İnsan Hakları / Sağlık

“Çaresizliğe acımaktan” haklara hukukta trans geçiş süreci

Pazartesi, 25 Haziran 2018

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nda zorunlu kısırlaştırma şartının kalkması ve trans geçiş sürecindeki yasal düzenlemeleri tartışıldı: “Aktivistler ve avukatların birlikte çalışmasıyla trans kimlikleri patolojikleştiren bakışın önüne geçebiliriz.”

Bu yıl “Sınır” temasıyla yapılan İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında, Medeni Kanun madde 40’ta yer alan ve trans geçiş süreçlerinde “üreme yeteneğinden yoksun olma” şartını içeren yasanın değişmesi Cezayir Salonu’nda gerçekleşen panelde ele alındı.

Rukan Açkani moderasyonunda gerçekleşen panel Avukat Hatice Demir’in konuşması ile başladı.

Yargıtay kararlarında transfobi

Avukat Hatice Demir 1986 yılından bu yana Türkiye’deki Anayasa Mahkemesi’nin trans geçiş sürecindeki tutumunu aktarmak için Yargıtay kararlarını paylaştı.

“Türkiye’deki bu sürece baktığımızda çok parlak bir tablo yok” sözleriyle Yargıtay kararlarından örnekler sunan Hatice Demir, “Hukuki durum iradi şekilde cinsiyet değiştirmeye cevaz vermez. Cinsi tamamiyet ve onun idamesinin bozulması desteklenmez.”, “Eşinden boşanamayan kimse, cinsiyetini değiştirerek, evlilik bağını çözer. Askerlikten kurtulmaya ve başka haksız yararlar sağlamaya imkan bulur” alıntılarıyla trans geçiş sürecinin hukuksal temellerindeki transfobiye değindi:

“Yargıtay kararından alınan ‘Erkekliğini yitirmiş, kadın da olamamış bir kişinin çaresizliğine acırız fakat hukuki olarak karşılık veremeyiz’ cümlesi de yine Anayasa Mahkemesi’nin tutumuna dair çarpıcı örneklerden biri oldu.

“Translar hastanede hoş görüntü oluşturmuyor!”

Trans geçiş sürecinde dava açma hikayesinin, tıbbi sürecin ilerlemesinin ardından başladığının altını çizen Hatice Demir, hastane sürecinin translar için ne kadar yıpratıcı bir süreç olduğunu,

“Çocukken arabayla mı oynuyordun bebekle mi? Pembeyi mi seversin maviyi mi? Buna benzer sorularla hastanede psikolojik görüşme süreci altı ay kadar sürüyor. Ve bu sorulara gelen cevap toplumsal normlara uygun bulunduğu takdirde, hormon kullanımına izin veriliyor ve dava sürecine geçilebiliyor” dedi.

Avukat Hatice Demir hekimlerin transfobik tutumlarından dolayı da, mahkemenin trans geçiş süreci için talep ettiği raporların doldurulmadığına da değindi:

“Translar hastanede hoş görüntü oluşturmuyor ve diğer hastaları rahatsız ediyor bahanesiyle, diğer hocalardan duyduğumuz kadarıyla raporların doldurulması engellenmeye çalışılıyor. Örneğin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ndeki bir doktor, ‘trans hiç kimsenin muayenesini kabul etmiyorum, raporunu tamamlayamayacağım’ diyebiliyor. Hakimler ise bu durumu göz ardı ederek, rapor tamamlanmadığı için mahkeme sürecini sonlandırabiliyor.”

AYM: “İnsanlar maden ocağında çalışmamak için ‘kadın’ olmak istiyor olabilir”

Hatice Demir, 2017 yılında Anayasa Mahkemesi’nin tıbbi operasyon şartını kaldırmamasının sebebini ise, “Kadınların erkeklere göre daha az prim ödemesi, kıdem tazminatında hak kazanma durumu veya maden ocağında kadınların çalışamaması gibi sebeplerden dolayı kişilerin kadın olmak isteyebileceğini öne sürerek Yargıtay beyanı esas kabul etmiyor” sözleriyle açıkladı.

AİHM: “Transseksüellik konusunda tıbbin uzlaştığı bir savunu söz konusu değilken, kişinin bedeninde geri dönülemez bir müdahale kabul edilemez”

Kaos GL’den Avukat Hayriye Kara, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin geçiş sürecine yönelik dünden bugüne yaklaşımını ele aldı.

“Günümüzde Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karşılaştırıldığında ortaya çıkan fark çok fazla” sözleriyle konuşmasına başlayan Hayriye Kara,

“Yasal tanınma için tıbbi operasyonları şart koşan madde, ‘ikili cinsiyet rejimi kamu düzenidir’ düşüncesini dayanak olarak kullandı. 13 hakimin bunu destekleyen oylarına karşı 6 hakim bu karara karşı oy kullandı. Bu rakamın çok önemli olduğunu söylemek yerinde olur” sözleriyle devam etti.

Hayriye Kara, trans geçiş sürecinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Transseksüellik konusunda tıbbın uzlaştığı bir savunu söz konusu değilken, kişinin bedeninde geri dönülemez bir müdahale kabul edilemez” gibi yaklaşımlarında hak temelli hareketin gelişmesi ve devletlerin yaklaşımlarının değişmesinin çok belirleyici olduğunu belirtti.

Hareketin içindeki avukatların rolünün, yasal düzenlemelerdeki önemini değinen Hayriye Kara, “Aktivistlerle birlikte çalışmanın bu dönüşüm ve değişim sürecindeki etkisi çok, farklı disiplinler bir arada çalışmalı. Patolojik bakış açısının önüne de böylece geçilecektir” dedi.

26. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası tam programı için tıklayınız.