İnsan Hakları / Kent Hakkı

Yerel yönetimler ve yükselen LGBTİ hareketi

Pazartesi, 4 Şubat 2019
Haber: Kaos GL

Ayrımcılık ve toplumsal eşitliğin sağlanabilmesi adına çalışan kırılgan gruplar için siyasi temsil güvence oluşturacaktır.

Gülçin Gamze Özel, Kaos GL dergisinin “Yerel Yönetimler” dosya konulu 162. sayısına yazdı:

Türkiye’de LGBTİ hareketi, örgütlü bir mücadele olarak, her geçen yıl daha da güçlenerek toplumsal bir harekete dönüşmüştür. Hareketin, her geçen yıl, görünürlük ve tanınma taleplerinin ötesinde, daha geniş bir hak mücadelesine evrildiğini söylemek mümkündür. Kendi var olma mücadelesinin yanında, tüm “ötekileştirilen’’ gruplarla temas halinde olup mücadeleyi genişletmiş ve bu süreçte dayanışma noktasında da, görünürlük noktasında da önemli bir yol kat etmiştir. LGBTİ hareketini, cinsel yönelimleri nedeniyle toplumdan dışlanan, bastırılan, marjinalize edilip çoğu zaman yok sayılan bireylerin, farklılıklarıyla beraber toplumun eşit bireyleri olarak tanınmaları ve ayrımcılığa uğramamaları için yürüttükleri mücadele olarak tanımlamak mümkündür. Bu kapsamda da; LGBTİ hareketi, "yeni’’ konular, talepler, sınıflar, katılımcılar ve örgütlenme yapıları içeren "yeni’’ toplumsal hareketlere sahne olmaktadır.

LGBTİ hareketin, kamusal alanda varlığını göstermede zorlanmasının en önemli nedeni; hetero-ataerkil resmi söylem ve medya dili ile beslenen heteroseksüel toplumun eşcinsellere yönelik nefreti ve dışlayıcı tavrıdır. Avrupa Konseyi üyesi 47 ülkede homofobi, transfobi, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılık üzerine yapılan “Avrupa’da Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliğine Dayalı Ayrımcılık” (Council of Europe, 2011) araştırması da, Türkiye’nin LGBTİ bireylere yönelik ayrımcılıkta diğer ülkeler içindeki yerini göstermesi bakımından özelikle anlamlıdır. “Eşcinsel bir insan ülkedeki en yüksek siyasi pozisyona gelmeli mi” sorusuna, 2008’de İsveç Danimarka ve Hollanda’da yaşayanlar en olumlu yanıtları verirken, Bulgaristan, Kıbrıs ve Romanya’da en olumsuz yanıtlar verilmiş; 2009’da aynı soruya verilen olumsuz yanıtın en fazla olduğu ilk üç ülke arasına Türkiye de girmiştir (European Commission, 2009: 91).

Yerel Yönetimlerde LGBTİ Hareketinin Önemi

Temsili demokrasi, demokratik bir yönetimin karar ve yürütme organlarının seçimle gelmesi gerektiğini vurgular. Bu bağlamda yerel yönetim, oluşturduğu sınırlar içindeki halkın temsilcileri eliyle kendi kendini yönettiği özerk bir kurumdur ve demokrasi, özerklik ve halkın katılımı; yerel yönetimler açısından olmazsa olmaz kavramlardır. Dolayısıyla; yerel yönetim, kendi kendini yönetme erdeminin bir ifadesi sayılır ve demokrasi ve demokratikleşmenin vazgeçilmez bir ögesidir. Kendi kendini yönetme erdeminin sağlanması, toplumsal eşitliğin, yerel yönetimlerde var olabilmesiyle mümkün hale gelecektir. Bu noktada; var olabilme, yerel yönetimler tarafından ayrımcılığın ortadan kaldırılması adına yapılacak çalışmalar ve ayrıca yerel yönetimlere katılma hakkı ile mümkün olabilir. Yerel yönetimlere katılım hakkıyla; toplumsal cinsiyet hiyerarşisinin yaratmış olduğu; kırılgan grupların, var olabilme mücadelesi yadsınamaz bir yol kat edecektir. Siyasi temsil, hukuki taleplerin de görünürlüğünü arttıracak ve yasal düzenlemeler noktasında da bir yol açacaktır. Ayrımcılık ve toplumsal eşitliğin sağlanabilmesi adına çalışan kırılgan gruplar için siyasi temsil güvence oluşturacaktır. Bu durumda; temsiliyete ihtiyaç duyan ve aktif siyasette yer alması gereken LGBTİ hareketinin de yerel yönetimlerde var olması hem taleplerin doğru biçimde iletilebilmesini sağlayacaktır hem de görünürlüğü hiç olmadığı kadar arttıracaktır.

