Kültür Sanat

Kendimizi var ettiğimiz yer: Queer yazın

Perşembe, 21 Haziran 2018

“Metin bükücüler” 19 Haziran’da İstanbul’da buluştu, queer yayıncılığı konuştu.

Bir düşünme, eyleme ve yazma pratiği olarak queerin dönüştürücü gücünün, devrimci potansiyelinin, yaratıcı neşesinin konuşulduğu “Metin Bükücüler İş Başında: Çeviri ve Yazı(n)da Queer Dolaşım” paneli 19 Haziran’da İstanbul’da, Hrant Dink Vakfı’nda gerçekleşti.

Moderasyonunu Sevcan Tiftik’in üstlendiği panelin konuşmacıları Kaos GL Derneği’nden Aylime Aslı Demir ile çevirmen ve editör Gülkan Noir ve Pınar Büyüktaş’tı.

Etkinlik Müge Akbasan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından moderatör Sevcan Tiftik, queer neşriyatın OHAL öncesinde artış gösterdiğini ancak son iki yıl içinde bu durumun sekteye uğradığını belirtti ve şöyle devam etti: “OHAL ile birlikte çeşitli mecralarda, sivil toplum kuruluşlarında, derneklerde kısacası LGBTİ ve queere dair her platformda belli stratejilerle hareket etmek zorunda kaldık. Sürekli bir tali yol arayışı beni bu oturumu yazmaya itti. Kitapları yayınları konuşuyoruz ama bunları hazırlanmadaki bireysel ya da kolektif emeği konuşamıyoruz. Bu panelde bu kolektif ve bireysel inadı, emeği konuşacağız.”

“Politik gelişmeler hem harekete hem yayıncılığa zarar verdi”

Kaos GL Derneği’nden Aylime Aslı Demir konuşmasına queer yazının kendisi için geleneksel gey ve lezbiyen çalışmalarından türeyen, 90 sonrası farklılaşan hareketin temellendirdiği düşünsel hatla ilişkilenen metinler anlamına geldiğini belirten Demir, queer yazınla olan ilişkisini anlattı.

Demir, Kaos GL Dergi’deki editörlüğünü, 2013 yılında Ankara Üniversitesi’nde açılan ve OHAL döneminde kapatılan “Queer Teori” dersini, bu derse yönelik saldırıları anlattı. Queer Teori derslerine yoğun ilginin olduğu ve bu derslerin hakemli bir dergi ihtiyacı doğurduğunu paylaşan Demir, politik gelişmelerin hem hareketi hem de ona bağlı olan yayıncılığı olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Kolektif enerjiyi konuşmak

Demir’in bıraktığı yerden Queer Düş’ün’ün hikâyesini anlatarak konuşmasına başlayan Pınar Büyüktaş, bu serinin kendiliğinden oluştuğuna, yavaşça bir şekle büründüğüne ve bu sürecin inatla, kolektif enerji ile ortaya çıktığını belirtti.

Büyüktaş, politik gelişmelerin bu serinin sürmesinde birçok aksaklığa neden olduğunu ancak yine de pes etmediklerini ve belki de konuşulması gerekenin en çok bu olduğuna dikkat çekti.

Gülkan Noir ise queer neşriyat alanını “kendimizi var ettiğimiz yerler” olarak tanımlıyor. Noir, “Queer Düş’ün serisine başladığımızda 2012 yılıydı ve siyasi ortam bu kadar gergin değildi. Ne hayallerimiz vardı. Birçoğunu gerçekleştiremedik. Ancak seri devam ediyor, senede dört kitap değil belki ama sürüyor” dedi.

“Bizim anadilimiz yok, bu dil çok fallik, çok straight”

Panelde terminolojinin ele alınışı da tartışıldı. Terminolojiye ilişkin sorunlar ve çevirmenlerin, editörlerin bu sorunlarla nasıl baş ettiği üzerine Noir, “Bizim anadilimiz yok bu dil çok fallik çok straight. Bu dili sürekli bükmek durumundayız. Çünkü ben bu dile bağlı kalmak zorunda değilim” derken Demir, KaosGL.org’da yayınlanan ‘Türk Dil Kurumu’nu seviciler bassın’ sözlüğünden bahsetti.

Büyüktaş, çevirisini ve editörlüğü yaptığı bir kitaplarda, olumsuz politik süreçlerde kendisini kelimelerle ifade etme imkânını bulduğunu, queerin bir dili olmadığını ama bazen de bir dilin tüm imkânlarını sunabildiğini belirtti.

Yayınevlerinin faaliyetlerinin literatüre sağladığı katkının, fanzin, okuma grupları gibi alternatif mecraların ilişkisinin, queer yazın ve yayıncılıkta görünmeyen emeğin konuşulduğu söyleşi tadında panel, katılımcıların konuşmacılara yönelttiği soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.

*Etkinlik, Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler (GYYYS) Programı kapsamında Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) Türkiye Temsilciliği’nin desteğiyle gerçekleşmiştir.

İlgili haber:

Metin bükücüler iş başında: Çeviri ve yazı(n)da queer dolaşı