HIV’e dair mitler ve güncel bilimsel gerçekler | Kaos GL Haber Portalı

İnsan Hakları / Sağlık

HIV’e dair mitler ve güncel bilimsel gerçekler

Perşembe, 7 Haziran 2018

Pozitif-iz Derneği’nden Tekin Tutar HIV’e dair mitlere karşı güncel bilimsel bilgileri KaosGL.org okurlarıyla paylaştı.

İllüstrasyon: Oliver Weiss

HIV nam-ı diğer İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü, günümüzde uygun, etkili ve baskılayıcı tedavi yöntemleri ve düzenli ilaç kullanımı sayesinde kronik hastalıklar statüsünde. Ancak, HIV hakkında sahip olunan yanlış bilgiler ve önyargı nedeniyle HIV ile yaşayanlara yönelik damgalama ve ötekileştirme, hem HIV ile yaşayanları hem de yakınlarını yalnızlaştırıyor.

Dahası HIV’e dair önyargı ve yanlış bilgiler nedeniyle HIV aktarımda artış yaşanıyor, kişiler test yaptırmadığı için HIV ile enfekte olduğunun farkına varmıyor ya da HIV pozitif kişiler damgalanmaktan kaçındığı için tedavisini kendi imkânlarıyla yapmaya çalışıyor.

Pozitif-iz Derneği’nden Tekin Tutar’a HIV ile ilgili bilim dünyasındaki son gelişmeleri sorduk. Tutar hem HIV hakkındaki mitlere değindi hem de bu mitlerin bilimsel yanıtlarını KaosGL.org okurlarıyla paylaştı.

Tutar, yapılan son araştırmalarda HIV pozitif kişiler ile HIV negatif kişiler arasında yaşam beklentisi farkı kalmadığını, uygun tedavi sonucunda HIV ile yaşayan kişilerin herkes kadar sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebildiğini söylüyor.

“Ter, tükürük, idrar ve gözyaşı ile HIV bulaşmaz”

HIV nedir, AIDS nedir?

HIV, İngilizce Human Immunodeficiency Virus kelimelerinin kısaltmasıdır. Türkçe karşılığı ise İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü'dür.

HIV, diğer tüm virüsler gibi konakçı bir hücreye ihtiyaç duyar. Canlı bir hücreyi kullanmadan varlığını sürdüremez ve kendisini çoğaltamaz.

HIV, bağışıklık sistemine ve özellikle de bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla mücadelesine yardımcı olan CD4 hücrelerine (T hücreleri) saldırır.  HIV, CD4 hücresinin içine girdikten sonra onun yapısını değiştirir, artık onu bir fabrika gibi kullanarak ve kendisini kopyalayarak yeni virüsler üretir. Bu yeni virüsler de diğer CD4 hücrelerini enfekte etmek üzere faal hale geçerler. Bu süreçte, mücadeleyi kaybeden CD4 hücrelerinin sayısı zaman içinde azalır.

AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome-Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) ise CD4 sayısının iyice düşerek bağışıklık sisteminin savunmasız kaldığı döneme denir. AIDS diye bir hastalık yoktur. AIDS bir evredir ve bu evrede vücut, enfeksiyonlar olmak üzere diğer birçok hastalığa karşı savunma gücünü kaybeder. HIV pozitif kişiler, virüsü baskılayıcı uygun bir tedavi almazlar ise yıllar içinde AIDS evresine gelebilirler.

HIV nasıl aktarılır?

HIV, korunmasız cinsel ilişki, anneden bebeğe, kan nakli ya da ortak şırınga kullanımı ile aktarılabilir.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre her 10.000 temasta;

Kan transfüzyonunda 9250, aynı iğne ile madde kullanımında 63, anal ilişkide alıcı için 138 verici için 11, cilde iğne batmasında 23, vajinal ilişkide alıcı için 8 verici için 4 kez, oral sekste saptanamayacak kadar düşük ve gerekli önlemlerin alınması durumunda anneden bebeğe yüzde 1’den az aktarıldığı belirtilmekte.

HIV, tokalaşmak, öpüşmek, aynı tuvaleti kullanmak, aynı tabak ve bardağı kullanmak, tükürük, sivrisinek ısırması gibi sebeplerle ya da ter, tükürük, idrar ve gözyaşı ile HIV aktarılmaz.

“HIV pozitif kişiler ile HIV negatif kişiler arasında yaşam beklentisi farkı kalmadı”

Riskli temastan sonra ne zaman test yaptırmalıyım?

