Gökkuşağı Forumu

ağustos dökümü: sorun sende değil bende

Pazartesi, 3 Eylül 2018

şahindere kanyonu'na da bi ziyaret gerçekleştirdik. bu antik yunan tanrı camiası var ya safi sefa sürmüş. o kaa oksijeni ben çeksem ben de ölümsüz olurum.

bayan yanı

bayan yanı'nın ağustos kapağını mizahi bulmadım ama afet abladan bi deyim öğrendim.

“acemi marangozun talaşı tahtasından çok olurmuş” yeri geldikçe yapıştırırım.

dalak

‘nefes nefese’ diye bi dizi yapmışlar. kadın sürekli kaçıyo, adam sürekli kovalıyo. haliyle dalaklar şişiyo, nefes nefese kalıyolar. harcamışlar uğur yücel'i. ayıp!

western

trt pazar sabahları yayınlanan 'western kuşağı'nı “hey dostum biz bu kasabada yabancıları sevmeyiz” diyerekten kaldırıp, abd'ye ağzının payını vermiş.

sert cisim

sert bi cisim yaklaşıyo, cehape mi o?

kutlamalar

akape'liler malazgirt'i kutladı. “ne iyi ettik de geldik anadolu'ya, seka, petkim, tekel, sümerbank, eti işletmeleri, şeker fabrikaları, thy'nin yarısı, türk telekom gibi önemli ve kritik kit'lerin yanı sıra 10 liman, 90 santral, 40 işletme, 37 maden sahası, 11 otel/sosyal tesis, 3 bin 703 taşınmaz sattık 15 yılda” marşını söylediler gururla. cehape'liler de büyük taarruzu kutladı, “80 yıllık birikimler satılmamış gibi coş panpa” marşıyla... aynı saatlerde fransa'da insan ve yurttaş hakları bildirgesi'nin kabulü kutlandı. ben evdeydim. kayfe içip, kutlamaları izledim.

lo lo

demirören haber ajansı muhabiri, cumartesi anneleri'nin eylemini takip ederken polisin kullandığı gazlı mermilerle bacağından yaralanmış. polisin hedef gözeterek ateş ettiğini söyleyen dha genel müdürü “polisin, arkadaşımızı hedef alarak art arda ateş etmesinin arkasındaki motivasyonu merak ediyoruz” demiş. müdür de pek alem ayol. “bize de mi lo lo?” diye manşet atsın.

yks

bu 2000'lilerin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. ilkokula başladılar el yazısı çıktı, orta sona geldiler hop teog çıktı, lise sona geldiler bi gecede yks çıktı. iktidarın bekası seçimi dediler, 1 saatte sınav ertelediler. ağustos sonuna kadar, tercih sonuçlarını açıklamadılar. ösym'yi aradım. "bekleyeceksiniz hanfendi" dedi operatör. “gelip tercih açıklayacak halim yok, bekliyos zaten. söyleyin o yetkililerinize mahalledeki en yakın okula başlamayacak çocuklar. şehir değiştirmesi, yurt/ev tutması gereken çocuklar var.” dedim. taam dedi. iyi günler dileyip kapattım yüzüne. nezaketi elden bırakmayım dedim. cehape'yi arayım da bi sert yapsın şunlara.

çekirdek

aliş ile şeker'e çekirdek ayıkladım. pek sevdiler. severler tabee, babam da sever ayıklanmış çekirdeği. küçükken berdil'e de ayıklardım, bayılırdı. biraz büyüyünce çitlemeyi öğrettim. zaman zaman ayıklar şımartırım hâlâ. aliş'le şeker'de ehlikeyif kediler oldu iyice. onlara da ayıklar, şımartırım. işim ne zaten.

cumartesi

devlet, cumartesi annelerine “tabii buyrun arayın, hatta oturun şöyle bi yorgunluk kavesi yapayım” diyecek olsaydı, kaybetmezdi oğulları kızları. devlet işte. döver, sular, gazlar, ters kelepçe takar, gözaltına alır, kaybeder, öldürür. tanırız ve biliriz kendisini. bu tanışıklığımız ve bilişimizdir korkmayışımızın, yılmayışımızın, şaşırmayışımızın sebebi. biz devlete esir düşüşümüzü mesele etmeyiz, teslim olmayışımız dehşete düşürür onu, yegane meselesi oluruz.

illustrasyon: florHasan

alışveriş

kız meslek lisesinde ‘ev ekonomisi’ diye bi ders gördük. alışveriş yapmayı öğrettiler özünde. çarşıya çıktığınızda, en uzak noktadan  başlayın alışverişe, evinize doğru gelirken artsın yükünüz, beliniz börkünüz boşuna ağrımasını öğrettiler. pazarı önce bi dolaşın, fiyat ve ürünlere bakın, sonra fiyatı uygun taze ürünleri alın dediler. yazlıklarınızı yaz sonunda, kışlıklarınızı kış sonunda alın ki mevsim sonu indirimlerden yararlanın dediler. ciddi ciddi ders konusuydu alışveriş. nassı kazıdılarsa kafama refleks gibi bişe oldu bu bilgiler bende.  şimdiki zamanda bir tür sosyal etkinlik alışveriş. adeta boş vakitlerini alışveriş yaparak değerlendiren insanlarımız oldu. bize en az poşet/kesekaadı kullanmayı öğrettilerdi misal. file diye bişe vardı. emekli olunca bulup alcam, olmadı kendim yapcam. şimdi her bir mağazanın poşetini ayrı ayrı koluna takmak marifet, bi tür zenginlik ifadesi. tesk başganı, bayramda ve sezon sonunda yapılan indirimler yalan, fiyatları önce şişirip sonra %90'lara varan teranesi yapıyolar. inanmayın, oyuna gelmeyin, demiş. ordan geldi aklıma. ilaveten, kahrolsun kapitalizm!

