Yaşam

“Bana çok güzel bir dünyanın hayalini kurdurdular”

Pazartesi, 6 Ağustos 2018
Haber: Kaos GL

ÇYDD’nin gençlik kampında LGBTİ+ atölyesi yürütücü ve katılımcıları KaosGL.org’a konuştu: “Durum göründüğü kadar iç karartıcı değil. Gezi’den sonra ilk kez gökkuşağı bayrağına bu kadar yakındım”

Her yıl Türkiye’nin farklı bir bölgesinde, gençleri bir araya getiren Türkel Minibaş Gençlik Yaz Kampı’nın 13.sü, Uşak'ta Ulubey Cam Teras Kanyon’da yapıldı.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) 8 gün süren kampı boyunca çeşitli atölyeler, eğitimler, yarışmalar, sosyal çalışmalar ve söyleşiler düzenlendi.

Mine Beler ve Nurseli Çıracı’nın yürüttüğü 4 gün süren atölyede LGBTİ+’lara ilişkin temel kavramlar, queer ve cinsel yönelim, cinsiyet kimliği çeşitliliği tartışıldı.

Katılımcılar LGBTİ+ mücadelesinde önemli tarih ve gelişmeleri not alıp branda hazırladı. Bu brandayı kamp meydanına astı. LGBTİ+’lara sıkça yönlendirilen soruları tersine çevirip ağaçlara astı. Bez çantalar boyadı. Atölye ve kamp boyunca Kaos GL dergisi de gençlerle buluştu.

Atölyenin ardından yürütücüler Mine Beler ve Nurseli Çıracı ile katılımcılar Kemal, Berkay ve İrem atölyeyi KaosGL.org’a anlattı.

Atölyede neler oldu?

Mine Beler: “Çağdaş Gençlik genel merkez biriminin bir parçası olarak böyle bir atölyede yürütücü olmak benim için oldukça hassas ve heyecan vericiydi. Kamp programını ekip arkadaşlarımla birlikte ilk oluşturduğumuz süreçte bunun atölye yerine eğitim olarak konulmasını ve 120 kişinin zorunlu almasını öneren arkadaşlarım vardı. ‘Mine sana güveniyoruz, içeriğini istediğin gibi düzenleyebilirsin’ dedikleri an hem çok sevinmiştim hem de ayrı bir gerginlik belirmeye başlamıştı içimde. Kendimi güvenli alanda hissediyor muydum, ya da kampta bir kişinin bile isteyerek/istemeyerek kuracağı cümle beni nasıl etkileyecekti bilmiyordum. Yıl içinde YTÜ ODA LGBTİ+' da da arkadaşlarımızla atölyeler düzenlemiştik. Önce onlardan fikir istedim, kafamda birkaç şey belirledim. Ardından Nurseli ile birlikte ön çalışma yaptık İstanbul'da, ilk iki günü planlamıştık. İlk iki günün sonunda katılımcılardan feedback alıp 3. günü ona göre planlayacaktık. Son gün için bez çanta boyama fikri sabitti.

"İlk gün queer kavramlar işlerken grubun enerjisinin çok yüksek olduğunu ve huzurlu hissettiğimi fark ettim. 2. gün Nanette hepimizin duygularını dalgalandırmıştı. Nanette'i izledikten sonra gruba bir sonraki gün neyi konuşmak istersiniz diye sorduğumda LGBTİ+ tarihini, ilk çıkış noktasını, önemli gelişmeleri konuşmak ve öğrenmek istediklerini söylediler ve kendimi hep en kötüsüne hazırladığımdan mıdır bilmem bunu duymak büyük bir cesaret ve mutluluk verdi. Hatta kampta LGBTİ+ sergisi oluşturma ve ağaçlara astığımız o yazıları hazırlama fikri de bunun doğrultusunda gelişti. Baskı ve kısıtlama olmadığında dakikalar içerisinde aklınıza çok güzel fikirler gelebiliyor ve bunları herhangi bir olumsuz tepkiyle karşılaşmadan yapabilecek olmanın verdiği rahatlığa ihtiyacımız olduğunu fark ettim.

“Kampta serbest zamanlarda katılımcılar ile sohbet ettiğimiz alanlar vardı. Orada atölyemdeki bireylerin atölyeyi keyifli bir şekilde, benimseyerek anlattıklarına kulak misafiri olmak ya da başka bir katılımcının "keşke ben de seçseydim, misafir olarak katılabilir miyim bir sonrakine" gibi cümlelerle gelmesi, sürekli sorular sorulması, serbest kürsüde katılımcıların "cinsiyetsiz alanların" bu sene daha çok artmasının hepimizin benimsediği 'çağdaş'lık tanımını gerçek anlamda yansıttığını söylemeleri ve bunun için teşekkür etmeleri açıkçası gözlerimi dolduran anlardı. Türkiye'nin dört bir yanından, çok farklı kültürlerden gelen bir sürü insandan güzel dönüşler almak, şubelere davet edilmek, "LGBTİ+ derneklerine, topluluklara katılıp 'ally' olabilir miyim?" cümlelerini duymak arzuladığımız kazanım noktasına ulaştığımızı gösterdi.

"ÇYDD bünyesinde çok fazla LGBTİ+ bursiyer ve gönüllü var ve güvenli alanlar hala ülkede yeterince bulunamazken fobiden arınmış, her konuda paylaşım yapabileceğimiz bir yer olduğunu görebilmek hepimiz adına güzeldi. Atölye katılımcıları son gece serbest kürsüde söz isteyip teşekkür ettiklerinde, çok fazla duyguyu yaşayıp çok güzel bilgiler edindiklerini söylediklerinde hepimizin yüzünde gülümseme vardı. ÇYDD bünyesinde görünür olabilmek ve korkmadan bir şeyler yapabilmek bugüne kadar karşılaştığım fobi dolu anıları bastırarak "yılmak yok, devam etmelisin" dememe yol açıyor. Bu tür atölyelerin özellikle güçlü STK'larda yaygınlaşması queer aktivistleri güçlendirmekle kalmayıp birike birike, dalga dalga büyüyen bir kitle oluşturmamıza yol açacağına inanıyorum...”

“Kendimi çok iyi hissediyorum”

Nurseli Çıracı: “Bu atölye ile bir yıl aradan sonra ilk kez queer atölye yapmış oldum ve bu konuda nihayet bir şey yapabildiğim için kendimi çok iyi hissediyorum. Fark ettim ki hiçbir şey yapmamak, beni madilikten daha çok yıpratmış. Yani bu atölye benim için bir dönüm noktası oldu diyebilirim. Bir süredir kendimi güvenli hissettiğim ortamlar dışına çıkmayan ben, kalkıp uzun zamandır ilk kez çoğunluğu LGBTİ+ olmayan insanlarla bir arada bulundum. Atölyeden önce çok korkmuştum ya fobik söylemlerde bulunurlarsa, ya beni taciz ederlerse diye... Keşke bu korkuları hiç edinmediğim bir toplumda büyüseydim diyorum. Ama o zaman aktivist olur muydum emin değilim açıkçası… Neyse ki korkularım yersiz çıktı. İlk gün queer kavramlar atölyesi yaptık. Katılımcılar kelimelerin çoğunu ilk defa duyuyorlardı ve hepsini güzel güzel öğrendik. Atölye sonunda birkaç kişi böyle bir içeriği hiç beklemediklerini, toplumsal cinsiyet deyince akıllarına yalnızca kadın ve erkek geldiğini söyledi. Bu atölyenin temel amacı da bu algıyı yıkmaktı zaten. Sanırım başardık da. İkinci atölyemizde Hannah Gadsby'den Nanette'i izledik. Ben yine dayanamadım, yarısında gözyaşlarım sel... Sonradan öğrendim ki katılımcılar bundan da oldukça etkilenmiş. Nanette'in etkilediği tek kişi ben değildim tabii ki. Bir katılımcımıza da fazlasıyla dokunmuş. Atölyemizin en değerli paylaşımını yaptık Nanette'in uyandırdığı duygularımız sayesinde. Ertesi gün LGBTİ+ tarihi sergisi yaptık ve kamp alanında sergiledik. Sonra ellerimizi boyayıp fotoğraflar çekildik. LGBTİ+ların sıkça karşılaştığı saçma, kırıcı ve fobik tepkileri derlemiştik. Fakat biz bu sefer hedefi saptırıp heteroseksüellik yaptık ve kamp alanını "benim de hetero arkadaşlarım var, ailende senden başka hetero var mı" gibi cümlelerle donattık. Bu sayede atölyemiz sadece katılımcılarla sınırlı kalmadı, bütün kampı sardı. Bunu yapmak benim için çok rahatlatıcıydı. Duymaktan bıktığım cümlelerle içerik hazırlamak bana adeta terapi gibi geldi. Düşünsenize aşağı yukarı 120 kişi bu cümleler hakkında muhabbet ediyor, biri "abi normal olan heteroluk muydu kafam karıştı?" diye soruyor ve bir başkası hemen düzeltiyor. Bu dönüşümü gözlemlemek beni çok duygulandırdı ve bana bir şeyler yaptığımı hissettirdi. Ben duygusal bir aktivistim, azıcık madilik görsem aylarca kafam düşer. Ama ne yapayım, heteronormatif, cis-merkezci, tecavüz kültürü kokan, erkek egemen bu düzende de nefes alamıyorum. Hiçbir şey yapmadan rahat edemiyorum.”

