Medya

Kaos GL dosya: Televizyon’da neler var?

Çarşamba, 30 Ocak 2019

Kaos GL dergisi, Ocak – Şubat sayısında televizyon ile heteroseksizm ilişkisini tartışmaya açtı. Bir çok yazarın katkılarıyla raflarda yerini alan sayıda kimler neler yazdı?

Netflix yayını RuPaul's Drag Race

Kaos GL Dergisi’nin “Dostluk” temalı gelecek sayısı hazırlık süreci ilerlerken, son sayı ‘Televizyon’da yayınlanan renkli sayfalardan birkaçına göz gezdirelim.

“Bunca lubunya Firdevs Yöreoğlu’nda ne buldu?”

“‘Saygın’ dünyanın içinde bir türlü rahat edemeyen, doğrudan ucube olarak görülmediklerinde dahi tam anlamıyla ‘cool’ olamayan ya da hep biraz ‘fazla kaçan’ LGBTİ+’ların, saygın insanların kültür dünyasıyla alışverişi çoktan kesmiş olmasında ve tamamen kendi borusunu öttürmekte olan popüler kültürün içinde kendi yırtıklığına dair bir şeyler bulmasında şaşılacak hiçbir şey yok.

Her ne kadar Türkiye’de bu işler sonuna kadar heteroseksist biçimde işlese de, magazin tarafında LGBTİ+’ların -genelde bir skandal olarak- yine görünür gibi olduğu olur da, diziler bu açıdan artık tam anlamıyla bir çöldür. Gelgelelim bunda da şaşılacak pek bir şey olduğu söylenemez. Buna rağmen, son on yılda sefil hayatlarımıza öyle karakterler girdi ki, bunların kitlelerce birer “önder,” hatta açık konuşayım Allah bellendiğini söylersek çok da abartmış olmayız. Hepsi de kadın olan bu karakterlerin en başında ise Firdevs Yöreoğlu gelir, a.k.a. Aşk-ı Memnu’nun yedi cihana hükmetmiş, büyük kadınlık ustası.”

Deniz Gedizlioğlu, yazısında Firdevs Yöreoğlu’nun heteroseksizme karşı direnen LGBTİ+ hareketiyle tutku dolu bağını ve LGBTİ+’ların da gönlünde kurmuş olduğu tahtın yıllara rağmen asla sallanmamasının sebeplerini ‘Televizyon’ dosyasında bizler için kaleme aldı.

“Sansürcü fobiğin TV’si varsa, lubunyanın Netflix’i var!”

‘Televizyon’ dosyasının bir diğer yazarı Bawer Fak ise televizyonun LGBTİ+’ların yaşamlarına etkilerini, beraberinde televizyondaki sansür ve kısıtlamaları irdelerken; günümüzde gitgide popülerleşelen ve günlük hayatımıza dâhil olan internet yayıncılığının da detaylı incelemesini Kaos GL okurları için yazdı.

Bawer Fak yazısında şöyle diyor: “O sevdiğin tüm lubunya dizileri birileri mücadele ettiği için var genç kardeşim!”
“Sansür ve sıkıcılık kadar önemli bir diğer etken de hak mücadelelerinin güçlenmesi elbette. Kadın ve LGBTİ hareketi, ırkçılık karşıtlığı, çevre ve hayvan hakları gibi mücadelelerin görünürlüğü artıp sesi yükseldikçe, karşılığını hayatın birçok alanında olduğu gibi ekranda da bulmaya başladı. Televizyonun tek tip/tek sesliliğinde kendisine yer bulmakta zorlanan kesimler ya da sesi duyulmayanlar için dijital platformlar çölde bir vaha olarak ortaya çıktı. Sadece dizi izleyebildiğimiz bu alanlarda şimdi birçok konuyla ilgili belgeseller, şovlar, yarışmalar, stand up gösterileri gibi sayısız şey var.”

“Sürekli şaka yapan geyler, mutsuz lezbiyenler, katil translar, şiddet mağduru translar hızla geride kaldı. LGBTİ karakterlerin başrolde olduğu diziler, non binary, interkseks, panseksüel gibi her telden her dilden yönelim ve kimlik hikâyeleriyle çevrilmiş durumdayız. Hem de artık o rollerin çoğunu LGBTİ’ler oynuyor. LGBTİ performansları sayesinde evine sayısız ödül götüren hetero aktörlerden de kurtulmaya başladık çok şükür.”

“Bizi kendilerine düşman etmek istemeyen bu platformlar için bizler de artık “genel izleyiciyiz” ve bizi kaybetmeyi göze alamayacaklarının farkındayız. Zalimin, fobiğin televizyonu vardı, bizim de artık Netflix’imiz var! Allah!”
Dergiye; online aboneler dergi websitesinden ulaşabilir. Basılı halini edinmek isteyenler ise kitapçılardan yeni sayıyı satın alabilirler. Dergiyi internetten satın almak için ise Notabene yayınları ile iletişime geçebilirsiniz.