Gökkuşağı Forumu

Sevinç tahtını reddediyor

Çarşamba, 7 Kasım 2018

Ankara Devlet Tiyatroları’nda oynayan “Tahtsız Kraliçe” kariyerini bir mutfaktan diğerine geçerek sürdüren Sevinç’in hikâyesini anlatıyor.

Ankara Devlet Tiyatroları’nda oynayan “Tahtsız Kraliçe”yi izlediniz mi? Oyunun yönetmeni Çağman Pala, yazarı ise Özlem Saraç. Oyun, aslında sıradan geçmesi planlanan ve sözde arkadaşlarla yenen bir akşam yemeğini konu ediniyor. Sıradan geçeceği varsayılan bir akşam yemeği bir insanı nasıl dönüştürür? Hayatı, kendini, kadınlığı(nı), kocasını, çocuklarını, annesini, anneliği, evliliği sorgulamasına nasıl imkân verebilir? Bu soruların yanıtlarına geçmeden önce yazının spoiler içerdiğini hatırlatmakta yarar var. 

Aslında her şey sıradan bir yemek daveti ile başlayıp ‘evin hanımı’ Sevinç’in (Başak Anat Özcan) bir şekilde yemek masasında kendine oturacak yer kalmaması ve bu durumun kimse tarafından fark edilmemesi üzerine masadakileri uzaktan izleyişi ile başlıyor. Kimsenin kendi gibi olmadığı, mutsuz olmasına rağmen herkesin aslında çok mutluymuş gibi göründüğü ve herkesin birbirinden nefret ettiği bir masa hayal edin. (Pek çoğumuza çok da yabancı değil sanki…)

Birbirini sevmeyen hatta nefret eden heteroseksüel çiftler, arkadaşlar, komşular, kadınlar, erkekler. Doymayan ve bitmek bilmeyen arzular.

Başrolde izlediğimiz kadın karakterimiz Sevinç’in, kocası da dâhil olmak üzere masadakileri belki de hiç bu kadar yakından tanıma fırsatı olmamıştı; hatta kendini de. Neden bütün hayatı boyunca her söylenene koşulsuz ‘tamam’ demiş, neden çocukluğundan kadınlığına, hayatında bir kez bile görmediği bir erkekle evlenmeyi kabul etmiş, neden bu kadar çabuk anne olmuş, neden kariyerini bir mutfaktan diğerine geçerek tamamlamıştı. Annesinin üzerinde yarattığı vicdan azabından neden kurtulamamıştı, gözünün önünde kocasının başka bir kadına kur yapmasına neden katlanıyordu, neden kimsenin takdir etmediği, bakmadığı baksa da görmediği, fark etmediği bir Sevinç’e dönüşmüştü.

Bu soruların eşliğinde misafirlerini yolcu eden Sevinç nefes almak için çıktığı balkondan içeri girerken artık başka bir Sevinç’e dönüşüyor. Belki bu sorduğu sorulara henüz bir cevabı yok ama her anlamda bir dönüşüm, bir aydınlanma yaşadığını oyunun son sahnesinden anlıyoruz. Onu da söylemeyim, sürpriz olsun.

Devlet Tiyatroları’nda son zamanlarda yaşanan gelişmeleri takipçisi olanlar bilir; her alanda hissedilen muhafazakârlaşma tiyatro salonlarına da yansıdı. Buna rağmen toplumsal cinsiyeti derinlemesine eleştiren bu oyunun yazarı, yönetmeni ve oyuncularına büyük bir teşekkür. Bir de naçizane oyunu birlikte izlediğim Güven’e ve Alpar’a. Hayatımızın her alanında artan gerilime rağmen hala sesimizin çıkabildiği nice güzel şeylere…

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.