Kültür Sanat

İzmir’de ‘belgesel film günleri’ rüzgarı

Cuma, 30 Kasım 2018

9. İnsan Hakları Belgesel Film Günleri, 70. yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi temasıyla İzmir’de 5-8 Aralık’ta seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Film günlerinin bu yılki temasını, kabul edilişinin 70. yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi oluşturuyor. Geçtiğimiz yılki afişiyle Ankara’da İnsan Hakları Anıtı’nın ‘gözaltına alınışına’ dikkat çeken film günleri, bu yılki afişiyle de göz dolduruyor. Zengin programıyla birlikte belgesel film günleri, birçok yönetmen ile sohbet etme imkanı da sunuyor.

İnsan haklarına, hak ihlallerine ve mücadelelerine dikkat çekmek için 9 senedir gerçekleşen belgesel film günleri, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İletişim Çalışmaları Topluluğu ve Fransız Kültür Merkezi ortaklığında gerçekleşiyor. Türkiye’den ve Dünya’dan birçok belgesel filmin yer alacağı film günlerine, Fransız Kültür Merkezi ev sahipliği yapacak ve filmleri beyaz perdede izlemek için ‘cüzi’ ya da ‘fahiş’ herhangi bir ücret ödemeniz gerekmeyecek.

Belgesel film günlerinde, hem Türkiye’den hem de Dünya’dan çeşitli festivallere katılmış, ödüller almış ya da Türkiye’de ilk defa gösterilecek olan birçok film yer alıyor. Zengin programı içerisinde tüm İzmirlilere, belgesel sinemaseverlere hitap edecek, herkesin ilgisine göre muhakkak bir film bulunabileceğine inanıyorum.

 

 

Benim iddialı, ilgi çekici olarak bulduğum filmler arasında Ruken Tekeş’in yönetmeni olduğu uluslararası birçok saygın festivalde gösterilen Hevêrk (Çember) yer alıyor. 14 dakikalık, diyalogları Arapça-Kürtçe-Türkçe olmak üzere 3 dilde gerçekleşen kısa filmde, 7 yaşındaki Êzidi Kürt bir kız çocuğu Zelal’in gözünden ve onun trajedisi üzerinden ayrımcılık ve ötekileştirmeyi anlatıyor.

 

 

İlgi ve beğenileri üzerinde toplacak olan bir diğer film ise Ayşe Toprak’ın yönetmenliğinde 88 dakikalık Mr. Gay Syria belgeseli. Belgesel ülkelerini terk etmek zorunda kalmış iki Suriyeli eşcinsel mülteci olan Hüseyin ve Mahmoud’un hikayesini konu alıyor. İstanbul’da berberlik yaparak geçimini sağlayan, Avrupa’ya gitmeyi bekleyen, birçok kaygıyı ve çelişkiyi birarada yaşayan Hüseyin ile Berlin’e göçmüş, Berlin’de LGBTİ+ hareketi yürütücülerinden Mahmoud, ortak bir hayalde birleşiyor. Ortak hayalleri ise; uluslararası bir güzellik yarışması olan Mr. Gay Worl’e katılmak. Filmde Türkiye’deki onur yürüyüşü ve güvenlik güçleri müdahalelerinden de görüntüler yer alıyor.

 

 

Ritmi ve dinamiğiyle seyirciyi etkileyecek olan, Olağanüstü Hal olarak Türkçe’ye çevrilen State Of Exception belgeseli ise; 2014 Dünya Kupası ve 2016 olimpiyatları öncesinde stadyum inşaatı için evlerinden zorla tahliye edilen ‘kentli kızılderelilerin’ mücadelesini belgeliyor. Türkiyeli seyircilerin yabancılık duymayacağı bir devlet politikası olan ‘olağanüstü hal’ ile, anayasal hakları askıya alınan bölge sakinlerinin direnişinin 6 yılda filmleştirilmesiyle de ayrıca dikkati çekiyor.

Programda, Güneydoğu’da işlenen faili meçhul cinayetlerden, Dünya’da ve Türkiye’de faili meçhul cinayetlere karşı verilen inanılmaz mücadeleye, vahşi kapitalizmin farklı yüzlerine, Suriyeli mülteciler üzerinden savaş ve göç olgusunun farklı hikayelerle aktarımına, kentin varoşlarında zorbela hayatta kalma mücadelesi veren sokak müzisyenlerine, savaş-cinayet-avcılık ve et yeme kültürü arasındaki düşünsel ilişki ve benzerliklere kadar birçok farklı konuyu ele alan filmler yer alıyor. Her biri ayrı ayrı ilgiyi hak eden bu belgesel filmler, 5-8 Aralık’ta İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde seyirciyle buluşmayı bekliyor olacak. Belgesel film seyrine, bu koşullarda bir diğerkâm olma meselesi olarak baktığımızda alacağımız entelektüel haz da katlanıyor olacak. Ne dersiniz?

Ayrıntılı bilgi için: www.tihvbelgeselfilm.org