Gökkuşağı Forumu

“Biz burada kara mizah yapıyoruz”

Perşembe, 27 Eylül 2018

Kara mizah saldırgandır, fakat düşene bir tekme daha atacak kadar aciz; devletin, erkeğin, heteroseksüelin, “üstün ırkın” yanında saf tutacak kadar da neşesiz ve düz değildir.

Mizaha dair yazmayı ertelemekten vazgeçip aceleyle bu yazıya başlamamın sebebi özel tasarım tişört ve ürünler satan “coffin Kadıköy”ün bir ürününe yönelik tartışmalar oldu.

Mizah hakkında konuşmadan önce size coffin kadıköy’ün satışını sürdürdüğü “Dead girls can’t say not” yani “ölü kızlar hayır diyemez” yazılı tişörtlere gelen tepkileri ve mağazanın bu tepkilere verdiği yanıtı aktarayım.

Bu tişörte tepkiler, kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin ve cinsel saldırının oldukça arttığı bir dönemde “ölü kadınlar hayır diyemez” yazılı bir materyalin satılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Tişörte sosyal medya kullanıcılarından gelen tepkiler bu ürünün tecavüzü meşrulaştırıldığına yönelik.

“Kimse bizi anlamıyor” mizahı

“coffin Kadıköy” bu tepkilere instagram hesabından şöyle yanıt veriyor: “… bu bir ürün bunu yazma mantısı ise kesinlikle sizin düşündüğünüz tarzda bir düşünce değil bu sadece “kara mizah” ki biz her “PRİDE” etkinliklerine destek veririz.”

Mağazanın konuya ilişkin bir başka paylaşımı ise şöyle: “Tür: Offensive Dark Humor (Kara mizah), Alt tür: Nekrofili (Ölü Sevicilik) yani zaten ölü olan bir şeyden söz ediyoruz. Yani oradaki “Girls” sadecebasit bir sözcük seçimi. Çünkü ölü sevicilik daha çok erkeklerde görülüyor. (…) Umarım anlaşılmıştır.”

Sıkıcı tanımlar eşliğinde kara mizah

Peki, nedir bu “anlayamadığımız” kara mizah, sıklıkla kullanılan bir diğer adıyla da offensif mizah… Türk Dil Kurumu’nun sıkıcı tanımıyla başlayalım: "Yalnız güldürmeyi değil, düşündürmeyi ve yergiyi de amaçlayan mizah."

Yakın bir zamana kadar kara mizah deyince dünyadan hangi isimler akla gelirdi? Sinemada Stanley Kubrick, tiyatroda Samuel Beckett, edebiyatta Baudelaire, Maupassant, Verlaine, Franz Kafka, Edgar Poe, Kurt Vonnegut, O. Henry. Resimde, karikatürde Goya ve nice örnek daha... Türkiye’de yazısız karikatürün revaçta olduğu 1950’lilerde hemen hemen tüm çizerlerin bu alanda eser ürettiğini de söylemek mümkün.

Francisco Goya'nın bir eseri

Konudan uzaklaşmak için değil ama konuda derinleşmek için bir adım geri çıkalım. Mizah neydi? Mizahı, “Gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan edebiyat türü, ironi” olarak açıklıyor Türk Dil Kurumu. Peki, komik neydi? Aynı kaynak “Gülme duygusu uyandıran, güldürücü, gülünç ” olarak açıklıyor terimi. Özetle ayağınızın bir yere takılı göt üstü düşmeniz komik bir olay olabilir ama mizah değildir. Mizah burada bir ihtimal, ayağınızın altına dolanan cismin orada ne işi olduğunu sorguladığınızda ortaya çıkabilir. Güldüğümüz her halt mizah değildir.

Tanınmaz haldeki gülünç gerçek

Mizahın gerçekle bir derdi var. Mizah gerçeği alır, onu öyle bir biçime sokar ki tanınmaz olduğu halde onun 'gerçek' olduğunu bilirsiniz. Brezilyalı çizer Dalcio Machado küresel ısınma gerçeğini ve aslında hiç de komik olmayan sonuçlarını öyle bir eğip bükmüştür ki karşılaştığınız şey hem gerçektir hem değildir hem de komiktir. Bu komiklik sizi gülmekten sandalyeden düşürmez ama daha yüksekten düşürür.

Kara mizah tam olarak burada başlıyor. Boligan'ın yaşlı birinin kederini yeni yılın coşkusuyla aynı karade çizmesidir kara mizah. İroninin; kederi, heyecanı, mutluluğu, hüznü ve insana dair tüm duyguları havalandırması sonra da bir anda bir dirlik düzen sağlamasıdır kara mizah.

Kara mizah Piyale Madra’nın yalnız kalmak isteyen çizgi karakterinin kendini bizden ayırmasıdır.

