İnsan Hakları / Askerlik

Kendin ol yeter!

7 Ağustos 2018

Korkularımla yüzleşeceğim günü neredeyse 10 senedir erteliyordum. Hep öteledim. Okul bitti, öteledim. Babamı kaybettim, öteledim. Hep bir bahane ve bir sebep bulup kendimden uzaklaştırdım bu süreci. Ta ki yakın zamanda (Temmuz 2018) Gbt'ye takılana kadar. İş çıkışı patronumla birkaç banka işlemini halletmiş ayrılmak üzereydik ki polis “Beyler kimlikler” dedi. O an duymamazlıktan gelip devam istedim yürümeye. Lakin ne güç mesele. Neyse bir kağıt doldurmaya başladı polis. “Nedir”, dedim. “Yoklama kaçağı gözüküyorsunuz, tutanak ile askerlik şubesine başvurun” dedi. O an çok korktum. Aklımdan saniyede bir sürü düşünce geçti. Tutuklanma korkusu, alıkonma korkusu…

Polis bana “bedelli de yakın dilekçene bunu yazabilirsin ya da özel sebeplerin olabilir bunları da yazabilirsin” dedi. Sanırım dış görünüşüm ya da verdiğim tepkilerden eşcinsel olduğumu anlamış olmalı. Patronumun da verdiği destek ile pazartesi askeriyeye gittim. Ki kendisi eşcinsel olduğumu bilmekte idi. Giderken taksiye bindim. Taksici ile aramda geçen kısa ama eğlenceli bir konuşma oldu. Neden gittiğimi söyledim, çünkü baya yalnızdım. Anlatacak çok az insan vardı hayatımda ve korkuyordum. Taksici bana korkmamam gerektiğini, bu işlemlerin artık daha kolay olduğunu söylese de gergin ve korku dolu bakışlarla askeriyeden içeri girdim. Süreci çok bilmediğim için hafif bir makyaj yapmış ve gayet efemine giyinerek gelmiştim. Neredeyse kimseler yoktu. Danışmadan sıra numaramı alarak şubeme gittim.

Görüştüğüm kadın bana yaptığı giriş üzerine “2 Gün sonra askersin” dedi. Kalbim durdu sandım. “Neeee” dedim. “Ama ben askere gidemem hastaneye sevkimi istiyorum” dedim. Kadın bunun üzerine biraz daha ilgili davranmaya başladı. Bana artık işlemlerin askeriyeden değil direk “asal yoklama e – devlet” üzerinden yapıldığını söyledi. Aile hekimimden randevu almam gerektiğini ve sonraki izleyeceğim yolları not alarak kağıdı bana verdi. Hızlıca halletmek için hemen iş yerime gelip E-devlet şifremle giriş yaparak aile hekiminden randevu aldım. Saat 15:00 gibiydi. Yetişir miyim acaba diye düşündüm. Ve telefon açtım. Ses “Aile hekiminiz yıllık izinde ve askerlik durumunuza sadece o bakabilir” gibi bir şey dedi.3 hafta sonra dönecekmiş. Hemen askeriyeyi aradım. Dedim böyle böyle… Telefondaki ses bana evrakları manüel hazırlayalım başka hekim de onaylar dedi. Apar topar aynı gün askeriyeye gittim. Tekrar sıra numarası aldım. Başka biri ilgilendi bu sefer. Ve emin olun hâlâ korkuyordum. Kadındı yine ve durumu anlattım. Tamam halledelim dedi. “Neden sevk istiyorsun” filan dedi. Durumu açıkladım. Kadın oldukça ilgilendi. O kadar samimi idi ki ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Sürekli şaka yollu bir şeyler diyordu. Evrakları imzalat getir, dedi. Evrakları teslim edince 2 örneğini bana verdi ve “işlemlerini bitir gelip bana teslim et” dedi. “Adınız nedir” diye sordum. Gerek yok ben seni tanırım, dedi. Ha bu arada bana evine en yakın devlet hastanesine sevk edileceğimi müjdesini de verince ben aşırı mutlu oldum ve gayri ihtiyarı biraz gözyaşı döktüm stresin de etkisi ile.

