Gökkuşağı Forumu

Organize skandal

Pazartesi, 23 Temmuz 2018

Büyük haber değeri taşıdığı düşünülen bir yazı ile “skandal” kelimesi gündemimize jet hızıyla girdi. Haber siteleri tıklarını arttırdı, sosyal medya kullanıcıları kendilerine yeni takipçiler devşirdi, skandalı yarattığı söylenen video elden ele dolaştı. Bunlar bildiklerimiz. Bilsek de görmediklerimiz ise özetle şöyle:

Çok ünlü, hayran kitlesinin taptığı bir sanatçı “baba”, daha önde hiç öyle bir talebi olmasa da birden çocuklarının velayeti için açtığı davaya bir “delil” sundu. Delil denilen şey iki kişinin evinde, onlardan habersiz şekilde çekilen görüntülerdi. “İki kadının ilişkisi” delildi. Neden mi? Çünkü “iki kadının ilişkisi”, “İKİ KADIN!”. Benim bildiğim suçun delili olur. “İki kişinin ilişkisinde” suç nerede? Kim, neden suçlu?

İlk etapta paparazzi hevesiyle, magazin ‘muhabiri’ şevkiyle bu skandal ağız sularını bir güzel akıttı. Özel hayatın gizliliği hakkının çok temel bir hak olduğu ve dahası birinin evine gizli kamera yerleştirmenin nasıl korkunç bir şey olduğunu bir süre sonra sorguladık. Hâlâ daha esas meselenin bu olduğuna dair de yaygın bir kanımız olduğu söylenemez. Ama esas mesele bu: Bu meselede kod adı Ceceli olan ama aslında her yerde görebileceğimiz bir “baba” türü, bir eve ya kendinin yerleştirdiği ya da kendisine iletilen görüntüler üzerinden intikam ve can yakma operasyonuna girişti. Hem de muhtemelen yaptığının ne kadar korkunç bir şiddet olduğunu hiç düşünmeden.

Bu intikam ve can yakma operasyonunun olmazsa olmazı ise “Yılın skandalı” başlığını atacak bir gazeteci idi. O da çok kolay bulunmuş olsa gerek. Bir kere bir olaya skandal dediniz mi gerisi teferruattır zaten. Artık savaş başlasın. Bakalım gelecek linçin boyutu ne olacak? Kimler üzerine çullanacak meselenin? Kimler lime lime edecek hayatları? Acaba skandalı başka skandallar izleyecek mi? Az sonra!

Reklamların hemen ardından programımıza Poll Production’ın ‘skandalda’ adı geçen kişilerden biri ile çalışmayı sonlandırdığı açıklamasıyla yayınımıza devam ediyoruz. Ne kadar kolay değil mi birinin işini elinden almak? Bir Instagram postuna bakıyor her şey. Bitti, bizimle değilsin! Neden mi bu kadar kolay bu işler? Çünkü “yalnızlık”, çünkü “garibanlık”, çünkü “arkasında büyük güçlerin olmaması”. Çünküler çoğalır ama net olan bir şey var: Birinin elinden işini alabilmek için hakkında “iki kadının ilişkisi”, “yılın skandalı” başlıklı haberler yaptırmak yeterli. En başta kendisi suç olan görüntüleri “delil” olarak gören zihniyet elbette ceza da bekler. Bu ceza da kınanma, ayıplanma, insan içine çıkamaz hale getirme, işini elinden alma gibi birçok farklı katmanı içerdi!

Sonrasında biraz da olsa umut tazeleyen şeyler de yaşadık. Sosyal medyada bu operasyonu ifşa edenler oldu. Başka sanatçılar kod adı Ceceli, Semercioğlu ve Poll Production olanları ayıpladı. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Düşman bellediğini ayıplatmak isteyenler ayıplandı. Yeter mi? Yetmez. Özel hayatın gizliliğinin ihlali geri dönüşü olmayan bir suç. Bir kere o başlıklar atıldı. Bir kere o videolar çekildi, mahkemeye sunuldu, paylaşıldı. Bir kere çalışma hakkı gasp edildi. En önemlisi biz, hiçbir şekilde bilmemizi gerektirmeyecek bir şeyi öğrendik. Üzerimize boca edildi.

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini özgürce, hiçbir kısıtlama olmadan ifade edebilmek nasıl hava gibi, su gibi gerekliyse hepimiz için; hayatlarımıza dair bilgileri istediğimiz oranda, istediğimiz kişilerle paylaşabilmek de öyle.

Kendi cinselliğim, cinsiyet kimliğim, kısacası hayatımın çok önemli bir parçası hakkında henüz fikrim yokken başka herkesin fikri vardı. İlkokuldan başlayıp devam eden dedikoduları unutamıyorum bir türlü. Benim “tekerlek” olduğum tekerlemelere konu olmuştu. Basit bir zincirleme dedikodu tamlamasından ibaret gözüken bu tekerlemeler canımı hiç geçmeyecek şekilde yakmıştı. Bütün bu “skandal” denen haberlerde o tekerlemelere döndüm ister istemez. Soru şu: kişilerin hayatları bizim kameralarla evlerine dalacağımız kadar değersiz mi? El cevap: Değil, olmamalı!

“Skandal” denilen o hayat benim de hayatım. El uzatılan, gözetlenen, kitlesel dedikodulara malzeme edilen, şevkle okunan, ayıplanan, linç edilen benim de hayatım. Senin de hayatı, onun da, bizim de, onların da… Cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve ifadesinin bu kadar kolay ayıplanabildiği bir yerde hiçbirimiz özgür de değiliz, eşit de…

*Bu yazı ilk olarak Agos gazetesinde yayınlanmıştır.

**KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.