Yaşam / Gezi/Mekan

Christopher Sokağı tarihi

28 Ağustos 2018
Haber: Kaos GL

Stonewall Inn’in de yer aldığı Christopher Sokağı’nın tarihine kısa bir bakış… Anna Codrea-Rado derledi, Diren Demir KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

Coğrafi anlamda bile, Christopher Sokağı her zaman kargaşalı bir yer olmuştur. Bu işlek cadde, Manhattan’da kentin sert “ızgara” düzeni yapılaşmasına aldırış etmeyen birkaç mahallesinden biri olan tarihi Greenwich Köyü'ne çapraz olarak kesilir. 20. yüzyılın başlarında, New York'un LGBTQ topluluğu için güvenli bir sığınaktı ve Stonewall Inn protestoları da dahil olmak üzere olaylara ev sahipliği yaptı. Ülke genelinde eşcinsel hakları hareketinin yaygınlaştırılması yolunda ana nokta haline geldi.

Günümüzde New York'taki LGBTQ yaşamının önemli bir sembolü olarak kalmaya devam ediyor –artık,  lüks mağazalar, gece hayatı mekanları, müsrif spor salonları, eski gece hayatı noktaları daha popülerleştirilmiş olsa bile- THUMP'un Haber Yazarı Anna Codrea-Rado, New York gece hayatının ve dünya çapında LGBTQ kültürünün tarihini şekillendirmedeki rolüne daha yakından bakmak için Christopher Sokağı’nın içinde ve çevresinde meydana gelen önemli olayların bir zaman çizelgesini derledi.

1799

1740'larda, zengin bir İrlandalı amiral olan Sir Peter Warren, New York'un iki mil kuzeyindeki Greenwich Köyü'nde geniş bir arazi inşa eder; Warren Malikanesi’nin güney sınırı boyunca  Hudson Nehri'nden batıya, köyün kalbine doğru hafifçe köşeyi kesen uzun bir sokak. Başlangıçta Albay William Skinner’dan sonra Skinner Yolu olarak adlandırılan Greenwich Village'ın en eski caddesi, 1799'da Warren'ın mirasçılarından Charles Christopher Amos'un ardından Christopher Sokağı adını almıştır.

1881

Henry James'in Greenwich Köyü hakkında yazdığı romanı “Washington Square” kitabı yayımlandı: "New York'un bu kısmında karşımıza birçok insan çıkıyor, en sevimlileri. Uzun şehrin diğer kısımlarında sık rastlanmayan bir tür yerleşik refaha sahipler. Olgun, zengin ve daha onurlu bir görünüş, dallanıp budaklanan büyük caddelerin üst sınıflarının görünüşü - sosyal bir tarihin bir görünüşü vardı.”

1910

Christopher Sokağı’nın iki blok kuzeyindeki Charles St ve West 4'un köşesinde köyün ilk goffy club’ı açılır. Toby Club, tavandan sarkan örümcek ağlarına ve duvarlara monte edilmiş gerçek iskeletlerden yapılmış kafatası ve kemiklere sahiptir. Bu ekstrem temaları olan barlar -korsan gemileri, hapishaneler, çiftlikler, rahibeler- 20'li yıllarda köyün her tarafına yayılacak ve mahalle halkına, gece hayatına dair acayip itibarını kazandıracak.

1920

Savaş Zamanı Yasa Hareketleri, yürürlüğe girer; ancak sarhoş köy bu yasaların hiçbirini takmaz. Yasanın yürürlüğe girdiği ilk gün olan 16 Ocak'ta, yasa ihlali nedeniyle tutuklanacak ilk kişi, sivil bir polisin önünde bir bardak tatlı İspanyol şarabı satın alıp içtiği için, Greenwich Village Hanı adlı yerel bir mekanın ortak sahibi olan Barney Gallant'dır. Mahkeme duruşmasından döndüğünde, köy sakinleri onun için Inn'de içki dolu bir parti düzenler.

Yasak Dönemi boyunca, New York genel olarak içki yasağına alçakgönüllülükle karşı çıkar, ancak hiçbir yer Greenwich’te olduğu kadar hararetli değildir.  Christopher Sokağı ve Greenwich’in geri kalanı yasaklar sırasında bir gerçeğin köklerini atar; illegal gizli barların ve içki kaçakçılığının kazançlı bir iş olduğunu kanıtlarlar.

1934

Yasaklar sona erer ve New York Eyalet İçki İdaresi, şehirdeki içki satışını düzenlemek üzere oluşturulur. Bu tarihlerde gey barlar uluorta açık bir şekilde işletilmiyordu, ancak müdürlüğün kurallarını yazma biçimi, barların ileriki günlerde beklenmeyen teminat hasarlarına uğrayacakları anlamına geliyordu. Yetkili makamlar, geniş çaplı yönetmeliklerin hiçbirinde eşcinsel barları doğrudan göstermezken, polis, eşcinsellerin uğrak yeri olan mekânları  “ahlaksız” bir kurumun çalıştırılmasına karşı bir yeni kurallar koymaya devam eder. Böylece gey barlar (ve ayrıca herhangi bir barda eşcinsellere hizmet edilmesi) pratikte yasadışı oldu.

Mafya burada bir iş fırsatı görür. Kötü şöhretli Genovese ailesinin başkanları da dahil olmak üzere, patronlar ilerleyen onlarca yıl boyunca barlar satın almaya - 1966 yılında Stonewall Inn de dahil olmak üzere – polislere para ödemeye ve çalışanlara şantaj yapmaya başlarlar. Çok geçmeden, aile 1960'lı yılların derinlerine kadar süren bir tekel olan, köydeki eşcinsel gece hayatının çoğunluğu üzerinde kontrole sahip olacaktır.

1938

Aralık ayında, yerel girişimci Barney Josephson, Sheridan Square’in ( Christopher Sokağı’nın dışında zindan temalı bir kulüp) bodrum katını Cafe Society adında bir gece restoranı ve caz kulübüne dönüştürdü. New York Times gazetesine verdiği röportajda Josephson, şehrin dört bir yanındaki kulüplerin oluşturduğu ırkçı engelleri sona erdirmek için bir misyon üstlendi: “Siyahların ve beyazların sahne ışıklarının arkasında birlikte çalıştığı ve masalarda birlikte oturduğu bir kulüp istedim”. Farklı ırkların bütünlüğünden oluşan bir izleyici kitlesine sahip ilk kulüp olduğu düşünülen sahnelerde Afro-Amerikalı sanatçılara yer verdi, bu da gece hayatı çeşitliliğinin mahallenin ötesine kadar gelişmesine zemin hazırladı. Jazz büyükleri — Billie Holliday, Hazel Scott, Sarah Vaughan, Josh White, Mildred Bailey, Art Tatum, Mary Lou WIlliams, Teddy Wilson, 1950'lerde kapılarını kapatana dek Cafe Society’de çaldılar. Barın sloganı köklü barların ahlaki değerini gösterir: "Doğru insanların yanlış yeri"

1950'ler

İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerika'da yaşayan birçok gey ve lezbiyenin cinsel kimlikleri nispeten hoş görüldü. Pearl Harbor eşcinsellerin orduya girdiklerinde geri adım atmadıklarını ileri sürdü. LGBT bireylerin hala orduda açık olmalarına izin verilmese de, çoğunlukta kalmışlardı ve birçoğu askeri yaşamı flört edecekleri zaman dilimi olarak görüyordu. Ama sonra savaş sona erdi ve tüm bunlar değişti.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da, ABD hükümeti savaş sırasında gerçekleşen toplumsal ilerlemeyi kesintiye uğratarak “geleneksel” toplumsal cinsiyet rollerini yeniden canlandırdı. Bu süre zarfında FBI, eşcinsel Amerikalıların bir listesini tuttu. Bu kişiler daha sonra, polis tarafından kamusal alanda birlikte yaşama ve öpüşmeyi de içeren bir dizi yasadışı faaliyet için hedeflenecekti.

1920'lerin Harlem Rönesansından bu yana, birçok queer insanı, Manhattan mahallesinde (nispeten) açık bir hayat sürüyordu - ünlü gey sanatçı Bruce Nugent'in dediği gibi: "Kimse dolabın içinde değildi. Dolap yoktu. ." Fakat 1950'lerde polis baskısı Harlem'in eşcinsel topluluğunu dolaba geri götürdü. Harlem'den Greenwich’e siyahi eşcinsel insanlardan oluşan bir göç başladı.

1960

Drag queen’ler açık alanda kadın giysileri giymenin tutuklanma sebebi olduğu ve homofobik çetelerin olduğu yerlerden kaçarak şehrin her yerinden Greenwich’e akın etmeye başladılar. Greenwich iskeleleri veya Christopher Sokağı iskeleleri olarak bilinen Christopher Sokağı sahilindeki iskeleler, drag queenlerin halka açıldığı bir yer haline geldi. Eşcinsel erkeklerin halka açık bir şekilde görülmesini engelleyen yasalar karşısında, eşcinsel erkekler ve drag queenler teknelerde denize açılmaya ve kıyı boyunca çizilen bakımsız, ucuz otellerde anonim sevgilileriyle birlikte saklanmaya başladılar.

Marsha P. Johnson, kalabalık hayran kitlesi ve kanatları altına alıp sahiplendiği düzinelerce sokak çocuğu tarafından Azize Marsha olarak bilinirdi. Ucuzluk marketinden ve çöplüklerden topladığı perukları ve kıyafetleri giyer, çoğu zaman doldurulmuş bir tavşan ya da bir kutu çikolata gibi eksantrik şapkalarla bir araya getirirdi. Christopher Sokağı’nın müdavimleri, iskelelerin etrafında patenleriyle kayarken ya da caddede çıplak koşarken onu izlerdi. Ruhsal kurumların ve hapishanenin içinde ve dışında, özgürlüğün ve hoşuna giden her şeyin, aynı zamanda şehrin batı kısmında kıyı boyunca devam eden drag queen yerleşim bölgesinin de sembolü haline gelmişti. Bilinen bir şekilde, adındaki "P" nin "Pay it no mind"(Kafaya takma) anlamına geldiğini söylerdi.

1966

Greenwich Village'daki eşcinsel gece hayatı yoğun bir polis denetimine maruz kalmaya devam ediyordu. Eşcinsel dostu barların sahipleri rutin olarak taciz edilirdi. Gey patronlar hizmet vermeyi reddettiler.

Bu ayrımcılığa dikkat çekmek için, 21 Nisan 1966'da Mattachine Society'nin eşcinsel hakları grubu bir Sip-in tutmaya karar verdi. Aktivistler, Greenwich’deki barların etrafında bir plan hazırladı ve barmenlere gey olduklarını açıkladıktan sonra hizmet almaya devam edip etmeyeceklerini test ettiler -yolculuk boyunca davet ettikleri yarım düzine muhabirin önünde. Birkaç noktada başarıyla içki siparişi verdikten sonra, West 10th ve Waverly Place'in köşesindeki Julius Bar’a yöneldiler. (1920'lerin başında -bugün hala var olan- gizlice içki satan barlar aslında kılık değiştirmiş eşcinsel dostu mekanlardı. ) Yönetici, aktivist grup ile yüz yüze gelmeyi ve gazetecilerin önünde onlara içki servis etmeyi reddetti.  Aktivistler, barlarda eşcinsel ayrımcılığı sona erdirme yolunda önemli bir adım atarak, olaylarla ilgili hikayeleri yayımladılar.

