Kültür Sanat

Yalnız bir çocuk, kedi Seto Bal ve Mavi sokaklar

Cuma, 23 Kasım 2018

“Yaşam neden iki formdan ibaret olsun ki? Her iki formun içinde rahat edemeyen çocuklar yaşama ve öykülere davetli değil mi?”

Tuğçe Tüfeng’in ilk kitabı, Seto Bal geçtiğimiz günlerde Nesin Yayınevi etiketiyle yayımlandı. Ece Zeber’in çizdiği Seto Bal; Deniz, kedi birey Setrag, kısa adıyla Seto, renginden dolayı Seto Bal ve sokaktaki maceralarını anlatıyor.

Evinde anneannesi ve annesi ile yaşarken Seto Bal ile işe giden, yani sokağa çıkan Deniz’in diğer çocuklar, bakkal, pamuk şekerci, diğer kediler ve aralarında minik bir dans adımları gibi ilerleyen bir dostluğun oluştuğu Mavi ile tanışır. Ve bütün bu tanışmalar rıza ve keşfetme temaları çevresinde çok güzel bir hikayeye dönüşür.

Seto Bal’da; diğer “çocuk kitaplarında” alıştığımız bir şey yok: Cinsiyet! Daha doğrusu “Kız ve oğlan çocukları”, atanmış cinsiyete göre beklenen davranış kalıpları, atanmış cinsiyet üzerinden farka ve farklılıklara vurgu yok. Çizgisinden kelime seçimine Seto Bal, karakterlerine cinsiyet atamayarak başka bir yola yöneliyor.

Peki bu kitap nasıl çıktı? Devamı gelecek mi? Deniz aslında kim? Tüm bu soruları kitabın yazarı Tuğçe Tüfeng, KaosGL.org için yanıtladı.

İlk kitabınız Seto Bal geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Deniz, kedisi Setrag (nam-ı diğer Seto Bal) ve sokakta tanıştıkları Mavi, bu kitapta bizleri sokağın gizemlerine çağırıyor. Nasıl karar verdiniz yazmaya?

Kitabın meydana gelmesinin tam anlamıyla bir hikayesi var.

Sosyoloji eğitimi alırken tanıştığım bir arkadaşım, Memin, araya giren yedi yıldan sonra, 2018 yılının Nisan ayında şimdiki evime beni ziyarete gelmişti. Konuşuyorduk, meseleleri çözüyorduk… Birden çıkış yaptı:

“Birinin çocuklara rızadan bahsetmesi gerekiyor. Buraya gelirken - daha bugün- yolda gördüm: Çocuğun biri, kediyi kucağına alıyor, sıkıştırıyor, sıkıştırıyor. Kedi kaçmaya çalışıyor, çırpınıyor. Annesi de hala ‘Oyna çocuğum kediyle, al kucağına’ diyor. Kedi istemiyor işte! Her halinden belli!”

Sonra uzun uzun tartıştık, rıza kavramının iki yüzünü. Rızayı sormanın, hayır denilince anlamanın, dolayısıyla hayır demeyi bilmenin çocukluktan yetişkinliğe evrilen versiyonlarını. İstismarın örtük sebeplerini… “Ben yazarım,” dedim. “Dört yıldır DTCF Tiyatro Bölümü’nden yazarlık dersleri alıyorum. Madem birinin anlatması gerekiyor, ben denerim.”

Aradan bir ay geçmeden Nesin Vakfı’na yolum düştü. Bilgi ve tecrübesine çok güvendiğim, beni yaşamın her alanında destekleyen, “Yazmayan bir yazar olma,” diye defalarca öğüt veren, hem iyi bir analizci hem kıymetli bir dost Çizer Kemal Gökhan Gürses’in vasıta olduğu bir geziydi bu: Mayıs Pikniği. Her yer cıvıl cıvıldı. Kitap standı rengarenkti. Hemen birkaç kitap karıştırdım. Çocuk kitapları kısmen ihtiyacımız olan ütopyayı vaad ediyor; kani oldum. Melisa, Emre, Esin ve Salih ile tanıştım. Gün biterken Memin’le dert ettiğimiz, rızaya dair meseleden bahsettim. ‘Anlatabilirsen, yayın kuruluna alalım,’ dediler. Nitekim öyküyü gönderdim, hemen ertesi gün övgülerle dolu mailler aldım. Bunu hatırlamak hala beni mutlu ediyor.

Deniz yalnız bir çocuk. Öyküde bu açık açık yazmasa da:

“Sadece annesinin ayakkabıları böyle ses çıkarıyor.”

