İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

Hakaret, şiddet ve para cezası kıskacında seks işçileri

3 Mart 2019

3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü’nde Pembe Hayat’tan Av. Emrah Şahin sorularımızı yanıtladı: Yasaklar, bekçi şiddetini teşvik ediyor. Düşman algısı yaratılıyor.

Avukat Emrah Şahin

Hindistan’ın Kalküta kentinde 3-6 Mart 2001 tarihleri arasında düzenlenen seks işçileri karnavalının ardından 3 Mart tarihi dünyanın birçok ülkesinde seks işçilerinin haklarını dile getirdikleri bir gün olarak kutlanmaya başlandı. Türkiye’de ilk defa Pembe Hayat Derneği 2008 yılında 3 Mart’ı kutladı.

Bu sene 3 Mart’a Ankara’da devam eden LGBTİ+ etkinlik yasağı ve bekçilerin seks işçisi trans kadınlara kötü muamelesi ile girdik. Bir yandan yasaklar ciddi hak ihlallerine yol açıyor; diğer yandan sokaklarda seks işçisi trans kadınlar baskı ve yıldırma operasyonları ile karşılaşıyor.

Pembe Hayat Derneği, bekçilerin şiddeti ile karşılaşan seks işçisi trans kadınlara danışmanlık veriyor. Dernekten Avukat Emrah Şahin, bekçiler ve yasak ile birlikte hakaret ve şiddetin arttığını söylüyor.

Av. Şahin, 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü dolayısıyla sorularımızı yanıtladı, mevcut durumu KaosGL.org’a anlattı.

Kanunsuz suç olur mu?

Kabahatler Kanunu ne diyor?

5326 Sayılı Kabahatler Kanunu suç vasfı taşımayan ancak kabahat niteliğinde olup para cezası kesilmesi gerekli fiilleri düzenliyor. Daha çok işportacılar için getirilmiş, işportacılar çok yüksek sesle gürültü yaparsa verilecek idari para cezasını öngören bir kanun. Başlığı da zaten rahatsız etmek.  Kanunun 37. Maddesi ‘rahatsız etme’ başlığı altında. Seks işçilerine bu maddeye göre para cezaları kesiliyor.

Peki bu kanun nasıl oluyor da seks işçilerine para cezası kesmek için kullanılıyor?

Kanunda kesinlikle “sokakta ya da caddede fuhuş yapan kişilere” para cezası kesileceği belirtilmiyor. Yıllarca bu kanun üzerinden seks işçisi trans kadınlara para cezası verdiler. Hukukçuların sürekli itirazları sonucu Anayasa Mahkemesi’ne taşınan davalar oldu. En son o dosyalardan kararlar da çıkmaya başladı. AYM de “kanunsuz suç olmaz” dedi ve bu kanunun “sokakta fuhuş yapanlara” uygulanamayacağını söyledi. Ancak buna rağmen uygulamada ısrar ediliyor. Ankara’da olan bu. İstanbul’da da uygulandığını duyuyoruz. Kabahatler Kanunu üzerinden seks işçisi trans kadınlara idari para cezaları kesiliyor AYM kararlarına rağmen.

Bu idari para cezalarını kim kesiyor?

Bekçiler, emniyet güçlerinin yerini aldı ancak onlar devriye geziyor. Bekçiler sokakta “fuhuş yaptığını” düşündükleri kişileri tespit ediyor. Ardından ya karakola götürüyorlar ya da karakoldan polis çağırıyorlar. Asayiş Şube’den polis memurları gelip para cezası tutanağı düzenliyor. Çoğu durumda Ankara’da tutanak örneğini para cezası kestikleri trans kadınlara vermiyorlar da.

Bekçiler sabahlara kadar sürekli sokaklarda olduğu için para cezalarında artış var. Bekçiler fiziken sürekli sokaklarda. Bu durum da idari para cezalarını arttırıyor.

Bekçilerin seks işçilerini karakola götürdüklerini söylediniz…

Bize başvuran seks işçisi trans kadınların aktardıklarına göre; son dönemde karakola götürmek azaldı. Onun yerine sokakta para cezası kesiliyor.

“Seks işçisi trans kadınlar araçlara bindirilip şehrin ücra köşelerine bırakılıyor”

Bekçilerin seks işçisi trans kadınlara Ankara’da yoğun şiddet uyguladığını haberleştirmiştik. Şiddet devam ediyor mu?

Bekçilerden kaynaklı çok yoğun şiddet olayları yaşanıyor. Hakaret ve psikolojik şiddet çok yoğun. Nispeten daha az olsa da fiziksel şiddetin de eşlik ettiği ciddi hak ihlalleri yaşanıyor. Hakaret vakalarına ilişkin çok fazla başvuru alıyoruz. Bir dönem seks işçisi trans kadınları sivil araçlarla alıp Çinçin, Elmadağ gibi şehrin ücra köşelerine gece vakti bıraktılar örneğin. Ciddi bir yıldırma operasyonu söz konusu.

