İnsan Hakları

İnsan hakları örgütleri, LGBTİ+ yasaklarını Adalet Bakanlığı gündemine taşıdı

Pazartesi, 11 Mart 2019

İnsan hakları ve meslek örgütleri Adalet Bakanlığı’nın davetiyle eylem planı toplantısına katıldı. LGBTİ+ etkinlik yasaklarını eleştirdi, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin düzenleme talep etti.

Kaos GL Derneği’nin 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde gazetelere verdiği ilan, Çizim: Aslı Alpar

İnsan hakları ve meslek örgütleri, hükümetin ikinci 100 günlük eylem planının “Yeni Bir İnsan Hakları Eylem Planının Hazırlanması’’ alt başlığında değerlendirme ve önerilerini sunmak için 14 Şubat’ta Ankara’da Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nda çalışma toplantısına katıldı.

Toplantıya LGBTİ+’ların insan hakları alanında çalışan dernekler davet edilmedi.

Bakanlığın daveti üzerine aralarında İnsan Hakları Derneği, Hafıza Merkezi, Eşit Haklar için İzleme Derneği, Yurttaşlık Derneği, Diyarbakır Barosu, Türk Tabipleri Birliği ve Hak İnisiyatifi Derneği’nin de olduğu örgütler toplantıda görüşlerini belirtti. Toplantının ardından 7 örgüt 6 Mart’ta, görüş raporu yayınladı.

Raporun sunuşunda şu ifadeler yer aldı:

“Belirtmek isteriz ki insan hakları örgütleri ve demokratik kitle örgütleri gücünü sadece dayandığı kadim insan hakları mücadelesinden, tabanından ve bu mücadelelerin hukuk alanına yansımasının sonucu olan uluslararası hukuk belgelerinden alır. Bu bağlamda toplantıda sayısız insan hakları örgütünün kapısına kilit vurulduğunu, yurttaşların keyfi olarak yakalanma, tutuklanma, gözaltına alınma, yargılanma endişesi ile yaşamaya mecbur bırakıldığını, birçok insan hakları savunucusunun demir parmaklıklar ardında olduğunu, kadınlar, çocuklar, LGBTİ+ bireyler, dezavantajlı gruplar, mahpuslarla ilgili hak ihlallerini ve her türden ağır insan hakları ihlallerinin inkâr edildiğini, soruşturma ve kovuşturma makamlarının etkisizleştirildiğini, adalete erişimin imkansızlaştığını belirttik.”

LGBTİ+’lara yönelik suçlarda cezasızlık

İnsan hakları ve meslek örgütleri “yaşama hakkı” başlığı altında LGBTİ+’lara yönelik suçlarda cezasızlığın yaygın olduğunu vurguladı:

“Genel olarak dokunulamayan, soruşturulamayan kişiler ve kurumlar olduğu, çok güçlü bir cezasızlık olgusu söz konusu olduğu, cezasızlık olgusunun kadınlara ve çocuklara yönelik ihlal alanından, LGBTİ+ bireylere yönelik suçlara, zorla kaybetmelerden keyfi infazlara, cezaevlerinde mahpuslara yönelik onur kırıcı ve kötü muameleye kadar çok yaygın alanlara sirayet ettiği saptandı.”

LGBTİ+ dernekleri ile toplantı çağrısı

Örgütler Adalet Bakanlığı’na “genel olarak kadın, çocuk ve LGBTİ+ konusunda alanda aktif faaliyet gösteren örgütlerin kişilerin ve kurumların geniş katılımıyla birlikte bir toplantı düzenlenmesi ihtiyacı”nı da hatırlattı ve şöyle devam etti:

“En çok kötü muameleye ve onur kırıcı muameleye maruz alan kısmın kadınlar ve çocuklar ile LGBTİ+ bireyler olduğu saptanarak İstanbul Sözleşmesi’nin de dikkate alındığı çalışmalar yapılması ve İç mevzuatımızın İstanbul sözleşmesine uygun olarak düzenlenmesi önerildi.

“Sözleşmenin uygulanmasını denetleyen GREVİO raporuna uygun düzeltmelerin yapılması önerildi.