Kediler bilmedikleri alanda ilerleyemez. Deniz de çok sevdiği kedisi Seto gibi sürekli evde ve pencereden dışarısını izliyor. İlerleyemiyor. Deniz ne kadar kapalılık, dışarı çıkamama, çemberin içinde kalma, sabitlik çağrıştırıyorsa; Mavi de o kadar sokak, arkadaşlara tutunarak sessiz evinden çıkma umudu, bilme, öğrenme, kaynaklara ulaşma anlamına geliyor. Kaynaklara ulaşma cesaretini ise Seto sayesinde buluyor; çünkü O varken, kendini güvende hissediyor.

Çocuk kitapları yazmanın zor olduğuna dair bir algı var. Hem dili tutturmak hem de kurgu birçok yazarı zorluyor. Seto Bal’da bana kalırsa çocuk, yetişkin demeden herkesin keyifle okuyabileceği bir kurgu ve dil var. Bu dili kurarken zorlandınız mı?

Aslına bakarsanız çocuk kitabı yazıyor olduğumu bilsem bile, çocuk kitabı yazmaya çalışmadım. Yazdım, bitirdim ve çocuk kitabı oldu. Oldurmaya çalışmamak bu işin sırrı olabilir.

‘Bunu çocuk okuyacak,’ gibi bir düşünce aklımdan bile geçmedi. Bence çocuk, yetişkinden ayrı bir şey değil.  Çocuk, hayat tecrübesi fazla olmayan, dolayısıyla öğrenmeye açık, her an deneyimleyen bir insandır. Öyküyü genel olarak insanlar okusun diye yazdım.

Çoğu zaman çocuk kitaplarında “kız ve oğlan çocuğu” olmaya, aradaki farklara çok fazla vurgu yapılıyor. Seto Bal’da ise kimseye cinsiyet atanmıyor. Çizgilerde de; dilde de bunu seziyoruz. Bunu bilerek tercih ettiğinizi düşünüyorum. Biraz bahsetmek ister misiniz?

Öncelikle tercih değil, yönelim. (Gülüyor)

Çocuklar, kim olduklarına dair işaretleri takip ediyorlar. Sosyal çevre ve medyadan ipuçları topluyorlar. Kız veya oğlan olduklarına emin olduklarında bile kimliklerini olumlayacak onaylara ihtiyaç duyuyorlar. Oysa ben çocukların kim olduklarını cinsiyet üzerinden değil, yaratıcılıkları üzerinden bulduklarını hayal ederim. Üstelik bunu yapan çocukların varlığına inanırım. Yaşam neden iki formdan ibaret olsun ki? Her iki formun içinde rahat edemeyen çocuklar yaşama ve öykülere davetli değil mi?

Deniz’in evde Seto Bal ile yaşarken daha önce hiç gitmediği yerlere, sokağa, bakkala, pamuk şekerciye gitme hikayesi çok sade bir şekilde bir karşılaşma ve öğrenme sürecini anlatıyor bana kalırsa. Bu görüşe katılır mısınız? Veya Seto Bal ne anlatıyor bize?

Az önce anlattıklarımın bir özeti.

Seto Bal yüzeyde bir çocuğun, yani hayat tecrübesi fazla olmayan bir insanın yeni deneyimler edinmesini anlatıyor. İşler bazen yolunda gidiyor, bazen ters gidiyor. Mavi ile karşılaşmak Deniz’e, hayatında eksik olan sosyal desteği sağlıyor. Böylece işler yoluna giriyor. Nitekim Seto da Deniz’in güvenini boşa çıkarmıyor. Aslında çocuklara sonu iyi biten bir oyun oynuyor.

Derinde tartıştığı mesele ise, rıza kavramı. Akran zorbalığına da değinerek; gerek bir kedinin müsaadesini almak hususunda, gerek arkadaşlıkta sınırları belirlemek anlamında, okuru cinsiyetsiz ve şiddetsiz bir dünyaya davet ediyor.

Deniz ile Mavi, kitaptan, Çizim: Ece Zeber

Deniz ve Seto Bal’ın maceraları devam edecek mi? Deniz ile Mavi’nin yeni başlayan ancak birbirlerinde güven buldukları dostlukları nasıl ilerleyecek?

Öykünün ilk taslağını yayınevine gönderdiğimde, Seto Bal serisi oluşturma teklifi geldi. Bunun üzerine seriyi üç kitap olarak planladım. Üç hikayenin bir romana tekabül edeceği kurguyu kotarmak arzusundayım. Nasıl ilerleyeceğini göreceğiz.

Kesin olan; şiddetsiz, cinsiyetsiz, dayanışma ve umutla ilerleyeceği...