İnsan Hakları / Kent Hakkı

Nasıl bir yerel yönetim (10): Nefreti değil sevgiyi savunan

Cuma, 22 Şubat 2019

“Nasıl bir yerel yönetim” yazı dizimizde bugün Cem anlatıyor: “Doğayı, hayvanları ve çevreyi koruyan, sermayeyi değil emeği, nefreti değil sevgiyi savunan bir yerel yönetim hayal ediyorum.”

Yaklaşan yerel seçimler öncesi LGBTİ+’ları içeren yerel yönetimlerin nasıl olacağını, neler yapılabileceğini, bugüne dek dünyada nelerin yapıldığını inceliyoruz.

Türkiye’de 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesinde LGBTİ+’ların yerel yönetimlere ilişkin talepleri, siyasetçilerin bu taleplere ilişkin yanıtları, yerel yönetimlerde LGBTİ+’ların varlığına bu yazı dizisi kapsamında değinmeye çalışacağız.

Bu kapsamda hazırladığımız yazı dizimizde bugün Cem belediyelerin LGBTİ+’ların hak talepleriyle dönüşümünü ve gelecek dönemde yerel yönetimlerin nasıl bir yol izlemesi gerektiğini anlatıyor. Cem insanca ve özgürce yaşayabileceği kent hakkını talep ediyor.

“İnsanca ve özgürce yaşayabileceğim bir kent istiyorum”

“Siyasi iktidar tarafından ne kadar kısıtlanmaya, yasaklanmaya çalışılsa da yerel yönetimlerin LGBTİ+’ların ihtiyaç ve talepleri konusunda hala yapabileceği birçok şey var. Sonuna geldiğimiz 2014-2019 döneminde belediyelerin biz sesimizi yükselttikçe, ihtiyaç ve taleplerimizi görünür kıldıkça sorumluluklarını yerine getirmeye başladıklarını gördük. Önümüzdeki dönemde bu kazanımların pekişerek artmasını umuyorum.

“Peki, nasıl bir yerel yönetim? Ben insan haklarını geliştiren, doğayı, hayvanları ve çevreyi koruyan, sermayeyi değil emeği, nefreti değil sevgiyi, sömürüyü değil dayanışmayı savunan, ayrımcılıkla mücadele eden, bilime ve sanata değer veren bir yerel yönetim hayal ediyorum. Seçilen adayların seçim sürecinde verdikleri sözleri tutmalarını, taahhütlerini derhal uygulamaya geçirmelerini, dahası bu ilkeleri gönülden benimsemelerini ve seçildikleri belediyede içselleştirmelerini istiyorum.

“LGBTİ+’lar bugün birçok temel hak ve hizmete erişimde sorun yaşıyor, belediyelerin bu alanlarda destek mekanizmaları geliştirmelerini bekliyorum. İyi bir yerel yönetim eşitlikçi, demokratik ve katılımcı olmalı, belediyelerin sivil toplumla daha çok işbirliği yapmasını, planlama ve bütçeleme süreçlerinde kapsayıcı politikalar üretmesini bekliyorum. İnsanca ve özgürce yaşayabileceğim bir kent istiyorum ve kent hakkımı talep ediyorum.”

*Bu haber Siyah Pembe Üçgen ve Kaos GL’nin yürüttüğü, Avrupa Birliği’nin desteklediği “Türkiye Belediyelerinde LGBTİ Eşitlik Politikalarını Güçlendirme Projesi” kapsamında yayınlanmıştır. Bu, içeriğin Avrupa Birliği’nin resmi görüşünü yansıttığı anlamına gelmemektedir.

İlgili yazılar:

Nasıl bir yerel yönetim (1): Dünyadan iyi örneklerde İsveç

Nasıl bir yerel yönetim (2): Yanımda olan bir belediye

Nasıl bir yerel yönetim (3): Kadın Seçim Beyannamesi

Nasıl bir yerel yönetim (4): Dünyadan iyi örneklerde Birleşik Krallık

Nasıl bir yerel yönetim (5): Kentin her yerinde iyi hissedebilmek

Nasıl bir yerel yönetim (6): Ne ayrıcalık ne de ayrımcılık

Nasıl bir yerel yönetim (7): Kimsenin beni dikizlemediği…

Nasıl bir yerel yönetim (8): “Adayların LGBTİ+’lara karşı sorumlulukları var”

Nasıl bir yerel yönetim (9): “Şehirler kadınların ve LGBTİ’lerin yaşayabileceği şehirler halini alacak”