İnsan Hakları / Sosyal Hizmet

“Sosyal çalışmacının dostlukla ilgili LGBTİ+ hareketinden öğreneceği çok şey var”

19 Mart 2019

Prof. Dr. Özlem Cankurtaran Dünya Sosyal Hizmet Günü’nde KaosGL.org’a konuştu: “LGBTİ+ hareketinden sevgi, dostluk ve aşkla ilgili öğreneceğimiz çok şey var. Hak mücadelesi dostluk yaratıyor. Dostluk dediğimiz şey birlikte yürümeyi, yol arkadaşlığını gerektiren bir mesele.”

Bugün, Dünya Sosyal Hizmetler Günü. Dünyada 1983 yılından bu yana her yıl Mart ayının üçüncü Salı günü Dünya Sosyal Hizmet Günü olarak kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler’in de bir partneri olan ve Türkiye’den Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği’nin (SHU-DER) de parçası olduğu Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu (IFSW), 2012'den beri, Birlemiş Milletler gündemine paralel olarak küresel gündemler belirliyor ve iki yılda bir değişen gündemlerle küresel politika çalışmalarına katkı veriyor. 2019-2020’de bu gündem “İnsan İlişkilerinin Öneminin Desteklenmesi” olarak belirlendi.

Peki, “İnsan İlişkilerinin Öneminin Desteklenmesi” ne anlama geliyor? Sosyal hizmetlerle ilişkisi nasıl kurulabilir? LGBTİ+’larla birlikte çalışan sosyal hizmet uzmanları açısından insan ilişkileri nasıl önem kazanıyor?

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’nden Prof. Dr. Özlem Cankurtaran bu soruları KaosGL.org için yanıtladı.

Birlikte yol yürümek ve dostluk

Dünya Sosyal Hizmetler Günü’nün ajandası 2019 ve 2020 senelerinde “İnsan İlişkilerinin Öneminin Desteklenmesi” olarak belirlendi. Bu tema sosyal hizmetler açısından ne anlam ifade ediyor?

Sosyal Hizmetler Günü dünyada 1983 yılından bu yana kutlanıyor. Bu gün aslında bir kutlamadan ziyade mücadele alanını işaret ediyor. İnsan İlişkilerinin Öneminin Desteklenmesi temasında ise; küreselleşme ve neoliberal dünyanın beraberinde getirdiği “hiper bireysellik” denilen olgu önem kazanıyor. İnsanlar arası ilişki neredeyse sadece çıkarla çok bağlantılı bir biçimde haz kaynaklı bir ilişkiye dönüşüyor. Sevgi, aşk, dostluk dediğimiz daha farklı bir yapılanmayı beraberinde getirecek insan özelliklerinin çok yıprandığını görüyoruz. Onun için insan ilişkilerinin önemi dediğimiz tema bir mücadele alanı olarak ortaya çıksın istedi Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu.

Bugün belirsizlikler çağını yaşarken ilişkilerde samimiyet arayışı en çok aranan özellik olarak ortaya çıkıyor. Bu arayış ilişkilerde büyük beklenti yaratıyor. Tatmin yaratmayan ilişkiler kullan at felsefesiyle yaşanıyor. Bu sürekli haz arayışı bir kısır döngü yaratıyor ve içe çökmüş kırılgan benlikler ortaya çıkartıyor. Bu nedenle de eleştirel sosyal hizmet anlayışına her zamankinden çok ihtiyaç var.

Meseleyi bu bahsettiklerimden okuduğumuzda unuttuğumuz o sevgi, aşk, dostluk meselesini yeniden gündeme getirmek ve bunun nasıl inşa edileceğini tartışmak için bu tema var. Sosyal hizmetler daha çok dışlananlar ve ayrımcılığa maruz kalanlar meselesi imiş gibi görülüyor. Özellikle bu yeni sosyal olmayan devlet tarafından da inşa edilmiş bir durum ile karşı karşıyayız. Devlete; “pek çok alandan sen geri çekil” denildi ve devletin geri çekildiği alanlardan birisi de sosyal hizmetler oldu. Devletin bu geri çekilmesi ile başka bir kurum yeniden devreye girdi. Bir kurum olarak dinler yeniden sahneye çıktı. Halbuki biliyoruz ki ulus devletlerin kurulması sürecinde din epeyce geride duruyordu. Ancak son süreçte dinin bir kurum olarak özellikle bizim gibi ülkelerde sosyal hizmetlerde yeniden devreye girdiğini gözlemliyoruz.

Sevgi, aşk ve dostluk gibi sosyal hizmetlerle ilk bakışta doğrudan ilintili görülmeyen kavramlardan bahsettiniz. Bu kavramların sosyal hizmetler ile nasıl bir ilişkisi var?

Biz daha çok acılar ve ayrımcılık üzerinden tartışıyoruz sosyal hizmetleri ancak bana kalırsa LGBTİ+ hareketinden sevgi, dostluk ve aşkla ilgili öğreneceğimiz çok şey var. Sosyal hizmetlerin de bu anlamda bir literatür oluşturacaksa post-modern feminist hareketten ve LGBTİ+ hareketinden beslenmesi gerekiyor. bell hooks’un sevgi, aşk ve dostluk üzerine yazdıkları çok önemli.

Yanı sıra; diğer dışlanan ve hak mücadelesi yürüten gruplardan da öğreneceğimiz çok şey var. Hak mücadelesi dostluk yaratıyor. Dostluk dediğimiz şey birlikte yürümeyi, yol arkadaşlığını gerektiren bir mesele.

Bilginin yanı sıra duygu

Öğrenmenin yanı sıra LGBTİ+’larla çalışan sosyal hizmet uzmanlarının neye dikkat etmesi gerekiyor? Daha eşitlikçi bir sosyal hizmet uygulaması nasıl inşa edilebilir?

Baskı karşıtı, eleştirel ve güçlenme odaklı sosyal hizmet uygulaması bağlamında meseleyi ele almak gerekiyor. Geleneksel bağlamda ele alırsak; baskı ve eşitsizliği yeniden üretme riski ortaya çıkıyor. Hakları temel almak ve birlikte yürümek iki önemli yaklaşım. Sosyal çalışmacının toplumdaki konumu var bir kere. Bu konumu da bütün iktidar ilişkileri ile çok yakından ilişkili. Sosyal çalışmacının birlikte çalıştığı LGBTİ+’lara “akıl vereceği” ya da “sadece yardım edeceği” kişiler olarak yaklaşmaması gerekiyor. Birlikte yol yürüyeceği kişiler olmalı LGBTİ+’lar. Esasında bağlantı kurmanın içerisinde bilgi var ama duygunun da çok yoğun olması gerekiyor.

Dosyadaki söyleşilerin tamamı:

“Sosyal çalışmacının dostlukla ilgili LGBTİ+ hareketinden öğreneceği çok şey var”

“Sosyal hizmetleri heteronormativiteden arındırmak gerekiyor”

“Sosyal hizmet uzmanı, süreci mülteci LGBTİ+’larla birlikte yürütmeli”

Mülteci LGBTİ+’lar ve sosyal hizmet: Süreğen travmatik strese karşı güçlenme