Medya

Bir ahlak savunusu olarak iradeye tahammülsüzlük ve çocuk kitapları

Pazartesi, 17 Eylül 2018

Çocuklar, devletin, toplumun, ailenin bir ideolojinin aracı, nesnesi ve malı değil. Hakları var. En çok da bu nefret ikliminde istedikleri kişiyi sevmeye hakları var.

Faruk Arslan 10 Eylül’de Yeni Akit’te Yayınlanan  “Koç’un kitaplarını çocuklardan uzak tutun” başlıklı yazısında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Kız Çocuk Hakları Bildirgesi” ile “Erkek Çocuk Hakları Bildirgesi” kitaplarını doyasıya eleştirmiş. Hedef göstermiş. Bakanlığı göreve çağırmış.

Yazısında eşcinsellik propogandasının dalga dalga yayıldığını iddia eden Arslan, kitaplarda da “minicik çocuklara eşcinsel sapkınlığın aşılandığını” belirlemiş. İnsan bu belirlemeyi görünce ne menem bir aşılamadır diye merak ediyor. Zira Arslan, belirlemesini dayandırdığı, kendisini derinden yaralayan ibareyi şöyle aktarmış:

“Kitapların 15. maddesinde ‘İstedikleri kişiyi sevme hakkı vardır: Kız ya da erkek’ deniliyor.”

Arslan’ın zehirli bulduğu, ahlaki değerlere saldırı olarak tanımladığı cümle sadece bu. En sorunlu gördüğü yer “istediğin” olmalı. Hem çocuk, hem istek, hem sevmek, hem de hak. “Ne münasebet” demiş olmalı. Arslan kitabın içindeki diğer haklara, kitabın ruhuna bakma zahmetinde de bulunmuş mudur acaba. Baksa ondan da haz edecek değil, yine de onlar hakkında ne düşünüyor diye merak ediyor insan. Ancak yazarı, destekçi kurumları bir bir araştırmış, bakanlığı da bu konuda göreve çağırmış.

Arslan’ın dertlendiği cümleyi ortaya koyup bir daha düşünelim:

“Kız ve oğlan çocukların istedikleri kişiyi sevme hakkı vardır: Kız ya da erkek. “

Velev ki bu olmadı. Alternatifi ne olabilir bu cümlenin?

“Çocuğum istediğini sevemezsin akıllı ol! Ben ‘devlet - anne - baba - toplum’ olarak kimi seveceğini söylerim sana.” Bir zamanların gelinli - damatlı yarışmalarının birinde kayınvalide adaylarından Semra Hanım oğlu Ata’ya şöyle diyordu: “Sen âşık olunca ben sana söylerim. Sen bilemezsin”. İyice delirdiler diye düşünmüştüm. Ancak Arslan’ın değeri kendinden menkul belirlenimi, aslında toplumda bunu hep söyler olduğumuzu gösteriyor.

Arslan’ın takıldığı yerleri geride bırakacak olursak, Kız Çocuk Hakları Bildirgesi ile Erkek Çocuk Hakları Bildirgesi oldukça iyi, her çocuğa lazım kitaplar. Üstelik seriye Anne Hakları Bildirgesi ve Baba Hakları Bildirgesi de eklendi. Kitaplar bir mutsuzluk bulutu gibi hayatlarımızı sarmalayan; roller ve kalıplara karşı bildirge niteliğinde. En temelde de şunu söylüyor kitaplar; istediğini, içinden geleni yapabilirsin, kız veya oğlan çocuğu olman buna engel olmasın. Anne ve baba olmanın tek yolu yok. Farklı olabilirsin, her zaman güçlü olmak zorunda değilsin, kendine farklı yollar ve hayatlar seçebilirsin.

Kız Çocuk Hakları Bildirgesi’nin içeriği kısaca şöyle;

Kız çocuklarının da erkek çocuklar gibi;

Madde - 1: Üstü başı pasaklı, saçları dağınık yara bere içinde, kıpır kıpır olma hakkı vardır.
Madde - 2: Bilyelerle oynama, arabalarla oynama, uçaklarla oynama ve bilgisayar oyunları oynama hakkı vardır.
Madde - 3: Matematiği kolay kavrama, dilbilgisinde çok da parlak olmama hakkı vardır.

15 maddeden oluşan bildirge, kıyafet seçimi, meslek seçimi, hobiler, prenses olmama, kendini koruma gibi haklarla devam ediyor.

Erkek* Çocuk hakları Bildirgesine gelecek olursak;

Erkek çocukların da kız çocuklar gibi

Madde - 1: Ağlama ve nazlanma hakkı vardır.
Madde - 2: Temiz olma, güzel kokma şık görünme, süslenme, düzenli ve akıllı uslu olma hakkı vardır.
Madde - 3: Oyuncak bebekle oynama, evcilik oynama, seksek ve lastik oynama hakkı vardır.

Diğer maddeler de dersler, meslek seçimi, hobiler, zevkler, utangaç olma, bebek bakımı vb. haklarla devam ediyor.

İki kitap da aynı şekilde bitiyor;

Madde - 15: İstedikleri kişiyi sevme hakları vardır, kız ya da erkek (ya da her ikisini de)

Serinin diğer iki kitabı ise anne ve babalar ile ilgili. 15 maddeden oluşan kitaplar; güçlü olma, kusursuzluk, mutsuz olma, üzülme, dinlenme, çalışma, hayatlarını ve eşlerini değiştirme gibi haklardan oluşuyor. Son maddeleri ise şöyle;

Madde 15: Kimle isterlerse onunla, diledikleri gibi yaşama ve diledikleri zaman çocuk sahibi olma hakkı vardır.

Sayın Arslan iyi ki bunları henüz görmemiş. “İstediğin gibi yaşamak” falan nasıl sözler öyle!

Sonuç olarak dört kitapçık da dilediği gibi olmayı, kalıplara hapsolmamayı, kendi iradesiyle bir hayat kurmayı bir hak olarak tanımlıyor. Arslan’ın yazısında dile geldiği üzere biz toplumca iradi olana tahammül edemiyoruz.

İki insanın, cinsiyetleri ne olursa olsun, kendi iradeleri ile zorlama olmaksızın kurdukları ilişki, bir çocuk istismarından daha korkunç geliyor insanlara. Ahlak çığırtkanlığı yapanlar; çocuk yaşta evlilikten, tecavüzden, ensestten o derece rahatsız olmadıkları gibi bunlara zemin hazırlamaktan, bahane üretmekten, gerekçe yaratmaktan çekinmiyorlar.  Çünkü ikiyüzlü ahlak en çok insan iradesine tahammül edemiyor. Zira irade, bu yıkık dökük düzenin en büyük düşmanı. İsyanın, boyun eğmemenin ve haklarını talep etmenin anahtarı.

Başa dönecek olursak; çocuklar yoksullukla, savaşla, kalıplara sokularak, şiddet yüzünden, eğitim sistemini sürekli eğip bükerek, reklamlarda metalaştırılarak, beton kentlerde yaşamak zorunda bırakılarak sürekli hak ihlaline uğruyorlar. Çocuklar, devletin, toplumun, ailenin bir ideolojinin aracı, nesnesi ve malı değil. Hakları var. En çok da bu nefret ikliminde istedikleri kişiyi sevmeye hakları var.

*Toplumsal cinsiyet eşitliği açısından doğru kullanım; çocuklar için kız - oğlan; yetişkinler için kadın - erkek şeklinde olmalı. Kitabın Fransızca orjinalinde oğlan çocuk anlamındaki “garçons” kelimesi tercih edilmiş.