İnsan Hakları / Mülteci

“Sığınma hakkı en temel insan hakları arasındadır”

Perşembe, 20 Eylül 2018

Kaos GL, Eskişehir’deki İranlı ve Afgan mülteci LGBTİ’lerle yasal haklar üzerine etkinlik düzenledi. Etkinlikte Av. Bekçi, Türkiye’deki sığınma ve göç prosedürünü anlattı.

Fotoğraflar: Sengül Kılınç / Kaos GL

Kaos GL Derneği, Eskişehir’de İranlı ve Afgan mülteci LGBTİ’lerle bir araya geldi. 2007 yılından beri mülteci hakları için çalışan ve mülteci LGBTİ’lerin yaşadıkları ayrımcılığa karşı mücadele eden dernek; yasal haklar ve cinsel sağlık konularında eğitim düzenledi.

Eskişehir’de 8 Eylül’de başlayan eğitimin açılış konuşmasını Mülteci ekibinden Koray Arkadaş yaptı. Eğitim programın hakkında bilgi veren Arkadaş’ın ardından Mültecilerle Dayanışma Derneği’nden Avukat Eda Bekçi’nin “Yasal haklar, prosedürler ve sorumluluklar” başlıklı oturumu başladı.

Yasal haklar ve yükümlülükler, yasal çerçeve, hizmetlere erişim ve referans mekanizmaları gibi konulara değinen Bekçi’nin sunumu tercüman Mahbubeh Moqadam tarafından Farsça’ya çevrildi.

“Sığınma hakkı en temel insan hakları arasındadır”

Av. Bekçi, iki büyük dünya savaşında yaşanan insan hakları ihlallerinin tekrar yaşanmaması adına 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde en temel insan haklarının düzenlendiğini söyleyerek başladı konuşmasına. “Maalesef uluslararası hukukta en temel insan haklarının tarihi 100 yıla bile dayanmıyor. Buna rağmen bu bildirgede yaşama hakkı gibi birinci kuşak insan hakları arasında sığınma hakkını görüyoruz” dedi.

Bekçi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin bir çatı sözleşme olduğunu hatırlattı ve sığınma hakkını düzenleyen diğer belgelerden bahsetti. 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nin de sığınma hakkını düzenlediği ancak sözleşmedeki zamansal ve mekânsal sınırlamalar nedeniyle günümüzde mültecilerin ihtiyacını karşılamadığına şu sözlerle dikkat çekti: Cenevre Sözleşmesi’ndeki mülteci tanımı 1951 öncesinde ve Avrupa’da meydana gelen olaylar nedeniyle sığınma hakkını düzenler. Ancak bu kısıtlamalar günümüzde sığınma hakkını düzenleme açısından yetersizdir.”

“Mülteci ve göçmen kavramları karşılaştırılıyor”

Türkiye’de mülteciler için en sık kullanılan kavramın “göçmen” olduğunu hatırlatan Bekçi, “Türkiye’deki tüm yabancılara göçmen ya da kaçak göçmen deniliyor. Oysa göçmen ülkesinde kimliği nedeni ile haklı korku yaşamamış, zulüm tehlikesi bulunmayan sadece daha iyi sosyo-ekonomik koşullarda yaşamak isteyen kişiler.

Sığınma talebi reddedilirse

Eda Bekçi mültecilere sığınma talepleri reddedildiği ya da sınırdışı edilme işlemleir karşılaştıkları zaman neler yapılabileceğini de anlattı. Bekçi, “Sığınma talebiniz kabul edilmezse barodan ücretsiz avukat talep etme hakkınız vardır. Bu sağlanmazsa telefon açma hakkınız vardır. Bu hakkınızı ya insan hakları örgütlerini ya da bu örgütlere ulaşabilecek arkadaşlarınızı aramak için kullanın. Endişelenmeyin Türkiye’de bu alanda çalışan çok sayıda avukat, baro ve dernek var” dedi.

“Son dönemde en çok karşılaştığımız geri gönderme işlemleri” diyen Bekçi mültecileri haklarında sınır dışı kararı alınması durumunda, kararın kendilerine anlayacağı dilde ve açıklıkta tebliğ edilmesi gerektiği konusunda bilgilendirdi. Bekçi, “Ancak çoğu sınır dışı tebligatı usulsüz. Tebligatlarda yalnızca mültecilerin anlamadıkları yasa maddeleri belirtiliyor. Açıklama talep edildiğinde de açıklama yapılmıyor. Ne yazık ki karşı dava açma süreci sadece15 gün ve bu hak düşürücü süre. Bu sebeple böyle bir evrak aldığınızda çok detaylı bir şekilde okumanız gerekiyor.”

Eda Bekçi’nin oturumunun ardından Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği görevlileri mültecilerin sorularını yanıtladı.

*Bu etkinlik, Kaos GL’nin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ile birlikte yürüttüğü “LGBTİ Mültecilerin İnsan Haklarını Geliştirmek” projesi kapsamında düzenlenmiştir.

İlgili haber:

“Tıp, ikili cinsiyetin dışında kalanları ‘bozukluk’ olarak tanımlıyor”