İllüstrasyon: Erinç Seymen

Sonraki gün aile hekimliği binasına geldim, sıra numaramı aldım. Aile hekimim de kadındı. Bana “Eşcinseller de askere gidebilir” dedi. Ben de, “belki ama ben pasif eşcinselim ve çok eşli olma durumum var” dedim küründen. Birkaç soru cevap daha ve sevkimi Haseki Hastanesi psikiyatri bölümüne yazıp evrakları bana teslim etti. Tabi bunları yaparken ne uyku ne yemek. Hızlıca bitirmek için apar topar hastaneye gittim. Taksiye bindim. Bu arada minicik bir şort, aşırı bir makyaj ve gözlükleyim. Ama sakalımı kesmemiş kısaltmıştım. Sanırım sakalımı bu süreç bile kestiremezdi. Neyse taksici bacağıma dokundu yanlışlıkla. Bana “buz gibi” dedi. Ben de yine yalnızlığın verdiği acı ve paylaşmanın verdiği huzurla paylaşınca durumu, taksici “sen deli misin senin için cennet olur askeriye” dedi. Sanırım travma geçiriyordum. “Hatta ben askerlik yapıyor olsam sen gelsen var ya aya karşı …” dedi. Normalde belki çok hoşlanacağım bu sözlere gerginliğin de etkisiyle çok sert tepki verdim.

Neyse içeri girdim. Yok evrak, kayıt, yok orası derken bana sabah 8 ve 10 arası işlem yapılacağı söylendi. Yani bugün git yarın gel oldum. Sürecin uzaması kasıklarıma ağrılar sokuyordu. Sabah geldim yine fotoğrafım çekildi evraklar için. Psikiyatri bölümüne yöneldim. Çok gergindim. Bu arada meraklı bakışlar olmuyor değildi ama rahatsız olmuyordum. Beni de çok rahatsız eden bir şey de olmamıştı şimdiye kadar.

Doktorun önündeydim tüm zarafetimle. Mümkün olduğunca kendim olmaya çalıştım ama korkuyla ve edindiğim bilgilerle; el ve kol hareketlerime, konuşmama kadar feminen olmaya çalışıyordum. Doktor şansıma erkekti. Korkum ikiye katlandı. Bana “ne olsun istiyorsun” dedi. Ben de askere gitmek istemiyorum, dedim. Neden, dedi. Eşcinsel olduğum için askerlik yapmak istemiyorum, dedim. Bana ilaç kullanıp kullanmadığımı, daha önce psikiyatriye gidip gitmediğimi, neden bu kadar uzunca süre beklediğimi, neden bugün bunu beyan ettiğimi, ailemin bilip bilmediğini, ilk ilişkimi kaç yaşında yaşadığımı, bu durumun doğuştan olduğuna inandığımı sordu. Hepsine makul ve gereken cevapları verdim. Bana birkaç test yazarak, “Bunları yaptır sonuçlarına bakalım” dedi. Tam hatırlamıyorum ama MMPI gibi testler idi. Ha şu meşhur test dediğinizi duyar gibiyim. Oku oku bitmiyordu. Yaklaşık 1 saatte bitirince kadın bana “salladın mı cevapları” dedi. Nasıl sallayabilirim kaderimi belirleyecek, dedim. Sorular birbirleri ile bağlantılı olan aynı şeyleri farklı yollarla 3-4 kere soran sorulardı. Aslında bazıları “bir kadın gibi düşünülüp cevap verilmesi gerektiğini” tavsiye ediyor. Ama ben yine kendim olup çözdüm. Sonuçta ben eşcinselim. Üstelik bu soruya ben nasıl hayır diyebilirim: “Babam kötü adamdır.” Bu haksızlığı ne rahmetli babama ne de kendime yapamazdım. Neyse sonra psikologa teslim etmem gerekiyormuş testi. Girdim odasına. O da yine bana birkaç temel soru sordu ve bana “sonuçlarını pazartesi alabiliriz erkenden gel dedi. Çıktım, gözlüğümü taktım ve hızlıca bir taksiye binip eve gitmek ve uyumak istedim. Yine taksici askıntı oldu tabi… Uyudum, uzun uzun uyudum. Korkarak uyudum ama uyudum. Pazartesi erkenden sonuçların doktorun ekranında çıkacağını direkt sıra numarası almadan gitmemi söylediler. Doktorun odasındayım yine tüm zarafetimle. Bir yandan sonuçlara göz gezdiriyor bir yandan bana daha önce başına gelmiş bir olayı anlatıyordu. “Birisi başvurdu yine aynı senin gibi ama 3 gün sonra geldi ben yalan söyledim istemiyordum filan dedi” gibi bir anekdot paylaştı. Ben de “Heteroseksüel bir birey böyle bir travmayı neden yaşamak ister ki” dedim. Doktor artık son noktayı koydu ve bana şunu dedi: “Askeriye önce 1 yıl tecil veriyor ve sonra bu işlemi tekrarlaman gerekiyor. Nihai kararı o zaman verecek.” Sanırım bitiyordu işlem mutluydum. Içimden dans etmek geçiyordu filan. Ama bana şimdi “evrakları al heyete git, heyete gireceksin” deyince tabiri caizse far tutulmuş tavşan gibi kaldım. Heyet filan bir değil bir sürü doktor… Ayy aklımdan bir sürü şey geçti ve yıldım.

