Kültür Sanat

Küründen Kabare yarın Dada Salon Kabarett’de!

Çarşamba, 24 Ekim 2018
Haber: Kaos GL

Seyhan Arman’ın yazdığı ve Melisa İclal Yamanarda’nın yönettiği Küründen Kabare, sezonun ilk sahnesini yarın alıyor.

Seyhan Arman’ın yazdığı ve Melisa İclal Yamanarda’nın yönettiği Küründen Kabare sezona yarın (25 Ekim) İstanbul’da bulunan Dada Salon Kabarett'deki gösterimle başlıyor. Bilete buradan ulaşabilir ya da 02128037611’i tuşlayarak rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Bir trans kadının hikâyesi anlatan Küründen Kabare, küçük bir çocukken başarılı bir öğrenci olan Serpil’in kendisindeki “farklılığı” ağabeyi, babası ve çevresindekilerin fark etmesiyle yaşadığı psikolojik ve fiziksel şiddeti sahneye taşıyor.

Küründen Kabare 25 Ekim’in ardından 8 Kasım'da İzmir ve 20 Kasım'da Ankara turnelerinde seyirci ile buluşacak. Oyun 29 Kasım'da İstanbul’da Kumbaracı50'de izlenebilecek.

Küründen Kabare, bir ilk

Seyhan Arman KaosGL.org’a geçen yıl verdiği demeçte oyunu henüz izlememiş seyirciye “Küründen Kabare’yi kaçırmayın” demişti. Arman demecinde, oyunun özel cast bir iş ve bugüne dek sahnelenen trans hikâyelerinden çok farklı olduğunu vurgulamıştı. Arman “Küründen Kabare’nin bakış açısı bir ilk” diyor ve herkesi Küründen Kabare’ye davet ediyor.

Oyun hakkında

Küçük yaşlarda, okulda aslında başarılı da bir öğrenciyken kendisindeki farklılığı ağabeyi, babası ve çevresindekiler fark edip psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamaya başlayınca çaresiz ailesinin yanından Ankara’ya, ordan da İstanbul’a kaçan Serpil, şimdi 30’lu yaşlarında… “Yirmi bin dolara mal ettiği kadınlığıyla” bir trans bireydir.

Bir yandan, sonunda bulduğu “en iyi seçenek”le telefonda devre mülk tatil satmaya, bunu yapabilmek için her telefonla müşterisinin, patronunun kısacası “diğerleri”nin beklentisini karşılamaya çalışırken, bir yandan da alay edilen çocukluğundan, yıllardır görmediği ailesine, seks işçiliği, radyo DJ’liği yaptığı zamanlardan, ilk uzun ilişki serüvenine, Sarı Sinan’ın adamlarından canını kurtarmak için kendine Diyarbakırlı Deli Serpil lakabını yapıştırıvermesinden, ilk “çark”a çıkma deneyimine, bu toplumda bir transseksüel olarak yaşamanın hikâyesini içerden bir bakışla seyirciyle paylaşır.

Serpil, herkes ya da herhangi biri gibi şu sıralar gerçekten bir call center’da çalışmakta mıdır yoksa alışık olunduğu üzere çoktan bir trans cinayetine kurban mı gitmiştir? Muammadır. Herkesin her gün daha fazla para kazanmak ya da işten kovulmamak, birine kendini beğendirmek ya da onaylanmak, iyi geçinmek, aman başını belaya sokmamak için şekilden şekle girdiği bir dünyada Serpil “kendi gibi olmak”tan başka bir “tercih” yapmamıştır... Geriye kalan ya da yaşamaya zorlandığı hayatsa, herkes gibi, onun için de; içinde toplumsal ahlaktan ezberlenmiş ön yargılara, ekonomik zorluklardan, aile hayatına pek çok denklemi barındıran maruz bırakılmış bir zorluklar ve zorunluluklar silsilesidir aslında.