Kültür Sanat

Kalben’le lubunyaların arasında ne var?

Pazartesi, 9 Temmuz 2018

Lezbiyenlere, biseksüellere, geylere, interseklere, translara, artılara soruyoruz, “Neden Kalben?”

Kalben kaosGL.org’da yayınlanan röportajında “Dileyenin dilediği insanla el ele yürüyebildiği bir dünyanın düşündeyim” diyordu. Bu düşün peşindeki lubunyaların da Kalben’i sevmesi, günde en az bir kere dinlemesi, mırıldanması boşuna mı… Değilmiş.

Buradan aldığımız ilhamla lezbiyenlere, biseksüellere, intersekslere, translara, artılara soruyoruz, “Neden Kalben?” Yanıtlar bazen yaralarımıza bazen de anılarımıza dokunuyor. Devamı gelecek bu mini söyleşilerde bugün Umut Erdem, Mert Güzel, Semih Özkarakaş ve Umut Güven yazdı.

Keyifli okumalar.

Umut Erdem: Kalben’in şarkıları hızır gibi

“Kalben insanlarla konuşuyor gibi şarkı söylerken, dertleşiyor gibi. Bir kafede, sokakta, evde, mekân fark etmez, konuşup dertleşirken sokaktan, bir yerden gelen ses, konuşmaya fon oluyor, sen de kendini kaptırıyorsun. Ben öyle hissediyorum en azından. Dertleri de hiç yabancı değil. ‘Evet, evet, kaynımı falan boşver, direkt bende var, bundan’ diyorsun. ‘Dert bende derman da bende’ diyerek alıyor gitarını eline.”

“Derdini paylaşırken, bir şeylerin sana iyi geldiğini de fark ediyorsun, fark ediyorum; paylaşmak iyileştirir çünkü. Başını koyacağın omuz bulmakta çekince duymadığını görüyorsun. Birisi seni dinliyor sanki, hatta senin kaygılandığın şeye kaygılanıyor, sendeki yara onda da var. İnsanların birbirini anlamasının, dinlemesinin, iletişimin çok daha zor olduğu günümüz koşullarında Kalben’in şarkıları hızır gibi: ‘Dinlemiyor insanlar/Bence anlatamadım/Derinimde yaram var/Bence saklayamadım.’ (Doya Doya)”

 

 

“Geçen yıl buralardan bir süreliğine uzaklardayken Kalben’in yeni albümü çıkmıştı. Yeni çıkan ‘Sonsuza Kadar albümünde de ‘Yara’ şarkısını çeşitli sebeplerden ötürü çok sevdim. ‘Hiç anlatmadım sana oysa/Daha çok hikâyemiz vardı/O gece sormuştun ya bana/Uzaklığın en büyük yaraydı.’ Uzakların, koşulların getirdiği bazı sebeplerden benim içimde yara açtığını hatırlatmıştı bana. Ama o yarayı açan insan/lar nedense yaranın sebebini anlamadı/lar, anlamak istemedi/ler; hatta görmezden geldi/ler. Bu şarkıda beni anlayan biri ya da birileri var aslında gibi hissettim, o sıralarda uzaklarda olmanın iyileştirici gücü üstüne de gayet iyi gelmişti bu şarkı. Şarkı yarayla yüzleşmenin, kırılganlığı sahiplenmenin önemini vurguluyor. Ben de henüz yarayı kucaklamayı öğrenme süreci yaşıyorum, içimde yara açan/lara ‘eyvallah’ deyip arkamda bırakamadığımı gözlemliyorum, yer yer. O yüzden bu şarkı, kulağıma fısıldadıklarıyla gözlerimi kapatıp derinden nefes almamı sağlıyor, hâlâ dinlediğimde: ‘Yaraya gülümsedim her sabah, yarayı önemsedim/Yarayı hazırladım gözlere, yarayı temizledim/Yarayı büyütmedim hayalinle, kendimi küçümsedim.’”

“Kalben’in Işıl Cinmen’le röportajını okuduktan sonra kendisiyle feminizm(ler)den, ilişkilerden konuşmak istemiştim, hâlâ da istiyorum. Terapi gibi geleceğini hissediyorum. Buraya da bıraktım bu çağrıyı, umarım görürsün Kalben’cim. Kendisiyle tanışma fırsatım da olmuştu ama o kadar uzun sohbetlere gebe olduracak bir ortamda değildik, başka bir zaman umarım, en azından şimdilik şarkılarda.”

Mert Güzel: Kalben ansızın çıkagelen dost demektir.

“Gecenin bir yarısı, herhangi bir barda, pek tabi Bursa'da, Görükle'de, loş ışıkların ve dumanların arasında beni rahatlıkla hayal edebilirsiniz.”

