilk sütununda gösterilmektedir. Eşcinsel evlat edinmeye destek düzeyi liberal ve sosyal demokrat refah ülkelerinde, evlat edinmeyi kurumsallaştıran ülkelerde ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin yüksek olduğu ülkelerde görece yüksekti. Eşcinsel evlat edinmeye karşı tutumlar geleneksel aile idealini desteklemeyen, eşcinselliğe ve eşcinsel komşulara karşı hoşgörülü olan, dini topluluklarla bağı olmayan, demokrasiden kısmen memnun olan ya da olmayan ve siyasi yönelimin sağ-sol ölçeğinde ılımlı sol pozisyonda olanlar arasında görece pozitifti. Evli insanlar eşcinsel evlat edinmeye daha çok karşıyken, çocuksuz, yüksek eğitimli, genç (30 yaşından küçük) ve kadınlar eşcinsel evlat edinmeye karşı daha hoşgörülüydü.

Sıralı lojistik regresyonların ölçüleri Tablo 6’nın son üç sütununda gösterilmektedir. Eşcinsel evlat edinme sorularından önce gelen ve aileye ilişkin tutumları ölçen altı değişkenin çoğu kategorilerinin tüm üç modelde de anlamlı katsayıları vardır. Eşcinsel evlat edinmeye karşı tutumların geleneksel aile oluşumu pratiklerine karşı tutumlar tarafından şekillenmiş olduğu görülmüştür: çocukların her iki ebeveyne ihtiyaç duyduğunu ve kişisel tatminin çocuk sahibi olmayı gerektirdiğini düşünenler arasında eşcinsel evlat edinmeye olan destek nispeten güçlüydü. Bununla birlikte, eşcinsel evlat edinme için daha az destek, evliliğin çağdışı bir kurum olduğunu düşünmeyen, sürekli bir ilişkisi olmayan anneliği kabul edilebilir görmeyen ve uzun süreli ilişkinin mutlulukta pozitif bir etkisi olduğuna kesinlikle katılanlar tarafından gösterilmiştir.

Ülke düzeyi değişkenlere ilişkin olarak iki tutarlı bulgu ortaya koyduk. Birincisi, Güney Avrupalı Aileci ülkeler eşcinsel evlat edinme fikrine karşıt olmaları bakımından dikkat çekmişlerdir. Model 1’de Orta Avrupa Post-Sosyalist ülkelerdeki eşcinsel evlat edinmenin benzer bir reddi bulunmuştur fakat bu etki Model 2 ve 3’te anlamlı olmamıştır; IASC indikatörün tüm üç modelde de güçlü kalan pozitif bir anlamlı etkisi vardır. Bunun yanı sıra GII’nın modellerin hiçbirinde anlamlı bir etkisi yoktur.

Model 2’de, bireysel düzeydeki eşcinsellik ve homofibiye ilişkin indikatörlerin beklenen anlamlı etkileri vardır: “eşcinsellik asla meşru olamaz” ifadesine katılma ve eşcinsel komşu tercih etmeme eşcinsel evlat edinmeye karşıtlığın göstergesi olmuştur. Dindarlığa ilişkin olarak, ‘demokrasinin işleyişindeki düşük memnuniyet düzeyi’ ve özellikle ‘sağ kanat siyasi yönelim’ eşcinsel çiftlerin evlat edinmesindeki negatif görüşleri güçlendirmeye eğilimliyken, herhangi bir dini mezhebe ait olmayanlar ve dini hizmetlere katılım göstermeyenler diğerlerine göre eşcinsel evlat edinmeye destek vermeye daha çok eğilimliydiler.

Model 3’te, bireysel düzeydeki temel demografik özelliklerin etkilerine baktığımızda kadınların, daha genç insanların ve çocuk sahibi olmayanların diğerlerine göre eşcinsel evlat edinmeyi desteklemeleri daha muhtemel olduğu için sadece cinsiyet, yaş ve çocuksuzluk önemli görülmüştür. Yerleşim yeri büyüklüğünün, eğitim düzeyinin ve evlilik durumunun eşcinsel evlat edinmeye karşı tutumlarda etkili olacağına dair hiçbir kanıt bulunamamıştır.

