Gökkuşağı Forumu

Poponun görünmeyen emeği olarak Hilal Cebeci

Perşembe, 18 Ekim 2018

Bir kadının veya bir kişinin poposunu sallaması/dans etmesi emek ve piyasa ilişkisi açısından bize ne söylemektedir?  Popo kapitalizmin bedeni sömürmesi açısından bir kol kası kadar neden sömürülebilir görülmemektedir? Yoksa Popo tıpkı aile kurumu gibi “bari bu değerlerimize dokunmayın” diyen solun kapitalizme karşı gerici ve feodal bir değerinin sembolü müdür?

Bu ve benzeri sorulara verdiğimiz cevaplar yakın zamanda ülke gündemini meşgul eden Hilal Cebeci’nin Çav Bella yorumunu politik bir gözle nasıl okuduğumuzu anlamamız açısından önemli. Bu yazıda solcuların genel olarak ahlakçı reflekslerle yaklaşmasından veya tutucu tavırlarının nerelere vardığından bahsetmek istemiyorum. Ben bu yazıda esas olarak solun en temel meselesi olan “Emek” kavramına dair solun kendi içinde dahi nasıl tutarsız bir yere vardığından bahsetmek istiyorum. Daha Hilal Cebeci’yi konuşmaya başlamadan önce solcular çevrelerine şöyle bir baksalar poposuyla, memesiyle, bacaklarıyla para kazanan insanların olduğunu görebilirler. Sadece seks işçilerinden bahsetmiyorum: İç giyim mankenleri, Dansözler, Konsomatrisler… Hepsi bedenin “helal” olmayan kısımlarıyla ürettikleri emekle öyle veya böyle para kazanıyorlar.

İlk olarak şunu netleştirmemiz gerekiyor: Dans etmenin (popo sallamanın) piyasada bir değeri olduğu sürece dans etmek metalaşan emek biçimlerinden biridir[1]. Poponun sallandığı bir dans ister estetik ister erotik olsun alıcısı olduğu sürece yani metalaştığı sürece iktisadi bir tartışmadır ve emek tartışmasının tam da merkezindedir.

Birçok sosyalist için bunun bir emek biçimi olduğu kabul edilebilir değildir çünkü cinsellik ile dolaylı veya doğrudan ilişkisi olan ücretli bir emek biçimi tanımlamak solun feodal libido sıkışmalarına dokunmaktadır. Oysa ne ilginçtir değil mi “kollarını” seyircilerine açıp sonrasında sakalını sıvazlayan Ahmet Kaya devrim türküleri söylediğinde bir geleneğe hakaret etmiş olmuyor da Hilal Cebeci Çav Bella’yı yorumladığında ve poposunu salladığında bir geleneğe hakaret etmiş oluyor. Ahmet Kaya parçasını söylerken “şapır şapır” terlerse alın teri deniliyor ve diğer terleyerek emeğini satan işçiler saygıyla hatırlanıyor. İş dans eden ve özellikle poposunu sallayarak dans eden birine geldiğinde orada bir “emek” olabileceği veya onun bir emek biçimini temsil edebileceği düşünülmüyor. Hilal Cebeci çok ama çok az yorularak veya neredeyse hiç emek harcamadan hatta birçok işçiyi sömürerek bu klibi çekmiş dahi olabilir ancak asıl mesele bu değil. Asıl mesele popo sallamanın “biz eşek gibi çalışıyoruz millet poposunu sallayarak para kazanıyor” düzleminde algılanıyor olmasıdır. Solun gözünde popo sallamak ya yatarak para kazanmaktır ya da emek vermeden bir yerlere gelmektir.