Kemal: “Her ne kadar ben kendi atölyemden dolayı katılamasam da bu atölyenin bu konuyla ilgili olması; ayrıca yaptığınız çalışma ile Nurseli'nin de dediği gibi bütün kampın bu konuyla ilgili düşünmeye ve tartışmaya açtığınız için çok mutluyum. Ayrıca çağdaş genlik içinde LGBTİ+ ile ilgili atölyenin güvenli bir şekilde olmasını sağlayan basta Mine ve Nurseli olmak üzere bütün atölye katılımcılarına çok teşekkür ederim.”

“Gezi’den sonra ilk kez gökkuşağı bayrağına bu kadar yakındım”

Berkay: “Ben ilk gün atölye için sandalyelerden birini seçip oturduğumda LGBTİ+ bayrağıyla aramda 2 metre mesafe vardı. Gezi’den sonra ilk defa o bayrağa bu kadar yakın olma şansı buldum. Açıkçası ilk başta kendimi çok garip hissettim. Toplum normları bizi öylesine şartlamış ki… Daha sonra geçen 15-20 dakikada geçmiş yıllardaki temelsiz düşüncelerimin çabucak eridiğini fark ettim. Ancak bu eski temelsiz düşünceler benim kötü biri olmamdan değil bilgisiz olmamdan kaynaklanıyor. Toplumda benim gibi birçok insanın olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden aslında bugün durum göründüğü kadar iç karartıcı değil. Bilgisiz insanlar kötü insanlardan daha fazla. Kampta ağaçlara astığımız yazılardan sonra bunu daha iyi anladım. ÇYDD bireyleri sık sık kullandığı empati yapma özelliğini LGBTİ+ bireyleri için de kullanabildiğini fark etti.

“Bilgisizler öğrendikçe zaten buzları kırabiliyor. Bu bilgiler de böyle toplumsal cinsiyet atölyelerinde kazanılabiliyor. Çevresinde hiç LGBTİ+ olmayan birine ulaşması açısından bu atölye oldukça faydalı oldu, şu kısa süreçte bana bambaşka bir dünya görüşü kattı. Benim gibi hetero-straight ally’lara dokundukça (ben de elimden geldiğince insanlara anlatıp etkinliklere katılacağım) hep beraber daha güzel günlere yürüyeceğiz. Son gün o kötü yazımla hazırladığım bez çantaya da yazdığım gibi: “We will make heaven is a place on earth!”

“Bana çok güzel bir dünyanın hayalini kurdurdular”

İrem: “Toplumsal cinsiyet atölyesi katılan bütün arkadaşlarım gibi benim için de çok eğitici, ufuk açıcı, empati yeteneğini geliştirici bir atölyeydi. Çok güzel şeyler öğrendik çok güzel şeyler biriktirdik. Bunları diğer eğitimlerdeki arkadaşlarımızla paylaştık. En vurucu cümleleri ağaçlara astık. Bu herkesin dikkatini çekti ve toplumda az konuşulan, sadece azınlığın dert edindiği, insanların artık alışıp içselleştirdiği konuları bir sürü farklı insanla konuşma imkanı bulduk. Bu anlamda çok verimli olduğunu düşünüyorum. Birlikte ürettik. Çantalarımızı, ellerimizi, yüzlerimizi dünyanın en güzel renklerine boyadık. Çok eğlendiğimiz zamanlar oldu. Bütün bunların yanında atölyemizin benim için çok daha anlamlı bir tarafı oldu. Bir haftalık kampımın en değerli anlarını atölyedeki eğitmenlerimle yaşadım. Bana çok güzel bir dünyanın hayalini kurdurdular. Asla kimse tarafından anlaşılamayacağımı, kendi yaşadıklarımı ve yalnızlığımı sadece kendimle paylaşacağımı sanırdım. Bütün dünyayı bütün insanları bana karşı sanırdım. İlk defa yan yana yürüyebileceğim, zor anımda sırtımı yaslayabileceğim, beni anlayabilen, beni yargılamadan dinleyebilen, beni tanıdıktan sonra da sevebilecek olan insanlar tanıdım ben bu atölyede. Bu bir hafta benim için sıcak bir ailenin, güvenli bakışların, sevgi dolu kalplerin dünyasına bir giriş oldu. Bu o kadar değerli o kadar güzel ki. Emeği geçen herkese her şey için binlerce kere teşekkür ediyorum. Sizi çok seviyorum. Birlikte geçirdiğimiz her an için minnettarım.”