 

Tablo 6 Eşcinsel evlat edinmenin kabulündeki sıralı lojistik regresyonların parametre tahminleri

Değişken

İki değişkenli

Çoklu regresyon

 

 

Model (1)

Model (2)

Model (3)

Ülke düzeyi özellikler

 

 

 

 

Ülke tipi (ref: liberal refah)

 

 

 

 

Sosyal Demokrat Refah

0.27 (0.90)

0.14 (0.58)

-0.04 (0.21)

-0.02 (0.11)

Muhafazakar Refah

-0.44* (2.11)

-0.13 (1.09)

-0.15 (1.43)

-0.14 (1.28)

Güney Avrupa Aileci Refah

-1.57*** (5.27)

-0.98***(5.79)

-0.55***(3.04)

-0.61**(3.23)

Orta Avrupa Post-Sosyalist

-1.23***(4.134)

-0.72**(2.68)

-0.28 (1.26)

-0.32 (1.47)

Güney Doğu Avrupalı

-1.18*** (4.56)

-0.70 (1.57)

-0.05 (0.15)

-0.11 (0.30)

Doğu Avrupalı

-1.43*** (3.93)

-0.78 (1.89)

-0.16 (0.462)

-0.27 (0.78)

Evlat edinme kurumsallaşmış

1.26*** (5.67)

0.36*** (3.38)

0.38*** (4.17)

0.42*** (4.58)

Toplumsal Cinsiyet eşitliği indeksi

-5.60*** (4.64)

0.19 (0.11)

1.73 (1.29)

1.59 (1.17)

Aileye ilişkin tutumlar

 

 

 

 

Çocuklar mutlu yetişmek için her iki ebeveyne de ihtiyaç duyarlar

1.42*** (9.78)

0.81*** (7.46)

0.59*** (6.89)

0.55*** (6.46)

Kadınların kişisel tatmini çocuk sahibi olmalarını gerektirir

0.88*** (5.88)

0.26*** (3.94)

0.18** (2.59)

0.17* (2.48)

Evlilik çağdışıdır

-0.56*** (7.98)

-0.34*** (5.22)

-0.27*** (4.19)

-0.26*** (4.26)

Sürekli ilişkisi olmayan anne kabul edilebilir

-0.50*** (6.53)

-0.42*** (8.44)

-0.36*** (7.16)

-0.35*** (7.08)

Erkeklerin kişisel tatmini çocuk sahibi olmalarını gerektirir (ref: kesinlikle katılıyorum)

 

 

 

 

Katılıyorum

0.28*** (4.62)

0.03 (0.45)

-0.02 (0.41)

-0.04 (0.73)

Ne katılıyorum ne katılmıyorum

0.58*** (4.70)

-0.02 (0.23)

-0.14 (1.91)

-0.178*(2.49)

Katılmıyorum

0.95*** (5.42)

-0.07 (0.72)

-0.23*** (3.39)

-0.26*** (3.82)

Kesinlikle katılmıyorum

1.58*** (7.38)

0.18 (1.53)

-0.07 (0.73)

-0.11 (1.15)

Mutlu olmak için uzun süreli ilişki gereklidir (ref: kesinlikle katılıyorum)

 

 

 

 

Katılıyorum

0.48*** (6.50)

0.33*** (6.18)

0.27*** (3.87)

0.27*** (3.94)

Ne katılıyorum ne katılmıyorum

0.77*** (7.75)

0.40*** (5.93)

0.28** (3.15)

0.263** (2.94)

Katılmıyorum

1.32*** (7.75)

0.52*** (7.46)

0.27** (2.86)

0.25** (2.67)

Kesinlikle katılmıyorum

1.83*** (9.65)

0.73*** (7.20)

0.40** (3.23)

0.38** (3.11)

Eşcinselliğin meşrulaşması (ref: asla)

 

 

 

 

Oldukça olumsuz

0.83*** (9.03)

 

0.69*** (7.80)

0.65*** (7.26)

Kayıtsız

1.35*** (13.81)

 

1.07*** (10.15)

1.02*** (9.83)

Oldukça olumlu

2.03*** (13.03)

 

1.61*** (10.70)

1.52*** (10.50)

Her zaman

3.034*** (16.69)

 

2.3047***(13.05)

2.20*** (12.50)

Eşcinsel komşulardan hoşlanmamak

-1.18***(10.73)

 

-0.35*** (5.63)

-0.33*** (5.25)

Mezhep

-0.64*** (4.35)

 

-0.24*** (4.59)

-0.23*** (4.34)

