İnsan Hakları / Kent Hakkı

“LGBTİ+’lar belediyelere başvurmuyorsa sebebi sorun yaşamamaları değil”

Perşembe, 24 Mayıs 2018
Haber: Kaos GL

“Cinsiyet eşitliğini başarmak için birlikte neler yapabiliriz?” sorusu Uluslararası Cinsiyet Eşitliği ve Yerel Yönetim Konferansı’nda tartışıldı.

Siyah Pembe Üçgen İzmir ve Kaos GL Derneği’nin düzenlediği “Uluslararası Cinsiyet Eşitliği ve Yerel Yönetim Konferansı” ikinci gününde. Dün (23 Mayıs) başlayan Konferans'ta bugün “Cinsiyet eşitliğini başarmak için birlikte neler yapabiliriz?” sorusu tartışıldı.

Kaos GL Derneği’nden Murat Köylü’nün modere ettiği oturumun ilk konuşmacısı Slovenya'daki Ljubljana Belediyesi’nden Simona Topolinjak oldu. Ljubljana’nın LGBTİ dostu bir kent olduğunu belirten Topolinjak, Belediye’nin LGBTİ’lere yönelik hizmetlerini anlattı.

“Ljubljana’daki LGBTİ farkındalığı, yerel yönetimler için hazırladığımız eşitlik eylem planının bir sonucu”

Simona Topolinjak konuşmasına Ljubljana kentindeki LGBTİ farkındalığının, yerel yönetimler için hazırladıkları eylem planının bir sonucu olduğunu belirterek başladı. Topolinjak, anayasa ve diğer yasaların eşitlik ilkesine rağmen Slovenya’da yasal halen LGBTİ’lerin ayrımcılıklarla karşılaştığına dikkat çekti.

Slovenya’da eşcinsellerin çocuk evlat edinmesinin kolaylaştırılması gibi bazı hakların kazanıldığını ancak eşcinsel ve heteroseksüellerin eşit olmasını içeren kanun teklifinin iki defa reddedildiğini belirten Topolinjak, “Bu kanun teklifini yalnızca bizim kentimiz kabul etti” dedi.

Topolinjak, kanun teklifinin reddedilmesi ile hem sivil toplum faaliyetlerini güçlendirme hem de kamuda LGBTİ farkındalığı arttıracak faaliyetlere ihtiyaç olduğunu tespit ettiklerini belirtti. Bunun üzerine hazırladıkları “Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Eylem Planı”nın Ljubljana Belediye Meclisi’nde kabul edildiğini belirtti.

Ljubljana Belediyesi’nde bu kapsamda ilk LGBTİ gençlik merkezinin (Legebitra) kurulduğuna dikkat çeken Topolinjak, Ljubljana’da aktif ve üretken bir LGBTİ toplumu olduğunu söyledi.

Kamunun LGBTİ hakları konusunda farkındalığını arttırmak için uzman ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte bir broşür hazırladıklarını belirten Topolinjak, LGBTİ’lerin çalışma hayatı üzerine de çalıştıklarını belirtti.

Topolinjak, “Ljubljana Belediyesinde LGBTİ dostu sertifikayı oluşturduk. Çalışma ortamında LGBTİ çalışanların ve müşterilerin ihtiyaçlarını belirleyen bir araştırmanın ardından hazırladığımız eğitim modeli aslında bu sertifika. Kamu ve özel kuruluşlara 4 saat süren bir LGBTİ farkındalık eğitimi veriyoruz. Bugüne dek bu sertifikayı 30 işyeri aldı. Bu iş yelerinden bazıları, anaokulları, üniversiteler ve özel şirketler” dedi.

Topolinjak sözlerine uluslararası ilişkileri de ihmal etmediklerini, 2017 yılında LGBTİ hakları için çalışan farklı ülkelerden belediyelerin katılımı ile gerçekleşen Gökkuşağı Belediyeler Birliği toplantısına ev sahipliği yaptıklarını ekleyerek son verdi.

“İşbirliğimiz çok önemli”

Oturumun ikinci konuşmacısı Batı Balkanlar ve Türkiye LGBTİ Eşit Haklar Derneği’nden (ERA) Dragana Todoroviç oldu. Todoroviç, Batı Balkanlar ve Türkiye işbirliğinin çok önemli olduğunu belirterek başladı konuşmasına.

“Her ne kadar farklı ortamlarda yaşıyor olsak da benzerliklerimiz kayda değer. LGBTİ örgütleri arasında uzun yıllardır süregelen bu ilişki, tüm taraflar için çok değerli bir iletişim.”

Batı Balkanlar’daki ülkelerin çoğunun Avrupa Birliği’ne giriş aşamasında olduğunu söyleyen Todoroviç, katılım sürecinde korunması gereken hak ve özgürlüklerin daha çok mevzuat değiştirme ve politika geliştirme üzerinden konuşulduğunu ifade etti. Yasama düzeyinde Batı Balkan ülkeleri incelendiğinde her şeyin hak temelli olduğunu ancak uygulama düzeyindeki eksikiklerin ihlallere yol açtığının altını çizdi. Yerel yönetimlerin bu eksikler konusunda aktif bir rol oynadığını ifade etti.

Yerel yönetimlerin siyasi irade eksikliği dışında kapasite eksikliğine değinen Todoroviç, büyük şehirlere oranla küçük yerleşim yerlerinde çalışma yürütmenin bu sebeple zor olduğunu söyledi. Yerel yönetimlerin, büyük yönetimlerden beklediklerini bazen de bunu bir bahane olarak sunduklarını bu sebeple de STK’lara baskı mekanizması kurmak üzere büyük bir sorumluluk düştüğünü belirtti.