Neyse heyete indim. Bana 14:30’da gel dediler ev yakındı ve eve gittim ama bu sefer taksiye binmedim otobüsle gittim. Makyajımı tazeledim en açık kıyafetimi seçtim ve heyete girmek için yola koyuldum. Bekleme salonunda bekliyordum ki bu süreçte başıma gelen tek ve en kötü olayı yaşadım. Gerçi o bile kötü hissettirmedi. Adamın birisi önce bacaklarımı süzdü sonra yüzüme bakınca “tövbe estağfurullah” dedi ve kollarını iki yana açıp “la havle” dedi ve gitti.

Bir kadın doktor geldi. “Sen kurulu mu bekliyorsun” dedi. Evet dedim. Seni bekliyordum dedi ve o da beni süzdü. Kapalı bir doktordu ve güler yüzlüydü. Heyetin kapısında bana “seni kim muayene etti” diye sordu. Ben de bu kişi dedim. Tamam o halde gerek yok heyete çıkmana dedi. “O ne derse doğrudur, biz zaten onayladık imzalar sonuçları sana teslim ederiz”, dedi. Allah'ım bir mutlu oldum bir mutlu oldum anlatamam size. Ben hep bu süreci çok zor, korkunç, kötü geçecek diye hayal ediyordum ama mükemmel işliyordu her şey. Sadece git, gel, bekle durumları çok can sıkıcı oluyordu. Bana raporu cuma günü verebileceklerini söylediler. Cuma günü gidip raporumu aldım. Rapor herhangi bir zarfta değildi, sonuçta şu yazıyordu: “CİNSEL KİMLİK VE DAVRANIŞ BOZUKLUĞU”. Hemen askeriyeye gittim. Dikkat etmemiştim. Evrakın aslını değil fotokopisini vermişler. Bana işlem yapamayacağını söylediler. Git hastaneden al ya da aslı gibidir yaptır gel, dedi. Ben de çok yoruldum artık, dedim. Kadın halime üzüldü, belliydi ama yapabilecek bir şey de yoktu. Gittim hastaneye. Aile hekimin bunu aslı gibidir yapabilir, dediler.

Yine kaldım Pazartesi gününe. Gittim, aslı gibidir yaptırdım. Askeriyeye geldim. Önceki günlerde boş olan askeriye bedelli başvuruları yüzünden ana baba günü gibiydi. Bir saate yakın süre sonunda sıra numaramı alıp şube odama gittim ve bu süreci bir yıl erteleyen evrakımı teslim aldım. Toplamda 16 gün sürmüştü ve ben neredeyse 16 saat uyumuş çok az gıda ve çokça sigarayla bu süreci bitirmiştim.

Çok yalnızdım, çok ağladım. Ailem farklı bir yerde idi. Arkadaşlarımın hep işleri vardı.  Çok yalnızdım ama pes etmedim başardım. Bu süreci seneye tekrarlayacağım ama artık bilgiliyim ve tecrübeliyim bu konuda ve seneye bitecek tamamen korkularım. Kendiniz olduktan sonra gerçekten hiçbir sorun çıkmıyor. Herkes o kadar iyi ve tatlıydı ki. Kimse ters davranmadı. Birkaç ufak garip bakış dışında rahatsız eden hiç bir şey olmadı. Korkmayın gerçekten faydası yok. Ertelemeyin de…

*Askerlikle ilgili danışmanlık almak için danisma@kaosgl.org adresi üzerinden Kaos GL Derneği ile iletişime geçebilirsiniz.

**KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

Askerlik yazı dizimizdeki diğer yazılar:

“Elverişsiz” yazısını görünce çok sevindim

“‘Askerliğe elverişli değildir’ raporunu nasıl aldım?”

“Pembe tezkere” sürecimden notlar…

Askerlikten muaf raporu alma sürecim

Askerliğe nasıl elverişli değilim?

Ben de “Askerliğe Elverişli Değildir” raporu aldım