Kilise katılımı (ref: en az haftada bir kez)

 

 

 

 

Haftada bir kez

0.42*** (4.49)

 

0.13 (1.50)

0.11 (1.32)

Kutsal günlerde

0.68*** (5.79)

 

0.24* (2.41)

0.22* (2.21)

Daha az sıklıkla veya hiç

1.179*** (9.32)

 

0.21* (2.46)

0.21* (2.45)

Demokrasiden memnuniyet (ref: memnun değil)

 

 

 

 

Oldukça memnuniyetsiz

0.251** (2.93)

 

0.15** (2.66)

0.13* (2.31)

Oldukça memnun

0.47*** (3.97)

 

0.24*** (3.33)

0.21** (2.80)

             

Tablo 6 ‘nın devamı

Değişken

 

İki değişkenli

 

Çoklu regresyon

 

 

Model (1)

Model (2)

Model (3)

Sol-sağ ölçeğindeki pozisyon (ref: sol)

 

 

 

 

Daha çok sol

0.27* (2.21)

 

-0.04 (0.61)

-0.07 (1.06)

Nötr

-0.21 (1.57)

 

-16* (2.14)

-0.22** (2.83)

Daha çok sağ

-0.25 (1.48)

 

-1.312** (2.97)

-0.35*** (3.33)

Sağ

-0.76*** (4.54)

 

-0.37** (3.19)

-0.39*** (3.39)

Çocuksuz

0.48*** (8.01)

 

 

0.10* (2.22)

Evli

-0.33*** (7.08)

 

 

0.05 (1.85)

Yerleşim yeri büyüklüğü (ref: 5000 nüfustan az)

 

 

 

 

5000-100.000 nüfuslu

0.32 (1.85)

 

 

0.03 (0.48)

100.000 nüfustan fazla

0.25 (1.40)

 

 

0.10 (1.46)

Eğitim düzeyi (ref: ilköğretim)

 

 

 

 

Alt ortaöğretim

0.60*** (3.83)

 

 

-0.03 (0.36)

Üst ortaöğretim

0.67*** (4.17)

 

 

-0.09 (1.04)

Yüksek

1.06*** (6.15)

 

 

-0.05 (0.57)

Yaş grubu (ref: 18-30)

 

 

 

 

30-45

-0.18** (2.58)

 

 

-0.15*** (3.33)

45-60

-0.48*** (5.27)

 

 

-0.31*** (6.50)

60 üstü

-0.92*** (6.87)

 

 

-0.43*** (5.92)

R: Erkek

-0.26*** (6.21)

 

 

-0.23*** (7.70)

Eşik 1

 

-0.82 (1.78)

0.26 (0.59)

-0.29 (0.70)

Eşik 2

 

0.50 (1.12)

1.75*** (4.09)

1.22** (3.00)

Eşik 3

 

1.29** (2.90)

2.66*** (6.16)

2.13*** (5.20)

Eşik 4

 

2.92*** (7.15)

4.44*** (10.91)

3.93*** (10.63)

N

 

24.319

24.319

24.319

 

Ham regresyon katsayıları ağırlıklı Maksimum Olasılık tahminleriyle elde etmiştir. Ağırlıkların açıklaması için metne bakınız. Parantezlerdeki sayılar değerleridir. Temel standart hatalar ülkedeki kümelenme için düzenlendi. *p<.05; **p<.01; ***p<.001. İkili değişken modellerindeki tahmini eşikler gösterilmemektedir.

Tartışma

Özellikle uluslararası bir perspektifte eşcinsel evlat edinmeye karşı tutumları incelemek, sosyal bilimsel analizin yetersiz temsil edilmiş bir alanı olmuştur. Bulgularımız, Avrupa karşılaştırmasında eşcinsel evlat edinmedeki kabul düzeyini öngören ülke düzeyi faktörler kadar bireysel faktörlerin de altını çizmiştir.

