“Trans geçiş süreci kasvet demek değil” | Kaos GL Haber Portalı

Kültür Sanat

“Trans geçiş süreci kasvet demek değil”

Pazartesi, 28 Mayıs 2018

Çizer Julia Kaye ile kendi trans geçiş sürecinden ilhamla hazırladığı “Up and Out” karikatür serisini konuştuk.

Julia Kaye, ABD’den bir çizer ve sanatçı. Kendi trans geçiş sürecinden ilhamla “Up and Out” diye bir karikatür serisi yayınladı. Mizahı ve karikatürü farkındalık yaratmak için bir araç olarak da kullanan Julia Kaye sorularımızı yanıtladı.

Asıl alanınız resim. Çizgi romana nasıl başladınız?

Aslında şu an animasyon alanındayım, Disney TV Animation’ın yakında yayınlanacak bir programı için çalışıyorum. Çok erken yaşlarımdan beri çizgi roman her daim benim hayatımın bir parçasıydı; yerel gazetelerdeki karikatür köşelerini okuyarak başladım sonraları da internette bulabildiğim karikatür, çizgi roman, vb. her şeyi okudum. Hayran olduğum sanatçıların işlerini taklit eder ve kendi karikatürlerimi yapmaya çalışırdım ama sonra uzun bir dönem ara verdim. Çok da önemsemediğim bir dereceyle üniversiteden mezun olduktan sonra yüreğimin götürdüğü yere gitmeye ve böylece nasıl karikatür çizileceğini öğrenmeye karar verdim. Birkaç yıl boyunca boş zamanlarımda uzun hikaye formunda çizimlerle başladım, sonunda kısa absürt karikatür bant karikatürlere geçiş yaptım. Bu geçişten sonra işlerim fark edilmeye başladı ve kariyerim de gerçekten başladı.

Çizimlerinde gördüğümüz kadarıyla trans kimliğinle sanatını çok mizahi ve etkileyici biçimde bir araya getiriyorsunuz. Bunu yalnızca içinizdekileri yansıtmak için mi yaptınız yoksa topluma veya okuyucularına başka mesajlar mı vermek istediniz?

Aslında ikisinden de biraz. Bir yanda, geçiş sürecinin en başında hissettiğim karmaşık duyguları işleyebilmenin ve içinde bulunduğum “cinsiyet hoşnutsuzluğunun” seyrine yardım edebilmenin bir yolu olarak kendim için çizerlik yapmaya başladım. Öte yandan da, bunları bir gün söze dökebilecek kadar kendimi rahat hissedemeyeceğimi biliyordum.  Ama bu karikatür serisinin kendini yalnız hisseden trans arkadaşlara ulaşmasını umuyordum, aynı şekilde cinsiyet hoşnutsuzluğuyla yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlamaları açısından cis kişilere de yardımcı olabilirdi.

“Up and Out” serisinde cinsiyet geçiş sürecini mizahı kullanarak anlatıyorsun. Bu işler size nasıl hissettiriyor?

Kendi otobiyografik işlerimi yaparken hedefim, kendime olabildiğince açık olabilmekti. Olumsuz deneyimlerden bahsederken utanmak istemiyordum, ama eğer bir gün bu konuda kendime yeterince inanırsam bunun acısını çıkaracak ve bu işten zevk alacaktım.  Geçiş süreci bir kötü kader ya da kasvet demek değil; hatta bazen o kadar absürt oluyor ki gülmemek çok zor!

“Up and Out” serisini bazı internet siteleri ve sosyal medya kanalların (Twitter, İnstagram, vb.) aracılığıyla paylaşıyorsunuz. Sosyal medyanın hem sanatınıza hem de trans aktivizminize katkısı nasıl?

Otobiyografik işlerimi okuyucularımla paylaşmaya başladığım zaman, çoğunluk trans olduğumu fark etmemişti. Sonrasında fark ettim ki elimde trans konularını bu tarz yayınları başka türlü araştırıp takip etmeyecek insanlarla konuşmak için inanılmaz bir fırsat var. Her zaman olumlu tepkiler almadım tabii, ama yine de kendimi o şekilde dışa vurmak çok iyi geldi. Aktivizmimin de başka insanların hayatlarına doğrudan etkisi olduğunu görmek işlerimin tonunu ve ana fikrini oldukça etkiledi.

Genelde nasıl tepkiler alıyorsunuz?