“Yaşam hakkı ihlali ile işkence ve kötü muameleye uğrama diğer temel hak ve özgürlüklerimizi kullanırken ve bazen hak arayışımız sırasında ortaya çıkmaktadır. Bu zincirleme ihlaller öncelikle Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması ve ihlal edenlerin etkili bir biçimde soruşturularak cezalandırılması ile mümkündür, devlet ayrıca dezavantajlı gruplar olan kadın, çocuk, LGBTİ+ ve mülteciler ve göçmenlerin temel hak ve özgürlüklerini korumakla yükümlüdür, bu alanda etkin bir koruma sağlamadığında başta çocuklar olmak üzere pek çok grup yaşam ihlaline uğramakta, şiddet ve cinsel şiddetle karşılaşmaktadır. Buna öneri olarak da; devlet bu grupların korunmasını sağlayan uygulamalar içerisinde olmalıdır.”

“LGBTİ+ etkinlik yasağı hakkın kullanımını ortadan kaldırıyor”

İnsan hakları ve meslek örgütleri Ankara’da devam eden LGBTİ+ etkinlik yasağından da bahsetti:

“Ankara Valiliği tarafından 19 Kasım 2017 tarihinde süresiz olarak alınan LGBTİ+ etkinlikleri yasağı, hakkın toplumun bir kesimi tarafından kullanımını ortadan kaldıran bir uygulamadır. Valilik yaptığı açıklama da “… yapılmak istenen organizasyona katılacak olan grup ve şahıslara yönelik olarak; birtakım toplumsal duyarlılıklar nedeniyle de bazı kesimler tarafından tepki gösterilebileceği ve provokasyonlara neden olabileceği değerlendirildiği …” ifadeleri yer almaktadır. İdarenin yükümlülüğü yapılmak istenen etkinliği yasaklamak değil, etkinliğin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi için kolluk güçleri tarafından gerekli önlemlerin alınmasını ve etkinliğin gerçekleştirilmesini sağlamak olmalıdır.”

Kabahatler Kanunu

Örgütler Kabahatler Kanunu’nu eleştirdi ve yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi:

“LGBTİ+ bireylere Kabahatler Kanununa dayanarak kesilen cezalar da göz önüne alındığında Kabahatler Kanunun kişilerin sahip olduğu hak ve özgürlükleri kullanımını kısıtlayan maddelerden arındırılması gerekmektedir.”

“TCK 122 ve TİHEK Kanunu’na cinsel yönelim eklenmeli”

Toplantının ayrımcılığa ilişkin bölümünde ise insan hakları örgütleri Türk Ceza Kanunu’nun ayrımcılığı düzenleyen 122. Maddesinin işletilmediği ve özellikle LGBTİ+’lara ve azınlıklara yönelik nefret söylemi suçlarının cezasız kaldığına dikkat çekti:

“TCK 122 pratikte işletilmemekte özellikle LGBTİ+ ve azınlıklara yönelik nefret söylemi suçları cezasız kalmaktadır. TCK 122’de tanımlanan ayrımcılık zeminleri arasında etnik kimlik ve cinsel yönelim eklenmelidir. 2004 yılında yürürlüğe giren maddede 2014 yılında bir değişiklik yapılarak nefret kelimesi maddenin başlığına eklenmiştir. Yapılan değişiklikle birlikte maddenin kapsamı daralmış; ayrımcılık suçu, nefret saikinin varlığına bağlanmıştır. Madde ECRİ’nin tavsiyeleri dikkate alınarak gözden geçirilmeli ve pratikte işletilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.”

İnsan hakları ve meslek örgütleri cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini ayrımcılık temelleri arasında saymayan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK)’i de eleştirdi:

“TİHEK Kanunu’nda ifade edilen ayrımcılık temelleri arasında cinsel yönelimin sayılmamıştır. Bu durum sıklıkla ayrımcılığa uğrayan LGBTİ+ bireylerin mekanizmayı kullanamamasına neden olmakta, bundan da öte bizatihi ayrımcılık temellerinden biri olarak cinsel yönelimin sayılmamasının kendisi ayrımcı bir pratik olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla ayrımcılıkla düzenlemelerde ayrımcılık temelleri arasında cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim mutlaka sayılmalıdır.”

İlgili haber:

‘TİHEK, ayrımcılıkla mücadele düzenlemesi yapılırken ayrımcılık yaptı’