IASC ülke düzeyi değişkeni, artan sosyal kabul ve eşcinsel evlat edinme pratiklerine izin veren yasaların varlığı arasında çok anlamlı bir ilişki olduğunu gösteren bütün modellerimiz üzerinde en güçlü etkiye sahip olmuştur. İncelenen Avrupa ülkeleriyle tanımlanan farklı refah ve doğum

rejimleri temelinde oluşturulmuş farklı ülke kategoriyle ilişkili olan güçlü etkiler, IASC indikatörü modellerimize girildiğinde çoğunlukla kaybolmuştur. Tablo 1, bu tür yasaları olan çok az sayıda Güney Avrupalı ve Post-Sosyalist ülke varken, Kuzey ve Batı Avrupa’nın büyük kısmında eşcinsel partnerliğin ve aile formlarının nasıl farklı derecelerde kurumsallaştığının altını çizmektedir. Heteronormatif olmayan aile pratiklerine izin veren yasal kurumları olan ülkelerdeki insanların, eşcinsel aile ve partnerlik formlarının göstergeleriyle -genellikle gizli buluşma yerlerinde değil- kamusal alanda günlük hayatın sıradan gerçekleri olarak doğrudan karşılaşmaları daha muhtemeldir. Günlük etkileşimlerdeki bu bireysel karşılaşmalar, lezbiyen kadınların, gey erkeklerin ve onların ailelerinin yaşayan gerçeklikleri hakkında kişisel deneyimlere yerleşmiş daha gerçekçi bakış açılarının oluşumuna katkı sağlamaktadır. Ayrıca devletin normatif bildirisine (yasal sistemi içinde eşcinsel partnerlik ve ebeveynlik seçenekleri olan, örneğin bir grup yasal yazılı normlar) ek olarak bu yasal kurumların tanınmasının, heteronormatif olmayan aile biçimlerindeki kabul düzeyinin artmasına potansiyel olarak katkı sağlayan uzun vadeli sosyalleşme etkilerine sahip olduğu varsayılabilir.

Önceki araştırmalar (örneğin, Agnew, Tompson, Smith, Gramzow & Currey, 1993; veya Herek, 2002) homofobinin toplumdaki kadın ve erkek rollerine ilişkin geleneksel görüşlerle bağlantılı olma eğiliminde olduğunu göstermiştir: gey ve lezbiyenlerin sosyal reddi, normatif olarak uygun olma ile tanımlanmış ve toplumdaki kadınların ve erkeklerin hayat biçimleriyle genellikle tam olarak örtüşmeyen daha geniş bir toplumsal cinsiyet inancının parçası gibi görünmektedir. Ayrıca, GII ile ölçülmüş toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve homofobik bakış açılarının göstergesi arasındaki ilişkinin anlamlı bir biçimde güçlü olduğu önceki deneysel bulgularımızla gösterilmiştir (Takacs & Szalma, 2011, 2013b). Bununla birlikte, bu çalışmada, GII’nın anlamlı etkileri bulunamamıştır. Bu durum, çoğunun toplumsal cinsiyet eşitlikçi olmadığı geleneksel aile oluşum pratiklerine karşı tutumları ölçen altı değişkeni içermesiyle açıklanabilir.

Ayrıca, bireysel düzeydeki değişkenleri daha önce incelenmemiş olan açıklayıcı modellerimizin içine yerleştirdik: örneğin, çocuk sahibi olamama deneyiminin eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine karşı tutumları pozitif bir şekilde etkileyebileceğini var saydık çünkü çocuksuz insanlar çocuk sahibi olmak isteyen eşcinsel çiftlerle bir tür dayanışma hissedebilir. Bu beklenti bulgularımızla ispatlanmıştır –fakat şimdiki verimiz temelinde bu ilişkinin nedenini belirleyemedik.

Eşcinsel evlat edinme meselesinin daha geniş bir gey ve lezbiyen hakları gündeminin parçası olarak görünmesine ve böylece eşcinsellik veya genel olarak gey ve lezbiyenliğin sosyal kabulünden tamamen ayırılabilir olmasına rağmen, birlikte ele alındığında bulgularımız, eşcinsel evlat edinmeye karşı tutumların geleneksel aile oluşum pratiklerindeki görüşleri içeren birçok faktör tarafından etkilenebileceğini göstermektedir. Bu sonuçların dolaylı ama teorik olarak önemli bir çıkarımı vardır: dar cinsellik temelli (ya da genellikle cinsel ahlaksızlık temelli) bir çerçeveden aile ve ebeveynlik pratiklerinin farklı ve muhtemelen çok daha geniş bağlamına olan, eşcinsel çiftlerin evlat edinmesinin potansiyel –kısmen akademik ama daha çok akademik olmayan- açıklayıcı bağlamlardaki bir dönüşümün sinyalini verebilmektelerdir.