delik

tramp'ın eski avukatı, bizim reza misali anlaşma yapıp, mahkemede bülbül gibi şakımış. demiş, “şuna şuna seçim kampanyası bütçesinden ödeme yaptık, seçim yasasını deldik.” bizim buralarda lafı bile olmaz bu kadarcık deliğin. kampanya eski direktörü de vergi kaçırma davasında suçlu bulunmuş. bütün bunlar, tramp'ın federal suça karıştığı anlamına geliyomuş. diyollar ki, 21 ağustos salı başgan ve yakınlarının en karanlık günü. bizim mahallede eften püften olan işler karşı mahallede çarşıyı karıştırmış canlarım. kongre tramp'ı azledebilirmiş.

cam gibi buz

çeşme suyuyla yapılan buz, buzlu cam gibi oluyo. kaynayıp soğutulmuş suyla yapınca cam gibi oluyo. cam gibi buz, buzlu cam gibi buzdan daa şık duruyo içecek içinde. ben bunu keşfedeli yıllar oldu ama vaktim yoktu yazamadım. bugüne kısmetmiş.

günahkâr 

mahallemize yeni bi mekan açılmış. içinde market varmış. içeceğimizi market fiyatından alıyomuşuz, yemek/meze mekanda. fiyatlar da makul diyo test sürüşü yapanlar. mekanın tanıtım sayfasına gelmiş üç beş kişi, "way efendim ben içmem, içkisiz olsun". marketten kola al, kola iç, di mi? yok, illa kendini dayatacak. polisinin, imamının, müftüsünün maaşları ile camisinin giderleri içki vergilerinden ödenir ama o içmez, içirmez. ya da hiç bişe içmesin, sadece yesin, biz sırtına vuralım tıkandıkça. hee onu da biz günahkârlar yapalım.

susurluk

dokuz günlük tatilin 4 gününü altınoluk’ta geçirdik. 24 ay sonra tekrar deniz gördüm. içip bitirmemişler çok şükür. sivrihisar'da muhteşem adlı tesiste mola verdik. suyla çalkalanıp geçilen bardaklarda çay verdiler bize. önceki müşterileri dna'larından tespit edebilirdim lakin vaktim yoktu. tesis adının ‘muhteşem’ olması, iktidarın reform adlı yıkımlarına benziyo. ayranı, tostu ve mafya-siyaset skandalıyla ünlü susurluk'ta ayran molası verdik. ayran güseldi allak için, lakin tost tırt. ayran katıksız olmasın diye uydurmuşlar tostun ününü bence. belediyenin tesisiydi. kocaman yeşillik bi alan ama yerler çer çöp doluydu. insan bi temizler.

zeus ile görüşme

gelmişken assos'a gidip zeus'la görüştüm. manzaraya nazır çekmiş şarabı, sevişmiş, sağa sola şimşek atmış. didim “direnmedin tek tanrılı dine, kaldık tek adama, olmaz olsun senin gibi çok tanrı”. dedi “ağır konuşuyon.” “bırak allasen” dedim, döndüm gittim.

antik yunan

şahindere kanyonu'na da bi ziyaret gerçekleştirdik. bu antik yunan tanrı camiası var ya safi sefa sürmüş. o kaa oksijeni ben çeksem ben de ölümsüz olurum. bu arada halkımızı tebrik etmek isterim. ben taşların üstünde sekecem diye ayağımda ayakkabı olduğu halde kendimi ve kolumdaki çantayı zor zapdederken, halkımız parmak arası terlik ayakta, kucakta el kadar bebeler taştan taşa zıplıyodu. “kayfaltıda yürek mi yediniz la?” diye soracaktım ama vaktim yoktu.

bira

tatilimizin üçüncü gününde halk pilajında, halkın arasına karıştık. şemsiye altında çekirdek çitleyip, sıcakladıkça denize girdik. “bugün de zeus gelsin bize” diye düşündük. “bişe lazım mı?” desin. “şurdan birer bira kap getir” diyelim.

patlamış mısır

döndüğümüzde aliş ile şeker trip attı bize. bi patlamış mısır ikram ettim eridi aramızdaki buzlar.

sorun bende

florhasan, ilişkimize ayar verdi. bana gönderdiği ayarlı mesajı, noktasına virgülüne dokunmadan, buraya eklemek isterim, sizden gizlim saklım yok. sorunun kendisinde olduğunu kabulün altını çiziyorum:

“Tatlış, devam eden yazar çizer ilişkimizden gayetten memnunum. karnım tok sırtım pek. Ancak geçmiş ilişkilerimden biliyorum ki, ilişki rutine biner, tekdüzelik başlar…

Bu ilişkide hareket sıradışılık istiyorum sanırım. Hep sen yaz ben çizeyim çok rutin..

Bu nedenle sana süpriz yapmaya karar verdim.. Bak bu sefer sen yazmadan çizdim..

 ha bu arada sorun sende değil bende..”

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir