Gökkuşağı Forumu

Erkek olsun da çamurdan olsun

Çarşamba, 28 Kasım 2018

Tecavüz faillerinin neredeyse hepsinin erkek olması demek tecavüze maruz bırakılanların her zaman kadın olması demek değil. Her cinsiyetten çocuklar, yetişkinler ve hayvanlar maruz bırakılanlardır.

Tecavüz haberleri karşısında erkekler genellikle “düşmanca” ve “koruyucu”[i] olmak üzere iki çeşit cinsiyetçilik sergiliyor. Düşmanca olan hepimizin bildiği tecavüzü meşrulaştırıcı her türlü doğrudan veya dolaylı cinsiyetçilik. Koruyucu olansa hepimizin daha az bildiği "-“Seni de bir anne doğurdu, adamlık cinsiyet meselesi değil haysiyet meselesi.”lerle[ii] devam edip “Otobüste yalnız kız var diye oğlum otobüsten inmemiş, eve geç geldi.”[iii] diye dallanıp budaklanan, çok daha çeşitli formları olan cinsiyetçilik. Yalnız bu iki cinsiyetçiliğinde bir ortak noktası var:

İkisinde de erkek, tecavüze maruz bırakılanla değil tecavüz failiyle özdeşim kuruyor.

Bu toksik erkekliğin tezahürüdür aslında; çünkü, halbuki, aslında erkekler de tecavüze maruz bırakılır. Tecavüz faillerinin neredeyse hepsinin erkek olması demek tecavüze maruz bırakılanların her zaman kadın olması demek değil. Her cinsiyetten çocuklar, yetişkinler ve hayvanlar maruz bırakılanlardır.

Düşmanca olan cinsiyetçilikle nasıl mücadele edeceğimizi çok iyi öğrendik, feminizmle. Koruyucu olanla ise hem feminizm hem erkeklik çalışmalarıyla mücadele edebiliriz: Erkeklerin diğer erkeklerin cinsel dokunulmazlığa karşı şiddet eylemlerinin mağduru olacağı bilinci yok, gerçekte mağduru olsalar da ve bu yokluk politiktir. Bu bilincin sadece kadınlarda inşa olması şüphesiz erkek cinselliğinin kutsanması ve korunmasıyla ilgili. Erkeğin “kötü dünya sendromu”ndan[iv] uzak tutulması ki ancak böyle gece dışarı yalnız çıkabilir, onun cinselliğinin her zaman kışkırtılması ve korkusuz yetiştirilmesi günün sonunda elimize sadece düşmanca cinsiyetçilik değil koruyucu cinsiyetçilik de bırakıyor.


[i] İngilizcede ikisine birden ambivalent sexism deniliyor, Türkçeye çelişik duygulu cinsiyetçilik diye çevrilmiş. Birbirine zıt gibi görünen iki uçlu cinsiyetçilikler aslında; çünkü cinsiyetçilik bir skala. İki çeşidi üzerinden düşünülüyor, hostile dedikleri doğrudan ve dolaylı düşmanca cinsiyetçilik ve de benevolent dedikleri yüce gönüllü, cömert, hayırsever ve aslında koruyucu cinsiyetçilik. İki çeşit düşünülse de aslında çoğu cinsiyetçilik hali bu iki uç arasında değişken olarak salınan hallerden oluşan çok çeşitli bir olgu.

[ii] Bu aslında heteroseksüel cisgender sağlıklı erkeklikten dışarı atma biçiminde homofobi ve LGBTİ+ fobi de aslında. Erkekliğin en üstün halinin yüceliği bu yolla hâlâ korunmuş oluyor. Her türlü kadına karşı şiddet suçu faili ve bunun haricinde özellikle açık homofobik erkeklerin “gizli eşcinsellik”le teşhis edilmesi modasında görüleceği gibi.

[iii] Sevgili Özgecan’ın hepimizi sarsan katlinde düşmanca cinsiyetçilik diğer tecavüz ve kadın cinayeti vakarına nazaran tabulaştı ve kolay kolay gösterilemedi. Bu şüphesiz bir kazanımdır; ama düşmanca cinsiyetçilik azalırken koruyucu cinsiyetçilikte neredeyse bir sıçrama oldu bu vahşet sonrası. Özgecan’ın 22 Ekim’deki doğum gününde tamamen istismar üzerine kurulu “Oğlum eve geç geldi, neden dedim, baba otobüste bir kız yalnızdı evine kadar gitmesini bekledim diye cevap verdi.” minvalindeki kurgu dolaşımdaydı. Bu yazımı yazmaya cinsiyetçilik karşıtı olarak bilinen entelektüel insanların da bu tip paylaşımları yaygınlaştırdığını gördükten sonra karar verdim.

[iv] George Gerbner’in şiddet içerikli medya yayınları hakkında bulduğu ve kullandığı bir kavram, İngilizcesi mean world syndrome şeklinde. Bu kavramı şunun için seçtim, kavram hissedilen korkuyla maruz kalınan korku hikayeleri arasında direkt bir korelasyon kuruyor. Kadınların sadece suça değil özgür bir birey olamalarını engelleyen mağduru oldukları suç ve özellikle tecavüz/dayak hikâyelerine maruz bırakıldıklarını düşünüyorum. Burada erkeklik ise özel olarak korunuyor, erkeğin korkmaması gerek. Güçsüz olsa da, çamurdan olsa da korkusuzluk ona öğretilen.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.