Yaşam / Din/İnanç

Diyanet: “Eşcinsellik, lezbiyenlik vb. cinsel ilişkiler haddi aşmaktır”

Çarşamba, 21 Kasım 2018

Diyanet; kendisine LGBTİ+’lara dönük ayrımcılıkla ilgili yöneltilen sorulara nefret söylemiyle yanıt verdi: “Normal değil, patolojik, haddi aşıyor, helak edici büyük günah, yapısal bozukluk, hak değil batıl davası!”

Diyanet İşleri Başkanlığı’na e-devlet uygulaması üzerinden dini sorular soruluyor. Diyanet’e bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu, bu soruları yanıtlıyor.

Diyanet, geçtiğimiz günlerde kendisine yöneltilen “İslam dininin LGBTİ+ kişilere yaklaşımı nedir” sorusuna, “normal ve doğuştan değil”, “patolojik”, “haddi/sınırı aşmak” ve “helak edici büyük günah” diye yanıt vererek nefret söyleminde bulundu.

Soru: “İslam dininin LGBTİ+ kişilere yaklaşımı nedir?”

Diyanet’e şu sorular yöneltildi:

“İslam dininin LGBTİ+ kişilere yaklaşımı nedir? Müslümanlar, LGBTİ+’lara karşı nasıl davranmalıdır? İbadet edenlerin cinsiyetlerine göre ayrıldığı durumlarda trans kadın ve erkekler ile interseks ve cinsiyetsiz kişiler hangi kısımlarda bulunmalıdır? Bu kişilerin cenaze namazları atanmış cinsiyetlerine mi, yoksa cinsiyet kimliklerine göre mi okunmalıdır? LGBTİ+’ların ibadethanelerde ayrımcılığa uğradığı hallerde DİB’in görev ve sorumluluğu nedir?”

Cevap: “Normal değil, haram, uzak durulsun”

Diyanet’in bu sorulara yanıtı ise homofobisini gözler önüne serdi. LGBTİ+’ların ibadethanelerde ayrımcılığa uğradığı hallerde neler yapılabileceği sorusunu yanıtsız bırakan Diyanet cevabında şu ifadeleri kullandı:

“Yüce Allah, insanı erkek ve dişi olarak yarattığı gibi biyolojik kimlik ile cinsel kimliklerini de uyumlu yaratmıştır. Bunun sonucu olarak erkeği kadına; kadını erkeğe meyilli kılmış, hayatın devamını buna dayandırmıştır. Bu doğal durumun dışında erkeğin hemcinsine, kadının da hemcinsine karşı cinsel duygular beslemesi normal ve doğuştan değildir.”

“İslam’a göre, eşcinsellik, lezbiyenlik ve benzeri her türlü cinsel ilişkiler haddi/sınırı aşmak olarak nitelendirilmiş ve her türlü gayr-i meşru ilişkilerin helak edici büyük günahlardan olduğu bildirilmiştir.”

Diyanet, cinsel yönelim çeşitliliğine ilişkin “normal değil” ifadelerinin yanı sıra transfobik ifadeler de kullandı, “kendini kadın zanneden erkek veya erkek zanneden kadın ya da hemcinsine ilgi duyduğunu iddia eden kişiye düşen görev; bu fiilin fıtrata aykırı ve dinen haram olduğunu bilerek ondan uzak durması, psikolojik tedaviyle düzelme imkanı varsa bu konuda gerekli tedaviye başvurmasıdır” dedi.

LGBTİ+ hak mücadelesini de hedef gösterdi: “Hak değil batıl davası”

LGBTİ+ hak mücadelesini de hedef gösteren Diyanet, “LGBT daha çok eşcinsel hakları mücadelesinde kullanılan çatı bir kelimedir. Ancak bu bir hak değil batıl davasıdır” dedi ve ekledi:

“Müslüman bir kimsenin bu tür çirkin fiillerden ısrarla kaçınması, böyle bir günah işlemişse bir daha işlememek üzere tevbe etmesi gerekir.”

