Yaşam

ÇİRKİN: Güzellik beyazların üstünlüğü üzerine inşa edilmiştir

Çarşamba, 20 Mart 2019
Haber:

#BodyPositivityInColor (#BeyazOlmayanlarİçinBedenOlumlama) için yazılan bu yazıda Vanessa Rochelle Lewis "çirkin" kavramını ve bu kavramın neyin güzel olduğunu tanımlayan beyaz üstünlükçü, sömürgeci, cisheteronormatif, kadın düşmanı ve engellifobik yapılara dayanışını inceliyor.

*Vanessa Rochelle Lewis'in 8 Şubat 2019 tarihli ve https://wearyourvoicemag.com/body-politics/bopoincolor/ugly-white-supremacy-beauty linkli yazısının çevirisidir.

Bu yazıda cinsel saldırıya ve köleliğe değiniliyor.

Gençken Bay Smith adında bir matematik öğretmenim vardı. Patlayan şeker gibi çıtırdayan sesli ve 50 dakikalık derste hiçbirimizin yüzünde duramayan gezgin bakışlı, ilginç bir adamdı. Benim tenim yeni sulanmış ve düzgünce havalandırılmış yanık ombre renkli bahçe toprağı rengindeyse onunki de tavşanların sığındığı, sindirimi kolaylaştıran, bol demirli böğürtlen otlarının kökünü besleyen nehir taşlarının kırmızılığındaydı. 

İkimiz de Steve Urkel'ı gururlandıracak bir ritimde İngilizce konuşurduk, tombulduk ve inek öğrenciler gibi giyinirdik, gözlüklerimizi sürekli burun kemiğimizin üstüne itme ihtiyacı duyar ve eğitimin siyahların özgürlüğü ve toplumsal kalkınma için son derece önemli olduğuna inanırdık. Bay Smith cebir hocası olsa da edebiyatı ve gösteri sanatlarını severdi ve ben de bir kız evlat, çocuk ve matematiksel anlamda hesaplanılabilir her şeyden nefret eden biri olmaktan yani her şeyden önce bir şair ve göstericiydim. Tam anlamıyla aramızda bir bağ olmasa da, o benim sanatçılığımı takdir ediyordu, ben de onun hocalığına tahammül ediyordum. 

Bir gün, öğrenci yetenek gösterisi için yeni bir şiiri sunduktan sonra takdirkâr ve kutlayan bir gülümsemeyle yaklaştı ve: "Vay be Vanessa, Beyoncé'ye benzemiyor olabilirsin ama duygu dolu şiir yazabildiğin kesin." dedi. 

Yüzüne bakakaldım. Özellikle yazma becerimin ünlü bir pop yıldızı ve seks ikonuna benzeyip benzemememle kesinlikle hiçbir ilgisi olmadığını bildiğim halde, yeteneğime ilişkin bir onayın, özellikle yetişkin bir adamdan görüntüme dair olumsuz bir nitelendirme ile beraber gelmesine nasıl cevap vereceğimi idrak edemedim. 

"Oh" diyebildim sadece, duygularımı anlamak için yürüyüp giderek. İğrenmiştim. Güzel olmasam da yetenekli olduğum imasına alındığımı biliyordum ancak serebral kovuğumda hışırdayan, nörondan nörona atlayan, dirençli küçük Siyah feminist yumruğunu sallayan başlangıçlar olsa da 15 yaşımdaki beynimin henüz açıkça ifade edemediği başka bir şey vardı.

Bana asılmadığı ya da beni çekici bulmadığı açık olsa da, Bay Smith'in yorumunda cinsel anlamda uygunsuz bir şey olduğunu biliyordum ancak tam olarak ne olduğunu kavramam yıllarımı aldı. Bugün yetişkin bir kadın olarak anlıyorum ki, Bay Smith'in bana ve diğer çocuklara erişimi olmasından dehşete düşmüş vaziyetteyim. 

Açıklamama izin verin. Beyoncé olağanüstü yetenekli de olsa, kendisinin çalışma etiğinden tüm dünya haberdar da olsa Beyoncé'nin başarısı, belirli güzellik anlayışlarına uyan insanların ayaklarına serdiğimiz itibarı, nüfuzu ve şenliği de resmediyor. Kültürün, toplumsal cinsiyetin, sınıfın ve sınırların ötesinde Beyoncé güzelliğin ve seksiliğin evrensel ve kesin temsili gibi gösteriliyor. 

Bay Smith, etkili şiir yazma becerimi onaylarken bana Beyoncé'ye benzemediğimi söyleyerek, hem toplumun hem kendisinin güzellik anlayışına uymadığımı açıklığa kavuşturuyordu. Böyle yaparak, bir çocuk ve yetişkin, bir öğrenci ve öğretmen, bir koruyucu ve korunan olarak aramızdaki ilişkide masumiyeti, güveni ve güvenliği tamamen yok ederek rızam olmaksızın beni yakalayıp o evrene yolluyordu. 

Ben artık şiiriyle gurur duyan bir genç kız değildim. Ben artık matematik öğretmeninin çekici bulmadığı ve dünyanın da çekici bulmayacağı gerçeğinin bilincinde bir genç kızdım. Bay Smith'in yorumu, kimin nasıl göründüğüyle kafayı bozmakla kalmayıp görünüşünü kişinin değerleri/karakteristiğiyle özdeşleştiren ve "çirkinliklerini" yeterince düzeltmeyen ya da bunun üzerine gitmeyenleri ötekileştiren bir dünyada, geleceğin yetişkin Siyah bir kadını olarak hoşa gitmememin, çekici bulunmamamın ve çirkin olarak algılanmamın benim için ne anlama geldiğine kafa yormaya zorladı. 

Açık olmak gerekirse, dünyayı güzellik ve arzu edilirlikle takıntılı diye suçlamıyorum. Güzel şeyler bizi harekete geçirir ve bize ilham verir. Nefret, korku, açgözlülük, kıtlık ya da diğer yaygın toplumsal veya bireysel etkenler yerine güzelliğin beni harekete geçirmesini tercih ederim ancak güzellikle olan ilişkimizde beni dehşete düşüren birkaç şey var. 

"Güzel", "Arzu Edilir", "Çekici Olmayan", "Çirkin" Gibi Kavramlar Evrensel ve Nesnel Gerçeklermiş Gibi Davranılıyor

Tarihin zengin ve ayrıcalıklı romancılarının, şairlerinin ve görsel sanatçılarının hala ünlü yaratılarından olsun ya da alabilecekleri her kuruş için umutlarımızı ve güvensizliklerimizi arayıp tarayan günümüzün eğlence ve güzellik endüstrilerinden olsun, yaygın olarak kabul gören tek ve dar bir güzellik kavramı olduğunu ve bu kavramın ne olup olmadığı konusunda hemfikirmişiz gibi düşünelim diye beynimiz yıkanmış. Dolayısıyla, insan özelliklerinin belirli suretlerinin çok benzer sembolleri neredeyse her sanat, medya ya da reklam parçasında ve ortak bilincimizde bu görüntü ve standardı pekiştirerek tekrar ediyor. 

Benzer olarak, çirkinlik ve çekicilik de aynı derecede evrensel görülüyor. Komedyenler, müzisyenler ve yazarlar birini çirkin addettiğinde neyi kast ettiklerine dair hepimizin genel bir fikri olur ve çirkin addettiklerini tasvir etmeye başladıklarında özellikler neredeyse her zaman aynıdır: Kusurlu dişler, "Afrikalılara has kıvırcık saç", belli belirsiz göz kapakları, indijenöz hatlarıyla beraber koyu renk ten, yayık/uzun burunlar ve dudaklar, geniş bedenler, görünür fiziksel engellilikler, kıllılık, görünür hastalıklar.

Neyi güzel bulduğumuz veya neye arzu duyduğumuzla özerk, hatta akışkan ilişkilerimiz olması bize öğretilmedi. İnsanların görünüşlerini eleştiren aynı medya ve eğlence kaynakları, çirkin ya da hoş olmayan olarak tanımladıkları karakteristiklere sahip kişileri çekici bulanları da benzer şekilde eleştiriyor veya mizah yoluyla yerden yere vuruyor. Bu kişiler çaresiz, tuhaf ya da irdelenmesi gereken başka sorunları varmış gibi resmediliyorlar. Sarhoş erkeğin "çirkin", şişman ya da trans kadınla eve gittiği köhne şakaya yaslanmakla kalmayıp erkeği eve götürdüğü kişinin üç kağıdına gelmiş kurban gibi yansıtan o kadar çok şarkı, televizyon programı ve film var ki.