Bu çalışmanın birçok sınırlılığı vardı. Temel sınırlılıklardan biri araştırmacıların büyük ölçekli uluslararası anket verisinin niceliksel analizi süresince sıklıkla karşı karşıya kaldıkları bir özellikten kaynaklanmaktadır: araştırmacılar başkaları tarafından oluşturulan ve ifade edilen değişkenler ve kategorilerle çalışmak zorundalardır. Örneğin, bizim bağımlı değişkenimiz şu yolla ifade edilmiştir: “Eşcinsel çiftler çocuk evlat edinebilmeli” ve böylece ayrı olarak incelenebilen ve incelenmesi gereken farklı evlat edinme pratiklerini (örneğin ikinci ebeveynin evlat edinmesi kadar ortak evlat edinme) ve farklı çift türlerini (örneğin erkek çiftler kadar eşcinsel kadın) imkan dahilinde birleştirmekteydi. “Eşcinsel” sıfatının kullanımı, eşcinsel davranışların patoloji veya suçun bir biçimi olarak yorumlandığı zamanı anımsatan, –az da olsa- rahatsız edici olarak görülebileceği dikkate alınmalıdır: ve eşcinsel üslubun katılımcıları genellikle erkekleri düşünmeye yönlendirmesi olasılığı vardır (Herek, 1984).

Fakat sınırlılıklarına rağmen bu çalışma, eşcinsel çiftlerin evlat edinmesindeki sosyal destek düzeyini belirleyen bireysel ve ülke düzeyindeki faktörlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamıştır. Bu çalışmalar, LGBTİ toplulukları üyeleri ve sosyal davranışların dayandığı kamu/halk için olduğu kadar yasa yapıcılar için de daha açık hale getirildiği için önemlidir. Ayrıca bu çalışmalar yasal ve/veya politik önlemlerin değişimi veya tanıtılmasındaki tartışmalarda kullanılabilen daha geniş nüfusların davranışsal özelliklerini yorumlamaya yardımcı olabilmektelerdir.

 

Teşekkür    Bu sonuçları ortaya koyan araştırma, FamiliesAndSocieties araştırma projesi için Hibe Anlaşması No. 320116 ile finanse edilmiş European Union Seventh Framework Programme’dan (FP7/2007-2013) sağlanmıştır. Tamas Bartus’un araştırması Macar Bilimler Akademisi’nin Janos Bolyai Bursu tarafından desteklenmiştir.

Kaynakça

Agnew, C. R., Thompson, V. D., Smith, V. A., Gramzow, R. H., & Currey, D. P. (1993). Proximal and distal predictors of homophobia: Framing the multivariate roots of out group rejection. Journal of Applied Social Psychology, 24, 2013–2042. doi:10.1111/j.1559-1816.1993.tb01077.x.

Boyer, C.(2007).Double stigma: The impact of adoption issues on lesbian and gay adoptive parents. Retrieved from http://www.sage-ereference.com/hdbk_adoption/Article_n15.html. doi:10.4135/978-1-41297-663-3.n15.      

EOS Gallup. (2003). Homosexual marriage, child adoption by homosexual couples: Is the public ready? Press release. Retrieved from http://www.ilga-europe.org/home/issues/families/recognition_of_relationships/public_opinion_and_surveys/public_opinion_and_same_sex_unions_2003.

European Commission. (2006). Standard Eurobarometer 66—Public opinion in the European Union. First Results. Retrieved from http://ec.europa.eu/public_opinion/archives/eb/eb66/eb66_en.pdf.

Herek, G. M. (1984). Beyond ‘‘homophobia’’: A social psychological perspective on attitudes toward lesbians and gay men. Journal of Homosexuality, 10, 1–21. doi: 10.1300/J082v10n01_01.

Herek, G. M. (2002). Gender gaps in public opinion about lesbians and gay men. Public Opinion Quarterly, 66, 40–66. doi:10.1086/338409.

Holleman, B. (1999). Response effects in survey research: Using meta-analysis to explain the forbid/allow asymmetry. Journal of Quantitative Linguistics, 6, 29–40. doi:10.1076/jqul.6.1.29.4145.

Keuzenkamp, S. (2011). Monitoring acceptance of homosexuality in the Netherlands 2011: International comparison, trends and current situation. The Hague: The Netherlands Institute for Social Research.

