Yaşam

siz hiç bir hemcinsinizi arzuladınız mı?

Cuma, 30 Haziran 2006
Haber: Kaos GL


‘nedenini bilmiyorum ama özellikle erkek eşcinseller, travesti ve transeksüeller gerçekten eğlenmeyi bilen insanlar oluyorlar. belki yeterince acı çektikleri için mızıldanmaya ihtiyaçları yok, belki yeterince dert yaşadıkları için eğlenmeye ihtiyaçları var. belki başka bir şey. ama kendi cinsiyetinden olanları tanımadan ve anlamadan bırakın dünyayı ve ülkeyi kendimizi bile anlamak mümkün mü?’ ayşe düzkan’ın kaleminden…

KAOS GL

ayşe düzkan

iktidardakiler sadece hükümet ve devlet aracılığıyla siyaset yapabilirler. ama muhalefette olanların politika yapma alanları çok geniş. çünkü egemenlik ve iktidar her yerde.

siyaseti borsa endeksinin değişmesi, anadolu kaplanları’nın ihtiyaçları gibi konularla ilgili zannedenlerle muhalefetlerini onların yerine geçmekle sınırlı tutanlar için eşcinsel onur haftası gibi bir etkinliğin anlamı olmayabilir. ama eğer eşcinselseniz, kendi cinsinizden olanları arzuluyorsanız ve bu sebeple, çok küçükten ölene kadar, hayatın her alanında baskı ve ayrımcılıkla, zaman zaman cinayete varan şiddetle karşılaşıyorsanız (ankara’nın eryaman mahallesinde olup bitenleri biliyor musunuz?) muhalif siyaseti oy vermekle de sınırlayamazsınız, ara sıra mitinglere katılmakla da...

ama hazır ankaralı eşcinselleri anmışken geçen hafta gerçekleşen bir piknikten söz etmek istiyorum. geçen pazar günü ankaralı kaos gl derneği geleneksel ışık dağı pikniği’ni örgütledi. bu pikniğin ilki 1997 yılında düzenlenmiş. gerçekten geleneksel yani. ardında da çok hoş bir hikâye var. ankara’da üç gün süren bir elektrik ve su kesintisi oluyor. gece hayatını bilirsiniz, insanlar her ne kadar sadece eğlenmeye, yemek yemeye, içki içmeye çıktıklarını söyleseler de aslında gece hayatı, işin işgal ettiği gündüzlerimizden arta kalan zamanlarımızı yalnız geçirmemeye yarar (insan bazen ve hatta en çok, kalabalık bir evde yalnız kalabilir.) o yüzden flört gece hayatında bu kadar önemli bir ilişki biçimi. ve o yüzden gece mekânları net bir biçimde cinsel yönelimlere göre ayrılıyor. bu benimsediğim bir uygulama değil ama şimdilik böyle. işte o dönemde ankara’da eşcinsel, travesti ve transeksüellerin devam ettiği mekânlar bu kesintiler yüzünden üç gün boyunca kapanıyorlar. bunun üzerine ankaralı eşcinseller, travesti ve transseksüeller kaos gl’ye başvuruyorlar. o zamanlar henüz dernek değiller ama bir mekânları var, mekânın telefonları o klişe terimle kilitleniyor; „biz üç gün boyunca ne yapacağız?‘ diyenler tarafından. bunun üzerine dernek elektrik ve su idareleriyle görüşmeler yapıyor ama bir sonuç alınamıyor ve bir piknik düzenleniyor, herkesi mutlu etmek için. işte geleneksel pikniğin hikâyesi böyle. insanların yaşama, sosyalleşme alanlarını koruma ve savunma reflekslerinden doğan bir „gelenek‘.

bu aralar istanbul’da da eşcinsel onur haftası sürüyor. eşcinsel onur yürüyüşü, orijinal adıyla pride march ilk kez abd’de düzenlenmiş. pride, ingilizce gurur demek, bu kelimeyi, ayrıca people rejoicing in diversitiy everywhere; yani her yerde farklılıklarına rağmen bir araya gelen insanlar’ın kısaltması olarak d ayorumlayanlar var. bu yürüyüşün ardında da yine gece hayatıyla ilgili ilginç bir hikâye var. 1969 yılında polis new york’taki eşcinsel barı stonewall inn’e bir baskın düzenliyor. her zamanki baskınlardan biri bu ama bu kez biraz daha acımasız ve sert davranıyorlar. ve o sertlik bardağı taşıran son damla oluyor new yorklu eşcinseller polisle büyük ve ciddi bir çatışma yaşıyor. dikkatinizi çekerim, türkiye’den ya da vietnam’dan değil new york’tan bahsediyoruz. habire çatışma olmuyor orada. bundan sonra bu direnişi, stonewall direnişçileri’ni anmak için her yıl 28 haziran’da dünyanın birçok yerinde eşcinsel onur yürüyüşleri yapılıyor. tıpkı artık türkiye’de de olduğu gibi. bu hafta cumartesi günü saat 15.00’de istiklâl caddesi’nde istanbullu eşcinseller onur yürüyüşü yapacak. kendi cinsiyetlerinden insanlara âşık olmaktan utanç duymadıklarını, yalnız ve yanlış olmadıklarını paylaşmak, varlıklarından onur duyduklarını ifade etmek için yürüyecekler. pazar günü de tıpkı ankara’da geçen pazar gerçekleşen pikniğe benzer bir piknik düzenleniyor istanbul’da. bugüne kadar kendi cinsiyetinizden birine alıcı gözle bakmamış olabilirsiniz, bugüne kadar hiçbir eşcinselle ilgili aşağılayıcı ya da alaycı bir söz etmemiş de olabilirsiniz. ama bugüne kadar bir eşcinselle, bir travestiyle ya da transeksüelle hiç sohbet etmediyseniz, onun neler yaşadığını, neler hissettiğini hiç dinlemediyseniz ve eğer istanbul’da yaşıyorsanız bu pazarı onlarla geçirmenizi tavsiye edebilir miyim? sadece hayatın zenginliğinden uzak kalmamak için değil, aynı zamanda bize ve onlara neyin dayatıldığını farkedebilmek için... bir de şey, nedenini bilmiyorum ama özellikle erkek eşcinseller, travesti ve transeksüeller gerçekten eğlenmeyi bilen insanlar oluyorlar. belki yeterince acı çektikleri için mızıldanmaya ihtiyaçları yok, belki yeterince dert yaşadıkları için eğlenmeye ihtiyaçları var. belki başka bir şey. ama kendi cinsiyetinden olanları tanımadan ve anlamadan bırakın dünyayı ve ülkeyi kendimizi bile anlamak mümkün mü?

Kaynak: Gazetem.net, 29 Haziran 2006, Perşembe