1969 (Haziran)

1960'ların sonlarında, devlet içki idaresi düzenlemelerinin üstünkörü yasaları yüzünden gey barlara yapılan baskınlar giderek daha sık hale geldi. Bununla birlikte, bazı tarihi görüşler, polisin mafyanın barlardaki sığınağından bıktığını iddia eder.

28 Haziran gecesi saat 1 civarında, Christopher Sokağı’ndaki Stonewall Inn'de bir baskın gerçekleşir. Fakat binayı boşaltmak için verilen emirlere uymak yerine, polise karşı savaş açılır. İlerleyen dakikalarda polis, erkek gibi giyindiği için bir lezbiyeni tutuklamaya yeltenir. Hiç tanınmayan o “Stonewall Lezbiyeni”, kafasına sopayla vuran polise karşı savaşmaya başlar. Gerginlik arttıkça enerji tavana çıkar, polis ile bar etrafındaki büyük kalabalık arasında şiddetli bir çatışma doğar. Çatışma, sabahın erken saatlerine kadar devam eder, insanlar sokaklara dökülür ve mahalleden daha çok insanı çatışmaya dahil eder. O gece oradaki protestocuların büyük yüzdesi siyahlar ve Latinler idi çünkü barlara yoğun olarak bulunurlardı. Baskını takip eden günlerde, isyan devam eder ve Greenwich sakinleri tarafından polise karşı daha fazla gösteri yapılır. Christopher Sokağı'nda meydana gelen kaos ve belirsizlik, eşcinsel hakları hareketinin modern dünyada yaygınlaşması için tetikleyici anlardan biridir.

1969 (Temmuz)

Stonewall'un hemen ardından, eşcinsel aktivistler ve mahalle sakinleri ayaklanmalara olan güveni özgürlük için iddialı bir mücadele olarak nasıl kullanacaklarını tartışmaya başladılar. Mattachine Society'nin (Julius 'Sip-in'den sorumlu olan aynı aktivist grup) o sıralardaki ilerleyişi, Greenwich Village sokaklarındaki ayaklanma ile toplum arasındaki fiziksel çatışmaya bakılarak kıyaslandığında sıradan görünüyor ve daha çok, militan bir ayaklanma için istek duyuluyordu; Eşcinsel Kurtuluş Cephesi, uçak şeklinde el ilanlarıyla birlikte doğdu: “Eşcinsellerin iğrenç olduğunu mu düşünüyorsun? Bahse gireriz bizim kadar tatlısın.”

1969 (Ekim)

Stonewall Inn kapanır. Eski Stonewall Inn tabelası aşağıya iner ve 1990'lı yılların başına kadar yükselmez. Uzun yıllar sonra iş için yeniden açılır; yeni, kırmızı bir "The Stonewall Inn" işareti ön camda gururla görüntülenir.

1970

28 Haziran'da, yüzlerce gey ve lezbiyen Christopher Sokağı’ndan 6. Cadde’ye ve Central Park’a doğru "Gay Pride" ve "Gay is Good" gibi sloganlar ve el yapımı pankartlar taşıyarak ilerler. Bu, o zamanlar “Christopher Sokağı Eşcinsel Özgürlük Günü” olarak bilinen New York'taki ilk Eşcinsel Onur Yürüyüşü’dür. Başlangıçta, gösterişli drag queen’lerden kaçınmaya hevesli olan organizatörler, onları engellemeye çalıştılar - ama drag queenler bunlardan hiçbirini umursamadan geçit töreninin önüne kendi pankartlarıyla çıkıyorlardı. O günden bu yana her yıl düzenlenen tüm geçit törenlerine katılacaklardı.

