İnsan Hakları / Kent Hakkı

13 adımda yerel yönetimler ayrımcılıkla mücadele için ne yapmalı?

Pazartesi, 21 Mayıs 2018
Haber: Kaos GL

Yerel yönetimler LGBTİ+ haklarını desteklemek ve ayrımcılıkla mücadele etmek için ne yapabilir?

Ayrımcılıkla mücadele çok katmanlı bir süreç. Kişilerden kurumlara herkesin atması gereken adımlar, yürütülmesi gereken politikalar var. Ama nerden başlamalı?

Yerel yönetimler, özellikle merkezi hükümetin LGBTİ+ hakları için adım atmadığı ülkelerde ayrımcılığa karşı mücadelede büyük önem taşıyor.

Kaos GL Derneği, 2014 yılında yerel yönetimlerin ayrımcılıkla mücadelede atması gereken adımları bilgi notu olarak yayınladı.

“Benim Belediyem” yazı dizisi kapsamında ilk içeriğimizde bu bilgi notunu hatırlatıyoruz.

Yönetime katılım

Diyalog: Belediyenin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında çalışan sivil toplum kuruluşları ile ilgili konularda sürekli diyalog içinde olması için bir birim ve/ya personel görevlendirilmesi ve bunu açıkça duyurulması.

Söz hakkı: Belediye Meclisi, Meclis Çalışma Komisyonu ve Kent Konseyi toplantılarına LGBT kişilerin ve LGBT örgütlerinin katılımlarının teşvik edilmesi.

Kamu - sivil toplum işbirliği: Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında çalışan sivil toplum kuruluşlarının; Belediye’nin ilgili birimleri, merkezleri, Kent Konseyi veya benzeri yerel yapıları ile birlikte ortak proje veya etkinlik gerçekleştirmesine Belediye’nin destekçi olması.

Kolaylaştırıcılık: Belediyenin, seçildiği siyasi partinin genel merkezi ve diğer uygun merkezi ve yerel yönetimler ile diyalog kurma konusunda kolaylaştırıcılık sağlaması.

İnsan haklarını destekleme

Sivil topluma destek: LGBTİ sivil toplum örgütlerinin belediyenin fiziksel olanaklarını kullanabileceklerine dair taahhüt verilmesi.

Ağ kurma: LGBTİ belediye çalışanları için iletişim ağı oluşturulması veya mevcut ağların desteklenmesi.

Çalışma hayatı: Belediye birimlerine dair iş ilanlarında, işe alım ve terfi süreçlerinde LGBT çalışanlara herkesle eşit fırsat tanınması için politika geliştirilmesi ve bunun beyan edilmesi. Belediyenin personel istihdamında LGBTİ kotası getirilmesi. Sendikalar ve işverenler ile işbirliği yapılması. Meslek edindirme kurslarının LGBTİ’lerin katılımını teşvik edecek yapıda düzenlenmesi.

Sosyal destek: Belediyeye ait sosyal destek, şiddetten koruma, sağlık, bakım ve sosyal hizmet politikalarının ve mekanizmalarının her yaştan LGBTİ’ler için elverişli hale getirilmesi ve bunun duyurulması.

Kültür ve ifade özgürlüğü: Belediyenin işlettiği kültür-sanat merkezlerinde ve sosyal merkezlerde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularını ele alması veya bunları desteklemesi.

Ayrımcılık ile mücadele

Mevzuat ve politika: Belediyenin, eşitlik ve etik komisyonlarına dair iç mevzuatını ve politikalarını cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığa karşı koruma içerecek şekilde düzenlenmesi (örneğin cinsiyet eşitliği veya eşit muamele belgelerinde). Özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde LGBTİ kişilerin mağdur edilmesinin önlenmesi.

Kurum içi eğitim: Belediyenin, ilgili birimlerine ve kadrolarına, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği çeşitliliği, eşitlik, sosyal adalet ve ayrımcılık yasağı hakkında ve LGBTİ’leri hedef alan sosyal ayrımcılık ve önyargılara karşı mevcut imkânların kullanılarak eğitim programları sağlanması.

Kamuoyunu bilgilendirme: Belediyenin mevcut basın yayın ve internet alanlarında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği eşitliğine ve ayrımcılık yasağına dair bilgilendirmeler için alan sağlanması.

Yaygınlaştırma: Belediye’nin üçüncü taraflar ile, örneğin yüklenici ve tedarikçiler ile kurduğu ilişkilerde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıkla mücadeleye dair taahhüdünü ve kriterlerini beyan etmesi. 

Yazı dizisindeki diğer metinler:

“Daha eşit bir kent için ısrarcıyız”

Ayrımcılıkla mücadelede ulusal mevzuat yetersizse söz yerelde

“Benim Belediyem” yazı dizisi başlıyor!

*Bu içerik Siyah Pembe Üçgen ve Kaos GL’nin yürüttüğü, Avrupa Birliği’nin desteklediği “Türkiye Belediyelerinde LGBTİ Eşitlik Politikalarını Güçlendirme Projesi” kapsamında yayınlanmıştır. Bu, içeriğin Avrupa Birliği’nin resmi görüşünü yansıttığı anlamına gelmemektedir.