İnsan Hakları

‘Feministe her gün 8 mart’

Çarşamba, 11 Mart 2009

Cümbüş ve Gece

‘Feministe her gün 8 mart’ diye bir söz vardır bilir misiniz? Belki de bilmezsiniz, çünkü feministin biri bu seneki 8 Mart etkinliklerinden etkilenerek söylemiş bunu.. Kim? Ben mi? Yok canım ne alakası var, tamamen anonim; FeministBiz’den esinlenilmiş olacak herhalde!

 Ziya Gökalp Caddesi’ndeki mitingin ardından coşkusu eksilmemiş kadınlar olarak dövizlerimizi, pankartlarımızı, sloganlarımızı ve şarkılarımızı da alıp yolumuza devam ettik. Mülkiyeli Kadınlar, Halkevci Kadınlar ve FeministBiz oluşumunun ortak organizasyonu ile düzenlenen ‘Mülkiyeliler Birliği’nde Cümbüş Var!’dı çünkü rotamız. ‘Kadınlar Artık Susmayacak’ dedik ve hiç susmadık. Darbukamızın ritmiyle söyledik ‘Patriarkanın Çiftliği’ni, inadına isyan ettik inadına özgürlük dedik; cümbüşün kapısından girerken de ‘Hür Doğdum Hür Yaşarım’ her birimizin sesinde ayrı bir güzellikle yükseldi ve dans ettik kime neydi! Sabah kadar da dans edip şarkı söyleyebilirdik sanki orada. Ama Cümbüş bizi bekliyordu ve Mülkiyelilerin bahçesine girdiğimizde de her ne kadar yorgunlukla bir süre oturup dinlenenlerimiz olduysa da hiç durasımız yoktu.
 
Serbest kürsünün konukları muhtar adayı kadınlardı yine. Ardından Tiyatro Öteyüz aldı sahneyi ve saatler soğuğa inat hızla ilerlerken sinevizyon gösterisi eşliğinde Gül Dünya Sanat Topluluğu şarkılarıyla içimizi ısıttı, kanımızı kaynattı; duramadık yerimizde halaylar çektik el ele.. O da yetmedi açtık müziğimizi devam ettik eğlenmeye. Derken Yer altı Kadınları ‘Seyirlik Dedikodular’ oyunuyla babalarımızı, kocalarımızı, ağabeylerimizi getirdi gözümüzün önüne, bizleri nesne gibi sunan medyamızı hicvetti incelikle. Oyunun ardından artık gece eylemine 2 saatimiz kalmıştı ve film gösterimlerine geçtik. Önce ‘Gündelikçi’ ile evlere temizliğe giden kadınların kendi evlerine, ‘gündelik’ hayatlarına misafir olduk.. Ardından da, Lambdalı Kadınlar’ın yapımcılığındaki ‘Beyaz Atlı Prens Boşuna Gelme’ adlı Türkiye’nin lezbiyenlerle ilgili ilk belgeseli, PembeMor ve !f Ankara’daki gösterimlerini izleyememiş olanlar ve bir daha izleme fırsatını bulmuş olmalarına sevinenler için gece eyleminden önceki son kapalı etkinlik oldu.
 
Saat 11.00’e yaklaşırken Mülkiyeliler Birliği artık ışıklarını kapatmaya başlamış, bizler de yorgunluktan sessizleşmiş ve bu eylemi nasıl kotaracağımızı düşünmeye başlamıştık ki, kapılıp gelinen mor pankartlarımız ve kocaman mor feminamız birden hepimizi canlandırdı. Dinlenip gelmiş kadınlar da eylem için bizimle buluşunca, yüzler tekrar canlandı, uykulu gözler açıldı ve darbukamız kılıfından bir kez daha çıkıp ritmini yeniden doğan enerjimize kattı. İşte Yüksel Caddesindeydik ve dakikalar ilerledikçe çoğaldık, yine susmayacaktık; hiç susmadık! Karanlık sokağı maytaplarımızla aydınlattık, tacize karşı hep birlikte ses çıkarttık. ‘Sokaktaki tecavüz de ya evdeki ne, sevişmek istemiyorsan ona hayır de’, ‘Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa’, ‘Okulda, işte, mecliste, eşcinseller her yerde’ , ‘Susma haykır, lezbiyenler vardır’ sloganları daha bir gür çıktı ve bir kez daha haykırdık: ‘Geceleri de sokakları da istiyoruz!’. Bitti mi? Durduk mu orada? Hayır, yine yürüdük tüm coşkumuzla Selanik’ten aşağıya ve Metro’nun Karanfil Sokağı çıkışında, sabaha kadar metro istedik. Kadınlar olarak geceleri sınırlı, güvensiz, yetersiz ulaşımı protesto ettik. Bir 8 Mart’ı daha ardımızda bırakmaya dakikalar kalmıştı artık; ama coşkumuz da, tutkumuz da, mücadelemiz de bitmezdi: Çünkü dedim ya, demişler ya; feministe her gün 8 mart!