Medya

İfade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki sınır nerededir?

Çarşamba, 20 Şubat 2019
Haber: Kaos GL

Ülkü Doğanay, KaosGL.org için bilgi notu hazırladı: İfade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki sınır nerededir?

İfade özgürlüğü nedir?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesine göre, herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük, aynı zamanda kanaat özgürlüğünü, kamu otoritesinin müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü içerir.

İfade özgürlüğü başka bir hakla çatışırsa ne olur?

İfade özgürlüğünün başka bir hakla çatışması durumunda, ya sözleşmenin 10. Maddesi uygulanır, ya da bu özgürlüğün kullanılması sözleşmede koruma altına alınan diğer hakların yok edilmesini hedefliyorsa, ifade özgürlüğünün sözleşme tarafından korunmamasına yönelik 17. Madde uygulanır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 17. Maddesi hakların kötüye kullanımını yasaklar. Buna göre, sözleşme hükümlerinden hiçbiri, sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesine veya burada öngörülenden daha geniş ölçüde sınırlamalara uğratılmasına yönelik etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkını sağlamaz.

Bu sınırlama ifade özgürlüğü için de geçerlidir. Ancak bu, istisnai bir durumdur.

Nefret söylemi 10. Madde tarafından korunan ifade özgürlüğü kapsamında mıdır?

Hayır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı, belli kişi ya da grupları aşağılamak gibi nefret söylemi içeren somut ifadelerin sözleşmenin 10. Maddesi kapsamında olmadığını, devletlerce ve ulusal yasalarca kısıtlanabileceğini ortaya koyar.

Gazeteci politikacıların ya da kamuoyunda tanınan kişilerin nefret söylemi içeren ifadelerini haberleştiremeyecek mi?

AİHM, politikacıların hoşgörüsüzlüğü alevlendirecek bir dil kullanmama konusunda sorumluluk sahibi olduğunu ortaya koymuştur.

Medyada, nefret söylemi içeren açıklama ya da ifade, eğer bunun sahibi gazetecinin kendisi ise, kabul edilemez. Gazeteci, başkalarının yaptığı açıklamaları sadece bildiriyorsa ve kendisi bunu benimsemiyorsa, o zaman durum farklıdır. Ancak, gazeteci bu haberi yaparken, nefret söylemi içeren ifade ve yargıları, genelgeçer, toplumun geneli tarafından kabul gören, onaylanan ifadelermiş gibi aktarmamakla yükümlüdür.

Örneğin bu ifadeleri tırnak işareti içine almaksızın başlığa taşımamalıdır.

Nefret söylemi içeren ifadenin, tırnak içinde olsa bile, başlıkta yer almasının öncelikle gazete haberlerinin yalnızca başlığını okuyan okurların gözünde bu ifadede yer alan kanaati meşrulaştırma işlevi görebileceğini; ayrıca başlığın gazetenin genel yayın politikası ile ilgili olarak algılanabileceğini dikkate almalıdır.

Eğer kamuoyunda tanınan birinin nefret söylemi içeren sözleri haberleştiriliyorsa, en doğrusu haberde bunun nefret söylemi olduğunun bilgisinin yer almasıdır.

Gazetecinin nefret söylemi karşısındaki sorumluluğu nedir?

Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi (Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 2009) gazetecinin sorumluluğunu şu şekilde tanımlamaktadır:

“3. MADDE: Gazeteci, başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur.

Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır.

İnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır.

*Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını (veya inançsızlığını) doğrudan saldırı konusu yapamaz.

*Kimlik veya özel durum: Açık kamu yararı olmadıkça ve olayla doğrudan ilgisi, bağlantısı bulunmadıkça, bir insanın davranışı veya işlediği suç, onun ırkına, milliyetine, dinine, cinsiyetine, cinsel eğilimine, hastalığına veya fiziksel, zihinsel özürlü olup olmamasına dayandırılmamalıdır.”