Eşcinsel ve trans olmayı “kötülük” olarak tanımlayan Diyanet, “İslam alimleri, genel anlamda olmak üzere, kötülükleri el ile değiştirmenin yöneticilerin, dil ile değiştirmenin alimlerin; kalb ile değiştirmenin de bunlara güç yetiremeyen halkın görevi olduğunu söylerler. Böylece, her seviyedeki Müslüman’a düşen bir vazifenin bulunduğu ortaya çıkmış olur” diyerek hedef gösterdi ve şöyle devam etti:

“İslami öğreti ve gelenekte, erkek ve kadın olarak her cinsin kendine has özelliklerinin korunması ve kendi yönünde geliştirilmesi esas alınmış, kişinin kadınlık veya erkeklik özelliklerini tam olarak taşıdığı halde karşı cinse benzeme özentisi içine girmesi kınanmış, cinsiyet farklılığını koruyucu ve sağlıklı bir cinsi gelişmeyi temin edici bir dizi tedbir alınmıştır. Bundan dolayı Hz. Peygamber, kadına benzemeye özenen erkeklere (muhannes) veya erkeğe benzemeye özenen kadınlara lanet etmiş ve bu tipler için bazı yaptırımlar uygulamıştır. Ancak bu tür ruhi-ahlaki bozukluğun söz konusu kişilere farklı dini ve hukuki hükümlerin uygulanmasını gerektirmeyeceği ve haklarında tabii cinsiyetleriyle ilgili hükümlerin geçerli olacağı açıktır.”

İntersekslere ilişkin ise “yapısal bozukluk” dedi

Diyanet; lezbiyen, gey, biseksüel ve translar için “cinsel sapma” ifadesini kullanırken; intersekslerle ilgili soruya “yaratılıştan çift cinsiyetli veya cinsiyeti belirsiz kimseler İçin İslam fıkhında ‘Hünsa’ terimi kullanılmıştır” diyerek şöyle yanıt verdi:

“İslam hukukunda, doğuştan hem erkeklik hem de dişilik organına sahip bulunan veya erkek mi kadın mı olduğu tesbit edilemeyen kişiyi ifade eder. İnsanlarda çok ender rastlanan bu yapısal bozukluk veya çift cinsiyetlilik (er dişilik) vücutta hem er bezleri hem de yumurtalıkların bulunması, dış üreme organlarının her iki cinse ait özellikler taşıması, hatta hücrelerin bazısında erkek bazısında dişi kromozom çiftlerinin görülmesi şeklinde ortaya çıkar.”

İnterseks kimlikleri “bozukluk” olarak tanımlayan Diyanet, “Cenazesini mahrem yakını yıkar. Mahremi olmazsa teyemmüm ettirilir” ifadelerini de kullandı.

Ulusal Meslek Standardı sorusuna yanıt: Henüz tamamlanmadı

Diyanet’in Eylül ayında “manevi danışmanlar” için hazırladığı meslek standardında “cinsel yönelim ve kimliğe duyarlı olmak” ifadeleri yer alıyordu. Ancak Diyanet kendisine bu konuda yöneltilen soruyu ise, “Ulusal Meslek Standardı, bir protokol aşamasında olup içerikle ilgili çalışma henüz tamamlanmış değildir. Diyanet İşleri Başkanlıığı Anayasanın verdiği yetkiyle İslam dini konusunda vatandaşımızı aydınlatmaya ve dini sapmalara karşı tedbirler sunmaya devam edecektir” diye yanıtladı.

Diyanet’in nefreti yeni değil!

Diyanet İşleri Başkanlığı 2009 yılında düzenlediği 4. Din Şurası’nda alınan kararda eşcinsellik, “kabul edilemez” ve “cinsel davranış bozukluğu” olarak tanımlanıyordu.

2014 yılında ise Milli Gazete, Diyanet’in “eşcinsellik sapıklıktır” diye fetva verdiğini öne sürmüştü.