Hak-sız mıyız (!): Sağlık hakkı | Kaos GL Haber Portalı

İnsan Hakları / Sağlık

Hak-sız mıyız (!): Sağlık hakkı

Perşembe, 9 Ağustos 2018
Haber: Kaos GL

“Hak-sız mıyız (!)” dosyasında beşinci başlığımız sağlık hakkı. Sağlık hakkı nedir? LGBTİ+lar açısından sağlık hakkı ve hak ihlalleri, ulusal ve uluslararası mevzuat…

Temel hak ve özgürlükleri cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve ifadesi bağlamında değerlendiren “Hak-sız mıyız (!)” yazı dizisinde bu hafta sağlık hakkını konuşuyoruz.

Kaos GL Derneği hukuk danışmanlarından Av. Kerem Dikmen; sağlık hakkının tarihsel gelişimini, LGBTİ+’lar açısından sağlık hakkını ve mevzuatını anlatıyor:

Sağlık hakkı nedir?

Günümüz toplumunda her türlü meta ticari bir faaliyetin konusu haline gelmiştir. Devletlerin, piyasanın aktif unsuru olmaktan düzenleyici bir role çekilmesinin ardından temel kamu hizmetleri bile ticaretin konusudur. Kişiler hem gelirlerinin ve günlük harcamalarının bir kısmını devlete vergi olarak ödemekte, buna rağmen bir de aldıkları kamu hizmetleri için devlete ayrıca para ödemektedir. Kişiler vergi öder, maaşlarından prim öder ancak gene de sağlık hizmetini para ile alır, adliyede dava açmak için harç yatırması gerekir.

Gene de bir pozitif statü hakkı ve aynı zamanda sosyal hak olarak sağlık hakkı veya sağlık hizmetlerine erişim hakkı, birçok hak metninde tanımlanmıştır.

Adından da anlaşılacağı üzere sağlık hakkı, kişinin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu tıbbi hizmete ve bu hizmeti takip eden hizmetlere erişebilmesini ifade eder. Dolayısıyla, yalnızca hastanelerde alınan tedavi hizmeti değil, sağlıklı bir yaşamı sürdürmek için alınan eczacılık hizmeti, ilaçlar, rehabilitasyon süreçleri, fizik – tedavi hizmetleri gibi kişinin sağlıklı olması için ihtiyaç duyduğu bütün hizmetler bu hak kategorisi içerisinde değerlendirilecektir.

Sağlık hakkı, hak metinlerinde sayılan yaşam hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, ayrımcılığa uğramama hakkı, vücut bütünlüğüne dönük müdahaleleri yasaklayan diğer haklarla yakından ilişkilidir.

LGBTİ+’lar açısından sağlık hakkı

LGBTİ+'lar açısından da değişik araçlarla sağlık hakkı tartışması dolaylı olarak ve sıkça yapılmaktadır. Temel sorun başlıklarından biri, cinsiyet geçiş sürecinin parçaları olan hormon kullanımı, cerrahi müdahale ve psikolojik destek boyutunun devlet tarafından uluslararası standartlara uygun şekilde desteklenmesi veya doğrudan verilmesidir.

Bu konu, Almanya aleyhine yapılan bir AİHM başvurusu olan Van Kück kararının konusunu da teşkil etmiş, devletin sağlık sigortası kapsamında trans geçiş sürecinin cerrahi müdahale kısmını karşılamaması, hak ihlali olarak nitelendirilmiştir.

Geçiş süreçleri ile ilgili destek, mahpus ve tutuklu hakları bakımından da yükümlülük konusudur. KaosGL.org sayfalarına da süreci yansıyan trans mahpus Diren Coşkun'un cinsiyet geçiş süreci ile ilgili gerekli sağlık hizmetini alamamış olması, sonradan ihtiyaçların giderilmesi noktasında bir uzlaşmaya varılmış olsa da açık bir insan hakları ihlalidir.

Yine, evlilik dışındaki medeni birlikteliklerde partnerin sosyal güvencesinden sağlık hakkını da kapsayacak biçimde yararlanmak ve sosyal güvenliğe ilişkin olsa da cinsiyet geçiş sürecinin sonunda statüye bağlı emeklilik haklarından daha erken yaşlarda yararlanmak, bu alana ilişkin kesişim noktalarını oluşturmaktadır.

Öte yandan HIV’e bağlı komplikasyonların tedavisi için kamusal sorumluluklar, gene sağlık hakkı çerçevesinde değerlendirilir.

Devletin yükümlülükleri

Pozitif statü hakkı öznesi sayılması itibariyle devletin, kişilerin sağlıkları ile ilgili etkin rol oynaması beklenir. Belirtildiği gibi bu yalnızca tedavi süreçlerini değil sağlıklı olarak yaşama devam edebilmenin devletçe desteklenmesini de içerecek, tedavi hizmetine ihtiyaç duyan kişi bakımından yerine getirilen pozitif yükümlülüklerse yalnızca tedaviye ihtiyaç duyanı değil, tedavinin gerçekleşmemesi durumunda diğer bireylerin dolaylı etkilerden korunması anlamında bütüncül bir sağlık hakkı ihtiyacını karşılayacaktır.

Negatif yükümlülükler ise diğer hak başlıklarında olduğu gibi belirgin değildir ve çoğu zaman diğer hak başlıklarının içeriğinde tartışılmaktadır.

Ulusal ve uluslararası mevzuat

Anayasanın “Sağlık, Çevre ve konut bölümünün alt başlığı olan “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56. maddesi, “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.” şeklindedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, doğrudan sağlık hakkına ilişkin bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakarı Sözleşmesi, yukarıdaki örnekte olduğu gibi sağlık hakkı ile dolaylı ilişki kuran kararlar vermiştir. Yaşam hakkı bağlamında konunun ele alındığı kararlar vardır. Dolayısıyla doğrudan sağlık hakkı ihlaline ilişkin olmasa da bu hakla ilişkili diğer haklara müdahale, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin önüne taşınabilmektedir.

BM mevzuatı bu konuda daha geniş bir çerçeveye tekabül eder. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 25. maddesi, “Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.” şeklindedir.

BM Şartında ise sağlık alanında işbirliğini arttırmak için Genel Kurul'a tavsiyede bulunma yetkisi verilmiş, Ekonomik ve Sosyal Konsey'e özel sorumluluklar verilmiştir.

İlgili içerik:

“Hak-sız mıyız (!)” yazı dizisi başlıyor!

Hak-sız mıyız (!): Yaşam hakkı

Hak-sız mıyız (!): İfade özgürlüğü

Hak-sız mıyız (!): Mal ve hizmetlere erişimde ayrımcılık yasağı

Hak-sız mıyız (!): Özel hayata saygı hakkı