İnsan Hakları

“İbneler, puştlar” diyen avukat kendini savundu: “Sapkın cinsel tercihler!”

Çarşamba, 31 Ekim 2018

Sosyal medyada “homolar, ibneler, puştlar” yazan avukat hakkında suç duyurusunun ardından savunma yaptı: “Eşcinselliğin ve sapkın cinsel tercihlerin normalleştirilerek hakim kılınmasını isteyen bazı karanlık mahfiller…”

Eşcinsel genç Cem; kendisine cinsel yönelim temelli ayrımcılık uygulayan, randevu sırasında “oğlum mu diyeyim, kızım mı bilemedim” diyen ve ardından kendisini sosyal medyada homofobik söylemlerle hedef gösteren doktor hakkında Temmuz ayında suç duyurusunda bulundu.

Uzm. Dr. N.K.Ö., kendi sosyal medya hesabından Cem’in ev adresini ve ismini paylaşmıştı. N.K.Ö., sosyal medya gönderilerinde “İ… te sınır yok”, “Poposunun reklamını yapıyor herhalde” gibi homofobik ifadeler kullanmıştı. N.K.Ö.’nün bu paylaşımının altına çok fazla kişi de nefret söylemi içeren yorumlar yapmıştı. Bu yorumları yapanlardan biri de Av. Saygın B. G. idi.

Cem, avukat hakkında da suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine Av. Saygın B.G., İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na savunmasını iletti. Kendi sosyal medya hesabından savunmasının tam metnini paylaşan Av. Saygın B. G., homofobisini burada da sürdürdü.

Avukattan homofobi: “İbneler, puştlar, homolar!”

Av. Saygın B.G., sosyal medyada şöyle yazmıştı:

“Kurgulu, bazı karanlık mahfillerce yemlenerek sahaya sürülmüş olan, toplumsal gelişim ve dinamiklerimizle çelişkili/ilgisiz homoların, ibnelerin, puştların sistematik saldırısına karşı Dr. Kemal Özalp’in yanındayız….pisliklere hadlerini bildirelim…Bin yıllar içinde yoğrulmuş milli kültür ve aile kurumumuza kasteden zavallılar Dr.Kemal Özalp’i linç üzerinden toplumumuza ameliyat yapmak istiyorlar. Bu zavallıların çeri başları yurtdışından fonlanıyorlar.”

Savunmasında homofobi devam ediyor!

Bu ifadeleri üzerine hakkında soruşturma başlatılan avukat savunmasında homofobisini sürdürdü. Eşcinsellerin aile kurumuna tehdit olduğunu öne sürdü:

“İnsanlar her canlı türü gibi dişi ya da erkek olarak doğarlar. Tıbben üçüncü bir ihtimal olan hemafroditler de (doğuştan çift cinsiyetlilik) tabii bir cins olarak kadına veya erkeğe duyulan saygıyı elbette hak etmektedir. Bu üç cinsiyet hali dışındaki ‘iradi olarak yaratılışa aykırı cinsiyet değişiklikleri de’ kişilerin özgür tercihleri bakımından sadece onları ilgilendirdiği oranda erkeklere, dişilere ve hemafroditlere duyulan eşit saygıyı hak eder, etmelidir. Ancak insan soyunun ruhsal ve bedensel açıdan sağlıklı olarak sürmesine mani olması itibariyle iradi cins değişikliklerinin toplumsal bir realite olarak kabulüne ve bu kişilerin sonradan değişen cinsiyetlerini toplumsal ahlak kurallarına aykırı biçimde aleni olarak yaşamalarına yine Anayasayla teminat altına alınan fikir hürriyeti kapsamında karşı çıkmak da bir yurttaşın anayasal hakkını kullanmaktan başka bir şey sayılamaz. Hele hele gelişmiş kapitalist ülkelerde, bilhassa ABD’de ve Avrupa’da şikayete konu yazılarımda da izah ettiğim gibi modernizm ve postmodernizm döneminin sözde özgürlükçülük şemsiyesi altına yerleştirilmeye çabalanan, bir plan dahilinde işletilen kurgulu eşcinsellik topluluklarının faaliyetleri ailenin ve bilhassa çocuklarımızın korunması bakımından aileyi ve çocukları korumakla mükellef devlet organizasyonunca dikkatle takip edilmeli ve bu faaliyetlerin toplumun sağlığını bozmaya matuf eylemleri hukuki ve idari denetimden bağımsız olmamalıdır.”

Onur Yürüyüşü de avukatın hedefinde!

Av. Saygın B.G., bununla da sınırlı kalmadı ve homofobik argümanlarına “aile”, “pedofili” üzerinden devam etti. Savunmasında “kamuoyunca LGBT-i (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel ibne) olarak bilinen topluluk” ifadelerini kullandı. İstanbul Onur Yürüyüşü’nün, LGBTİ+’ların toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının engellenmesine tepki gösteren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Mahmut Tanal ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Garo Paylan’ı da hedef gösterdi ve şu ifadeleri kullandı:

“Zira ezici çoğunluğu Müslüman olan ve ramazan ayında oruç tutan yurttaşlarımızın yüzüne baka baka ramazan ayında gün ortasında sokaklarda erkek erkeğe öpüşen tiplerin, ruhani bakımdan çok mühim bir zamanda İstanbul, Ankara meydanlarında çırılçıplak dolaşan kadınların bu örgütlü eylemlerinin derin hedefleri sayın savcılarca araştırılmalı ve ülkemiz milli güvenliğine kasteden unsurların sözde meşru esasen gayrımeşru vaziyetleri ortaya çıkarılıp, her türlü yargı denetiminden geçirilmelidir.”

Homofobik savunmasında hız kesmeyen Av. Saygın B.G.; TOG Genç Kadın Fonu, Açık Toplum Vakfı ve Friedrich Naumann Stiftung’un LGBTİ+ haklarına ilişkin çalışmaları; LGBTİ+ haklarına ilişkin akademik makaleler ve LGBTİ+ derneklerini de hedef gösterdi. “Paylaştığım ‘eşcinselliğin ve sapkın cinsel tercihlerin normalleştirilerek hakim kılınmasını isteyen bazı karanlık mahfillerin’ ülkemizde sosyal bir problem olmamasına rağmen, meseleyi esaslı bir ülke problemi şeklinde lanse etmeleri –hukukçu kimliğimle belirtmek isterim ki- anayasal suçlar savcılığınca soruşturulmalıdır” ifadelerini kullandı.

İlgili haber:

“Hekimler ayrımcılık içermeyen ifadeler kullanmalı, yargılayıcı olmamalı”

Homofobik hekim hakkında suç duyurusu ve Tabip Odası’na şikayet