Sonuç Yerine

Siyasi temsilde LGBTİ hareketinin görünürlüğüne dair düşünürken; aklıma yıllar önce izlediğim Milk filmi geldi. Harvey Milk’in, beyaz perdeye aktarılan ve Sean Penn’in kusursuz oyunculuğuyla taçlanan film gerçek bir yaşam öyküsü. Bununla birlikte LGBTİ hareketinin, politikada var olabilme mücadelesi ile ilgili geçmişten geleceğe uzatılmış bir yardım eli aslında. Harvey Milk, 1930-1978 yılları arasında yaşamış Amerikalı politikacı ve LGBTİ aktivisti olmasının yanı sıra California eyaletinde eşcinselliği bilinerek seçilen ilk meclis üyesidir. Filmde; Milk’in ikonik sloganlarından biri haline gelen, “Benim adım Harvey Milk ve sizi örgütlemeye geldim’’ cümlesi aslında yola çıkmak için güzel bir motivasyon cümlesi. Siyasi görünürlüğün yanı sıra mahkemelerde, restoranlarda, sinemada, sokakta görünürlüğün başlaması örgütlü bir hareketin var olmasıyla mümkün olacaktır. Bu sebeple; derneklerin, platformların etkin kılınması ve aktivist yetiştirmesi önemlidir. LGBTİ hareketinin, politikada var olabilme mücadelesi adına ders niteliğinde bir yaşamı olan Harvey Milk, maalesef üzücü bir şekilde suikasta kurban gitmiştir ancak açmış olduğu yol; ötekileştirilen herkese cesareti ve vazgeçmemeyi öğretmiştir. Yaşamı boyunca inandığı şeylerden vazgeçmeyen Milk’in şu sözleri de siyasi görünürlükte LGBTİ hareketin umudu olmalıdır; “kendime şunu sordum; bir suikast neyi engelleyebilir Beş kişi On kişi Yüz Binlerce kişi Beynime giren kurşun beni öldürebilir ve kapılarını kapatabilir fakat insanlardan devam etmelerini istiyorum. Bu iş kişisel değil. Ego veya güç ile ilgili de değil. Özümüzle ilgili. Sadece eşcinseller değil, siyahlar, Asyalılar, yaşlılar, engelliler… Umut olmadan öz var olamaz. Biliyorum ki sadece umutla yaşanamaz. Ama umut olmadan da hayat yaşanmaya değer değildir. Yani siz, hepiniz… Onlara umut verin.’’

Kaynakça

Can Hamamcı, “Yerel Yönetimler ve Demokratikleşme Üzerine’’

Barış Erdoğan, Esra Köten, “Yeni Toplumsal Hareketlerin Sınıf Dinamiği: Türkiye LGBT Hareketi’’

https://meclistelgbti.wordpress.com/siyasette-lgbtiler/turkiyede-lgbti-hareketi-ve-siyaset/

Yıldırım Şimşek, Gerçek Bir Yaşam Öyküsü: Milk

*Bu söyleşi Siyah Pembe Üçgen ve Kaos GL’nin yürüttüğü, Avrupa Birliği’nin desteklediği “Türkiye Belediyelerinde LGBTİ Eşitlik Politikalarını Güçlendirme Projesi” kapsamında Kaos GL dergisinin “Yerel Yönetimler” dosya konulu 162. sayısında yayınlanmıştır. Bu, içeriğin Avrupa Birliği’nin resmi görüşünü yansıttığı anlamına gelmemektedir.