Bu semboller yaratıcı hayal gücümüzü, bireyselliğimizi, özgün ve tatmin edici ilişkiler arama becerimizi kısıtlıyor. Sevgiye, hayranlığa ve hatta empatiye ulaşabilmek için belirli bir şekilde görünmeye çabalamamız ve görüntümüzü değiştirmemiz gerektiğini öğretiyorlar. Bu önemsiz ve sınırlı güzellik kavramına ulaşmak çok önemli bir şeymiş gibi bir tutumumuz var. Bu kavramın dışında kalmayı tercih edenler yanlış bir şey yapıyorlar ve bu yanlış irdelenmeli ve düzeltilmeli aksi halde bu kişiler eşitlik, nüfuz, bağlanma, dahil edilme ve hatta bazen saygıyı hak etmiyor gibi görüyoruz.

 "Güzel" ve "Çirkin" Kavramlarının Beyaz Üstünlükçü Tarihleri Var 

Okulda öğretilen dünün yazar ve sanatçılarının çoğunluğu beyaz ve Avrupalıdır. U.S. Academic Complex (Birleşik Devletler Akademik Bileşeni)'i Avrupalı-Amerikan sömürgeciler tarafından oluşturulmuştur ve eğitim sistemlerini kendi tarih, felsefe, devlet yönetimi, sanat ve edebiyat görüşlerine dayandırırlar. Ancak Avrupalı ve Hristiyan ilimler gibi Amerikan ilmi de, Açık Kader (https://tr.wikipedia.org/wiki/Manifest_Destiny)'i, savaşı ve sömürgeciliğin ve emperyalizmin diğer biçimlerini meşrulaştırmaya araç olarak da geliştirilmiştir. İşgücü, seks aracı, barbar ya da köle olarak sunulmadığımız sürece, bizi, sanatımızı, yazınımızı ve tarihimizi eğitim sistemlerinden dışlayarak, yerli, Afrikan, Asyalı halkları tehlikeli, ilkel, akılsız caniler gibi tasvir eden mit ve tektipleştirmeleri akla uygun gibi gösterdiler.

Akademik alanların dışında, gazetelere, ders kitaplarına, yazılı medyaya etnisitemize özgü fiziksel özelliklerimizi abartıp alay konusu eden karikatürler yayıldı. Irk inşa edilirken ve ırksallaştırılan beyaz olmayan kişiler insandışılaştırılırken, bilim insanları yüz hatlarımız ve beden biçimlerimizin neden çekici olmadığını, beyinlerimizin neden "az geliştiğini" ve bu yüzden muhakeme becerimizin nasıl sınırlı olduğunu, sadece barbarca ve ilkelce seks, yemek ve zevk güdüleriyle hareket ettiğimizi analiz eden makaleler yazıyorlardı. Bize atadıkları yetersiz toplumsal rolleri özümsemeye zorlayarak, kendi din ve dillerini öğreterek, kendi atalarımızın kültürlülüğünden feragat edip kendi kültür kırıntılarına alıştırarak, beyaz öğrencilere kültürümüzü, itibarımızı ve yeterliğimizi bastırmak görevleriymiş gibi öğretiliyordu. Bu aynı öğrenciler bildiğimiz Amerika Birleşik Devletleri'ni tasarlamaya devam ettiler.

Şu anki siyasetçilerimizin, medya patronlarımızın, kasting ajanslarımızın, yazarlarımızın, editörlerimizin, moda tasarımcılarımızın ve kimin görünür olduğunu kontrol eden ve etkileyen diğerlerinin çoğu - bunlara beyaz olmayan nüfuz sahipleri ve içerik üreticiler de dahil - bu aynı Avrupa merkezli değerlerle sosyalleştiler ve eğitildiler. Bu yüzden medyada gördüğünüz beyaz olmayan, karmaşık ve kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz karakterlerin çoğunun genelde daha açık ten renkleri, daha uzun saçları, daha ince bedenleri ve Avrupaî güzellik standartlarına uyumlu yüz hatları var. Bu nedenle gördüğünüz düz saçlı olmayan, geniş bedenli ve/veya koyu ten renkli karakterlerin çoğu genelde çok kısıtlı, benzer ve tektipleştiren rolleri oynuyor.

Bize kendimizi nasıl algılayacağımızı, nasıl ifade edeceğimizi, bedenimizle nasıl hareket edeceğimizi öğreten modern medyamızın, bilimimizin, siyasetimizin ve sanatımızın çoğu, Birleşik Devletler'in bugünkü insanı ve dünyayı tüketen canavar olmasına imkân veren soykırımcı, köle sahibi, yerel halk düşmanı ve yabancı karşıtı değerleri hâlâ taşıyor.  