Özetle kara mizahın güçlü bir bağlamı, düşünsel zemini ve gerçekle bir derdi vardır. Buna rağmen çoğunlukla mizah okurunu anında kavrar. Mizahı ya da kara mizahı üretmek nasıl zorsa mizah okuru olmanın da zorluğu vardır. İmgenin işaret ettiği yeri okurun şıp diye anlayıp eğlenebilmesi için onun da bir okuma, düşünme pratiğinden geçmesi gerekir.

Mizah incitmez mi?

İzleyiciye-okuyucuya “kara mizah” olarak yutturulmaya çalışılan aslında tecavüzün, ırkçılığın türlü nefret söyleminin kanıksanmasına destek çıkan işlerin aksine kara mizah okuru ile işbirliği halindedir. Bu sözlerimden mizahın kimseyi incitmeyeceği anlaşılmasın. Mizah en derin yarayı açabilir, o yarayı sarabileceği gibi.

Mizahın yaralayan yüzü egemene, güçlüye, sömürene dönüktür. Öyle olmasa idi 1895’te Fransız ticaret bakanı hiciv amaçlı baskıların –ki kara mizah örnekleridir bunlar- “en cahil kişilerle bile konuşabilmenin ve onların duygularını kışkırtmanın bir yolu” olduğunu söyler miydi? Kara mizahın çizgili hali karikatür, bu dönemde birçok ülkede ‘ölümcül çizim’ olarak anılır mıydı?

Bana öyle geliyor ki mizah ve kara mizah saldırgandır, bugünün sevilen ifadesi ile ofansiftir. Fakat düşüne bir tekme de o atacak kadar aciz; devletin, erkeğin, heteroseksüelin, “üstün ırkın” yanında saf tutacak kadar da neşesiz değildir. Mizah devlet daireleri gibi, buyurgan, neşesiz ve kibirli de değilldir. Tarihte mizah ne zaman direksiyonu ezilenin üstüne kırmışsa anında ruhsatı elinden alınmış saygınlığını yitirmiştir. 

Fransız hiciv ustası Honoré Daumier kalemini yoksul halktan yana tutmuş ve Kral Louis-Philippe’i hicvettiği için hapsedilmiş. Saygınlığına gölge düşüren işlerin ise ‘sosyalist kadınları’ hicvettiği işler olduğunu unutmayalım.

Honoré Daumier'nin kadınları hicvettiği işlerinden örnekler

Benzer şekilde Salih Memecan ne zaman iktidarın gölgesinde çizmeye başladı, mizahı yerini tatsız tuzsuz bir komikliğe bıraktı.

İdealize edilen mizah

Uzatmayalım, mizahı da ilahlaştırmayalım, idealize etmeyelim. Şuradan devam edelim; tam bir tanımı, keskince çizilmiş sınırları yok mudur mizahın? Yoktur. Mizah evin uslu çocuğu, 9-6 çalışan memuru, salla başı al maaşı bürokratı değildir. Mizah “minnoş bir ev kedisi” değildir.

Eser: Virginia Mori

Çizgi roman ve mizah ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Levent Cantek bloğunda şöyle yazıyor: “Mizahtan edepli, düzgün, ıslah edici, iyileştirici olması beklenemez, böyle bir sorumluluk ona yüklenemez. Mizah, hemen her zaman yasak olandan beslenir, böyle bir gıdadan pedagoji ve öğretmenlik ummak beyhude olur. Ki çıkmıyor ve olmuyor zaten. Bu açmaz kolayca akla gelmiyor, herkes ‘durduğu yere’ göre mizah tarifi yapıyor (…) Değişen popüler kültüre, özen etiğine ve cinsiyet siyasetine bakıyor, hem correct (doğrucu) hem de iyi (güldürebilir) olmak ve bunu (popüler olarak) sürdürebilmek pek mümkün görünmüyor artık diyorum.”

Yine bana kalırsa mizah etik tartışmalardan bağımsız değil ancak kaba saba bir politik söylem de değil, alanda gayet yerinde duran bir slogan da değil. Mizah hem 'doğrucu' hem komik olabilir. Kolay değil ama örnekleri çok ve sürdürmek mümkün...

Egemenin arka bahçesinde komik

Yeniden “kara mizah” etiketiyle sunulan pespayeliğe bakalım. Tecavüzü, şiddeti, ırkçılığı, homofobi, transfobi ve cinsiyetçiliği yani iktidar olanın ideolojisini meşru kılan “komik”liği üretenlerin ilk savunusu “her şeyin mizahı yapılabilir” iddiası.

Doğru, her şeyin mizahı yapılabilir. Sorun yaptıkları şeyin mizah değil yalnızca egemenin güldüğü sevimsiz bir şey olması. Daha büyük bir sorun ise “acaba bir hata mı yapıyoruz” diye durup düşünmeyecek kadar kibirli olmaları.

(Devam edecek...)

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.