Yeni (4. Jenerasyon) HIV testleri (antijen+antikor) için pencere dönemi 4 haftadır. Riski temastan 4 hafta sonra yapılan bu testlerle HIV enfeksiyonu %95 oranında tespit edilebilir. Riskli temastan 3 ay sonra yapılacak testlerle ise enfeksiyonların %99.9’u tespit edilebilmekte.

HIV’in tedavisi var mı varsa nasıl?

Elbette var. HIV, günümüzde uygun, etkili ve baskılayıcı tedavi yöntemleri ve düzenli ilaç kullanımı sayesinde kronik hastalıklar statüsünde. Tedaviye düzenli bir şekilde bağlı kalan her HIV pozitif herkes kadar sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmektedir.

HIV+ olmak ömrü kısaltır mı?

Yapılan son araştırmalar gösteriyor ki, 20 yaşında HIV ile enfekte olan ve tedavi gören kişiler 70’lerine kadar yaşayabilirler. Bir başka ifadeyle, HIV pozitif kişiler ile HIV negatif kişiler arasında yaşam beklentisi farkı kalmadı, diyebiliriz.

“Düzenli olarak test yaptırmak HIV'den korumaz ama kişinin erken tanı almasını sağlar”

HIV'den nasıl korunabiliriz?

Cinsel ilişkilerde kondom ve kondomun yırtılmasını engellemek için kayganlaştırıcı kullanmak, PrEP (temas öncesi profilaksi) ya da PEP (temas sonrası profilaksi) kullanmak olarak sıralayabiliriz. Güvenli kan kullanımı ve ortak şırınga kullanmamak yine HIV bulaşının önlenmesi için uygulanan yöntemlerdir. 

Düzenli olarak test yaptırmak HIV bulaşından korumaz ama HIV pozitif bireyin erken dönemde tanı almasını sağlar. Erken tanı, birey sağlığının korunması ve HIV yayılımının önlenmesi açısından en iyi yoldur. Çünkü erken dönemde tedaviye başlamak, kişinin bağışıklık sitemi henüz zarara uğramadan tedavi almasını sağlar. Bu da bireyin uzun dönemdeki sağlığı açısından tercih edilen bir durumdur. Son yıllarda yapılan çalışmalarda tedavi alıp, kanındaki virüs miktarı 6 aydan uzun süredir saptanamayacak düzeyde olan HIV pozitiflerin korunmasız cinsel ilişkide virüsü bulaştırmadığı belirlenmiştir.

PrEP nedir, nasıl kullanılır?

HIV’de PrEP ya da temas öncesi profilaksi, HIV tedavisinde kullanılan bir ilacın HIV negatif bireyler tarafından HIV’den korunma amaçlı kullanılmasıdır. Bu ilacı her gün kullanmak riskli temaslara karşı oldukça etkili. Yapılan araştırmalar her gün PrEP kullanımı ile HIV bulaşının %99, haftada 4 gün kullanımının da %96 önüne geçilebildiğini ortaya koymakta.

PEP nedir, nasıl kullanılır?

PEP ya da temas sonrası profilaksi riskli temas sonrasında HIV negatif olan kişi tarafından olası HIV bulaşının önlenmesi için kullanılmasıdır. PEP tedavisinde yine HIV tedavisinde kullanılan ilaçlar kullanılır. İlaçlar riskli temastan maksimum 72 saat sonra ama mümkünse riskli temasın hemen ardından alınmalı. Tedavi 4 hafta boyunca sürdürülmeli. Korunma açısından %100 garantili bir yöntem olmamakla birlikte risk analizi yapılarak kullanılması kesinlikle önerilir.  

“PEP doktor tarafından risk analizi yapılarak kullanılmalı”

Peki, korunma için kullanacağımız PrEP ve PEP’leri nasıl temin edebiliriz?

Bu ilaçlar eczanelerde reçetesiz satılmakla birlikte kimseye kafasına göre ilaç başlamasını önermem. Çünkü ilaçlar kısa ve uzun vadede bir takım yan etkilere neden olabilir, kullanılan başka ilaçlarla etkileşime girebilir. PEP olarak kullanılacağı zaman doktor tarafından risk analizi yapılarak ve doğru kombinasyon tedavisi ile tedaviye başlanmış olur. Kaş yapayım derken göz çıkarmamak için dediğim gibi HIV takibi yapan bir doktora danışılarak PrEP ve PEP kullanımı düşünülmeli. Bu noktada PrEP olarak kullanmak isteyenlere, ilaçların sigorta kapsamı dışına olduğunu ve oldukça pahalı olduğunu da belirtmeliyim.

İlgili yazılar:

“HIV insan hakları meselesidir”

“HIV ile yaşamak zor değil”