"Güzel" ve "Çirkin" Kavramlarının Yakıtı Kapitalist, Kadın Düşmanı, Heteronormatif Ataerkil Değerlerdir

Bu kültürde (ve diğer birçok kültürde de) standart olarak neyin güzel neyin çirkin olarak algılandığı öncelikle beyaz, zengin, erkek ve güçlü kişiler tarafından belirlenir ve bu standartlar neredeyse herkes, hatta heteronormatif dinamiklerin dışında kalmak için mücadele verenler tarafından bile devam ettirilir. Bunun bir amacı var. 

Biz insanlar birbirimizi sınıflandırmayı severiz. Bu sınıflandırmalar toplumsal hiyerarşilerde birbirimizin yerini bulmamıza, birbirimizi anlamamıza ve birbirimizle bireysel ilişkiler kurmaya emek vermek yerine nasıl iletişim kuracağımıza karar vermemize yardımcı olur. Tıpkı güzel gibi çirkin de içinde birçok şey barındıran, dinamik bir kategoridir. Ancak çirkin, o şekilde tasarlanmadığı için erkekleri hiçbir şekilde etkilemeyecektir ama sistematik olarak tekrar tekrar kadınları, feminenleri ve diğer ötekileştirilmiş cinsiyet kimliklerini hedef alan, onlara zarar veren, onları tanımlayan ve dışlayan bir kategoridir. Bana öğretilen Avrupa merkezli tarihlere göre yakışıklı olarak algılanan erkekler kesinlikle ayrıcalıklıyken, bir erkeğin toplumsal değerini belirleyen görünüşü değildir. Tarihsel olarak bir erkeğin toplumsal değerini belirlemiş olan fiziksel güç, verimlilik, yenilik, zeka, liderlik becerileri ve kapitalist kazanç ve nüfuz sağlayacak diğer özelliklerdir.

Böylesine değerli bir erkek, satın aldığı mal ya da kendisine sunulan unvanlar, topraklar, giysiler, hayvanlar, eşler, köleler ve daha fazla güç, servet ve nüfuz sağlayacak olan diğer tüm şeyler aracılığıyla alenen değerini sergileyebilecektir. Bu bağlamda, kadınlar (en azından beyaz ve varlıklı olanlar) sembolik maddi değer, ganimet ve maldır. Bu kadınlar, erkeklerin ve erkek türü ve kimliğinin gözden çıkarılabilir, yeri doldurulabilir, değiş tokuş edilebilir, nesneleştirilmiş eşyaları ve uzantılarıdırlar. Her kadın gibi bu kadınlar da dayak yiyebilen, tecavüz edilebilen hatta bazen mahkeme izniyle erkek sahipleri tarafından öldürülebilen sahipliklerdir. 

Bu kadınların değerini görünüşleri belirler ve onlarla evlenen erkeklerin sermayeleri olana kadar babalarının sermayeleridirler. Sonuç olarak, görünüşleri ayrıca güç kaynakları, rahatlık ve itibar için fırsat olasılığı ve elbette bir ayrıcalıktır. Kadınlar hâlâ güzel olarak adlandırılabilip itibarları olsun, seçilebilsinler, çirkin olarak addedilenlerin kaderinden kaçabilsinler diye mümkün olan her şeyi yapmak için eğitilirler.

Bir kadınsanız, çirkin olmak son derece kötüdür. Seçilmek için yeterince güzel bulunmayan elit kadınlar ebeveynlerine, kız kardeşlerinin gelin olarak gittiği ailelere ya da kiliseye hizmetçi olurlar. Eğer şanslılarsa, sanatçı ya da akademisyen olurlar. Ayrıcalıklı erkekler tarafından fark edilecek kadar varlıklı ya da "güzel" olmayan kadınlar anca işçi, anne, bakıcı veya bundan daha azı olarak görülürler. Zenginliğin temsili olarak algılanmak yerine, onlardan daha çok güç sahibi insanlar tarafından daha da zengin olmak için kullanılan araçlardırlar. Bu kadınlar zengin hemcinslerine nazaran daha erken ölürler. Daha hastalıklı ve yorgun hayatlar sürerler. Başka seçenekleri yoktur. 