Bunu yapanlar kimler? Tespit edilebildi mi?

Suç duyurusunda bulunduk. Sivil polis olduklarını tahmin ediyoruz ancak elimizde somut delil yok. Plakaları aldık, bu plakalar üzerinden suç duyurusunda bulunduk. Suç duyurusu sonucunda ortaya çıkacak delillerle faillerin kim olduğu netleşecek diye ümit ediyoruz. Ama bu saldırılar organize, süreklilik arz ediyor ve polisler bu olaylara göz yumuyor, şikayet almıyor. Caddelerde ışıkların kesilmesi gibi vakalar da yaşandı. Bütün bunlar “birkaç öfkeli vatandaşın” yapabileceği bir organizasyondan ziyade; “kamu eli var” hissiyatı yaratıyor. Eğer etkin ve derin bir soruşturma süreci yürütülürse faillerin kim oldukları ortaya çıkacaktır.

Seks işçilerinin sivil araçlara toplanıp şehrin ücra köşelerine sürülmesi ne zaman, nasıl oldu?

Bu uygulama Eylül ayında Siteler civarında başladı. Birkaç ay sürdü. Bu birkaç aylık sürede plakaları topladık ve suç duyurusunda bulunduk. Son birkaç ayda böyle bir şikayet yok ancak bir dönem ciddi bir baskı yapıldı.

“AYM kararına rağmen idari para cezaları kesiliyor”

Başa dönersek; seks işçiliği ya da “fuhuş yapmak” suç mu?

Türk Ceza Kanunu 227. Maddesinin başlığı “fuhuş” olsa da fuhuş suç değil. Fuhuşla alakalı ne varsa; fuhuşa aracılık, davet, reklamını yapmak kanunda suç olarak tanımlanıyor ancak fuhuş suç olarak tanımlanmıyor. Bu yüzden de caddede çalışan seks işçilerine bu kapsamda bir soruşturma açılmıyor ancak bahsettiğim gibi idari para cezaları kesiliyor.

Peki bu idari para cezaları nasıl belirleniyor?

Mülki amirlikler içerisinde Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonları var. AYM kararından önce bu komisyonlar “bu kişilerden şu kadar para cezası alacaksınız” diye bir bedel belirliyordu. “Malum bayan” diyorlar trans kadın seks işçilerine… Bu bedel üzerinden seks işçisi trans kadınlara para cezası kesiliyordu ve bunlar da tutanakta yer alıyordu. “Komisyonun şu sayı kararına istinaden” diye bir ifade yer alıyordu. Ancak son dönemde bana gelen tutanaklarda bu ifadenin yer almadığını fark ettim. İdare de AYM kararına aykırılık olacağı düşüncesiyle idari karar olmaksızın yukarıdan sözlü bir şekilde bu uygulamaları gerçekleştiriyor. Yani ne kadar para cezası kesileceğinin de dayanağı yok. Bir ay önce başkaydı para cezası şu an başka. Bunu kim, neye göre belirliyor?

Bu konuda Çankaya Kaymakamlığı’na bir yazı yazdık. Kaymakamlık açıkça “bizim böyle bir kararımız yok” dedi.  Ankara Valiliği’ne yazdık. Onlardan henüz bir cevap gelmedi. Cevap bekliyoruz. Bu idari para cezalarına ilişkin itirazlara başladık. İlk itirazımız reddedildi. Ondan sonraki itirazlarımız ise kabul edildi. Cezayı kesenlere görevi kötüye kullandıkları için de ayrıca suç duyurusunda bulunmayı da düşünüyoruz.

“Yasaklar; bekçilerin kötü muamelesini teşvik ediyor”

Bir yandan Ankara’da LGBTİ+ etkinlik yasakları devam ediyor. Yasaklar ile bekçilerin kötü muamelesi ve yıldırma politikaları arasında bir ilişki olduğunu düşünüyor musunuz?

İlişkisi elbette var. Kamu görevlilerinin inisiyatifine kalsa ve bu hak ihlalleri onların bireysel kin ve nefretlerine kalsa bazı şeyleri engellemek daha kolay olabilir. Birey ise söz konusu; yargılanması daha kolaydır. Ancak devletin ve kamu otoritesinin böyle bir yasakla tavrını açıkça belli etmiş olması kamu görevlilerine de bu konuda çok ciddi bir gücen sağlıyor. “Biz LGBTİ+’ların süresiz yasaktan dolayı illegal olduğunu ilan ediyoruz” diyorlar. Valilik, yürütmenin yani Cumhurbaşkanlığı’nın doğrudan iradesini yansıtıyor. Kentteki en büyük yetkilidir. Valilik böyle ilan ettikten sonra kamu görevlilerini ayrımcı olmamaları yönünde ikna etmek, illegal kişilermiş gibi davranmamalarını sağlamak da mümkün olmuyor. Bu kişiler hakkında yaptığımız suç duyuruları da takipsizlik alınca bu algı güçleniyor. Yargısal anlamda da çok üzerine düşülmüyor.