1970 (Ağustos)

Cafe Society'nin 1950'lerde kapanışından bu yana, Sheridan Square bir dizi tekerrürden geçti. 1970 yılında kısa bir süre için, Haven adında "meyve suyu barı" olarak faaliyet gösterip Devlet İçki İdaresi’nin yetki alanına aykırı olan bir gey klübü vardı. Stonewall'dan sonra, polis ve gey topluluğu arasındaki ilişkiler hala gergin iken Ağustos ayında polis, uyuşturucu aradıkları gerekçesiyle kulübe baskın düzenledi. Ses sistemini, barı ve aydınlatma ekipmanını parçaladılar ve 75.000 doların üzerinde hasara neden oldular. Kadrolu personel üyeleri (daha sonra düşmüş olan suçlamalarla) tutuklanır, kulüp tekrardan ayakları üstüne basıp kalkamaz ve kapanır.

1973

Eşcinsel aktivist Craig Rodwell tarafından New York'ta eşcinsel ve lezbiyen yazarların eserlerini satan ilk mağaza olarak kurulan Oscar Wilde Kitabevi, Christopher Street'e taşındı. İlk olarak 1967'de 291 Mercer Sokağı'nda açıldı, daha sonra “Christopher” ve “Gay” Sokaklarının köşesine taşındı (Bu arada Gay Street'in etimolojisi, tamamen tesadüftür).

1980

Kasım ayında, 38 yaşındaki eski bir transit polis memuru olan Ronald K. Crumpley, Village’da ateş açmasının ardından iki kişiyi öldürüp altı kişiyi yaraladı. Crumpley, Washington Caddesi ve 10. Caddenin köşesindeki bir şarküterinin önünde ateş açarak, Christopher ve 10. Sokak arasındaki West Sokağı’ndaki gey bar Ramrod’a gitmeden önce 2 adamı öldürdü. Ramrod’da ateş etmeye devam etti, 21 yaşında bir kilise müzisyeni olan Vernon Koenig'i ve Ramrod'un 24 yaşındaki kapıcısı Jorg Wenz'i dört kişinin yaralanmasına ek olarak öldürdü. Ateş sırasında "Hepsini öldüreceğim - eşcinseller – her şeyi mahvediyor" dediği bildiriliyor. Crumpley, güvenli bir psikiyatri hastanesinde, 2015 yılında 73 yaşında öldü.

1981

Raporlar, ABD'de gey erkeklerin, nadir görülen kanser ve bağışıklık hastalıkları biçimleri olduğu düşünülen salgın hastalıklara yakalandığını söyler. Yıl sonunda New York ve San Francisco'da olmak üzere yaklaşık 300 ciddi bağışıklık yetmezliği vakası rapor edilmiştir. Vakaların yarısı ölümcül. 1982 yılına kadar AIDS (Kazanılmış Bağışıklık Eksikliği Sendromu) terimi, ülke çapında genişler ve Village’in gey nüfusunu yok eden bu hastalık, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından resmen tanıtılır.

1985

AIDS, Village’ı etkiledikçe, kulüpler kapanmaya başlar. Sağlık bölümü, faaliyetlerinin AIDS'i yayabileceği gerekçesiyle 1976'dan beri açık olan eşcinsel bir S&M kulübü olan Minecraft'ı kapatır. Eşcinsel hamamları da St. Marks Hamamı da dahil olmak üzere şehir tarafından kapatılmaktadır. Village, Anvil ve Hellfire'daki iki gey kulübü, gönüllü olarak kapanır. Bu süre zarfında eşcinsel ve queer işyerleri, kapanmayı önlemek için eski, sahte kimlikler ile işletme taktiklerine bir kez daha geri döner.

1986

Ülkenin HIV / AIDS mağdurları için ilk konut projesi olan Bailey House, bir zamanlar bir eşcinsel diskoya ev sahipliği yapan dört katlı bir binada, Christopher Street'in batı ucunda açılır. Alan, AIDS ile yaşayan evsiz insanlar için konut sağlamak için adanmış özel bir kuruluş olan AIDS Kaynak Merkezi tarafından işletilmektedir. Bazı sakinleri muhtemelen AIDS salgınından önceki yıllarda evlerindeki disko olarak kullanılmış yere uğruyorlardı. Eşcinsel hakları savunucusu William K. Dobbs, 1995 yılında New York Times'a “Bir zamanlar iskelelere doğru baş döndüren o yürüyüş şimdi sembolik ve kelimenin tam anlamıyla AIDS'le sona erdi.” demişti.