Bazı şeyler dönüşürken birçok yönde de aynı kalıyor. Kültürümüzdeki kadınlar artık geçmişteki gibi seçilmiyorlar ve artan sosyoekonomik ve ailevi/romantik seçenekleri var ancak hâlâ heteronormatif tutumlarla, erkekleri ödül olarak görerek, değerimizi arzu edilebilirliğimiz aracılığıyla belirleyerek, güzelliği kaynaklara ve itibara ulaşım yolu görerek sosyalleşiyoruz.

Güzellik Erişim Hakkıdır, Güzelliğin Olmaması ise Haklarından Sistematik Mahrum Bırakılmadır ve Biz Kültürel Olarak Görünüşü Karakterle Bir Tutuyoruz

Güzellik ayrıcalığına sahip olmak sadece romantik veya samimi bağ kurmaya ya da ailevi partnerliklere yardımcı olmuyor; sosyoekonomik hareketliliği ve refahı da kolaylaştırıyor. İnsanları görünüşlerine dayanarak sınıflandırma sürecinde, bu kategorilerden toplumsal hiyerarşiler yaratıyoruz. Beyoncé gibi kültürel güzellik standartlarına ve beklentilerine en iyi uyanlar sırf bu özellikleri nedeniyle kutlanır, onaylanır ve takdir edilir. Görünüşleri diğerlerinin sahip olamadığı ama olmak için çalışması, örnek alması, büyük saygı duyması ve özenmesi gereken bir beceri ve başarı gibi görülür. İnsanların dönüşmek veya birlikte olmak istedikleri kişiler olurlar. Çünkü onlar bu kültürde diğerlerinin tüketmek ya da ulaşmak istediği standartlardır; başarıları itibar, güç, güven ve nüfuz ile ödüllendirilir. Diğerleri onlarınkine benzer ayrıcalıklar edinme, onlar tarafından kabul edilme ve sevilme şerefine kavuşma ve bu insanların hak ettiklerini düşündüğümüz saygı ve hayranlıkla muamele edilme fırsatı umudu ile onlardan sosyal ipuçları alırlar.

Playboy malikânesi, kırmızı halı, müzik videoları, yat partileri, klüp ve partilerin VIP alanları gibi dünyada sadece belirli güzellik standartlarına uyan kişiler için var olan mekânlar vardır. Bu mekânlarda yok yoktur. Lezzetli yemekleri vardır; lüks hediyeler verirler. Cafcaflı yerlerdir. Çoğunluğumuzun anca televizyonda "daha güzel" insanları izleyerek ya da medyada haklarında okuyarak şahit olabileceği yerlerdir buralar.

Bir film ya da yazın karakterinin başka bir karaktere laf arasında hiç "O kadar güzelsin ki, hayatında bir gün bile çalışmana gerek olmayacak." dediğini duydunuz mu? Bu fikir konfordan daha başka bir şeyi ima eder; belirli güzellik standartlarına uyan kişilere duyduğumuz eşsiz bir güvene işaret eder. Eğer birisi güzelse, hayatta her şeye sahip olduğunu varsayarız ve her şeye sahip olduklarını varsayarsak bize zarar vermelerine, bizi manipüle etmelerine, bizden çalmalarına ya da hayatlarımızda başka kötülüklere sebep olabileceklerine inanmaya nedenimiz olmaz. Bu sebeple, onlara rahatça hareket edebilecekleri alanlar veririz. 

Geleneksel güzellik standartlarına uymayan kişilerin aksine belirli güzellik standartlarına uyan kişiler mahkemelerdeokullarda ve gelir elde etmede daha iyi muamele ile karşılaşıyorlar ki ayrıcalıklar da böyle işler. Açık olmak gerekirse, bu kişilere tahsis ettiğimiz güzellik ve ayrıcalık kavramları, diğerlerini çirkin olarak addetmesek ve sınıflandırmasak var olmazdı. Güzelliği ödüllendirme sürecinde güzel olmayanları cezalandırıyoruz. Belirli şekilde görünmenin kişinin özgüven, çalışkanlık, profesyonellik, sağlık, özsevgi, insaniyet, güvenilirlik ve kabiliyet konularında nasıl olduğunu gösterdiğine inanıyoruz topluca. 