Yasaklama çok ciddi bir mesele ve ciddi hak ihlallerine yol açıyor. “Genel ahlak” deniliyor, “kamu düzeni” deniliyor ve bir algı yaratılıyor. Bir yandan da Yeni Akit gibi gazeteler sürekli nefret suçu işliyor, nefret söylemini yaygınlaştırıyor. LGBTİ+’ların düşman olduğu algısı yaratılıyor. Kamu görevlileri ve yargı da bu algıdan etkileniyor.

Bekçilerin kötü muamelesinin teşvik edildiği ve korunduğunu söyleyebilir miyiz?

Yasaklar teşvik ediyor. Aynı zamanda korunuyor da. Bunu resmî olarak yapmasalar da uygulanan politikalar ve yasaklama kararı bu sonucu doğuruyor.

Kamunun insan hakları kurumları da ayrımcı!

Yoğun hak ihlallerinden ve buna karşı hukuki girişimlerinizden bahsettiniz. Pembe Hayat, bu hak ihlallerine karşı nasıl bir yöntem izliyor? Seks işçisi bir trans kadın size başvurduğunda ne yapıyorsunuz?

Öncelikle sosyal hizmet uzmanımızla iletişime geçiyorlar. Eğer adli vaka içeren bir problem varsa konuya ben de dahil oluyorum. Ancak bu adli vakanın derneğimizin çalışma alanları içerisinde olması gerekiyor. Kişisel icra ve miras davaları gibi konulara meslek gereği de olamıyoruz. Ancak çalıştığımız alanla alakalı örnek davalama yapabileceğimiz meselelerde eğer danışanın maddi durumu da dava açmaya yeterli değilse dernek destek oluyor. Hak ihlali olduğu durumda davalara müdahil de oluyoruz.

Bunlar dışında telefonla ve yazılı danışmanlık da veriyoruz. Mahkemeye nasıl gidileceği, avukat tutma hakkı gibi işin alfabesi konularda da danışmanlık veriyor; hukuki süreci aktarıyoruz.

Derneğin açtığı stratejik davalar dışında Kamu Denetçiliği, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) gibi yarı yargısal yollara da başvuruyoruz.

Seks işçilerinin maruz bırakıldıkları şiddet ve hak ihlallerinin yanı sıra diğer transfobik ayrımcılıklara karşı da mücadele ediyorsunuz. Örneğin çok yakın zamanda Ankara’da bir otel trans kadınlara hizmet vermeyi reddetti ve TİHEK’e başvurdunuz. TİHEK de bu başvurunuzu “çalışma alanları içinde olmadığı” gerekçesiyle reddetti. Bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Net ve kesin bir şekilde reddedileceğimizi düşünmüyorduk. “Ayrımcılık kategorisi içerisinde cinsel kimlik yoktur” diyerek başvurumuzu almadılar. Bunun kendisi ayrımcılık. Türkiye’nin taraf olduğu kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi denilen sözleşme kapsamında çok açık şekilde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği var. Türkiye’deki kurumların da bu sözleşmeye uyması gerekir. Anayasa’nın 90. maddesi bunu söyler. Bunu artık herkes duydu ama bir türlü kurumlar duymuyor, duymamazlıktan geliyor. Bu karara ilişkin olarak davalama düşünüyoruz. Bu karara karşı dava yoluna gitmeyi düşünüyoruz.

Bekçiler?

KaosGL.org 2017 yılında LGBTİ+ hak savunucularına bekçi uygulamasını sormuş ve LGBTİ+ hak savunucuları bu uygulama ile sokaklarda ayrımcılığa uğrayacaklarını söylemişti.

Yazı dizisindeki haber ve söyleşiler şöyle:

Aman, bekçi!

“Bekçilerle mahallemizde dahi sokağa çıkamaz olacağız”

Bekçi olarak göreve başlayıp, “bekçi baba” olacaklar

Yeniden hayata geçen bekçilik sisteminin hukuki statüsü

‘Polisin yetişemediği yerde ihlalin adı bekçi’

İlgili haberler:

Mersin’de bekçiden trans kadına: “Bu şekilde gezemezsin!”

Ankara’da bekçilerden trans kadınlara “sokağa çıkma yasağı!”

Rezalet, haber diye hedef göstermektir!

“Sokakta ulu orta fuhuşa ceza yok” çünkü suç değil!

“Mahalle bekçileri ile tehdit, hakaret ve şiddet arttı”