“Saçlarımı açmışımdır, makyaj yapmışımdır  arsızca bacaklarımı gösteriyorumdur ve hafif sarhoş halde sigara içiyorumdur muhtemelen. Yanımda arkadaşlarım, dünyayı nasıl daha renkli bir hale getirebiliriz, onu konuşuyoruzdur. Acılarımızı, hak ihlallerini, arzularımızı, mücadeleyi konuşuyoruzdur hararetli bir şekilde. Sonra ansızın ‘seni gördüğüm zaman’ diye çıkışması duyulur Kalben'in ve çalan şarkıya hep birlikte eşlik edilir. Gözler yumulur, dudaklar kıvrılır, bardaklar tokuşturulur...”

 

 

“Alternatif demektir Kalben. Uyumsuzluk, tabular dışında yaşanan cinsellik demektir. Kimi zaman güç kaybetmek, kimi zaman güç toplamak demektir. Müzik demektir, aşk demektir. HIV ile yaşayarak geçirdiğim, trans kadın olarak geçirdiğim, mücadele vererek geçirdiğim, barlarda içerek geçirdiğim hayatımın rutinidir Kalben. Ansızın çıkagelen dost demektir.”

“‘Haydi Söyle’den sonra ‘Yalakanım Bebeğim’ ise işlenivermiş bir günah gibi. Fetiş, aşk, sarhoşken ağızdan kaçan söz, uyumsuz görülen her çiftin yaşadığı arzu, kötü ama güzel gibi. Cinsiyetten, normalden azade gördüğüm ‘Yalakanım Bebeğim’, bu sefer benim Kalben'i anladığım, duygularına tercüman olduğum, sanki onun bar masalarında, içkisi önünde beni dinlediği bir yansıma gibi.”

“Fakat Hıncal için öyle değil. Zaten Hıncal, benim hissettiğimden daha derin hissedemeyecek ve benim yazdığımdan daha iyi yazamayacak. Buyrunuz.”

Semih Özkarakaş: Kalben’le lubunyalığım arasında bir şey var

“Bence benim Kalben’le aramda bir şey var; hem siyah hem beyaz.”

“Kalben’in Sofar’daki ‘Her yerde saç var’ performansı çıktığı zaman ve sonraki 1 yıl içerisinde hayatıma girenlerin bana ithaf ettiği bir şarkı oldu. Sevgililerimin, flörtlerimin, seviştiklerimin uzun saçlarım yüzünden benimle bağdaştırmayı çok sevdiği bir şarkı oldu. Kimi zaman bir metafor olarak kimi zamanda yatağa dökülen saçlarım yüzünden…”

“Kalben’le böyle tanıştırılmış oldum. Sonra o sıralarda lubunyalığımın masumiyeti Gizem ne zaman kahve yapsa yanında ‘Haydi Söyle’yi ikram ederdi. İlk albümü çıktığında da Kalben kadar içten, güçlü ve hayat boyunca oluşan yaralarını seve seve ‘sevgilim’ diyebilen bir lubunya olduğum için başucu albümlerinden biri oldu. İşte buraya kadar olan kısım Kalben’le aramda olan beyaz kısım.”

 

 

“Lubunyalığımın Kalben’le sevgisi bir yerde de Allah ne verdiyse dans edebilen biri olduğum için ‘Sana ne oldu’ şarkısını hatırlatıyor: El ele tutuşarak dans edemeyeceksek bu lubunyanın devrimi değildir. Kalben’le lubunyalığım arasında bir şey var ne zaman Kalben’i dinlesem tüm dünya yanımda.”

Umut Güven: Çünkü ne yapsak yetmez…

“Yolda yürürken dinlediğin, hiç bitmesin istediğin parçalar vardır… Çünkü bazen geçmişinde kaybolursun, bazen geleceğe dalıp gidersin öylece. İşte bu parça tam da o benim için. Sözlerinde kendimi buluyorum, yalnızlığımı geride bırakıyorum öylece.”

“Çünkü bahsetmekten korktuğum, bazen içimi sızlatan ‘en bildiğimiz yolda’ sendelediğimiz o anıları, ‘kırk tilkinin dönüp’ faturasının bana kesildiği her bir anımı paylaşırım Kalben’in sesiyle…”

 

 

“Ne garip değil mi? Aynı duyguları başkalarından duydukça içimizdeki sızı yerini sakin dalışlara bıraksa da, günün sonunda dediğimiz şey ‘bugün sensiz geçmez’ olur. Çünkü ne olursa olsun, ne yapsak yetmez…”