İnsan Hakları

“Yasa yaşamın peşinden gitmeli”

Cuma, 19 Ekim 2018

Uluslararası Cinsiyet ve Hukuk Konferansı, “Hukuki kazanımlar elde etmek için daha iyi nasıl koordine olabiliriz ve işbirliği yapabiliriz?” forumuyla sona erdi.

Fotoğraf: Semih Varol

Kaos GL Derneği’nin İzmir’de düzenlediği Uluslararası Cinsiyet ve Hukuk Konferansı’nın son günü “Hukuki kazanımlar elde etmek için daha iyi nasıl koordine olabiliriz ve işbirliği yapabiliriz?” konulu forumla sona erdi.

Forum, LGBTİ+ müvekkillerin avukatlarla ilişkisinde yaşanan temel sorunların konuşulmasıyla başladı. Kosova’daki LGBTİ+ haklarını içeren güçlü yasalara rağmen transfobik bir karar ile sonuçlanan Blert davasının forumda yeniden gündeme gelmesiyle birlikte hukuk ve aktivizm ilişkisi tartışıldı.

Kosova’daki süreci aktaran Rina Kiki, Kosova’daki gelişmiş yasalara rağmen alınan transfobik kararı hukukta yerleşik bir sürecin bulunmaması ile açıkladı. Kosova örneğinin ardından Türkiye ve dünyada LGBTİ+ haklarına rağmen mevzuatın gerisinde kalan toplumsal süreç, hukuk eğitimindeki insan hakları ve LGBTİ+ farkındalığının eksikliği tartışıldı.

“Bizim kuşağımız karanlıkta kendi yolunu bulmaya çalıştı, kendini LGBTİ+ hakları alanında yetiştirmeye çalıştı.”

Kadir Has Üniversitesi’nden Reyda Ergün hukuk eğitimine dair şunları söyledi: “Çoğu üniversitede lisans eğitiminde insan hakları dersleri yok. Bu derslerin olduğu az sayıdaki akademide de dersler seçmeli. Bu sebeple birçok hukuk öğrencisi 4 yıl boyunca “cinsel yönelim, cinsiyet kimliği”ni duymadan mezun oluyor. Hukuk eğitiminde trans geçiş sürecinin yer aldığı Medeni Kanun madde 40 anlatır ancak bu madde kitaplarda ayrımcı ifadelerle verilir, evethala bu kitapları okutuyor. Düşünsenize cinsel suçları anlatan bir akademisyenin LGBTİ+ farkındalığı olmadığını bu ders her türlü eksik olur. Ne yazık ki bizden önceki kuşak LGBTİ+ haklarına dair bize bir şey bırakmadı. Bizim kuşağımız karanlıkta kendi yolunu bulmaya çalıştı, kendini LGBTİ+ hakları alanında yetiştirmeye çalıştı.”

Hukuk yüksek lisansını sürdüren forum katılımcılarından Ekin “Yalnızca lisans alanında değil uzmanlık bölümlerinde de insan hakları hukuku dersleri yok. LGBTİ+ hakları alanında tez hazırlamak isteyen öğrencileri de zorlu bir süreç bekliyor” dedi.

ERA Savunuculuk Koordinatörü Av. Vuk Raicevic hukuk eğitiminde benzer sorunların Batı Balkanlar’da da yaşandığını vurguladı: “Batı Balkanlar’daki eğitimde de Türkiye’dekine benzer sorunlar var. Hukuk uygulayıcılarını dönüştürmek için hukuk fakültelerinden başlamak gerektiğini düşünüyorum. Bizim ülkemizde hukuk eğitiminde insan hakları dersi 2006 yılına dek müfredattaydı. Seçmeli bir dersti ancak bu ders 2006 yılında kapatıldı. 2011 yılında insan hakları dersi seçmeli olarak yeniden açıldığında bu dersi hiç almadan mezun olan avukatlar vardı. Bir diğer sorun yüksek lisans ya da doktora tezinde LGBTİ+ hakları çalışmak isteyen öğrencileri bekleyen sorunlar. Bu alanda çalışmanızı kabul edecek akademisyen bulmak zor, akademisyen bulsanız da bu konuyu kabul edecek komisyon üyeleri ile karşılaşmak zor.”

İzmir Barosu ve Genç LGBTİ+ Derneği’nden Avukat Mahmut Şeren LGBTİ+ aktivitelerinin akademideki müttefiklerini arttırması gerektiğini belirti.

“Kâğıttaki yasaklar kadar kafadaki yasaklara da odaklanmamız gerekiyor”

Engelli Kadınlar Derneği’nden Avukat Özlem Kara hukukun aktivizmle ilişkisine dair insan haklarının ve hukukun bir bütün olduğunu şu sözlerle hatırlattı: “Engelliler, LGBTİ+’lar bir şekilde hukukun dışına itiliyor. Oysa hukuk kapsayıdır. İnsan haklarıyla bir bütündür. Hukukçular da bu bütünü görmek ve kapsayıcı olmak zorunda.”

Kırmızı Şemsiye Derneği hukuk danışmanlarından Hande Evsen LGBTİ+’ların hukuki mücadele sırasında karşılaştıklarının onlar için destekleyici olmaktan çok motivasyon kırıcı olduğunu gördüğünü belirtti.

Hukuk öğrencisi Melek, aktivizm ve hukuk arasındaki ilişkiyi şöyle gördüğünü belirtti: ”Hukuk tam olarak bunun temeli. Biz LGBTİ+ haklarını hukuk alanında çözemezsek hiçbir yerde çözemeyiz diye düşünüyorum.”

Kuir Kıbrıs Derneği’nden Avukat Faika Paşa Kıbrıs’ın kuzeyinde ceza yasasının değişmesinin ardından toplumdaki nefret söyleminin sürdüğünü hatırlatarak, “Ceza yasasının değişmesinin ardından gördük ki sadece savunuculuk yaparak yerelde karşılığı olmayan kurallar geçirtmek de haraketi kısır döngüye sokuyor. Kâğıttaki yasaklar kadar kafadaki yasaklara da odaklanmamız gerekiyor.”

Mahmut Şeren “Meşru mücadele alanlarından biri olarak gördüğüm kurumlardan biri hukuk. Daha eşitlikçi ve özgürlükçü olması gerekiyor evet ancak bunu savunuculuk faaliyeti ve aktivizmle gerçekleştirebiliriz. Biliyoruz ki hukuk hep bir adım geriden gelir” dedi.

Karadağ’daki Juventas örgütünden Jelena Čolaković, “Avukatlar aktivistlerle birlikte çalışmalı. Biliyoruz ki yasa yaşamın peşinden gitmek zorunda. Türkiye’de avukatlar aslında çok şanslı çünkü LGBTİ+ aktivistleri oldukça deneyimli. Avukat ve hakimler aktivistlerin bu deneyimlerini kullanmalı” dedi.

İlgili haberler:

“Toplumsal mücadele mahkeme salonlarında da sürüyor”

“Şimdi buradayız ve haklarımızı şimdi istiyoruz”

Cinsiyet temelli şiddet ve nefret suçlarına ilişkin hukuki zeminde ne durumdayız?

“En çok etkilenen duygumuz güvense, müvekkille güven ilişkisini kurabilmek gerek”

Trans geçiş süreci aşamalarında kazanımlarımız ve eksikliklerimiz neler?

LGBTİ'lerin İnsan Hakları İçin Farkındalık ve Savunuculuk Projesi Avrupa Birliği tarafından desteklenmektedir. Bu, proje etkinliklerinin içeriğinin AB'nin resmi politikasını yansıttığı anlamına gelmez.