Bailey House, şehrin diğer bölgelerinde ek konutlar ve ayrıca hastalara yönelik bir dizi program yürütecek olan bir HIV / AIDS yardım kuruluşuna dönüşecekti. Christopher'daki bina çalışmaya devam edecek ve HIV ve AIDS ile yaşayan insanlara konut sağlayan bir federal program yürürlüğe girecekti.

1992

Marsha P. Johnson'ın cesedi, Temmuz ayının başlarında, Gay Pride Kutlamaları'ndan birkaç gün sonra, Christopher Sokağı iskelelerinde Hudson Nehri'nde yüzerken bulunur. Polis, bu ölümü intihar olarak adlandırır. Ailesi (hem biyolojik ailesi hem sahiplenildiği aile) cinayet soruşturması isteseler de bu asla gerçekleşmez.

1993

Şehirdeki AIDS vakaları zirveye ulaşır, sonra sürekli düşüşe başlar; ilaçlar ve tedavi şiddetli bir şekilde gelişir ve etiketlenme azalır, bu nedenle hastalıktan muzdarip olanlar tam bir yaşamı yönetebilecek hale gelir. AIDS krizi on yıldan fazla bir süre kaldıktan sonra Christopher Sokağı tanınmıyor. Mahallenin eşcinsel sakinlerinin çoğunluğu gitti; Birçoğu öldü, diğerleri uzaklaştı, hastalık ve ölüm arasında yaşamaya dayanamadılar. AIDS salgını ile birlikte New York'taki kriz de bu sırada Village’in demografik yapısının ağırlıklı olarak beyaz eşcinsel erkeklerden, siyahi ve İspanyollara kaymasına neden oluyor. Bu süre zarfında Hudson Caddesi'nden aşağı nehre uzanan batı Christopher Sokağı bölgesi çalkantılı bir ekonomik krizden geçmektedir. Dükkanlar kepenklerini kapatır, suç oranları artar, Eşcinsel New York'un güçlü kalp atışı, ince bir nabız atışına dönüşür.

1994

Rudy Giuliani, New York Belediye Başkanı olarak yemin etti ve AIDS ile ekonomik krizin izleriyle dolu bir şehri devraldı. Ofiste iki dönem boyunca, rezil “broken windows” isimli, şehrin içine düştüğü karanlığın dışından gelen ve onu parıltılı cilalarla –steril bir şekilde- yıkayan “suçlara” karşı sıfır toleranslı bir polis stratejisini uygulayacaktı.

Köy bu zamanda da gelişir, ama bir zamanlar olduğu şekilde değil. Giuliani’nin 2001'deki belediye başkanlığının bitişiyle, bohemlerin ve her tür queer çeşitliliğinin sığınağı olan yer o eski kontrol dışı enerjisinden çok uzaklaşacaktır. Pahalı spor salonları, zarif brunch noktaları ve lüks butikler açılacak ve şehrin en zengin mahallelerinden birine dönüşecek. Belki de ekonomiden dolayıdır - sanatçıların artık orada yaşamaya gücü yetmedi, ya da belki de LGBTQ bireyler şehrin her yerinde güvende hissediyor olabilirler, ama Christopher Sokağı ve Greenwich Village kendi özünde şimdiki makyajından çok daha eşcinseldir.

2016

26 Haziran Pazar günü Christopher Sokağı, şehrin Pride Kutlaması’nin son durağı olur. Ayaklanma'dan 40 yıl sonra, Stonewall Inn ulusal bir anıt olarak belirlenir. Tarih, caddenin yapısına dokunmamıştır, yürüyüş hala orada yapılmaktadır.