Hilal Cebeci de poponun veya vücudun feodal değerlerle kapitalizme karşı güvence altına alınmış uzuvlarının emek tartışmasına dair bir şey söylemediğini adeta kabul ederek ikinci klibinde “işçi gibi işçi” olmanın derdine düşüyor. Yani kısaca solcuların istediği şeyi kendince vermeye çalışıyor. Oysa çok güzel olmaz mıydı Hilal Cebeci “dişiyle tırnağıyla” sahnelerde para kazanan, poposundan ter aka aka dans eden “hafifmeşrep” bir kadını canlandırsaydı?  Hem ahlakçılığı hem de işçinin kim olduğunu çok daha güzel sorgulatmış olmaz mıydı? Bunun yerine Hilal Cebeci “benim popo salamam mı dert?” demeyi tercih etti. Kuşkusuz bu da çok haksız bir eleştiri sayılmaz. Ne bir işçi grevinde ne de bir sendikal mücadelede gördüğümüz küçük burjuva kültürlenmesinin solcuları işi gücü bırakıp Hilal Cebeci’ye laf yetiştirmeye çalıştı.

Marksist iktisadın en temel kavramlarına ve metalaşma sürecinin ne olduğuna dair hiçbir fikri olmayan bu dar bakış yukarıda bahsettiğim gibi arkaik ve feodal bir muhafazakârlığın parçasıdır ve bir gerçekliğin inkârıdır. Kapitalizm bedensel emeğin her türlüsünü, ister estetik ister erotik isterse de mekanik olsun, doğası gereği metalaştırmak zorundadır. Bu olmamış gibi davranmak bedene dair bir metalaşma durumunu görmezden gelmektir. Bu aynı zamanda kol emeğinin metalaşmasının erotik bulunan bir uzuv ile ortaya çıkan metalaşma sürecinden öncelikli olduğunu da var sayar ki bu da bir işçinin diğer bir işçiden daha az işçi olduğunu söylemektir.

Burada şunu da eklemekte fayda var: “Ah ah eski yakınlar hiç yok” diyen solcu adamın yakınlıktan ve sıcaklıktan kastı nasıl ki aslında evinde oturup onu bekleyen ve yemek yapan bir kadına sahip olmaksa Hilal Cebeci’nin popo sallamasına “bari orasına dokunmasın kapitalizm” diyen solcunun da asıl kastı kadının öyle veya böyle piyasaya katılarak ev içi emek üretmeyecek olmasıdır. Popo sallayan kadına duyulan hınç artık ev içi emeği sömürülemeyecek olan kadına duyulan hınçtır. Denklemin öbür yanında ise o popoya duyulan erotik arzunun satın alma suretiyle gerçekleştirilemeyecek olmasından ötürü doğan başka bir hınç vardır.

Yazıyı bitirmeye yaklaşırken bir politik bilinç dışı olarak anal sekse duyulan cinsiyetçi ve homofobik duygulanımlardan bahsetmeye gerek bile yok diye düşünüyorum. Kendi bedensel varlığını poposuz, anüssüz, rektumsuz vb. algılayan kapitalizm içerisindeki bir beden/işçi/solcu tam da burjuvaziye hizmet eden bir ideoloji gözlüğü takmaktadır demek abartılı olmaz. Kapitalizm bedenin en mahrem kısımlarını metalaştırdığı için Marksist anlamıyla eleştirilemez. Kapitalizm bedenlerimizi metalaştırdığı için eleştirilebilir. Birinci argüman kapitalizm eleştirisi adı altında heteroseksizmin ve cinsiyetçiliğin meşrulaştırılmasıyken ikincisi maddi koşulların reaktif olmayan analizidir. 

Sonuç olarak elimizde bırakın ahlakçı olup olmamayı daha henüz emek ve metalaşma gibi Marksizm’in en temel kavramlarına dahi vakıf olmayan bir solun Hilal Cebeci’yi eleştirmeye kalması gibi bir durum var. Ne diyelim? Görünmeyen emek poponu salla!

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

 


[1] Yıllarca emek verip dans sanatçısı olanlara haksızlık ettiğimi söyleyecek olanlara şimdiden söylemek isterim ki bu kariyerist ve neo liberal bir yorum olacaktır. Bir emeğin diğerinden daha fazla fiyatının olması gerektiğini söylemek metalaşma sürecini onaylamakla eş değerdir.