“Tamamen anonim bir işleyişimiz var”

Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nden Ahmet Soner Emre, Konak Belediyesi’nde yakında açılacak olan Gönüllü Danışmanlık ve HIV Test Merkezi hakkında bilgi verdi.

Bu merkezlerin yerel yönetimlerde açılmasının, HIV’in konuşulması ve doğru bilgi verilmesi nedeniyle oldukça önemli olduğunu belirten Emre, HIV testinin kamu ya da özel hastanelerde yapılması durumunda kişilerin nelerle karışılacağını anlattı.

Emre, “Sağlık Bakanlığı’na bağlı ya da özel hastanelerde bu hizmeti almaya çalışırsanız nelerle karşılaşacağınıza birlikte bakalım. HIV ihtimaliniz olduğunu düşünüyorsanız öncelikle randevu almanız gerekiyor. Randevuyu alabildikten sonra hastanenin danışma bölümünde sizden kimlik, kimlik numarası ya da avuç içi kaydınız istenir. Ardından hem danışmaya hem de sizi muayene edecek doktora HIV için geldiğinizi söylemeniz gerekir. Ancak belki bunu ifade etmek istemezsiniz ya da anonim kalmak istersiniz. Bu ikisi de mümkün değil. Bir Hafta kadar bekledikten sonra da sonucunuz size iletilir ve bir hafta oldukça uzun bir zaman dilimidir” dedi.

Anonimliğin olmadığı bu yöntem nedeniyle birçok insanın HIV testi yaptırmadığın belirten Emre, Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezlerinde randevu alınmadığını, isim, kimlik gibi hiçbir kişi bilgisinin istenmediği, tamamen ücretsiz olduğu hiçbir sağlık güvencesine gerek bulunmadığı bunlarla birlikte sonucun parmaktan alınan bir damla kanın incelenmesi ile 20 dakika içinde çıktığını aktardı.

Emre, “Randevu yok, isminiz alınmıyor. Tamamen ücretsiz. Sosyal güvence beklenmiyor. Esnek mesai saatleri uygulanıyor” diyerek bu merkezlerin üç önemli noktasına dikkat çekti: “Mahremiyet, test sonucunun gizliliği ve verilerin anonim olması.”

Emre bu merkezlerde yalnızca HIV testi yapılmadığını, diğer cinsel hastalıkların tespiti, aile planlaması ve güvenli cinsellik danışmanlığı da verdiklerini belirtti. İstanbul Şişli ile Beşiktaş ve Ankara Çankaya Belediyelerinin yanında Bursa Nilüfer ve İzmir Konak Belediyesinde de hizmete başlamak üzere olduğunu söyleyen Emre, İzmir’deki sürecin Siyah Pembe Üçgen Derneği’nin katkıları ile başladığını da hatırlattı.

“LGBTİ+’lar belediyelere başvurmuyorsa sebebi sorun yaşamamaları değil”

Nilüfer Belediyesi Eşitlik Birimi’nden Halim Kır, birim olarak gerçekleştirdikleri çalışmalardan söz etti.

“Türkiye’de ilk kurulan Eşitlik Birimi, Nilüfer Belediyesi bünyesinde kuruldu. Bu hem belediyemiz açısından hem de Türkiye açısından çok önemli bir adımdı.”

Belediyenin strateji belirlemesinden Birim’in aktif rolü olduğunu söyleyen Kır, bugüne kadar yaptıkları etkinlikleri katılımcılara sundu. Belediye çalışanlarına, okullarda öğrencilere ve mahalle etkinlikleriyle ulaşabildikleri herkese toplumsal cinsiyet ve LGBTİ+ farkındalık etkinlikleri düzenlediklerinin altını çizdi.

Eğitim alanının zor, Milli Eğitim Bakanlığı’yla çalışmanın imkânsız olmadığını; birlikte çalışmaya ve ortak iş yürütme kanallar için mücadele etmeye hazır olmak gerektiğini söyledi.

Kır, sunumunu bitirirken “Eğer LGBTİ+’lar belediyelere başvurmuyorsa, bu sorunları ya da istekleri olmadığı için değildir. Burada problemi kendisinde araması gereken yerler yerel yönetimler. Yeterince kapsayıcı ve güvenli bir alan olmadığı sürece başvurmayabilirler. Bizim kendimizi geliştirmemiz ve daha ‘eşit’ bir hizmet gerçekleştirmemiz gerekir” dedi.

“Uluslararası Cinsiyet Eşitliği ve Yerel Yönetim Konferansı” oturumun soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

İlgili haberler:

İzmir’de Uluslararası Cinsiyet Eşitliği ve Yerel Yönetim Konferansı

Uluslararası Cinsiyet Eşitliği ve Yerel Yönetim Konferansı başladı

“Temas etmediğiniz sürece yaşanan ayrımcılığı fark edemezsiniz”

“Eşitlik için yerel yönetimlere toplumsal baskı önemli”

*Bu etkinlik Siyah Pembe Üçgen ve Kaos GL’nin yürüttüğü, Avrupa Birliği’nin desteklediği “Türkiye Belediyelerinde LGBTİ Eşitlik Politikalarını Güçlendirme Projesi” kapsamında yayınlanmıştır. Bu, içeriğin Avrupa Birliği’nin resmi görüşünü yansıttığı anlamına gelmemektedir