Rugg, D. (1941).Experiments in wording questions II. Public Opinion Quarterly, 5, 91–92. doi:10.1086/265467.

Rye, B. J., & Meaney, G. J. (2010). Self-defense, sexism, and etiological beliefs: Predictors of attitudes toward gay and lesbian adoption. Journal of GLBT Family Studies, 6, 1–24. doi:10.1080/15504280903472485.

Schwartz, J. (2010). Investigating differences in public support for gay rights issues. Journal of Homosexuality, 57, 748–759. doi:10.1080/00918369.2010.485875.

Sobotka, T. (2013). Path ways to low fertility: European perspectives (Expert Paper No.2013/8). New York: United Nations, Department of Economic and Social Affairs, Population Division.

Spivey, C. A. (2006). Adoption by same-sex couples. The relationship between adoption worker and social work student sex-role beliefs and attitudes. Journal of GLBT Family Studies, 2, 29–56. doi:10.1300/J461v02n02_02.

Stacey, J., & Biblarz, T. J. (2001). (How) does the sexual orientation of parents matter? American Sociological Review, 66, 159–183. doi:10.2307/2657413.

Taka´cs, J. (2007). How to put equality into practice? Anti-discrimination and equal treatment policymaking and LGBT people. Budapest: U ´ j Manda´tumKiado´. Retrieved from http://mek.oszk.hu/06600/06653/06653.pdf.

Taka´cs, J. (2015). Homophobia and genderphobia in the European Union: Policy contexts and empirical evidence. Stockholm: Swedish Institute for European Policy Studies. Retrieved from http://sieps.se/sites/default/files/Sieps%202015_1_web.pdf.

Taka´cs, J., & Szalma, I. (2011). Homophobia and same-sex partnership legislation in Europe. Equality, Diversity and Inclusion: An International Journal, 30, 356–378. doi:10.1108/02610151111150627.

Taka´cs, J. ,& Szalma, I. (2013a). Az azonos nemü upa´roka´ltali o¨ro¨kbefogada´ssal kapcsolatos attitudo¨k Magyarorsza´gon [Attitudes toward adoption by same-sex couples in Hungary]. SOCIO.HU, 7, 1–33. doi:10.18030/socio.hu.2013.1.1.

Taka´cs, J.,& Szalma, I. (2013b). How to measure homophobia in an international comparison? Druzˇboslovne razprave, 29, 11–42.

Taka´cs, J.,& Szalma, I. (2014). Ahomoszexualita´ssalkapcsolatos ta´rsadalmi attitudo¨k vizsga´lata Magyarorsza´gon e´s Roma´nia´ban [Examining social attitudes towards homosexuality in Hungary and Romania]. Erde´lyi Ta´rsadalom, 12(1), 9–30.

van den Akker, H., van der Ploeg, R.,& Scheepers, P. (2013). Disapproval of homosexuality: Comparative research on individual and national determinants of disapproval of homosexuality in 20 European countries. International Journal of Public Opinion Research, 25, 64–86. doi:10.1093/ijpor/edr058.

Vitali, A., Billari, F. C., Prskawetz, A., & Testa, M. R. (2009). Preference theory and low fertility: A comparative perspective. European Journal of Population, 25, 413–438. doi:10.1007/s10680-009-9178-x.

Voas, D. (2013). Towards a sociology of attitudes. Sociological Research Online, 19(1), 12. Retrieved from http://www.socresonline.org.uk/19/1/12.html. doi:10.5153/sro.3289.

Weisberg, H. F. (2005). The total survey error approach: A guide to the new science of survey research. Chicago: University of Chicago Press.

Wilchins, R. (2004). Queer theory, gender theory. Los Angeles: Alyson Books.

Zaller, J., & Feldman, S. (1992).A simple theory of the survey response: Answering questions versus revealing preferences. American Journal of Political Science, 36, 579–616. doi:10.2307/2111583.

Dipnotlar:

Judit Takacs takacs.judit@tk.mta.hu

1 Institute of Sociology, Centre for Social Science, Hungarian Academy of Science, 30 Orszaghaz Street, Budapest 1014, Macaristan

2 FORS, Swiss Centre of Expertise in the Social Science, Lausanne, İsviçre

3 Institute of Sociology and Social Policy, Convinus University of Budapest, Macaristan

4 Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü Lisans öğrencisi, Ege Üniversitesi, İzmir mayasaat6@gmail.com