İnsanlar hem sevilmek hem partnerlik için seçilmenin yanı sıra muktedir, güvenilir, işe alınabilir ve becerikli olduklarını kanıtlamak ve kendi güzelliklerinin peşine düşmek için her yola başvuruyorlar. Büyüme çağımda babam sıklıkla beni şöyle uyarırdı: "Vanessa, güzel kızım, çok zekisin ancak biraz kilo vermen, saçlarını düzleştirmen, görünüşün hakkında bir şeyler yapman lazım. Ne kadar kalifiye olursan ol, hiçbir erkek daha az yetenekli ama çok daha çekici birini seçebilecekken tüm gün sana bakmak istemez."

Babam toksik maskülenitesini üzerine eğilinmesi ve son verilmesi gereken bir şey olarak görmek yerine bir norm olarak tesis ederken ayrıca görünüşümün itibarımı etkileyeceğini, ekonomik anlamda beni yoksun bırakacağını ve birçok alanda seçeneklerimi kısıtlayacağını ileri sürüyordu. Haklı olduğu yerler vardı. Benimle göz teması kurmayı reddeden erkekler oldu. Bununla beraber, babam güzelliğin kaynaklara erişimle hiçbir ilgisi olmaması gereken öznel bir şey olduğunu fark etmese de, ondan farklı düşünen bir sürü insan ve işverenle karşılaşma şansım oldu. 

Güzellik Standartları İnsanların Bütünlüğünü ve İnsanlığını Görünmez Kılıyor ve Kendi Hayatî Kararlarımızı Sunuyor

Bu standartlara uyan kişilere - özellikle kız varsayılanlara ya da kız olarak yetiştirilenlere - kimliklerini, kariyerlerini ve sanatlarını görünüşleri çevresinde oluşturmaları öğretiliyor. Görünüşleri sosyal varlıklarının bir koşulu oluyor; beden ve yüzleri kan ve etin basit bir bileşimi olarak görülmek yerine bir mesleğe ve ticarete dönüştürülüyor. Belirli bir şekilde görünen kişilere görünüşlerine yatırım yapmaları, görünüşlerini hayatlarının merkezine koymaları ve bir sosyal sermaye gibi kullanmaları öğretiliyor. Görünüşleri diğer yaratıcı, mesleki veya kişisel uğraşları için kesinlikle yardımcı olabilirken özerklik ya da görünüşlerinden bağımsız haz/yaratıcılık peşinde koşmaları teşvik edilmiyor. Hatta kendilerini güzelliğe veya arzu edilebilirliğe dayanan uğraşlarla sınırlamaları konusunda baskılanabiliyorlar. 

Güzellik bu kültürde bir ayrıcalık ve itibar sebebiyken tehlikeli bir lanet de olabilir. Güzellik insanları öldürür. Güzellik ve güzellik ayrıcalığı takıntısı bazı kişileri ölüme götürür, estetik ameliyatından kaynaklanan komplikasyonlardan ölenlerde olduğu gibi. Diğerleri ise onlara sahip olmak, onları güzellikleri nedeniyle cezalandırmak ya da reddedilince acısını çıkarmak isteyenler tarafından öldürülüyor. Yüzünüz hem politik hem de toplumun çirkinliğini yansıtan bir şey olduğunda, size kendiniz olma, kendi arzu ve tutkularınızı keşfetme, sınırlar koyma ya da aşırı sonuçlara meydan vermeden "Hayır" deme fırsatı verilmez. Bu deneyim özellikle kadınlar olmak üzere herkes için geçerlidir; ancak güzelliğin hiyerarşik ölçüleri içinde deneyimleyenler için daha biriciktir. 

Geleneksel güzellik standartlarına uymayan bizlere ise değerimizi başka yollarla bulmamız öğretilir. Dünyanın ekonomik anlamda daha çok ezilen ve daha cinsiyet temelli ayrımcı kısımlarındaki insanlar (Amerika'daki yerler dahil) ya da bizden önce gelenler kadar imkânlarımız kısıtlı olmasa da, toplumsal değerimiz hâlâ üretkenliğe bağlı. Becerilerimizi geliştirmeye, iyi ve itaatkâr işçiler ve bakıcılar olmaya, zekâmızın maharetlerini keşfetmeye (tabii bazı öğretmenlerimiz görünüşümüze dayanarak zekamızı değerlendirmeye kalkmazsa) teşvik ediliyoruz. Girişkenlik, seçme hakkı ve özdeğer yerine başkaları gibi olmak, seçilmenin hayalini kurmak, oraya varmak için büyük fedakârlıklar yapmak öğretiliyor. Bize dünyadaki en kötü şeyin çirkinlik olduğu öğretiliyor. 

Son Yazıları