Kültür Sanat

Cadının bohçasından taşanlar

Cuma, 13 Temmuz 2018

Trans aktivist-oyuncu Esmeray ile tek kişilik oyunları Cadının Bohçası ile Kestirmeden Hikayeler’i ve mizahı konuştuk.

Esmeray en çok neye güler?

Hiç belli olmaz. Bazen en çok kendime gülerim. Bazen insanların salaklığına gülerim. Sonra döner kendime bakar, “peki sen ne kadar akıllısın” der, oturur kendime gülerim. Yani gülme bende değişir. Daha çok neşelendiğim zamanlarda gülerim.

Kendi yaşam hikayeni oyunlaştırmaya ne zaman karar verdin?

Aslında oyunlar benim yaşam hikayem değil. Benimle birlikte birçok hikaye var oyunlarda. O kadar birikti ki bende bana dayatılanlar, bana zorla yasatılanlar… Tüm bunlar birikince sanırsam patlama noktası oldu oyun. Bunları insanların yüzüne haykırmak istedim. Anlatmak istedim. Anlatırken hikayede olan herkesi katmak istedim. Çünkü o bohçada benim istediklerim de vardı hiç istemediklerim de vardı. Artık bohçayı açma zamanı gelmişti. Bende kalan bende kaldı, belki de istemediklerim bohçadan taştı.

Kara mizah dramın zoraki mizahlaştırılması gibi geliyor bana. Ben hayatım boyunca hiçbir şekilde mağdur politikası yapıp kendimi o politikayla sınırlandırmadım. Kara mizah biraz böyle geliyor bana. Evet benim oyunum rengarenk. Sanırsam bunun nedeni de sürekli bir biçimde kendimi mağduriyet üzerinden var etmememden kaynaklanıyor. Dediğim gibi Cadının Bohçası’nda herkesten bir parça var. Bir de sunumla alakalı bir durum. Kendini mağdur gösterip tek bir renk (kara) olarak sunarsan herkes sana acır, belki de o an ağlar; sonra unutur gider. Renkli olunca herkes kendini bir renkte bulur.

Medyada transların temsili üzerine ne demek istersin?

Medyada çok trans temsiliyeti yok zaten. Var olan da ana akım medya tarafından ya çok özel bir durummuş gibi yansıtılıyor ya da bir şekilde transfobiye bağlanıyor. Mesela Türkiye'nin ilk trans gazetecisi vb. Yani çok özelmiş gibi. LGBTİ olmak özel bir durum değildir.

Transfobiyi besleyen bir mizah anlayışımız var. Bunu değiştirmek için neler yapılabilir?

Trans temalı film, dizi, tiyatro oyunlarındaki karakterlere bakıldığında “yeter ki görünür olsun” gibi bir yaklaşım var. Oysa ki eleştirilmesi gereken yerde eleştirmemiz gerekir. Görünür de nasıl görünür? Onların istediği bir biçimde mi görünür olacağız yoksa kendimiz gibi mi olacağız? Buna kafa yormamız lazım. İroniyi, mizahı iyi kavramamız lazım. Yani alay edilen bir repliğe sırf görünür olacağız diye gülmemeliyiz. Çünkü piyasa yapmak için film sektörleri her şeyi yapar. Onlar reklamını ve satışını düşünür. Çok da umurlarında değil bizim görünürlüğümüz... Ne yazık ki sermaye böyle bir şey. Sanırsam burada bize is düşer. İyi niyetli olan yönetmenler, senaristler de var. Bu sürece kendimizi dahil etmemiz şart. Trans bir kadına ya da erkeğe bir şekilde ulaşıyorlar zaten. Onlar da sürecin içinde olmamızı istiyorlar. Demek istediğim aklı selim bir şekilde kendimizi dahil etmemiz lazım.

“Oyunlarımı şurada oynamak isterim”, “Şu seyirciler izlesin” dediğin yerler var mı?

Kişi değil de mesela Yozgat, Kayseri gibi şehirlerde oynamak isterdim.

Esmeray’ın bohçasında neler var? Bizi ne gibi yeni sürprizler bekliyor?

Ben bir yolcuyum ya da ulak. Dolayısıyla bohçam ve heybem hep yanımdadır. Doldukça doluyor. Çok az kaldı taşmasına. Bekleyip hep beraber göreceğiz.

*Bu yazı Kaos GL Dergi’nin “Mizah” dosya konulu 159. sayısında yayınlandı.

Kaos GL Dergi'yi online okuyabilirsiniz

Dergiye; online aboneler dergi websitesinden ulaşabilir. Basılı halini edinmek isteyenler ise kitapçılardan yeni sayıyı satın alabilirler. Dergiyi internetten satın almak için ise Notabene yayınları ile iletişime geçebilirsiniz.