En başta karışıktı aslında. Birçok insan trans olmam üzerine yaptığım çalışmalarıma dair destekleyici ve heyecanlıydı, ama bir yandan da açık açık rahatsız olan birçok transfobik kişi de vardı. Zamanla bu yorumlar azaldı ve yaymaya çalıştığım queer olumlamayı bundan gerçekten faydalanabilecek kişilerin yararlanması için beni kendi halime bıraktılar. Birçok trans kişi de etraflarındaki insanlara açılmaları ve kendini kabullenmeyi daha iyi öğrenmeleri konusunda işlerimin onlara nasıl yardımcı olduğunu söylemek için bana yazdı. Bu insanlara ulaşabilmek gerçekten karşılaştığım tüm negatif şeylere değiyor!

İşlerinize transfobik yorumlar geliyor mu? Eğer geliyorsa, bu durumda ne yapıyorsun?

Duruma göre evet. Transfobik yorum yapan insanları gördüğümde engelliyorum. Bu yorumlar yalnızca benim için can yakıcı değil, aynı zamanda geçiş sürecinin ilk zamanlarındaki kişiler için ve cinsiyet kimliklerini yeni yeni sorgulamaya başlayan insanlar için de zarar verici olabilir. İşlerimin queer kişilerin transfobi korkusu olmadan buluşabilecekleri bir güvenli alan olmasını istiyorum. Bu tarz transfobik alanlar zaten çok fazla, en basitinden onların benim alanımı işgal etmesine ihtiyacım yok.

Genel olarak mizah hakkında ne düşünüyorsunuz, peki? Size göre hayatı kolaylaştırıyor, daha eğlenceli bir hale getiriyor veya dahası mı?

Mizah her daim benim hayatımın çok doğal bir parçası ve arkadaşlarımla gülebilmek her şeyi daha iyi yapıyor!

Çizgi roman ve bant karikatürde LGBTİ görünürlüğü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu konuya nereden baktığınıza bağlı aslında. Amerika ana akım matbu çizgi roman ve karikatürlerinde queer görünürlüğü gerçekten berbat ve na-queer yazar-çizerler tarafından yazılarak yapmacık olmaya çok da meyilli. Öte yandan internette queer kişiler tarafından queer kişiler için yaratılmış inanılmaz derecede heyecan verici queer manzaralar var. Sorun şu ki bizim oralarda bir yerde birbirimizi bulmak için duruyor olduğumuzu bilmeniz. Temsil çok önemli, bu yüzden ana akımda daha çok görünürlük sağlayabilmek için daha çok zorlamalıyız.

Mizah dergileri, Türkiye’de görece yaygın bir trend ve bazı dergiler birçok kişi tarafından takip ediliyor ama halen LGBTİ’leri de kapsayabilen dergiler, karikatürler,vb. çok fazla yok. Maalesef bu dergilerde LGBTİler üzerinden homofobik ve transfobik espriler yapılıyor. Bu konuda Türkiye’deki LGBTİ/ queer mizah sanatçılarına tavsiyeleriniz var mı? Kendilerini, sanatlarını ve en önemlisi görünürlüklerini nasıl geliştirebilirler?

Maalesef Türkiye’deki yayın dünyasıyla ilgili hiç deneyimim yok ama kendim ve çevremdeki çizerler için işe yarayan yola çıkarak bir tavsiye verebilirim:

Kurulmuş yayınların ötesine geçin! Queer sanatçılarla gruplar oluşturun, kendi grubunuzu oluşturup başlamanız gereken en küçük yerden başlayın. Eğer bunu fiziksel olarak yapamıyorsanız, internet üzerinden yapın. Diğer queer sanatçılarla iletişime geçin ve birbirinizi destekleyici bir topluluk oluşturun. Sosyal medyayı ve ulaşabildiğiniz tüm kaynakları sesinizi bir yerlerde duyurabilmek için kullanın. Yaratıcı olmaya devam edin çünkü buna değer! Queer kişiler buna değer! Siz buna değersiniz!

*Bu söyleşi Kaos GL Dergi’nin 159. sayısı “Mizah” dosyasında yayınlandı.

Kaos GL Dergi'yi online okuyabilirsiniz

Dergiye; online aboneler dergi websitesinden ulaşabilir. Basılı halini edinmek isteyenler ise kitapçılardan yeni sayıyı satın alabilirler. Dergiyi internetten satın almak için ise Notabene yayınları ile iletişime geçebilirsiniz. 

İlgili yazılar:

İmge, beden, cinsellik (16): Julia Kaye’ın eserleriyle